Sömürüye hayır...

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Gün geçmiyor ki gazete sayfalarında ve televizyon ekranlarında kadınlara yönelik tacizden, istismardan, eziyetten, psikolojik baskıdan, hakaretten tutun da, öldürmeye varan şiddet haberlerine rastlamayalım.

10 yaşındaki kızının gözleri önünde, boğazı kesilen anne Bulut “ölmek istemediğini”  haykırıyor, kan revanlı ortamda küçük çocuğu çığlık çığlığa “ne olur ölme anne” diye bağırıyor ve bu sahneler canlı kanlı yayınlanıyor.

Emine Bulut cinayetini fırsat bilen din düşmanı, aile düşmanı çevreler, eşcinsel sapkınlığın yaygınlaştırılma ve aile yıkma amacı güden İstanbul Sözleşmesinin imajını yenilemek, tenkitleri bertaraf etmek için propagandaya başlıyor. 

Hristiyan Batı’nın fonladığı feminist derneklerin korumasındaki, İstanbul Sözleşmesinden kaynaklanan uzaklaştırma kararlarının, aileyi bölüp parçaladığı, boşanmaları hızlandırdığı, eşler arasındaki iletişimsizlik duvarını kalınlaştırıp, nefret ve şiddeti körüklediği gerçeği görmezden geliniyor.

Günümüzde bütün insanlık şeytanın hile ve tuzaklarına maruzdur. Küfür, isyan, günah pislikleri açıktan akan lağım gibi, alenen insanların üzerine boca edilmektedir. 

Kadının özgürlüğü” maskesi altında kadınları, gençleri ve insanlığı yoldan çıkarmak ve ahlâkî çöküntüye yuvarlamak için desiseler kuran fesat şebekeleri, bozguncu mihraklar öncelikle kadını “sosyalleşmek” bahanesiyle sokağa atıp yozlaştırıyor ve yoldan çıkarıp ucuz bir mal gibi piyasaya sürerek istimal ediyorlar.

İfsat komiteleri, sinema, dizi, reklam, internet, gazetelerle kadınları alabildiğine sömürmekte, onları fıtratlarına ters bir hayat tarzı yaşamaya zorlamakta ve aileyi tahribe uğraşmaktalar. 

Güzellik yarışmalarında, podyum gösterilerinde, magazin programlarında, TV reklamlarında ve dizilerde kadınlar kullanılırken sömürülmekte, her türlü gayr-ı meşruluk öne çıkarılıp bataklığa sürüklenmekteler.

Kadını özneleştiren diziler aileye olan güveni zedelemekte, evliliğe olan olumlu yaklaşımları lekelemekte, aşkı, sevgiyi, saygıyı, eşler arasında olması gereken güveni, dayanışmayı, sabrı, tahammülü, emeği sarsmaktadırlar.

Allah’ın bize bir emaneti olan eşimiz, Rabbimizin bize göz aydınlığı olarak verdiği kızımız, yaratılışımızda hatta hayatımız boyunca ilk sığınağımız, anamızın saygınlığı lekelenmektedir.

Kadın, insan neslini doğuran ve yetiştiren muhterem bir varlıktır. Onun kalbi, sevgi ile nakış nakış işlenmelidir ki, çocuklarını o sevgiyle korusun, büyütsün ve topluma yararlı insanlar haline getirebilsin. 

Kadın, anamızdır. Analarımız bizlerin dünyaya gelmesine vesile olan fedakârlık sembolü kimselerdir. Çekirdeğin toprağın yüreğinde hayat buluşu gibi, çocuk da anada hayat bulur. 

Kur’an ifadelerinde kutsileşen, Peygamberimizin dilinde yüceleşen anne, merhameti, çileyi, sabrı ve fedakârlığı aşk haline getiren, duası kabul olan, hoşnutluğu cennet yolunu açan en saygı değer insandır. 

Anne, bağlılığın fedakârlığın, cömertliğin, karşılık beklemeden vermenin ve sevmenin sembolüdür. Anne, ilahi rahmete benzer. Hep verir, fakat karşılık beklemez. Annelerimiz başlarımızın tacı, dertlerimizin ilâcı, gönüllerimizin sultanıdırlar.

Kadın ailenin ve dolayısıyla da toplumun temel taşıdır. Aile, toplumun çekirdeği, milletin temelidir. Toplumun huzuru, ailede başlar. 

Bu nedenledir ki milletlerin huzuru ve dirliği ailenin huzuruna, mutluluğuna bağlıdır. Yani kadının mükemmelliği, toplumun mükemmelliğini hazırlayacaktır.

Aile, bu dünya hayatında insan için çok önemli bir huzur, sükûn cenneti, manevi güç ve mutluluk merkezidir. Aile, aynı zamanda milli özellik ve dini güzelliklerin hafızası, fert ve toplum kültürünün değeri ölçülmez bir hazinedir.

Aile hayatında dertler, kederler, problemler bir bütünün parçaları olan aile bireyleri arasında paylaşım ve fedakârlıkla hafiflerken, sevinçler bayrama dönüşür. 

Anne-babanın şefkat kucağında yetiştireceği merhamet, doğruluk, dürüstlük gibi milli ve manevi değerlere saygılı yavrularla toplumun geleceği teminat altına alınır. 

Kadın, mutluluk ve güven kaynağı, yaşamın acı-tatlı günlerini birlikte paylaştığımız hayat arkadaşımız, eşimizdir. Hayatın zorluklarını, üzüntü ve kederlerimizi onunla paylaşarak hafifletiriz. 

Kadın, bizim sadık dert ortağımızdır. Huzur ve mutluluğumuzu onunla paylaştıkça hayatımız daha bir anlam kazanır. 

Eşler için aile huzur, paylaşım ve iffet mekânı, çocuklar için terbiye, sevgi ve şefkat ocağıdır. Eşler arasındaki ilişki, sevgi, saygı, adalet, merhamet ile örülüdür. 

Kadın, Yüce Allah’ın bizlere birer emanetidir. 

Nitekim Sevgili Peygamberimiz Veda Hutbesinde: “Ey İnsanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah’ın koyduğu ölçülere hassasiyetle uymayı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız. Onları, Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır” buyurmaktadır. Tağuta köle olmak mı, yoksa peygamberin emrine ram olmak mı? 

Tercih bizlerin…

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • MemetMemet19 gün önce
    Arkadaş siz derdinizi açık açık deyiverin hele, nafaka mı ödemek istemiyorsunız? Kadın istemese de evini geçindiremeyen çalışmayan çocuklarıyla ilgilenmeyen kadını döven adama zorla hizmet etsin mi istiyorsunuz? Kadın kendi ayakları üzerinde duramasın, devlet korumasın, eliniz altında size muhtaç köleniz olsun mu istiyorsunuz, nedir derdiniz?
  • ORHAN İNANORHAN İNAN19 gün önce
    ELLERİNİZE SAĞLIK.MİLLETİMİZİN İNANCINA VE HASSASİYETLERİNE UYGUN BİR YAZI OLMUŞ..TEMENNİMİZ İKTİDARIN BİR AN EVVEL GEREKLİ TEDBİRLERİ ALMASI VE EVVELİNDE ALDIKLARINI DA TAHKİM EDEREK, DAHA HIZLI NETİCE ALMA YOLLARINI AÇMASIDIR..BU MİLLET DİNİ İSLAM İLE HEMHAL OLUP,ÖZÜNE VE HAK ETTİĞİ ŞEREFİNE KAVUŞMALI..MİLLETİMİZİN VEDÜNYA MAZLUMLARININ KURTULUŞU BUNDADIR..FİİLİ VE SÖZLÜ DUALARIMIZ BU YÖNDEDİR.
  • selim yavuzselim yavuz19 gün önce
    Sayın yazar Mason ve Emperyalistler yani Siyonistler gündemi beliyor içerideki uşaklarına neyin gündem olmasını istiyorlarsa onu yaptırıyorlar.Hem Ülkede kavos yapmak hemde Mumin Türklerin dikkatlerini dağıtıyorlar.Bul Ülkede yani Yerli ve Milli Müslümanların dikatleri Ülkemizdeki çok tehlikeli ve vahim duruma gelen Uyuşturucu.Müslümanların Çocukları yok oluyur ve kimsenin umurunda değil olmyorda siyonistle bunu gündeme alınmasını istemiyor.Sizin gibi yerli Milli Mumin cesur yürekli yazarlardan uyuşturucu tehlikesinin gündeme getirilmesi umudundayız.

Günün Özeti