Şimdi birlik beraberlik, kardeşlik, kucaklaşma zamanı

24 Nisan 2019 Çarşamba

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’nın Çubuk ilçesinde şehit er Yener Kırkıncı’nın cenaze namazının ardından şehit ailesi tarafından protesto edilerek yumruklu saldırıya uğradı. 

Anadolu kültüründe, bu coğrafyada cenazeye gelene karşı böyle bir tepki yoktur ve kabul edilemez. Ben de kabul etmiyor ve kınıyorum.

Önce CHP lideri Kılıçdaroğlu’na, sonra da tüm Türkiye’ye büyük geçmiş olsun diyorum.

Şiddet hiçbir surette hak arama yöntemi olamaz, olmamalı.

Bu olayı şehit acılarının yol açtığı doğaçlama bir tepki olarak görüyorum. Çünkü anlık tepkiler bir anda kitlesel bir protesto gösterisine, hatta linç psikolojine dönüşebiliyor. 

Şehit cenazeleri birlik ve beraberliğin çağrısıdır. Bu vatan için ödenen bedelin acılarının paylaşıldığı kardeşlik buluşmalarıdır şehit cenazeleri. 

Şehit cenazelerinde CHP’ye ve dahi Kılıçdaroğlu’na gösterilen tepki yeni bir şey değildir. Özellikle son yıllarda gönderilen çelenklerin parçalandığına, ıslıklı protestolara, sözlü sataşmalara şahit olduk.

Dikkatli olmalıyız ve de şehit cenazelerini kimsenin siyasete alet etmemesi elzemdir. 

Türkiye düşmanı PKK’nın Suriye uzantısı PYD’ye halk hareketi diyeceksin, siyasi uzantısı HDP ile ittifak yapacaksın, terörist cenazelerine katılan vekilleri partide barındıracaksın, FETÖ’yle siyasi işbirliği yapacaksın sonra da istenmediğin halde şehit cenazesine katılacaksın. Millet bunu hoş görmez, canı yanan şehit aileleri bunu hoş karşılamaz.

Şiddete arka çıkmanın, terör yanlısı olanlarla yol yürümenin sonuçta ülkeyi nasıl bir felakete sürüklediğini görüp, kendi geçmişinle yüzleşmelisin Kılıçdaroğlu.

Saldırının hedefi kaos çıkarmak da olabilirdi. Gerginliği topluma yaymak isteyenler Türkiye’yi büyük bir şiddet sarmalının içine sürükleyerek ellerinden kayan ülkeyi kontrolsüz, çalkantılı, fitne girdabının içine sokmak istiyorlar çünkü.

Kardeşliğimizi dinamitlemek, ülkeyi karıştırmak, bizi birbirimize düşürmek, bölüp parçalamak, huzursuzluk çıkarıp birliğimizi, dirliğimizi bozmak için kamplaşmayı, siyasetteki gerginliği kullanıp Türkiye toplumunu, inanç ve etnik pusularla bir “açık yara” haline getirme gayretleri bildiğimiz bir şey.

Milletçe “duyarlı” olmak zorundayız. Oyun büyük. İçerideki maşaların da desteğiyle amaçlanan Türkiye’yi bölüp parçalamaktır. 

Türkiye’nin büyük bir kargaşanın içine sürüklemek istendiği sır değil. Her olayda toplumsal fay hatlarını kaşıyarak, kışkırtarak toplumu karşı karşıya getirmeye çalışmaları rutin bir işlem haline gelmişken bu saldırı kızgın demirin soğumasının kolay olmayacağının işaretidir.

Bu saldırı seçim ortamının oluşturduğu gerginliğin, kutuplaşmanın geride kalmasını istemeyenlerin eline koz olabilir. FETÖ ve PKK kartı elinde patlayan Batı, Türkiye’yi tekrar kontrol altına alabilmek ve mevcut gidişatı tersine çevirmek için yeni planlara yönelecektir. 

Türkiye düşmanlarının yeni bir Gezi olayını sahneye koyma arzusuna işaret fişeği rolü verilebilir. Buna karşı hissiyatlı olmak zorundayız. 

Günlük duyguların, öfkelerin esiri olursak kızgın demiri soğutmamız mümkün olmaz. Kızgın demiri soğutmayı başaramazsak ülke hızla büyük bir kaosun içine yuvarlanacaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye ittifakı” için elini uzattığı bir dönemde Kılıçdaroğlu’na yapılan bu saldırıyı soğukkanlılıkla idare etmeliyiz. Bu olay öfkesine yenik düşmüş, heyecanlı birkaç acılı insanın saldırısı olarak görülüp kapatılmalıdır.

Tam da demokrasi sınavından geçmekte olduğumuz bir dönemde atılan bu yumruğu aynı zamanda kardeşliğe, demokrasiye ve ekonomiye atılmış sayanlar bu işi kaşıyarak kutuplaşmayı kışkırtmaktadırlar.

Çok can yandı, kan aktı, mal zarar gördü, yaşananların ardından içimiz sızladı. Türkiye’yi şiddet diline, tahammülsüzlüğe, kavgaya alıştırmak isteyene yol vermemeliyiz.

Şimdi gerginlikleri azaltma zamanıdır. Türkiye’yi karıştırmak isteyen provokatör ajanlar hazır kıta bekliyor. Türkiye’yi bir karanlık bir oyunun içine çekmeye çalışanlara karşı uyanık ve duyarlı olmak zorundayız.

Bu noktada siyasiler başta olmak üzere herkesin yapması gereken ise soğukkanlı olmak ve duyarlı davranmaktır. Daha doğrusu kimseyi suçlamadan, dışlamadan, ötekileştirmeden Türkiye ortak paydasında buluşmaktır. 

Farklı düşünsek de, farklı şeylere inansak, değişik şeyleri sevsek de bütünleşebilmeliyiz. Ötekileştirmek, ayrıştırmak, gruplaştırmak Türkiye düşmanlarının arzuladığı bir ruh halidir ki, bu da tüm toplumu yakar, herkes zarar görür. Felaketten başka bir yere getirmez.

Bizleri ayrıştırmalarına, kamplaştırmalarına, bizleri birbirimize kırdırmalarına izin vermez isek oyunları bozulur. Türkiye’de müşterek huzur zemini ile sosyal barışı önemseyen herkes bu konuda duyarlı olmak zorundadır. 

İnadına kardeşlik… İnadına birlik beraberlik… İnadına kucaklaşma…

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Refıgül BaltacıRefıgül Baltacı1 ay önce
    Sayın yazarımız yazınızdan dolayı teşekkür edıyoruz.Yanlız ateş düştüğü yerı yakıyor.Çelışkılı söylem ve hareketler sonuz.Yaptığımız söyledığımız söylem ve davranışlarımız bu sonucu doğurdu.Cünkü arada cok büyük fark vardı kımse kımsenın acısı ıle oynamasın.Elbette şıddete karşoyız olmaması gereken .Yanlış elbette yanlışama benım acım varken kımse yanıma yaklaşmasın.Selam ve dua ıle
  • YAVUZ ÖZTÜRKYAVUZ ÖZTÜRK1 ay önce
    Yaşım 54. 1980 öncesini de yaşadım. Kim ki sosyalizmi , milliyetçiliği ve dini değerleri mecrasından saptırıp abartırıyorsa bilinki bundan siyasi ve maddi olaraknemalanıyordur. Temiz insanlar kullanıyor ve canlar yanıyor. Üzülmemek elde değil. Çok güzer bir yazı .Tşk.
  • engineerengineer1 ay önce
    birlik beraberlik yapalım, böreği ban küreği san diyenler ne kadar da adaletli birlikten bahsediyorlar, börreği onlara küreği birlik olana, olsun hiç olmazsa birine börek düşerse ötekine de kürek düşüyor,
  • AngaralıAngaralı1 ay önce
    Yine sorunun ana kaynağını görmezden gelmiş yazar, ne demiş zanlı ifadesinde radyoda TV de duyduğum zillet ittifakı illet ittifakı söylemlerinden etkilendim!Yani sevmiyorum bu adamdan nefret ediyorum yaptım demiyor, suçu kimlerin üstüne attığı belli, üstelik bu adam ak parti üyesi, yani siyaset yapıyor, bu nefreti kimse üstlenmez, icad edenlerin üstüne kalır!

Günün Özeti