• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI
19 Şubat 2020

Sevgisiz ve sevimsiz gündeme isyan

Yazımı yazmak için bilgisayarımın başına geçiyorum. Fikir kelebeği olup gökyüzünde uçuşarak tuşlara dokunmak yerine yüreğimde karalar bağlayan sarmallarla boğuşuyor, tökezliyorum. Bugün bir yanım geç ekrana yaz derken, diğer yanım hüzünlü bir boyun eğişle suskunluğu yeğliyor.  

Yüreğimde bir boşluk var, hissediyorum ve ben bu boşluğun içinde bir o yana bir bu yana savruluyorum. Suskunluğumu ve hüznümü içime atarak kendime saklamak istiyorum. 

Bugün içimden bir şey yazmak gelmiyor. Sevgisiz bir dünyada yaşananları görüp, duyup, dinledikçe yüreğimden akan satırların peşinden giderek, güzele, hayra, ışığa ulaşacak yolu bulmak istiyorum.

Yeryüzünü sarıp sarmalayan benlik sevdasını, bu uğurda akıtılan kan ve korkudan titreyen dudakları ile akan gözyaşlarını düşünmeyip, düşündüğüm kadarıyla güzel bir şeyler yazsam mı diye çabalasam da bencillik tohumundan nasiplenip sevgisizlik rüzgârlarında savrularak büyüyen “acı gerçekler” birer birer aşılması gereken engeller olarak önüme çıkıyorlar. 

Kötümserliğin pozitif olan karşısındaki ezici gücü her şeyi silip süpürüyor. Aklıma gelen camdan kelimelerin her biri bir yerlere çarpıp kırılıyor. Hayatım boyunca bir şeyin kırılma ve çatlama sesinin insanı bu kadar gerebileceğini, çaresiz bırakıp acılar çektirebileceğini bilemezdim.  

Suskunluğumu, hüzünlerimi kimseyle paylaşmıyor, yüreğimin en derininde kendime saklayarak kötümserliğin, arka sokak niyetlerin esiri oluyorum.

Fakat bu var oluş bir itiraz dalgası büyütüyor kalbimin ta derinliklerinde. Niye hep olumsuzluklar, acılar, gözyaşları ve hüzün var yeryüzünde. Bugün niye güzel bir haber beklemeyeyim, niye bugün güzel bir hikâye dinlemeyeyim, bugün niye gülen insanlarla olmayı tercih etmeyeyim.

 Bugün güzel şeyler düşünüp, güzel şeyler hayal edip düşündüğüm kadar yazmayayım. Bugün güzel duygulara uyanmak istiyor, gönülleri okşayacak konuları kaleme almak istiyorum diye haykırıyor gönül bağımın bülbülleri. 

Her şeye rağmen “mutluluk”, bütün kötülükleri yok edecek “sevgi”, yaratandan ötürü yaratılanı sevebilecek bir yürek arayışı içinde içimde saklananları dışarı atmak istiyorum. Fakat yeryüzünü saran “sevgisizlik halkaları” bütün insanlığın kalbine hükmediyor.    

Hayatın içinden ölüm ve zafer haberleri, akan gözyaşlarını hedef alan silah sesleri  umutları, sevinçleri, acıları, hayalleri, beklentileri buharlaştırıyor. Akıl ekranında beliren güzel kelimeler çarçabuk silinirken, filizlenip hayat bulmaya çalışan güzel şeylerin ömrü bir kelebeğin ömrü kadar kısa oluyor ve yok içinde varlığını yitiriyor. 

 Hayat birilerine güzel şeyler verirken, birilerinden hayallerini, düşüncelerini, umutlarını, yarınlarını alıyor. Gözyaşlarını, damarından kanını çalıyor.

Oysa yüreğimin hayra, güzele, coşkuya çırpıntısının “ruhumun sevinci” olmasını arzuluyor, güzeli görme rüyasıyla gözlerimi ufuklara dikmek istiyorum. Güzel şeylerin sorgulayıcısı olma, sevgi rüzgârıyla savrularak insanlar için “gönül çelen” olma, kalemini haktan ve halktan yana kullanma isteği maalesef hayat bulamıyor kendine. 

Dünya gündeminde hâkimiyetini kurmuş olan kan ve gözyaşı, vakti ağlama vakti olarak ilan etmiş ve karşısında kıs kıs gülüyor. Dünya üzerinde oluşturulan “İslamifobya” harekâtı geleceğe yön verip şekillendirirken Müslüman ülkeler birbirinin altını oyup, sadece seyrediyor.

Sevgisiz bir dünyada, silahların gölgesinde yaşamaya mecbur edilen insan her hareketinin, her adımının, her kelimesinin, her tebessümünün hesabını yapar oluyor. Varoluş türküsünü söyleyebilmek için çaresizlik içinde çıkmaz sokaklarda kendisine yol ararken kendisini yok oluş rüzgârlarında savrulurken buluyor. 

Yazılı ve görsel medyada kendine yer bulup öne çıkanlar hep negatif enerji yüklüyor insana. Hep olumsuzluk eki taşıyan haberler, hep insanın yüreğini burkan, yüzünü buruşturan resimler.

Yeryüzünün diğer parçalarında durum farklı mı sanki? Suriye’de Esed rejiminin askerleri İdlip’te yaşam alanı bırakmadı, Arakan’da katledilen masumların bulunan mezarları, İsrail’in hain Kudüs planı, Filistin’de sivil halka sıkılan kurşunlar, Libya’da akıtılan kardeş kanı haberleri kendi halkının hayat seviyesini üst seviyelerde tutmak için, sömürü düzeni adına insanlığa sunulan ölüm fermanlarıdır. 

 Her sayfası iç geçiren haberlerin sıralandığı gazeteler, her haberinde hüzün, kan, gözyaşı bulunan televizyon haberleri ve bunları allayıp pullayan yorumcular, köşelerinden sızlayan dünyanın gözyaşları dökülen kalemşorlar ve bütün bunların sadece izleyicisi konumundaki insanımız da artık güzel şeyler okumak, olumlu gelişmeler karşısında duygulanmak, insanı sevindiren haberleri izlemeyi arzuluyor ve bekliyor.

Bütün bunlar, dili olmayan kalplerin bizarlığının resmi ve beklentisi. İnşallah o günleri de görüp yaşarız diye bir bahar beklentisi ta derinlerde bekleyişte…    

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sayın Akif bey

Hani biri diyor hayatın tadı yok bnirde çayı şekersiz iç diyorlar insanlar bencillesti kotulukde birleşti güzel yaşamayı deyilde kötülüğü seçti eline ne geçti desen pişmanlık Allah'ım üzerimizden kutulukleri.uzaklastirsin.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı