• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI
08 Nisan 2020

Musibeti hayra çevirebilmek

Göremeyeceğimiz kadar küçük bir virüs, hızla hayatımıza girdi ve dünyada yaşamı iptal etti. 

İnsanları evlerinde karantinaya aldı, sosyal yaşamı, hareketliliği sınırlandırdı ve daha da önemlisi insanları birbirinden uzaklaştırdı. Hal böyle olunca da tüm dünyada gündem Korona ya da bilimsel adıyla Kovid-19 oldu. 

Bu virüs şimdiden insanlığa bazı şeyleri hatırlattı, bazı şeyleri de öğretti. 

Biz, Müslüman olarak “Hoşunuza gitmeyen bir şeyde sizin için hayır, yine olur ki hoşunuza giden bir şeyde de sizin için şer vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz” ilahi ikazını şu anki ruh halimizi de işin içine katarak düşünürsek ortaya neler çıkar? 

Bizi kendimize yönelmeyi ve bazı şeyleri düşünmemizi sağlamıyor mu?

Evde kalma zarureti bizlere muhasebe yapmak, düşünmek ve sorunlarla yüzleşmek için iyi bir zaman aralığı sunuyor aslında. Bu süreci bir fırsata çevirip “nefis muhasebesi” için kullanabilir, tefekkür edebiliriz.

Sınır, ırk, gelişmiş gelişmemiş, zengin fakir ayrımı gözetmeden herkesi vurarak bize biyolojik benzerliğimizi hissettirip hepimizin eşit olduğunu gösterdi bizlere. 

Korkularımızı, umutlarımızı, hayallerimizi değiştirebilmeyi, aldığımız her nefese şükretmemizi, özgürce sokaklarda dolaşabilmenin ne demek olduğunu hatırlattı bizlere.  

Hiçliği ve dünyanın fâniliğini hatırlatıp kendimizi kimsesiz ve yalnız hissetmemizi sağlayarak hayatı çok daha bilinçli yaşamamızın gerekliliğini ihtar etti bizlere.

Belalara karşı direnç gösterme, önce tedbir sonrasında da sabır ile hareket etmenin inancımızın emri olduğunu hatırlattı bizlere.

Gelecek kaygısı ile sahip olmaya çalıştığımız her şeyin bir anda önemini yitirebildiğini gösterdi bizlere.  

İş koşuşturmasında savsakladığımız bazı değerleri hatırlamayı, alışkanlıklarımızdan vazgeçip iç dünyamızda özgürleşebilmeyi, evimizde zaman geçirmenin sadeliğini, hayatın karmaşasında ailemiz ile gerçekten vakit geçirmeyi ne kadar ihmal ettiğimizi hatırlattı bizlere.  

Aile bağlarımızın yenilenmesi için bu durumu fırsata çevirebiliriz.

Kitap okuma, aile içinde türlü oyunlar, sohbetler, eğlenceli mülâhazalar tesis edebilme imkânı sundu bizlere. 

Yalnızlıkla gelen teslimiyetle sakinleşme, beyninizi sıfırlama ve gevşetme, evlerimizi itikâf evine dönüştürebilme fırsatı sunuyor bizlere.  

Maddenin manaya üstün kılındığı, benliğimizin ruhumuzu esir aldığı bir ortamda evlerimizin mescit, ailelerimizin cemaat olmasıyla oluşacak teslimiyetin huzur ve mutluluğunu sundu bizlere.

Dua ve sabra en çok muhtaç olduğumuz şu günlerde bolca dua edebilme imkânı sundu bizlere.

Şifaya ve rahmete en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde evlerimizde bolca Kur’an, meal ve hadis okuyabilme imkânı sundu bizlere.

Hz. Ali’ye sorarlar: “Başımıza gelen musibetler, bir imtihan mıdır? Yoksa Allah’ın bir cezası mıdır?”

Hz Ali şöyle cevap verir: “Eğer başımıza gelen musibetler bizi Allah’a yaklaştırıyorsa bir imtihandır. Eğer ondan uzaklaştırıyorsa bir cezadır.

Diyanet bir yayınında bu sorguyu ne güzel yapmış.

Herkes kendisini düşünsün, kendi kararını kendi versin. Korona hayatımıza girdiğinden beri hayatımızda meydana gelen değişiklikler bizi Allah’a daha mı çok yaklaştırdı yoksa O’ndan daha mı çok uzaklaştırdı?

Korona hayatımızı nasıl etkiledi? Eve kapanmayı bir fırsata çevirip, tövbe, istiğfar, Kur’an, dua, okuma, faydalı sohbet ile günlerimizi hayırlara mı tevdi ettik, yoksa?

Bu zor günlerde infak ederek, sadaka vererek, gariplere yardım ederek, işçilerimizin iş yükünü azaltarak, onların sağlıklarını da kendi sağlığımız gibi düşünerek İslam’la daha mı çok kaynaştık, yoksa?

Olup bitenleri tefekkür ederek Allah’a olan inancımızı, güvenimizi ve tevekkülümüzü arttırıp Kur’an’a daha mı çok sarıldık, yoksa?

Kendilerini dünyanın sahibi sanan devletlerinin küçücük bir mikrop karşısında nasıl da çaresiz kaldıklarını görüp imanımızı mı çok sorguladık, yoksa?

Akrabalarımızın, komşularımızın, dükkânını kapatmak zorunda kalanların, dışarı çıkamayan yaşlılarımızın, yevmiye ile çalışanların, ihtiyaç sahiplerinin hâl hatırlarını sorarak, dertleriyle dertlenerek, onlara yardımda bulunarak insanlığımızı mı yeniledik, yoksa?

İman bizlerin her hal ve şartta diri, canlı kalmamıza, yıkılmamamıza, toparlanıp ayağa kalkmamıza, her şeye sil baştan yeniden başlamamıza imkân tanıyan inanılmaz bir güç kaynağıdır.

Bizler bu musibetten daha güçlü çıkacak ve oluşacak olan yeni düzenin en önünde yerimizi alacağız inşallah. Bütün dünya bunu görüyor, bunu ikrar ediyor ve buna hazırlık yapıyor.

İçimizdeki beyinsizler, hainler, yabancılaşan Batı sevicileri ve piyonlar hariç…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

HALİL EFENDİ ADAYI

Çok güzel bir makale Akif Bey. Ben yalnız bazılarımızın '' karı dırdırından ölen Osmanlı vatandaşı Halil Efendi ya da zalim avrat elinde can veren yine Osmanlı vatandaşı Kazancı Efendi'' gibi olmaktan endişe ediyorum. Merak edenler mezkur kişileri araştırabilir. Biz Türkler bir Allah' tan, iki Moğol'dan, üç karıdan korkarmışız merhum bir tarihçinin belirttiğine göre. Günümüzde Moğol'un yerini Kanunlar aldı. O yüzden hanımefendiler lütfen eşlerinizi usandırmayın. Bazılarımız 7/24 evde. BAKİ SELAM.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı