Mızrak çuvala sığmıyor
Günlerdir İP’lilerin HDPKK’lılarla anayasa çalışmalarını, İstanbul İl Başkanının FETÖ üyesi olduğu iddialarını, İP’lilerin nefret söylemlerini, ittifaklarının geleceğini ve partilerinden milletvekili ihraçlarını, istifalarını ve transferlerini konuşuyoruz.
Darbeciliğin adını demokratlık, ihanetin adını özgürlük, elitistliğin adını halkçılık, satılmışlığın adını milliyetçilik, vatan hainliğinin adını seçilmişlik koyanlar deve kuşu gibi kafalarını kuma gömerek gizlediklerini zannettikleri çirkinlikler gün yüzüne çıkınca bocalamaya başladı.
İP’liler suçluluk telaşı ile yalanlama yolunu seçse de panikleri yalanlarını artırıyor, yalanlar artıkça da yeni bilgi ve belgeler ortaya seriliyor. Artık mızrak çuvala sığmamaya başladı.
İP’in kurucusu Ümit Özdağ partisinin mahzeninde saklı olan bilgi, belgeleri gün yüzüne çıkarmaya devam edeceğini söylüyor.
“İstanbul İl Başkanı FETÖ’cü” açıklamasından sonra bu defa Zillet İttifakı ortaklarının birlikte gizli anayasa hazırlığı yaptıklarını ifşa etti. CHP’li anayasa hukukçusu Prof. İbrahim Kaboğlu da çalışmayı doğruladı.
Bütün bu kargaşa içerisinde İP’ten istifa eden Adem Taşkaya sosyal medya hesabından dikkat çekici bir mesaj paylaştı.
Taşkaya, “Buradan İP’in palavracı kurmaylarına sesleniyorum! Gizlice anayasa hazırladığınız yalansa beni savcılığa verin. Ses kayıtlarını ve daha vahim olan şeyleri yüce Türk mahkemelerine vermekten ve maskelerinizi düşürmekten şeref duyarım” dedi.
İP’ten şimdilik bu konuda ses yok.
Zillet ittifakının bileşenleri, bir taraftan kaostan iktidar devşirebilmek adına olağanüstü bir kara propaganda yürütürken diğer taraftan da meğerse ne işler çevirmiş.
Emek harcamak yerine, hizmet götürene çamur atmayı marifet sayanlar, terör örgütü PKK ile aralıksız sürdürülen mücadeleyi sulandırmaya çalışanlar, federasyon içeren anayasa taslağı hazırlığıyla PKK bileşenlerine özerklik vaat etmiş.
AK Parti ve Cumhurbaşkanlığı sistemini hedefleyerek suni gündemler oluşturan zillet kanadı, her meselede kriz çığırtkanlığı yaparak halkı karamsarlığa düşürmeye çalışırken, bir taraftan da anayasanın ilk üç maddesini çöpe atma hazırlığı yapmış.
Planı, projesi olmayan, sadece yalan ve iftira ile emir aldıkları dış güçleri sevindirme adına Cumhur ittifakının dirayetli duruşunu zafiyete uğratmak, ekonomik göstergeleri çarpıtarak finansal kriz algısı oluşturmak isteyen bu dörtlü fakir yapı çırpındıkça batıyor.
Dünyanın örnek gösterdiği sağlık sistemimizin işlemediği iddialarıyla toplumsal bir depresyon oluşumu için çabalayan zillet çarpanlarının debelendikçe kirli yüzlerini daha net görüyor, savruldukça vatan, millet söylemlerinin yalan olduğunu anlıyoruz.
Türkiye’nin onurlu duruşunu yalnızlık, Ortadoğu’dan Afrika’ya, Akdeniz’den Güney Kafkasya’ya kadar elde ettiğimiz başarıları diplomatik tecrit olarak yorumlayan zillet karesinin milleti değil teröristleri kucaklamak için gösterdikleri gizli çaba ile gerçek yüzleri ortaya çıkınca suçluluk duygusunu bastırmak için saldırıya geçtiler.
CHP, İP, Saadet ve HDP ortaklığı, Türkiye karşıtı emperyal cepheden de aldığı destekle her fırsatta, ekonomik kriz yaygaraları, yalnız ülke tantanaları, virüs ile mücadelede zayıflık iftiraları, hükümet enkazı yalanları ve diplomatik başarısızlık ithamları ile Erdoğan’a duydukları öfkeyi, Türkiye nefretine dönüştürdüler.
Bu ülkenin milli kimliğinden, milli duruşundan, milli şahlanışından rahatsız olup terör örgütlerinin siyasi yüzleriyle bile ortaklık kuranlar millet ortaklığı kisvesiyle artık milleti kandıramayacaklar.
CHP devleti yıkma, bölüp parçalama gayesindeki terör yardakçısı HDP ile Atatürkçüler arasındaki muhabbeti izah edemez.
Yıllardır Mehmetçiğe kurşun sıkan PKK’nın siyasi uzantısı HDP’ye sevgiyle, aşkla bağlılıklarını millete anlatamazlar.
Ülkeyi bölüp, parçalamak için emperyalist güçlerin beslediği HDPKK ile zillet ittifakı ortaklığı, dostluk, iş birliği neyin nesi?
Siyonist/Haçlı ortaklığının yıllardır taşeronluğunu yapan HDPKK ile Erbakan’ın mirasına sığınanların dostluğu ne iştir?
Gezinin sokak gösterileri, yargı darbesi, algı operasyonları ve açıktan askeri darbe ile ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanını hedefe koyanların dış güçlerin piyonları olduğu gerçeği bir hakikat değil mi?
Bu milletin siyasi gerçeklerini, tarih yapıcı ve coğrafya inşa edici gücünü perdeleyip, unutturup, hafızasını ve hatırasını yok edip, kimliklerini aşındırıp köleleştirmek isteyen azgın azınlığın okyanus ötesinden desteklenme haberi bu vicdanı körelmiş güruhu hiç utandırmadı mı?
Tarihi misyonunu yeniden üstlenip, kabuğuna sığmayıp bölgesindeki dengeleri değiştiren, yeniden oyun kurucu, küresel güç olma yolunda ilerleyen Türkiye’nin her hamlesi tarihin yeniden tekerrürü için kapı aralarken, zillet içinde raks eden oluşum, birliktelik bütün bu güzellikler karşısında susmayı becerip de destek olmayı deneyemez mi?
Bir şey biliyorsanız konuşun ki ibret alsınlar, bilmiyorsanız susun ki adam sansınlar.







