Millet her şeyi görüyor
İmparatorluk geleneği, büyük güç ananesi, tarih ve coğrafya aklı olan, buna göre siyasi zekâsını biçimlendiren Türkiye, yeniden tarihin akışını değiştirecek merkez ülke konumuna yükseliyor.
Balkanlar’dan Ortadoğu’ya, Kafkasya’dan Afrika’ya kadar uluslararası meselelerin çözümünde öncülük ediyor.
Akdeniz’den Basra Körfezi’ne, Adalar Denizi’nden Karadeniz’e kadar geniş bir alanda, bölgesel ölçekte, küresel çapta ağırlığını ve etkinliğini her geçen gün daha da artıran bir “Türkiye mucizesi” gerçekleşiyor.
Birileri yalanla, iftirayla, çarpıtmayla, kendi ülkesinin çıkarlarına ihanetle, kendi milletinin hayallerini baltalamakla uğraşırken birileri, tarihin akışını değiştirecek kabına sığmaz ruhu yeniden kuşanıp Türkiye’nin başta enerji olmak üzere, gıda ve sağlık limanı olarak yeni merkez olmanın mücadelesini veriyor.
Milli ruhla kabuğuna sığmayan büyüme hedeflerini bir bir gerçekleştiren, icazet alan değil, yaptırımları olan ve aksiyon alabilen devlet haline gelen Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik başvurularına PKK’ya yardım ve yataklık yaptıkları gerekçesiyle engel koyabiliyor.
İnsani ve vicdani refleksle Afrika’dan Orta Doğu’ya, Avrupa’dan Asya’ya kadar dünyadaki milyarlarca insanı bekleyen küresel açlık tehlikesi ve gıda krizini önleyecek anlaşmanın imzalarını attırıyor.
Dünya bu başarıyı alkışlarken, muhalefet kahrından krizler geçirip görmezden geliyor.
Ülkede bugüne kadar kamuoyunun desteğini kazanabilecek herhangi bir çalışma ve proje ortaya koyamayan, yeni oyun ve tuzaklar peşinde koşan 6’sı aşikâr 2’si gizli ortaklı masadan oluşan birileri, ittifak içerisinde yeni bir ittifak belirsizliği ile birbirlerine kin kusuyor.
Birileri ise Haçlı dünyasından gelen bütün baskılara rağmen Ayasofya’yı açıyor, 40 yıldan bu yana ülkemizin sınırlarında kurulmak istenen terör koridorunu askeri harekâtlar sonrası yerle bir edip Türkiye’yi üzerinde senaryo yazılan bir ülke değil kendi senaryosunu yazan bir devlet konumuna getiriyor.
Bir tarafta İslami bağlarından, tarihi tecrübesinden ve zihin dünyasından uzaklaştırılan tarihsiz, hafızasız, kültürsüz, dolayısıyla köksüz ve ruhsuz bir ulus ve devlet icat etmeye çalışanlar.
Diğer tarafta sokak gösterileri, yargı darbesi, algı operasyonları ve açıktan askeri kalkışma ile hedefe konulan Erdoğan var.
Bir tarafta ne siyaset mühendisliği ne algı operasyonları ve ne de yüksek enflasyonla çıtasını yükseltemeyen, inandırıcılıktan uzak, gelecek vaat etmeyen bir siyaset yürüten, anlamaktan yoksun hastalıklı, marazî ve saplantılı tipler ve yeniden hortlayan eski Türkiye bakiyesi elitist, kibirli zihniyet.
Diğer tarafta Türkiye’nin her yanından kuşatılmışlığı ve dört bir yanının ateşle çevrili olmasını, yani beka meselesini Cumhurbaşkanımız Erdoğan şahsında Türkiye’nin var olma, bir olma, bağımsız olma meselesi görüp her vatanseverin ortak paydası olması gerektiğini, büyük bir özveri ve vatanseverlikle haykıranlar.
Bir tarafta HDP oyları için PKK’yı bile acemice meşrulaştıran siyasetçiler, öte tarafta daha dün dünyaya tahıl koridoru açarak nefes aldıran, küresel zirvelerde ürettiği siyasetle gündem belirleyen siyasetçiler var.
Bir tarafta kinleri dinleri olmuş, kalpleri mühürlenmiş, gözlerini hırs bürümüş, gönüllerini kin istila etmiş, teröristlerle ve vatan haini hokkabazlarla el ele tutuşan lider müsveddeleri.
Diğer tarafta davası, aziz milleti ve kutsal vatanının gerçek bağımsızlığı olan, şahsi davası olmadığı için de kefenle dolaşmayı göze alan, dik duran, eğilmeyen ve ülkesini ve gönül coğrafyamız dediği dünyayı uyandırmaya, güçlendirmeye çalışan, Türkiye’nin jeostratejik satranç tahtasındaki profilini her geçen gün yükselten bir lider var.
Bir tarafta Türkiye’nin büyümesini, güçlenmesini, bölgede ve hatta dünyada küresel oyunları bozabilecek şekilde etkili olmasını asla istemeyen, ülkenin bağımsız politikalar izlemesini engellemek için çaba sarf eden, Türkiye’nin uzadıkça budanan, kurudukça sulanan bir ağaç statüsüne tekrar döndürülmesi için enerji harcayan kukla siyasetçiler var.
Diğer tarafta bölünmüş oto yollar, Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, hızlı tren hatları, şehir hastaneleri ve dünyanın en fazla yolcu taşıyan 3. Havalimanı unvanını elinde bulunduran İstanbul Havalimanı başta olmak üzere nice eserler, hizmet aşkının verdiği bitmek tükenmek bilmeyen bir çalışma inadıyla hayata geçirip yol çizen, tavır koyan, tarih yapıcıların yolunu açan bir dünya lideri var.
Diğer tarafta ezilen, yok sayılan, tarih dışına itilmek istenen, mağdur olan, fakirliğe mahkûm edilen vesayet altında tutulan, sömürülen, kaynakları yağmalanan, ayağa kalkması engellenen bütün milletlere, bütün ülkelere bir çağrı, bir mesaj olan Türkiye var.







