Meydanlar ne diyor?
Zor bir süreçten geçiyoruz. Salgın hastalık ile tüm dünyada üretim durma noktasına geldi.
Her geçen gün değer kaybeden dolar, itibar kaybeden ABD ve beyin ölümünün gerçekleştiği kanaati hâkim hale gelen NATO’ya işlevlik kazandırmak için kan akması gerekiyordu.
Ukrayna bu konuda iyi bir piyondu ve ABD’nin itmesiyle kendisini Rusya’nın kucağında buldu. Dünyanın kubbesinden çatırtılar gelecek, birilerinin oluk oluk kanı akacaktı ki Avrupa yeniden NATO’ya sahip çıksın, savaş çıkacaktı ki Avrupa silah almak için yeniden ABD’nin kapısını çalsın, boyun büksün ve dolar bu sayede yeniden değer kazanıp itibar yenilesin.
Ukrayna-Rusya savaşıyla NATO yeniden hayat buldu, yeni katılımlar için can çekişenler var. Dolar yeniden değer kazanıp hayat buldu, ABD dünyanın kralı benim ben ne dersem o olur düşüncesi yeniden filizlenip can buldu.
Bütün bu yaşananlar karşısında dik duran ve ülke menfaatleri doğrultusunda hareket eden Türkiye ve lideri Erdoğan göze hem de çok diklemesine battı.
Dünyanın efendisi! ABD, yürütmekte olduğu emperyal politikalara karşı gelen, attığı yerli ve milli adımlarla diriliş ve uyanış meşalesinin ateşini tüm dünyaya gösteren Türkiye ve onun başındaki Erdoğan’ı hizaya getirmek için her türlü hinliği yapmaya ve yaptırmaya devam dedi.
Türkiye’nin büyümesi, güçlenmesi, bölgede ve hatta dünyada küresel oyunları bozabilecek şekilde etkili olması emperyal güçlerin uykularını kaçırıyor.
İçimizde ülke ve millet düşmanlarının senaryolarının figüranlığına soyunan, medeniyetine, tarihine, kültürüne, milli ve manevi değerlerine husumet besleyen çapsız, kiralık piyonları sahneye sürüp şeref ve haysiyet cellatlığı yaptırıyor.
Haksız da sayılmaz katil ABD. Artık gözünün gördüğü, elini uzattığı her noktada Türkiye var ve dahası eyvallahı da yok.
Suriye, Irak, Libya’da var. Akdeniz’de, Ege’de var. Ukrayna’da, Kırım’da var. Bosna’da, Balkanlar’da, Karabağ, Kafkaslar, Filistin, Türkistan’da var.
Yetmedi, içimizdeki kiralık, satılık tiplemelere, Türkiye’nin başına püsküllü bela olmaya namzet kifayetsiz muhterislere karşı da var.
Yetmedi, İstanbul’u Konstantiniye, Ayasofya’yı kilise, vatanımızı Bizans toprağı yapmaya çalışan alçakların, ecdadımızı katil olmakla suçlayan arsızların, Selanikli ittihatçılardan taraf olup Kayı’nın Ulu Hakan’ına dil uzatan Don Kişotlar karşısında yine var.
Bu aziz millet ekonomik sıkıntı yaşıyor hem de fazlasıyla. Bu necip milletin alım gücü düştü hem de çokça. Sorunlar olduğunu kabul eden insanımın moralleri hiç de fena değil.
Bu asil millet dört bir koldan Erdoğan düşmanlığıyla, Türk siyasetinin dizayn edilmeye çalışıldığını görüyor. Umudun, coşkunun, güvenin ve geleceğin Büyük Türkiye’sinin temelinin oyulduğunu biliyor, anlıyor ve cephesini sağlamlaştırıyor.
Sorunların çokluğu umutlarının kaybolmasına sebep teşkil edemiyor.
Sözüne güvendikleri, beyanlarıyla duyumsal hayretten ruhsal coşkuya, şaşkınlığın kemirici yalnızlığından ümidin şefkatli beraberliğine taşıyan bir liderleri var ve çarenin, çözümün yine O olduğunu biliyorlar.
Kartallar gibi yalnız uçmak zorunda kalsa da ülkeyi leş kargalarının güdümüne sokmayacağını, ellerine bırakmayacağını bildikleri için yüzbinler meydanda kendisine eşlik ediyor.
Milletin aklıyla alay edercesine ortaya attıkları yalanlarla, iftiralarla, şeref ve haysiyet cellatlığı yapan, siyasi ikballerini yabancı büyükelçiliklerin kapılarında arayan, yedikleri kaba tüküren lider müsveddelerine milletin feraset ve cesaret mayalı vicdanda yine yer yok.
Gülistanı çirkinlikler, düşmanlıklarla kaplanan, elleri ayakları çıkar hesapları, hırs ve kinlerle zincirlenen, gönülleri çalınmış, yürekleri, beyinleri, kan, kin, nefretle dolup kirlenen altı buçukluk masanın kendileri için azap fırtınaları olduğunu biliyor bu millet.
Kuzu postuna bürünmüş kurtlar olarak dününü inkâr edip hamaset nutuklarıyla gelecek adına dinamizm arama telaşına kapılan bu “garibanlar”a yenidünya düzeni için kurgulanan tezgâhları, ülkemizin üzerine oynanan oyunları görüyoruz deyip yüzde birlik dilimde can çekişin diyor bu yüce millet.
Korku tacirliği yaparak bir yandan milletimizin gönlüne perde çekmeye çalışan, idam sehpalarını hatırlatan, kefenleri çağrıştıran, beyaz çarşafla yola çıkma edebiyatı ile demokrasi dışı yöntemleri ima edip intikam duyguları üzerinde sörf yapanlara dur diyor bu millet.
Toplumu cephelere bölüp taraflar arasında saf tutmaya davet edenlerin hangi odaklarının taşeronluğunu yaptıklarını bilen bu muazzez toplum, bu felaket tellallarına her seferinde milli irade tokadı ile ayar veriyor.
Gelenekle geleceği bütünleştirebilen, tecrübeyle dinamizmi bir araya getirebilen bir lider olarak Türkiye siyasetine mührünü vuran Cumhurbaşkanına tebessümü ve gönül diliyle bu sıkıntıları bitir serzenişinde bulunurken umudum yine sensin diye de haykırmayı ihmal etmiyor.
Meydan bunu haykırıyor. Nokta…







