Meselenin Boğaziçi olmadığını hâlâ anlamadığımızı mı zannediyorsunuz?
Boğaziçi Üniversitesi’nde rektör atamasını protesto gerekçesi ile organize edilen eylemler üzerinden radikalleşme, protestolar ve ikinci Gezi ihtimalini konuşur olduk.
Boğaziçi’deki bir avuç öğrenciyi aşan derin bir senaryo, titizlikle düşünülmüş bir hazırlık var. Bir ucu Atlantik ötesine, bir ucu Avrupa başkentlerine ve diğer ucu terör karargâhlarına kadar uzanan derin bir hesap, yapılanma var.
Boğaziçi’deki protestoların kısa sürede yasadışı örgütler, terör örgütü destekçileri, sömürgeci tezgâhın oyununa gelenler ve FETÖ’cü hainler tarafından desteklenmesi üniversitesinin kendisini tartışılır hale getirdi.
Boğaziçi’ne bahşedilen kurtarılmış bölge statüsü, ayrıcalıklı olma düşüncesinin getirdiği yabancılaşma ve dokunulmazlık, özgürlük iddiaları beraberinde anarşi ve öğrenci olaylarının başladığı bir fitne yuvası olması tesadüfi değildir.
Biden’ın sinyaliyle hareket başladı. Örtülü niyetler, kirli hesaplar, yıllara dayanan hazırlıklar açık bir harekete dönüştürüldü.
Yeniden başımızı önümüze eğdirmek istiyorlar. Yeniden kardeş kavgalarına, son sonu gelmez terör dalgalarına mahkûm etmek istiyorlar.
Gezi’de “Üçüncü Köprü’den vazgeçin, Yeni Havalimanı’nı yaptırmayın, mega projeleri erteleyin” istekleriyle sokakları karıştıranlar, bugün “Boğaziçi’ne kayyım istemiyoruz, mesele Boğaziçi değil, hâlâ anlamadınız mı?” diyerek işe koyulanlar, “Katil Polis” hezeyanları, “Kâbe-i Muazzama” saldırılarıyla hedeflerine devam etme niyetindeler.
Boğaziçi’deki protestolar, rektör atamasının çok ötesine geçmiştir.
Rektör ataması bahane edilerek başlatılmaya çalışılan kaotik kalkışma üzerinden algı operasyonlarıyla Türkiye’de sokaklar karıştırılmak, karmaşık bir ortam oluşturmak amaçlanıyor.
Türkiye’yi durdurabilme, bağımsız bölgesel ve küresel bir güç olma kararlılığını köreltebilmeye yönelik sinsi hesaplar içinde olan, kitle psikolojisini sevk ve idare etmeyi iyi bilen karanlık güçler Boğaziçi’den yeni bir Gezi çıkarma çabası işindeler.
Türkiye’nin büyümesi, güçlenmesi ve kendi kendine yeten, üreten ve pazarlayan bir devlet olmasını istemeyen kapitalist güçler cahil, heyecanlı, batı sevici gençleri gaza getirerek bir fitne ateşi yakmaya çalışıyor.
Yunanistan’da, Hollanda’da Boğaziçi eylemleri yapılıyor. Kendi içlerindeki pislikleri, insanlık dışı uygulamaları, şiddeti es geçen üç-beş çapulcu bütün dertlerini unuttu, Türkiye’deki bir üniversite için eylem yapıyor.
Fransa’daki “Sarı Yelekliler”den söz edilmiyor, ABD’de her gün katledilen zencilerden, işgal edilen kongre binasından, Hollanda’daki sokak dehşetinden söz edilmezken Türkiye’de sokakları karıştırmak isteyen bir avuç zibidiye destek mesajları gönderiyorlar.
Erdoğan karşıtlığı militan devrimcileri, solcuları, sosyalist ve ateistleri, teröristleri, Amerika’nın oyuncağı haline gelen FETÖ’cüleri sokaklara dökmekte.
İşin içinde terör var, anarşi var, sapkınlık var...
İdeolojik miyopluk, yalan, iftira deseniz zaten gırla...
Demokrasi söylemiyle antidemokratik davranış, özgürlük diyerek zorbalık, farklılıklara saygı diyerek de faşizan uygulamalar kampüsü sarmalamış durumda…
Ve çirkinlik, çirkeflik, arsızlık, ihanet ile özdeşleşen CHP var…
Taciz ve tecavüz skandallarıyla çalkanan, Muharrem İnce’nin ağır hakaretleri eşliğinde istifasıyla sarsılan CHP’ye ve ittifak ortaklarına ilaç gibi geldi Boğaziçi olayları.
Toplumla barışamayan, marjinal sol örgütlerin siyaset diliyle insanları sokaklara çağıran Millet İttifakı ortakları için sokaklar iktidar yolunun anahtarı olarak görülür oldu.
Makamını ruhuyla birlikte emperyalistlere kiralamış, dış güçlerin emrine amade sözde ülkücü Meral Akşener umudunu sokağa bağlamış durumda.
Ruhen benliklerini Batı’nın hizmetine sunmuş, gönüllü kolonize olan yerli yeni muhafazakâr kardeşler Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu sokaklardan medet umuyorlar.
Toplumsal düzeni bozmayı amaçlayan, dış güçlerin taşeronluğuna soyunanlar ve dağda bitirilen PKK’dan umduğunu bulamayanlar, sokaklarımıza ve üniversitelerimize sızdırılmış teröristlere bel bağlamış durumdalar.
Mandacı, vesayetçi kirli zihniyetler en ufak bir gerilimi, en ufak bir kıvılcımı arzu ettikleri çatışmalı iklime dönüştürebilmenin pususundalar.
Muhalif siyasilerin kin ve öfke kokan refleksleriyle bu oyuna tempo tutmaları, bu anarşist şaşkınlara hak vermeleri onarılması güç, tarihi bir hatadır.
Mesele Boğaziçi değil, hâlâ anlamadığımızı mı zannediyorsunuz?..
Ve artık yeter diyoruz…
Geri kalmışlık, vesayetçi demokrasiye esaret, küresel güçlere kölelik bu ülkenin alın yazısı değildir. Haklarımızı sonuna kadar koruyacak, kardeşlik hukukuyla dindaş ve ırkdaşlarımıza rehber olmaya devam edeceğiz.
Bütün provokasyonlara inat, hiçbir toplumsal karşılığı olmayan bu eylemler itidalle, dikkatle, rikkatle ve temkinle nihayete erdirilecek, sokaklarda oluşturulmak istenen kargaşa sonlandırılacak ve Boğaziçi üzerinden yürütülen derebeylik yıkılacaktır.







