Mesele demokratik değerler değil, YAĞMA

06 Şubat 2019 Çarşamba

Harpten, huzursuzluktan nemalanan, fitne-fesattan gıdalanan, hak ve adaletten nefret eden küresel bir şebekenin güdümündeki kanlı bir dünyada yaşıyoruz. 

Gıdası çatışma, karakteri kibir, stratejisi küresel kargaşa olan zulüm, kan, gözyaşı ve kaos olan bir ortaklık yenidünya düzeni hayaliyle dünyaya yeniden şekil vermeye çalışıyor.

Siyasi enstrümanların çeşitlemelerini menfaatleri doğrultusunda uyduruk senaryolarla istediği gibi yönlendirip, evrenselleşen hukuk normlarını stratejik hesapları boyutu ile çerçeveleyip haçlı toplumlarının özlem ve beklentilerini global bir ümit taşıyıcılığına yöneltiyorlar. 

Venezuela’da dünyanın gözleri önünde bir darbe, dış müdahale süreci yaşanıyor ve bütün insanlık dünyanın en ahlaksız darbe teşebbüsüne şahitlik ediyor. 

Amerika’nın, Venezuela’ya müdahalesi, Amerikan zorbalığının, Amerikan emperyalizminin son örneğidir. Venezuela’yı kıskacı altına alan haydut ABD, hukuk ve ahlak dışı eylemlerine kılıf ararken dünya sessiz kalıp seyretmeyi yeğliyor.

Venezuela’ya yönelik müdahaleler demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerin yılmaz savunucusu ABD ve onun yardakçısı Avrupa’nın gerçek yüzünü ortaya koyuyor. 

Kendisini dünyanın sahibi zanneden ABD’nin başka ülkelere başkan ataması veya sandıktan çıkmış başkanları fermanla azletmesi gücün namlunun ucunda olduğunun kanıtıdır.

Beyaz Saray’da bir danışman Venezuela ordusunun yüksek rütbelilerine seslenip, milli iradenin tecellisine karşı bizim istediğimiz, kuklamız olanı destekleyin diye çağrıda bulunuyor. Garabet ötesi bir ruh hali olsa gerek.

Demokrasi ve insan hakları havarisi Batı, demokrasi düşmanlığını tescillendirmek, Venezuela’yı bu değerlerden mahrum etmek için gözü dönmüş durumda. Ülkenin zuhur etmiş milli iradesi, Venezuela halkının huzuru, refahı, özgürlüğü ve mutluluğu gerçekte umurlarında değil. 

Gerçek hedef para ve enerji sahipliği ve kontrolü olup bu değerler birer kılıf olarak kullanılmaktadır. Çıkarlarına rıza gösterenler uyumlu lider, demokrat sözlerini dinlemeyenler ise diktatör oluyor. 

Türkiye de bu yüzden saldırıya uğramadı mı? Türkiye’ye yönelik bütün saldırıların arkasında ülkemizin yerlileşme mücadelesi yok mu?

Ülkemiz için yapılanlar, Cumhurbaşkanımız için söylenenleri bu bağlamda düşündüğümüzde Gezi olaylarında, 15 Temmuz FETÖ kalkışmasında yaşadıklarımızın anlamını ve çapını daha iyi idrak edip anlamlandırıyoruz.   

Zalimler ile mazlumların, müstekbirler ile hakkı haykıranların, hak ile batılın mücadelesidir söz konusu olan savaşlar.

Yaşananlar, Avrupa’nın ve ABD’nin vahşi sömürge saldırısından başka bir şey değildir. Mesele siyasi değil, “sömürü” meselesidir. Geçen hafta şahidi olduğumuz İtalya ile Fransa arasında yaşanan Afrika’yı sen daha fazla sömürdün ben daha az nemalandım kavgasından başka bir şey değildir. 

Venezuela’nın, Avrupa Parlamentosunun çalıştığı iki bankada tam 17 milyar Doları var. Siyasi ve ekonomik aklın gereği gibi davranmak yerine Hıristiyan Kulübü refleksleri ağır basan AB üye ülkeleri şimdi o paraya el koymak için fırsat kollayan çakal sürüsü gibi beklemedeler.

Batı’nın yüzyıllardır devam ettirdiği sömürgecilik aynen devam ediyor. Zenginliğini koruyorsan, ülkeni koruyorsan, yerlileşiyorsan, emperyal kuşatmaya karşı geliyorsan, sömürüye tavır alıyorsan, vesayetçi iktidar değilsen Batı dünyasını huzursuz ediyorsun saldırı altındasın demektir. 

Petrol şirketlerini millileştiren ülkelerin hemen tamamı saldırıya uğramıştır. Petrol ve doğalgazına sahip çıkan ülkelerin tamamı ambargo kıskacıyla kaosa sürüklenmiştir.

Petrolünü, doğalgazını, altınını, madenlerini, suyunu, Batılı şirketlerin himayesine ve denetimine vermeyen her ülke tehdit altındadır, hedeftedir. 

Irak’ı savaşa sürükleyip Saddam’ı durduk yerde yok etmediler mi? Kaddafi’yi yok edip Libya’yı parçalara ayırmadılar mı? İran’a, Rusya’ya duydukları nefret, kin, uyguladıkları ambargolar aynı sebeplerden değil mi?  

Sömürüde sınırları yok. Ya ülkeyi yağmalayıp yok ediyorlar, ya kukla bir yönetim ve lider atayıp teslim alıyorlar, ya da bütün halkı cezalandırıp, ekonomik oyunlarla diz çöktürerek yağmalıyorlar.

Venezuela’da asıl mesele ülkeyi kimin yönettiği değil, dünyanın en zengin petrol rezervlerinin kimin kontrolünde olacağıdır.

Venezuela, petrolünü millileştirdiği için, petrolünü, altınını ABD’ye peşkeş çekmediği için, petrol, altın rezervlerini ABD ve Batılı şirketlerin işletmesine izin vermediği için, altınını ABD denetiminde piyasaya sokmadığı, şirketlerine teslim olmadığı için darbeyle, savaşla, işgalle tehdit ediliyor.

ABD’nin siyasi, askeri ve ekonomik üstünlüğüne meydan okuyabilecek potansiyele sahip güçler Çin ve Rusya’nın sessizliği Trump’ın çılgınlık ve azgınlıklarını daha belirginleştirip dünya milletlerinin ABD’ye duydukları kin ve nefreti belirginleştirip, artırıyor.  

Dikkatli ve uyanık olup kardeşlik bağlarıyla güzel yarınları hedeflemeliyiz…

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • azmiazmi5 ay önce
    oturduğumuz yerden karar veriyoruz birey ve ülke olarak.ve çok çabuk karar verip inanıyoruz.bireyleri bir yana bırakalım bir an.ülkemizin düzgün bir sistemi olması lazım herşeyden önce(halkın düzgün olmasından sonra).sonra bütün dünya devletlerini devamlı takip eden bir bölüm olması lazım.bu bölüm o ülkelerdeki halkın bizim doğru sistemimizin 5 tanemi nekadardı ana ilkelerine uygun yönetilip yönetilmediğini izleyecek.gerektiğinde alenen uyaracak.sonra devletlerin devletleri tehdit etmesi durumunda yine o kıstaslara göre değerlendirip alenen görüşünü ifade edecek.neyse ....
  • FerhatFerhat5 ay önce
    Soran adam rumuzlu kardesim. Liberalizm, komunizm, fasizm gibi ideolojilerin kimler tarafindan gelistirildiginden herhalde bihabersin kardesim. Zira ayni iblisin cocuklari bozguncu sapkinlar hz. Musa a. s vefatindan sonra bozgunculuk yapmaya baslayan ve hz. Isa a. s. carmiha germek isteyen ayni sahsiyetler. Ateizm de nitekim bu sapkin kisilerin ürünüdür. Sana bir örnek vermek isterim lütfen bunu arastir 17. Yüzyilin sonunda batidaki aristok rejimlerin bittigi ve liberalizm odakli cumhuriyetlerin kuruldugu dönemdir. Bu dönemde avrupadaki ülkelerin ilk on yilinda yönetimlere getirilen parti ve parti kurucularina ve onlarin biogragisini arastirirsan kisa sürede tesbit edebilirsin bu tayfanin ayni bozhuncu masonik ve ataist tayfa oldugunu. Insallah yardimci olabilmisimdir. Bu benim yahudi düsmani oldugumu göstermez zira bu tayfa Hz. Musa nin yolundan ve Allahin bizi yaratilis gayesinden coktan saptilar.
  • soran adamsoran adam5 ay önce
    ferhat bey, ateist siyonist lafınıza çok güldüm.
  • FerhatFerhat5 ay önce
    Selamunaleykum hocam, Yaziniz dünya düzenini elinde tutan bir grup masonik ve ataist siyonistlerin yapmis oldugu haydutlari cok güzel anlatiyor. Zira bunlarin güdümünde olan teslimiyetci sahsiyet ve partilere de dokanmissiniz. Biliyorsunuz dünyadaki cogu merkez bankalari kismen yada tamamen ABD deki merkez bankasina baglidir ve bu merkez bankalari ve Fed Rotschild ve Rockerfeller gibi siyonistlerin sahsi sirketleridir. Petrol sirketlerinin ve milli sermaye lerin millilestirilmesinden dolayi ülkeler bu küresel güclerin saldirisina vec abluka altina alinmasindam bahsetmissiniz. Bu hususta tamamen sizinle hemfikirim, yalniz bu durum ülkemizdeki mevcut uygulamalar ile celiskili, zira biz aksine milli sermayemizi özellestirme kapsaminda satisa cikariyoruz. Bunun en basit örnegi altin yumurlayan tekeli yabanci menseli fabrikalara satarak ülkemizde tütüncülügü bitirdik. Simdilerde tüün üreten bir ülke olarak tütün ihrac etmeye basladik. Bu tür örnekler cok fakat bunlari yazmaya zamanimiz yetmez galiba. Bu özellestirme kapsaminda gerceklestirilen satislar malesefvgayri milli duygular ile yapilmistir. Liberalizm odakli hukuk sistemine gelince, bu en büyük basiretsizligimiz diyebiliriz, zira tanzimat döneminden bu yana irademizi bir grup satanist ve masonik siyonistlere teslim etmisiz ve onlarin aile hayatimizi, sosyal hayatimizi, hukuk sistemimizi yönlendirmemizi kabullenmisiz. Bu ihanet projeleri tanzim ile baslayip inkilaplar ile devam etmis ve günümüzdeki siyasi iktidari AB reformlarina uyum süreci ile hiz kazanmistir. Anliyacaginiz mevcutvsistem ve mevcut meclis catisi altindaki proje partiler bu liberalizm denilen bozuk düzen dahilinde hareket ettikleri müddetce bu batakliktan kurtulus yolu gözükmemekte. Kendi milli ve manevi degerlerimize sarilmadigimiz müddetce ve kendi evimizin temelini ve pilanlarini milli malzeme ve planlar kullanarak yapmadigimiz müddetce oturfugumuz evin sahibi hic bir zaman biz olmayacagiz. Mevcut partiler büyük bir gaflar icerinde ve beyin tutulmasi yasiyorlar malesef
  • NurullahNurullah5 ay önce
    Bu yazının her satırına onay verip okudum. Tek aklıma yatmayan sadece Venezüela'nın 17 milyar doları neden AB bankalarında. internette bir haber dolaşıyor. Türkiye'nin 450 ton altını ingiltere'de emanette diye. Neden? Dış düşman kötü ve kan emici bunu tekrar söylemeye gerek yok. Biz ne yapıyoruz önemli olan bu işte? Neden paralarımız ve altınlarımız kan emicilerdeemanette. Akıllı değiliz. Biz kendi hakkımızdaki hükmü değiştirmedikçe Allah da bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmiyor.
  • AbdullahAbdullah5 ay önce
    Venezuelada Maduroya destek yok. Önce konuyu öğrenin. Vatandaş seçim istiyor, Maduro seçim falan yok, başkan benim diyor. Venezuelada yaşayan kimse Maduroyu istemiyor. AB, ABD ve diğer ülkeler seçim yapın diyor, darbe falan yok. Maduro yüzünden açlıktan sefil oldu adamlar. Ne yemek ne ilaç bulabiliyorlar, Maduro krallık kurdu.

Günün Özeti