• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI
06 Şubat 2019

Mesele demokratik değerler değil, YAĞMA

Harpten, huzursuzluktan nemalanan, fitne-fesattan gıdalanan, hak ve adaletten nefret eden küresel bir şebekenin güdümündeki kanlı bir dünyada yaşıyoruz. 

Gıdası çatışma, karakteri kibir, stratejisi küresel kargaşa olan zulüm, kan, gözyaşı ve kaos olan bir ortaklık yenidünya düzeni hayaliyle dünyaya yeniden şekil vermeye çalışıyor.

Siyasi enstrümanların çeşitlemelerini menfaatleri doğrultusunda uyduruk senaryolarla istediği gibi yönlendirip, evrenselleşen hukuk normlarını stratejik hesapları boyutu ile çerçeveleyip haçlı toplumlarının özlem ve beklentilerini global bir ümit taşıyıcılığına yöneltiyorlar. 

Venezuela’da dünyanın gözleri önünde bir darbe, dış müdahale süreci yaşanıyor ve bütün insanlık dünyanın en ahlaksız darbe teşebbüsüne şahitlik ediyor. 

Amerika’nın, Venezuela’ya müdahalesi, Amerikan zorbalığının, Amerikan emperyalizminin son örneğidir. Venezuela’yı kıskacı altına alan haydut ABD, hukuk ve ahlak dışı eylemlerine kılıf ararken dünya sessiz kalıp seyretmeyi yeğliyor.

Venezuela’ya yönelik müdahaleler demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerin yılmaz savunucusu ABD ve onun yardakçısı Avrupa’nın gerçek yüzünü ortaya koyuyor. 

Kendisini dünyanın sahibi zanneden ABD’nin başka ülkelere başkan ataması veya sandıktan çıkmış başkanları fermanla azletmesi gücün namlunun ucunda olduğunun kanıtıdır.

Beyaz Saray’da bir danışman Venezuela ordusunun yüksek rütbelilerine seslenip, milli iradenin tecellisine karşı bizim istediğimiz, kuklamız olanı destekleyin diye çağrıda bulunuyor. Garabet ötesi bir ruh hali olsa gerek.

Demokrasi ve insan hakları havarisi Batı, demokrasi düşmanlığını tescillendirmek, Venezuela’yı bu değerlerden mahrum etmek için gözü dönmüş durumda. Ülkenin zuhur etmiş milli iradesi, Venezuela halkının huzuru, refahı, özgürlüğü ve mutluluğu gerçekte umurlarında değil. 

Gerçek hedef para ve enerji sahipliği ve kontrolü olup bu değerler birer kılıf olarak kullanılmaktadır. Çıkarlarına rıza gösterenler uyumlu lider, demokrat sözlerini dinlemeyenler ise diktatör oluyor. 

Türkiye de bu yüzden saldırıya uğramadı mı? Türkiye’ye yönelik bütün saldırıların arkasında ülkemizin yerlileşme mücadelesi yok mu?

Ülkemiz için yapılanlar, Cumhurbaşkanımız için söylenenleri bu bağlamda düşündüğümüzde Gezi olaylarında, 15 Temmuz FETÖ kalkışmasında yaşadıklarımızın anlamını ve çapını daha iyi idrak edip anlamlandırıyoruz.   

Zalimler ile mazlumların, müstekbirler ile hakkı haykıranların, hak ile batılın mücadelesidir söz konusu olan savaşlar.

Yaşananlar, Avrupa’nın ve ABD’nin vahşi sömürge saldırısından başka bir şey değildir. Mesele siyasi değil, “sömürü” meselesidir. Geçen hafta şahidi olduğumuz İtalya ile Fransa arasında yaşanan Afrika’yı sen daha fazla sömürdün ben daha az nemalandım kavgasından başka bir şey değildir. 

Venezuela’nın, Avrupa Parlamentosunun çalıştığı iki bankada tam 17 milyar Doları var. Siyasi ve ekonomik aklın gereği gibi davranmak yerine Hıristiyan Kulübü refleksleri ağır basan AB üye ülkeleri şimdi o paraya el koymak için fırsat kollayan çakal sürüsü gibi beklemedeler.

Batı’nın yüzyıllardır devam ettirdiği sömürgecilik aynen devam ediyor. Zenginliğini koruyorsan, ülkeni koruyorsan, yerlileşiyorsan, emperyal kuşatmaya karşı geliyorsan, sömürüye tavır alıyorsan, vesayetçi iktidar değilsen Batı dünyasını huzursuz ediyorsun saldırı altındasın demektir. 

Petrol şirketlerini millileştiren ülkelerin hemen tamamı saldırıya uğramıştır. Petrol ve doğalgazına sahip çıkan ülkelerin tamamı ambargo kıskacıyla kaosa sürüklenmiştir.

Petrolünü, doğalgazını, altınını, madenlerini, suyunu, Batılı şirketlerin himayesine ve denetimine vermeyen her ülke tehdit altındadır, hedeftedir. 

Irak’ı savaşa sürükleyip Saddam’ı durduk yerde yok etmediler mi? Kaddafi’yi yok edip Libya’yı parçalara ayırmadılar mı? İran’a, Rusya’ya duydukları nefret, kin, uyguladıkları ambargolar aynı sebeplerden değil mi?  

Sömürüde sınırları yok. Ya ülkeyi yağmalayıp yok ediyorlar, ya kukla bir yönetim ve lider atayıp teslim alıyorlar, ya da bütün halkı cezalandırıp, ekonomik oyunlarla diz çöktürerek yağmalıyorlar.

Venezuela’da asıl mesele ülkeyi kimin yönettiği değil, dünyanın en zengin petrol rezervlerinin kimin kontrolünde olacağıdır.

Venezuela, petrolünü millileştirdiği için, petrolünü, altınını ABD’ye peşkeş çekmediği için, petrol, altın rezervlerini ABD ve Batılı şirketlerin işletmesine izin vermediği için, altınını ABD denetiminde piyasaya sokmadığı, şirketlerine teslim olmadığı için darbeyle, savaşla, işgalle tehdit ediliyor.

ABD’nin siyasi, askeri ve ekonomik üstünlüğüne meydan okuyabilecek potansiyele sahip güçler Çin ve Rusya’nın sessizliği Trump’ın çılgınlık ve azgınlıklarını daha belirginleştirip dünya milletlerinin ABD’ye duydukları kin ve nefreti belirginleştirip, artırıyor.  

Dikkatli ve uyanık olup kardeşlik bağlarıyla güzel yarınları hedeflemeliyiz…

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23