--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Maaşlı köle mi, maaşsız kraliçe mi?

Akif Bedir
Akif Bedir
21

Türkiye’de çalışma hayatındaki kadın sayısı her geçen gün artmakta. Kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe ve hükümetin çalışan kadınlar için destek uygulamaları arttıkça işgücüne katılım oranları giderek arttı. 

Son zamanlarda çıkarılan kanunlar, alınan kararlarla “çalışan kadınlara” ilave ödemeler yapılması, çalışma şartlarını kolaylaştırılma çabaları cemiyetin temeli olan aile müessesesini ciddi manada sarsmakta.

Çağdaş, medeni diye peşinden koştuğumuz Avrupa İslam Dünyasının kadınlarına çalışma ve kariyer teşvikinde bulunurken kendi ülkelerinde kadınları evlerine dönmeye ve çocuk doğurmaya teşvik ediyor.

AB yetkilileri sürekli kadın istihdamını artırmamızı bizden isterken kendileri evinde çocuğuna bakan kadınlara maaş bağlayarak kadınlarına evlerini cazip göstermeye çalışıyorlar. Bizim yetkililerimiz ise kadınların çalışma alanlarında daha fazla yer almalarıyla övünüyorlar.

Kadınları yuvasından çıkarmak için önüne sürekli bir şeyler serip, yeni vaatlerle anneliği horlayarak, bilinçsizce aile yapısının bozulmasına gayret gösteriyorlar.  

Modern köleliğin adına ekonomik özgürlük diyerek kadınları çalışma hayatına bu kadar dâhil ettikten sonra kadın fıtratını bozdular, evlilikler bozuldu, aileler daha kolay dağılmaya başladı. 

Çoğunlukla eşine güler yüz gösteremeyecek kadar yorgun, çocuklarıyla yeterince ilgilenemeyecek, onların küçük dünyalarında büyük yaralar açacak kadar vakti dar olan kadınlarımız “”likten koparak her geçen gün aileden soyutlanıyorlar.  

Çalışan ve paralı olarak evde “güçlü kadın” zırhına büründüğünü sanan kadınlarımız gitgide yuvalarından, “ana”lıktan kopuyorlar.   

Çalışma ortamında beden ve zihin gücünü başarı kaygısıyla bir şirketin veya bir şahsın emrine amade kılan bir kadından evinin sahibi olması beklenemez.  

Gününün ve gücünün önemli bir kısmını patronuna ya da amirine bağışlayan bir kadından sağlıklı bir neslin yetişmesini beklemek de pek mümkün değildir.

Kadına yardım, kadınlarımızı Kapitalizmin kölesi yapmaya yönelik projeler kapsamında olmamalı, öncelikler ve hedefler toplum yapısına ve vicdanına uygun olmalıdır. 

Toplumda paralı, yalnız ve mutsuz kadın sayısı her gün artıyor. Para ve mevki kadının yaratılış ihtiyacı olan bağlılık, analık ve aile olma ihtiyacını gideremez, gideremiyor.

Kadın, akıldan ziyade kalp, mantıktan ziyade duygu ve his, uzaklıktan ziyade yakınlık ve sıcaklık, sevgi ve sahiplenmenin mizacına şekil verdiği bir emanettir.

Kadın özgür olduğunda değil, aile olduğunda mutludur. Evliliği nefislerimizin sessizliğe gömüldüğü bir limana çeviren dalga kırandır kadın.

Ailelerin ve toplumun huzuru açısından kadınların çalışması meselesi çok iyi düşünülüp, analiz edilmelidir. Kadınları kayıtsız şartsız çalışmaya teşvik etmek yerine iktisatlı, kanaatkâr ve yuva sever olmaya teşvik etmek daha mantıklı ve faydalı olandır.

Güçlü Kadın Güçlü Türkiye” sloganı kullanarak sürekli bir kadın istihdamından, kadınların çalışma hayatına daha çok girmesinden bahsedenlerin toplumun geleceği, ailelerinin huzuru için evlerinde çalıştıkları halde çalışmayan kadın gibi statüye sokulan kadınlar için de bir açılım getirmelerini bekliyor ve istiyoruz.

Çalışmayan kadınlarımıza neden el uzatılmıyor? Anneler/annelik neden hep yok sayılıyor, dışlanıyor? Anneler, çocuklarına bakan, toplumun ve ülkenin geleceği için onları özenle yetiştiren, annelik yaparak çalışan kadınlar değil mi? 

Ev işlerini, temizliğinden bulaşığına, yemeğinden çamaşırına, gece gündüz demeden, mesai tanımadan çalışan kadınlara neden hiç değer verilmiyor? 

Paramız varsa, doğrudan annelere verelim, anneliği teşvik edelim. Hz. Ömer (ra) halife iken bütün anneleri maaşa bağlamıştı.

Bütün anneleri maaşa bağlayalım. Mesela evlilik müessesini 25 yıldır sürdüren, annelik yapan bir hanıma “emekli maaşı” bağlayın. Zira o kadın 25 yıl annelik ve ev hanımlığı yaparak, ağır mesai sarf ederek cemiyetin huzuruna ve ülkenin geleceğine muazzam katkı sunmuştur.

Anneyi çalışmaya teşvik etmek yerine, evde kalmaya teşvik edin. Anne yuvasıyla, çocuklarıyla ilgilensin. Kocası yorgun argın işten geldiğinde o evde huzur bulsun.

Kadınlar aile kurumunun teminatıdırlar, onlar olmadan ne sağlıklı aile ne de toplum olur. Onları, kapitalist dünyanın köleliğine göndermektense evlerinin efendisi olmaları için teşvik ederek hem kendilerinin hem de tüm toplumun kazançlı çıkması sağlanabilir.

Kadınlar can kattıkları yavrularını keyifle büyütebilmeli, erkeğinin kazancını afiyetle ama şükrederek yiyebilmelidir. Patronlarının, müşterilerinin, işlerinin köleleri olacaklarına evlerinin hem kölesi hem de kraliçesi olmalıdırlar. 

AB’nin isteklerine göre değil, dinimize, milli ve manevi değerlerimize göre meseleleri değerlendirip, kendimize yol çizmeliyiz.

Cenneti anaların ayağı altına seren ilahi ses rehberimiz olmalıdır.

 

Yorumlar

(21)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kedi

2 Ocak 2020 13:13

O beğenmediğiniz dinin mensuplarının yaptıkları nimetlerden yararlanıyorsunuz. Siz ne yaptınız ki boş konuşmaktan başka

isa yapıcı

2 Ocak 2020 03:28

Türkiye'de hangi parti gelirse gelsin bu politikaları uygulamak zorundadır. Çünki TC özgür bi ülke değildir. Yani bu AKP'nin biliçli bi politikasıdır. Yaptıkları şeylerin aileyi ifsat ettiğini biliyorlar.kisacasi batının dayatmalarini ülkemize uygulayarak bizi onlar gibi yapmak istiyorlar.ve batıda namus ahlak aile iffet kavramları bişey ifade etmiyor.ama bu degerler dünyanı en güzel şeyleri bi aile için. Kadınlar ev hanımlığı yapsa onlara verilen teşvikler erkeklerin maaşlarına eklense hem işsizlik azalır hem mutlu aile yuvaları çoğalır.bide kadının evde değilde bi işyerinde olması erkeği rahatsız eder kaygılanır bilmem ne demek istediğimi anladiniz mi?bu yüzden çok kavgalar olmakta ayrılıklar olmakta ve en kötüsü cinayetler olmakta.insanin fıtratı bu değiştiremiyoruz...

Almanyada yilbasi

1 Ocak 2020 16:47

Bloklarin toplu cop kontenasi var plastikden bin litrelik,sert plastik.gece 23,30 da atilan havai fisekten yangin cikmis etfai sondurmus bin litrelik cop kontenasi zarar gormus biri eglenmis konutda oturanlar zarari oduyecek eglence bunun neresinde.denizlide dis tekniksiyeni asiri alkolden olmus icicleri bakani duyuyorsun.

Erdemli

26 Aralık 2019 01:28

Hele birde üniversite yi bitirip evde olan kızlarımızı hiç düşündünüz mü

[email protected]

26 Aralık 2019 01:03

Harika bir paylaşım olmus Teşekkürler anlayana...sonuna kadaar katiliyorum.

emekli

25 Aralık 2019 18:46

erkekler otursun evde bu ülke kadınlar yönetsin ne yolsuzluk ne kul hakkı nede adaletsizlik olmaz 

Dtcf

25 Aralık 2019 16:12

Bütün bunlar dinden imandan bahseden akape döneminde oluyor. Yazık sizin sifatiniza

Kosovalı

25 Aralık 2019 15:50

Tebrik ederim. Kadınların çalişma hayatına katılması için teşvik eden iktidar, çocukları kreşlere yaşlıları huzurevlerine emanet etmekte. İmam hatip okullarıyla yarının gençlerinin yetişeceğini söyleyen zihniyetin bunu gerçekleştirmesi trajikomik vesselam.

Parisa

25 Aralık 2019 15:44

Sayın yazar sonuna kadar katılıyorum düşüncenize. Kadın ne zaman yuvasından dışarı adımını attı. Şefkatli ellerinde yetişmesi gereken nesil ifsat oldu. Kadınlar toplumun aynasıdır. Onların alemindeki karmaşa toplumun her kesinine yansımakta günümüzde. 

Calisan kadin

25 Aralık 2019 15:41

Temel meslek yok yapacagi is ya mutfak yada garsonluk .evinde kendisi patron disari disarida adina ne dersen de emir alan ister kralice de,ister kole boyle uygun gorduler efendiler onlarin esleri hep yuksekden seslendiler ayaginizin ustune durun,avrup begenmedigi uygulamayi baskasina tercih eder. Avrupayi kalkindiran ital isciler hep merak ederdim avrupa kadinini magazinden,guzelmi guzel .meger oyle deyilmis ne gezer yorgun bitkin uyur gezer ilin adami acimaz un gibi ezer simdi bizimkilerde avrupaya benzer.

Akif Bedir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle