• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI

Lozan hezimetinin 98. yıldönümü

28 Temmuz 2021


Akif Bedir İletişim: [email protected]

Bir milletin varoluş mücadelesi verdiği Millî Mücadele sonrası diplomat olmayan İsmet İnönü’nün Türkiye’yi temsilen baş delege olarak 24 Temmuz 1923 tarihinde imzaladığı ve diplomatik ayak oyunlarıyla kazanımlarımızın çoğunu kaybettiğimiz Lozan Antlaşmasının 98. yılını idrak ettik. 

Sultan Vahdettin Han’ın “hain”, Sultan 2. Abdulhamid Han’ın “Kızıl Sultan” olarak karalanıp kartondan kaplanların ise “kahraman!” olarak lanse edildiği tarihin gerçeklerinin ortaya çıkması, hatırlanması ve hatırlatılması gereğinden “yalan söyleyen tarih utansın” deyip Lozan hezimeti hakkında birkaç not düşmek istedim. 

Vicdanlı tarihçilerin ısrarla dile getirdiği, bilinçli ve insaflı araştırmacıların farkında olduğu bir gerçektir ki Lozan bir zafer değil hezimettir.

Geçmişte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Sevr’i gösterip Lozan’a ikna ettiler” sözü tarihî bir hakikati ifade etmektedir. Asırlık prangalardan, manasız tabulardan kurtulmamızın yolu gerçekleri görmek ve dile getirmektir. 

Üstad Kadir Mısıroğlu’nun tabiriyle Lozan, “Muazzam bir imparatorluk mirasının hân-ı yağması (yağma sofrası) dır. Türk’ün şahsında İslâm’dan intikam alınarak, bütün bir İslâm Dünyası’nın başsız bırakılmasıdır!..

Lozan’ın getirdiği; adalarla Yunan stratejik çemberine alınmış iktisadî kaynaklardan mahrum, her türlü unvan ve sıfatı yolunmuş, gayri tabiî hudutların çizdiği küçük bir Türkiye’dir.”

Lozan, devrim ve inkılaplar adı verilerek kendi kimlik ve kültürümüzü inkâr ve imha etme sözünün tüm dünyaya ilan edilmesidir.

Lozan, Batı’nın eğitim, hukuk, kültür ve sanatını yani Batı medeniyetini ülkemize dayatma ülküsünün kabulüdür.

Lozan, ülkemizin milli manevi değerlerinin, kültürünün, medeniyetinin el altından Batıya kasıtlı bir biçimde teslimidir.

Lozan, başta 12 ada başta olmak üzere Misak-ı Milli sınırlarının ekseriyetinin terki, cephede kazanılan savaşın masada diplomatik ayak oyunları neticesi kaybedilmesidir.

Lozan, Osmanlı topraklarının bölüşülmesi için toplandı ve Osmanlı topraklarının beşte dördünün tapusu orada el değiştirdi. 

Lozan’da kim kaybetmiştir? Fedakârlığı kim yapmıştır? Geri adımı kim atmıştır? 

Eğer bir zafer varsa, mantıken bir kaybedeni de vardır. 

İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan kaybetmediğine göre bir kaybeden olmalıdır ve acıdır ama bu, Türk tarafıdır. 

Lozan’da “Verdi, kabul etti, feragat etti, vazgeçti” sözleri hep Türkiye için kullanılır. Batı Lozan’ı “Osmanlı’nın tapu dağıtım şöleni” olarak görür. 

Lozan, “ver, kurtul” politikasının hazin bir sonucudur. Toprak veren biz, Mısır ve Sudan. Feragat eden, terk eden biz, Kerkük ve Musul. Vazgeçen biz, Kıbrıs. Kabul eden, ettirilen taraf biz. Sonrası Lozan zafer, komedi gibi değil mi?

Lozan’da neleri verdiğini bizzat İsmet Paşa kendi ağızdan açıklamıştır. 

Lozan tutanaklarına göre İsmet Paşa şöyle söylüyor. Aynen şöyle: “Başka milletleri memnun etmek için savunma araçlarından vazgeçen Türkiye’yi tarihin nasıl yargılayacağını bilmiyorum. Askerden tecrit adı altında kabul ettiğimiz fedakârlıkların, hakiki dokunulmazlığımızı ağır surette baltaladığını görüyorum. Ümit ederim ki bu beyanat, Türk heyetinin yeni bir fedakârlığı olarak kabul edilecektir. İtilaf devletleri ne istiyor? (…) İşte biz onları tamamen kabul ediyoruz.” (8 Aralık 1922)

İsmet Paşa bütün fedakârlıkları yaptığını sınır, azınlıklar, adli kapitülasyonlar, hatta Duyun-u Umumiye ve borçlar konusunu bile İtilaf devletleri lehine çözümlediklerini, sorunları “bizim zararımıza ve rakiplerimizin lehine” (aynen bu kelimelerle) çözümlediklerini açıkça beyan ediyor. 

İsmet Paşa’nın “her şeyi kabul ettim” sözleri de hezimetin acı bir itirafı niteliğinde.

Çözümlemek ver gitsin demek ise bu nasıl bir zaferdir? 

Lozan’da atılan imza, Kurtuluş Savaşı’nda akan kan ve tere ihanettir. Cephede kazandığımız savaşların masada kaybedilmesidir.

Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam Kamarasında, “Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?” diye yükselen itirazlara, Lord Gürzon’un verdiği cevap Lozan gerçeğinin birinci ağızdan dile getirilişidir: “İşte asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları, maneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz.”

Günümüzde Lozan’ı zafer kabul edenlere ve kutlayanlara bakarak da hezimet kararını çok rahat verebiliriz. Lozan’ı zafer olarak görenler İslami değerlere düşman, Batılı değerlere hayran olan azgın azınlık, beyaz Türkler, parti ve kişilerdir.

Halk tarih için değil, tarih halk için olmalı diyor ve bu acı gerçekler karşısında Lozan’a zafer diyenlerin hal-i pür-melaline acımaktan başka bir şey gelmiyor elimden. 

Sadece cesaretlerini toplayıp vicdanlarıyla bu konuyu irdelemelerini tavsiye ediyorum. Nokta…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Nazım

Keşke lozan yerine Sevr olsaydı istediğiniz buydu İngiliz’i l İtalya’nı Yunan’ı kim engellemeden yurda soktu İstanbul’a ellerini kollarını sallayarak girerlerken ülkenin başında M.Jrnal mi vardı padişah ne yapıyordu zevceleriyle seyretmektemiydi Çanakkale’yi geçemeyen on binlerce kayıp veren düşmana neden boğazları açtı tekrar 2. Çanakkale savaşını yaşatamazmıydık kurtuluş savaşı Başlatan İstanbul’a giren izmire giren Hatay İskenderun’da Fransız İngiliz’e karşı tek yürek olanlara selam olsun
  • Yanıtla

Sayın akif bedir makalle için teşekürler

bu yurdun insanı mutlaka bu makaleyii okumhalı başkasının degirmenine su taşımamalı.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23