• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI
12 Ağustos 2020

Komedi ötesi bir şey

Başkan Erdoğan Kuzey Irak’ta terör, Suriye’de ABD, Rusya, İran ve bileşenleri, Doğu Akdeniz’de İsrail, Mısır, Fransa, Yunanistan ve sömürgeci Avrupa devletleri, Ege’de Yunanistan ve gizli destekçisi ABD ile amansız bir mücadele içerisinde.  

İçeride toplum üzerinde “siyasi ve ideolojik egemenlik kurma” adına paranoyal kuşkuları, vehimleri, uydurulmuş korkuları sonucu ellerinden giden kişisel imtiyazları geri almak için siyasi çığırtkanlık yapmayı hak kabul eden CHP’nin muhalefetiyle uğraşıyor.

Devletin sahibi benim mantığıyla hareket edip her şeye muhalefet eden, gölgesi ile savaşan Don Kişotlar Başkan Erdoğan’ın içerideki baş ağrıları.

Yetmezmiş gibi bir de AK Parti’de çile çekmeden sırça köşklerde oturan, halka tepeden bakan ve halkın derdiyle dertlenmeyen, Reisçilik taslayan sözde siyasetçiler ile uğraşıyor.

Bütün varlığını AK Partiye endekslemiş, sadece adı sivil toplum olan oluşumun devletin başına bela olarak türettiği İstanbul Sözleşmesi’ni çıkardılar karşısına.

Başarının nereden geldiğini, imkân ve yetkileri kimin verdiğini unutan, Erdoğan’ın gücünden güç devşirip milletin değerlerine savaş açan “AKP”lilerin cansiperane savunduğu, aileyi yıkıcı ve eşcinselliği teşvik edici içeriğiyle toplumsal krize yol açan, uluslararası boyutta değeri adeta sıfır olan, Feminist grupların kutsallık izafe ettiği “Fesat Sözleşmesi” yeni karın ağrımız oldu. 

AK Parti Kadın Kolları Hz. Yusuf’u, Züleyha karşısında suçlu gören bu ucube sözleşme için Dilipak’a savaş açtı. 

Kadını koruma adına sübyancılığın önünü açan, kültür, töre, namus gibi kavramları yok eden, kocayı evden kovup çocukları babasız bırakan, dönmelerin toplum içine çıkışını destekleyerek ahlaki çöküşe sebep olan ve dahi nice şerrin sebebi olan bu sözleşmeyi eleştirdi diye suç duyurusunda bulunacaklarmış. 

Sözleşmenin tartışmaya açılma sebebinin ciddi bir provokasyon ve siyasi rant devşirme çalışması olduğu aşikâr imiş.

Bu mücadele var olmak, yok olmak mücadelesidir, bu Fesat Sözleşmesi aile yapısını yok edeceğinden ülkenin “beka sorunudur” derken” siyasi rant elde edecekmiş Dilipak.

Komedi ötesi bir şey. 

Başkan Erdoğan’ın bizim için nas değildir dediği, kadem’e kadem’e ailenin altını oyan bu Fesat Sözleşmesi’nden imzaların geri çekilmesinin an meselesi olduğu bir süreçte bu eylem, ihtirasla arzularının peşinden koşanların öne çıkma girişimidir.

GeçmişteBaşkan Erdoğan’a, eşine, rahmetli annesine, ailesine ve AK Parti’nin kadın vekillerine yönelik galiz küfürler yağdıran Gezici-laikçi güruh hakkında bunlar niye bu kadar atak olmadı ya da olamadı?

Tehlike ciddi ve büyük… 

Reis’e yakın olarak bilinenlerin söylemlerine dikkat etmeleri gerekir.

Ak Partide çalışmayan, proje üretmeyen, ihtirasla arzularının peşine düşen davanın özünü kaybetmiş kişiler, ruhunda yorulma ve daralma olanlar, halka dokunmayan kibir abideleri partiye ve Başkan Erdoğan’a zarar veriyor.

Dilipak bu davanın adamıdır. Dilipak bu davaya ömrünü vakfetmiştir. Şimdi Ak Partinin iktidar nimetlerinden aile boyu faydalanıp savaş açanlar Dilipak’ın maddi manevi mücadelesinin kaymağını yemekteler.

Dilipak üzerinden siyasi rant peşinde koşanlar yanlış isim üzerinden hareket ettiler. 

Bu siyasilere sadece şunu sormak isterim. Bağımsız olarak seçime girseniz Dilipak’a teveccüh nasıl olur, size nasıl olur? AK Partili kaç seçmen size oy verir?

Bu gidiş nereye, birlikte yola çıktıklarımız nerede, yolda bulduklarımız neredeler. 

Partiye ve partililere gönül koyan, partiyi bugüne kadar hiçbir menfaat beklemeksizin canla başla desteklemiş gönlü kırık partililere el uzatıp, gönül almak elzemken bu davaya göğsünü siper edenlere savaş açmak abesle iştigaldir.

AK Parti sokaktan gelen seslere kulak vermezse zarar görür, sokağı dinlerse tartışmalar biter. 

AK Parti gayretsiz nimet yiyenlerin, Reis adına ahkâm kesenler yüzünden toplumda kibir algısıyla birlikte anılır hale geldi.

Öfke dili kullanarak nefreti çağıranlar hem partiye hem Başkan Erdoğan’a zarar veriyor.

Yerel seçimler, AK Parti açısından ahlaki anlamda bir iç sorgulamanın ve değişimin şart olduğunu herkesin anlayabileceği bir lisanla ortaya koydu.

Yerel seçimlerde 15 şehirde seçim kaybı yaşanırken tatil yapan, sonrasında siyasi hırslarıyla beklentiye girenlere bedel ödetilmelidir.

İstanbul, Ankara, Antalya belediyeleri CHP’ye geçerken sessizliğe gömülüp, sonrasında bir sözleşme için aslan kesilenlerden bunun hesabı sorulmalıdır. 

Başkan adına başkanlık yapmaya kalkanlara hadleri bildirilmelidir. 

Yoksa sonuç, Allah korusun, ANAP gibi olur…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ahmet demir

Bir gecede başbakanı görevden alan Erdoğan bir gecede kanun çıkaran Erdoğan bunları çoğaltabiliriz nasıl olur toplumda bu kadar hasas bir sözleşmeyi üstelik aile kavramına önem veren Erdoğan nasıl oluyor da uzun bir süreden beri bu konu hakkında sesiz kalıyor ve net ve toplumu daha doğrusu seçmenin. vijdanını rahatlatacak adım atmaz buna gücü var burada biraz düşünmek lazım ya Erdoğan muktedir deyil veya seçmenin kafasındaki soru sendemi bürütüs
  • Yanıtla

mustafa

İnsanların bir dava için mücadeleleri,başkalarına hakaret hakkı tanımaz,suç işleme özgürlüğü vermez.Nazlı Ilıcak 28 şubat sürecinde en ön safta mücadele etti.15 Temmuzdan sonra niçin hapse atıldı.O zaman da şöyle deseydikya " Nazlı Ilıcak 28 şubatta çok hizmet etti,bundan dolayı hapse atmyın...."Kimse kusura bakmasın konumu ne olursa olsun,birilerine "fahişe" deme özgürlüğü yoktur.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı