Haçlı Batı yeni oyunlar peşinde
Yeryüzündeki bütün savaşlar, istikrarsızlıkların çoğu Müslüman ülkelerin topraklarında cereyan ediyor.
Batı, İslam coğrafyasında kurdurduğu terör örgütleri ile milletleri birbirine düşürüp, çatıştırıp demokrasi, insan hakkı palavralarıyla o topraklara çörekleniyor. Bu haçlı tarihindeki sistematik bir uygulamadır.
Sonrası, İslam dünyasının zengin yeraltı kaynaklarını paylaşma yarışları, beraberinde büyük göçlere yol açan, ölüm yağdıran, dehşet verici savaşlar.
Erdoğan önderliğindeki Türkiye, son yıllarda yaptığı stratejik ve askeri hamlelerle asırlık yaralara neşter vurup, el atmaya cesaret edemediğimiz nice meseleyi ülkemiz lehine olacak şekilde çözmeyi başarınca Batı dünyasının huzuru bozuldu.
Türkiye’nin, üzerinde senaryo yazılan bir ülke değil, kendi senaryosunu yazan bir devlet konumuna gelmesi, kendi rolünü kendisinin belirliyor olması Haçlı/Siyonist ortaklığını rahatsız etti.
Haçlı dünyasından gelen bütün baskılara rağmen Ayasofya’nın açılması, güney sınırlarında kurulmak istenen terör koridorunun yerle bir edilmesi, Afrika’da kazan kazan anlayışıyla sömürü çarklarının kırılması, Libya hükümetiyle Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması imzalanması, Karabağ’daki Ermeni işgalinin Türkiye’nin desteğiyle sonlandırılması, Kuzey Kıbrıs’ta 40 yıldır açılamayan Kapalı Maraş’ın turizme açılması, Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de atılan stratejik atılımlar, Rusya’yla yapılan iş birliği anlaşmalarıyla ABD ve Siyonistleri dengeleyecek stratejik adımlar atması emperyalist dünyanın oyunlarını bozdu.
Bütün bu gerçekler arasında İslam topraklarında da dikkate şayan gelişmeler yaşanıyor, kirli senaryoların sahnelenmesi için yeni projeler hazırlanıyor.
Katoliklerin dini lideri Papa ilk kez Irak’ı ziyaret etti. Papa’nın, Irak ziyaretinde “dinler arası diyalog”, “barış” ve “İbrahim” vurgusu ön plandaydı.
Haçlı Batı’nın 20 yıl önce işgal edip kan gölüne çevirdiği ülkeyi “kardeşlik ve barış yalanı”yla ziyaret eden Papa, Şiilerin dini lideri Sistani’nin yanı sıra Sistani’nin fetvasıyla kurulan ve şu an Sincar’da PKK teröristleriyle kol kola olan Haşdi Şabi’yle de görüştü. Üstelik Haşdi Şabi’nin Hristiyan kolu olan İncil Tugaylarının elebaşı Reyyan Keldani’ye kendi tespihini armağan etti.
Vatikan’ın 2 yıl önce BAE’de başlattığı proje, bugün Irak’ta devam ediyor. BAE, Bahreyn, Fas, Sudan gibi Müslüman ülkeler İsrail’e boyun eğdi. Sözde barıştılar. Papa’nın Irak ziyareti bu barışma sürecinin bir tamamlayıcısı niteliğinde bir ziyaret.
Aynı gün Haşdi Şabi’ye bağlı Şii terör gruplarından İran’a yakınlığı ile bilinen Esayibi el Hak lideri Qays Gazali, Türkiye’ye aklınca meydan okudu.
Terör örgütü PKK bitme noktasına gelince, bölgede yeni piyonların ortaya çıkıp Türkiye’ye meydan okumaya başlaması tesadüf değil tabii ki.
Gara’nın düşmesiyle PKK’nın hareket kabiliyeti sıfırlandı. Örgütün Gara sorumlusu da Türkiye’ye teslim olup yuvalandıkları noktaları anlatınca panik arttı. Yani Irak ve Suriye’de terör örgütü PKK için artık yolun sonu göründü.
PKK zora düşünce bölgede yeni yapılanmaları, boyun eğmedikçe güçlenen Türkiye’nin karşısına çıkarmak için hazırlıklar yapılıyor.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Irak’ta asker sayısının 500’den 4 bine çıkarılacağını açıkladı. Irak Ordusu ile birlikte “mahalli veya lokal” güçlerin eğitilmesi ve donatılması vurgusunu yaptı. Bu ne demek, PKK biterse onun yerine bölgede yeni terör örgütleri oluşturur, eğitir, donatırız.
ABD ve müttefikleri DEAŞ’la mücadele bahanesi adı altında Suriye’de 50 binden fazla teröristi eğitti. Şimdi bu misyonu Irak’ta doğrudan NATO üstlenecek. Irak’ın kuzeyinde yeni tabela yapılanmalar kurup NATO şemsiyesi altında bu terörist oluşumlara eğitim verilecek.
Batı dünyası bu hazırlıklarla meşgulken sözde Arap Birliği boş durur mu?
Arap Birliği Dış İşleri Bakanları Konseyi Mısır’ın başkenti Kahire’de düzenlediği toplantıda Türkiye hedefe yerleştirdi.
Türkiye’nin bazı Arap ülkelerinin iç işlerine karıştığını iddia edip, Irak, Suriye ve Libya’dan askeri güçlerini çekmesi, bölgede güvenlik ve istikrarı tehdit eden provokatif faaliyetlerine son vermesi istedi.
Kendi ülkelerinin egemenliğini, toprak bütünlüğünü koruyamayan, siyasi birliğini tesis edemeyen çapulcuların sahiplerinin ağzıyla ülkemize ve liderimize yönelik çamur atmaları acziyetlerinin, basiretsizliklerinin emaresi.
Bütün bu oyunlara rağmen Türkiye, ilkeli ve kararlı tutumuyla bölgesinde ve dünyada güvenlik, istikrar ve huzurun tesisi için çaba göstermeye devam ediyor. Askeri olarak güçlendikçe siyasi olarak ta sözü dinleniyor, dünya mazlumlarının sesi olmaya devam ediyor.
Ah bir de hakikat esaretiyle bir ideale köle olmak yerine, merkep hürriyetiyle hür olmayı yeğleyen içimizdeki satılmışlar rahat bıraksa…







