• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI
01 Temmuz 2020

Güçlü anne huzurlu Türkiye

HDP’li kadın milletvekillerinin kışkırtma ve tahrik edici saldırılarına emniyet simidi olarak sarılan CHP’liler ile onlara karşılık veren AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in Meclis’te verdiği cevap haftanın gündemi oldu.

CHP’liler 1930’dan itibaren kadınların toplumsal hayatta daha etkin olmasına dönük düzenlemeleri hayata geçiren biziz diye böbürlenirken, AK Partililer bu ülkede AK Parti gelene kadar kadın kelimesinin adı yoktu Türkiye’de. Yaptığımız çalışmalarda kadınların hayatını kolaylaştırmak için gayret ediyoruz. Sosyal güvenlikten, sağlık hizmetine aile politikalarımızda önce kadın var diyor.

CHP’liler için kadın milli ve manevi çizgisindeyse yok hükmündedir. Bunu satır arası yapmanın bile abesle iştigal olacağı kanaatindeyim.  

Ak Partililer ise “güçlü kadın güçlü Türkiye” sloganı kullanarak sürekli bir kadın istihdamından, kadınları çalışma hayatına daha çok kattıklarıyla övünüyorlar. 

Yani, Kapitalizmin kimlik kırılması, dini, milli ve kültürel değerlerin aşınması ve küresel emperyalist ideolojinin kadını evden koparıp sokağa salma, kimliğini ve asli fonksiyonlarını yok etme, aileden uzaklaştırma, aileyi ve nesilleri çökertme projesine hizmet ediyoruz diyorlar.

Yani, kadını çalışacak, kazancını yolda, giyimde, boyada, fastfodlarda, kafelerde, kreşlerde harcayarak kapitalizmin tüketim aracı haline gelirken yuva yuva olmaktan çıkacak, çocuklar sürünecek, çocuk yapma yük haline gelecek, boşanmalar artacak, şiddet artacak, taciz, tecavüz artacak ve bütün bunlar olsun diye çırpınıyoruz diyorlar.

Kadının çalışmasına fırsat sunarak narin bedenlerin yıpranmasına, doğum oranının azalmasına, çocukların ana kucağında büyüyememesine, aile içi sorunların ateşlenmesine sebep oluyoruz diyorlar. 

İstanbul Sözleşmesine imzayı atıp 6284’i kadınların eline sopa olarak verdik. Erkek canını mı sıktı, at evden gitsin. Nasıl geçinirim diye de merak etme, evden attığın adamdan sana nafaka bağlarız geçinir gidersin diyorlar.

Fuhuş yapana ceza olmasın, zina serbest kadın özgür olsun diyorlar.  

Kimse bana kızmasın, uygulama bu getirisi ve sonucu bu…

Çok iyi biliyorlar ki, kadın için çalışma sahası çok kirli. Çalışan kadınlarımız yuvalarından, eşlikten, analıktan kopuyorlar kadınlıkları erozyona uğruyor, gitgide soyutlanıyorlar ve soyuluyorlar. Çalışan eş, yatağından, sofrasından ister istemez uzaklaşıyor. 

Kadını erkeğe mali yönden mahkûm etmeme anlayışı ve güçlü kadın diye kadınlara gaz verip taşıyamayacakları ağır yükleri kadınlara yüklüyorlar.

Kadın erkek eşittir mevzuu kapitalizmin metalaştırıcı zihniyetinin bir ürünüdür. Bu eşitiz söylemi yüzünden eşler birbirini rakip olarak görmeye, zıtlaşmaya başladılar. 

Erkeklerin işsiz kalmasında daha lüks yaşamak için çalışan kadınların payı ne kadar kimse düşünmüyor.

Bu devirde tek maaşla geçinilmez ki” anlayışı kapitalist düzenin özellikle kadın zihninde oluşturduğu bir tahribattır. 

Çalışan kadınlara yönelik yapılan bunca iyileştirmelere rağmen ev hanımlarına yönelik problemlere niye hâlen çözüm bulunmuyor?

Ev hanımlarının “çalışmayanlar” kategorisine sokulması dünyanın en büyük yanlışı ve yalanı değil mi?

Ekonomiye gizli ama önemli bir katkıda bulunan fakat hiçbir karşılık alamayan, evde birçok mesleği birden tek başına icra eden bir hanım çalışmıyor kabul edilebilir mi?

Annelik yapmak, iyi çocuk yetiştirmek çok kıymetli bir emek ve ürün değil mi?

Hane içinde yapılan işler sayısız iş kolunda yapılan işlere bedeldir. Evdeki üretimin piyasa karşılığı, çamaşırhane, çocuk yuvası, huzur evi, kuru temizlemeci, lokanta, sağlık merkezi ve daha pek çok sektörde üretilmektedir. 

Vatikan, İtalyan hükümetine başvurarak ev kadınlarına maaş bağlanmasını öneriyor.

Papalığa bağlı Aile Konseyi Başkanı Kardinal Ennio Antonelli, ev kadınlarının çocuk yetiştirip, bakıma muhtaç yaşlılara baktıklarını, eşlerine destek olduklarını hatırlatarak, “Ev kadınına maaş bağlamak bir görevdir, çünkü devletin yapması gerektiği atılımları ve yardımları tek başlarına yapmaya çalışmaktadırlar. Bunun için mali dengeleri sağlama yolu ile kendilerine maaş bağlanmasını öneriyoruz” diyor.

Biz niye hâlâ annelik ve ev hanımlığını horluyoruz?

Mesela on yıldır evli olan üç çocuk sahibi bir anneye aylık bağlanamaz mı? 

Büyük anne ve büyük babayı huzurevinden, çocukları kreşten, gençleri sokaktan kurtararak toplumsal huzura en büyük katkıyı veren annelerimize, eşlerimize maaş bağlansa getirisi götürüsünden fazla olmaz mı?

Geleceğimizin kurtarıcı mimarları olduklarının idraki ile bu itibar ve hakları niye tasdik ve tescil edilmiyor?

Güçlü anne huzurlu Türkiye” gerçeğini lütfen düşünün…

Evlerimizin sessiz emekçileri annelerimiz, kadınlarımız Sayın Bakan’dan acil çözüm beklemektedir.  

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sibel

Benim iki kızım ortaokulu 1.likle bitirdi. Fakat beni örnek alıp ev hanımı olmak istiyorlar. Bu yüzden lisenin günahlarına girmemek için okumadilar. Hacı hoca müftü akraba vs. herkesten azar işittik. Kimse aferin demedi. Rabbim razı olsun yeter.
  • Yanıtla

Güçlü ordu ,güçlü Türkiye

Çok güzel yazmışsınızda,Özlem Zengin'e kim ruhsat veriyor,ak parti demişsiniz..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı