• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI
26 Şubat 2020

Gidişat nereye?

Dünyada insanlığın gidişatı kontrolsüz ve sağlıksız...

Sadece tüketim çılgınlığı peşinde koşan, makam ve paraya tapan, egolarının pençesinde kıvranan, medya, sanal dünya, film, futbol gibi neredeyse hayatın bütün alanlarını şekillendiren bütün mecralarda, hız, haz ve ayartı peşinde koşturup duyarlıklarını yitirmiş, insanlığın sorunlarına yabancılaşmış, düşünme melekeleri dumura uğramış, sorumluluk bilinci sıfırlanmış insanlar kümesi haline geldi bütün dünya milletleri.

Kendi nefsani arzularına, kendi çıkar, menfaat ve şehvetine tapan insanlar topluluğu... 

Yalanlara, sahtekârlıklara inanmayı bir inanç haline getirip, yalanın kutsallaştırılmasına, zihnen fikren sahtekârlığa yönelmesine sebep olabilen, ölümlerin, zulümlerin gerçek olduğu bir dünyada yaşayan ve sessizliğiyle memnuniyetini ikrar eden insanlar.

Müslüman milletler ve bizler farklı mıyız? 

Kocaman bir hayır…

Dönüştürüldük, taşıdığımız değerlerimizin hepsini bir yerlerde bıraktık, maddi ve manevi kirlenme yolunda o kadar azimle çalıştık ki kardeşlik, yardımlaşma, kanaatkârlık, tevazu, fedakârlık, diğergâmlık gibi bizi var eden değerlerimiz yok olurken sessizliğimizi bozmuyoruz.

Şahsiyetimizi ve kalbimizi kirleterek, karakterlerimizi, yaşantımızı, işimizi, akrabalık ilişkilerimizi, toplumsal ilişkilerimizi ve insanlığımızı lekeleyerek kendimizi geliştirdik, yeniledik, sözde medenileştik.

Erdemimiz yok oldu, dürüst davranmamaya, dürüst konuşmamaya, dürüst yaşamamaya, dürüst üretmemeye, dürüst iş yapmamaya başladık.

Ülke menfaatleri, ülke gerçekleri, dostluklar, kardeşlikler makam için, para için, şan şöhret için ayaklar altına alınıp çiğnenir oldu. 

Utanç tablosu, çığırtkanlık, çirkinlik sıradanlaştı, bizleşti…

Gönlümüzü, soframızı, kapımızı kapalı tutar olduk. İnsanların acılarını ve sancılarını, sevinçlerini ve sürurlarını paylaşmaz, iyi günde de kötü günde de, yanlarında olur gibi yapar olduk.

Gayri Müslim milletler dünyanın oyun ve eğlencesinin peşinden koşarlarken Müslüman milletler de onların peşinden koşar oldu.

 Öldürülen masumlar, annesiz babasız kalan çocuklar, vatansız kalan insanlar, namusu kirletilen kadınlar, kıyıya vuran cesetler, soğuktan donarak ölen bebekler, açlıktan ölen insanlar Müslümanım diyen insanlar için küçük bir teferruat mesabesinde kaldı.

Düşünmüyoruz, akletmiyoruz, ibret almıyoruz. 

Çin’den yayılan küçücük bir virüs bütün dünyanın kalbini hoplatmaya başladı.

Suudi Arabistan’ı çekirge sürüleri istila etti. Çekirgelerle hiçbir yöntemle başa çıkılamıyor ve yeşillik adına önlerine gelen ne varsa kurutup gidiyorlar.

Karadeniz Bölgesi’nde fındık başta olmak üzere 300’den fazla ürüne zarar veren kahverengi kokarca diye bilinen zararlı böcek hızla yayılmaya devam ediyor.

Ve depremler…

Allah biz ibret alalım diye bu tür olaylar meydana getirirken, hangimiz bu hadiseden kendisine ders çıkarıyor?

İslam coğrafyasına bomba yağarken, günahsız masum çocuklar can verirken kalbimiz burkulmuyor.

Afrika’da çocuklar açlıktan can verirken sessiz durup, oralara el uzatmıyoruz.

Attığı her adımda menfaatini düşünen, yarının endişesiyle zulme karşı sessiz duran ve sürekli kıvıran, renksiz, karaktersiz ve kişiliksiz insanlar olduk.

Bir genç, kızla metrobüste öpüşürken, yolculardan duyarlı biri rahatsız olduğunu söylüyor. Ahlaksızlık boyutlarını aşan gençler “burası Suudi Arabistan değil” diye edepsizce cevap veriyor. 

Metrobüsteki yolcular da trene bakar gibi sessiz sedasız olayı seyrediyor. İşte bizim hali pür melalimiz.

Yolun ortasında Galatasaray bayrağı üzerine secde eden bir ahlaksız utanmadan bu halini de sosyal medyada resmediyor. 

Ayetlerde anlatılan Lut kavminin rezilliği aleni bir şekilde ülkemizde yaşanıyor fakat umursamıyoruz.

Hepsinin üzerine isimleri yazılmış taşların yağmur misali yağdığını ve o taşın değmesiyle beraber sapkınları taşa çevirdiğini, üstelik üzerinden bin yıllar geçmiş olmasına rağmen taşa dönmüş bir neslin biz görüp akıllanalım diye kaybolmayıp gözlerimizin önünde durduğunu bildiğimiz halde, sessiz kalmaya devam ediyoruz.

Müslüman, şuursuzca girmiş olduğu bu yalan dünyadan, tapmış olduğu putlardan kendisini soyutlayıp, gerçek dünyaya dönemez ise, Allah kendi oluşturduğu putlara tapan bizleri de helâk edecektir.

Peki, bizler hâlâ ibret alıp niçin düşünmüyoruz?

Gördüğümüz yanlışları elimizle, dilimizle düzeltmeye çalışmazsak, insanları uyarmaz ve doğru olana çağırmazsak, öylesi bir şey başımıza geldiğinde, kıldığımız namazların, tuttuğumuz oruçların hatta ibadetle geçirdiğimiz gecelerin bizi kurtarmayacağını akletmiyoruz.

Yüce Rabbimiz bize “Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir” diyor.

Hemen ardından “Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır” diye uyarıyor.

Ve sonra da soruyor: “Hâlâ akıllanmayacak mısınız?”

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İra ira

Ayetlerde anlatılan Lut kavminin rezilliği aleni bir şekilde ülkemizde yaşanıyor fakat umursamıyoruz. Müslüman olmayan PUTİN ülkesinde,lut kavminin rezilliklrrine yapanlara karşı açik ve net bir tutum almışken ... Sözde müslüman olan ... Hatta da başlarda O konuda özgürlükçü olacağını bile açıklamıştır.
  • Yanıtla

hüseyin

"BU ÜLKEDE GERÇEK GAZETECİLER DE VAR!""Sputnik Haber Ajansına göre Libya’da 16 şehidimiz var. Sputnik, Rusya’nın haber kanalı. Sayın Cumhurbaşkanına göre ise, Libya’da birkaç tane şehit var ve şehitler tepesi hiç boş kalmayacak. Bugün yaptığı açıklamaya göre ise 2 şehidimiz var.Diyeceğimiz o ki, Libya da güvenli değil Sayın Erdoğan, Libya’da iş birliği yaptıkların da!Sayın Cumhurbaşkanına soruyoruz: Libya’da ne olduğunu neden öğrenemiyoruz? Bakınız, çukur öyle derin ki bu bilgiyi veren gazetecilerin internet üzerinde kayıtlı bütün hesapları yasadışı bir şekilde ele geçiriliyor. Libya şehidiyle ilgili verdikleri bilgiler siliniyor, özel şifreleri, dosyaları arşivleniyor ve yazarların kendi hesaplarına erişimleri bile engelleniyor. Gazetecilerin görevi, kamuoyunu bilgilendirmektir, Hükûmetin ülke güvenliğini tehlikeye atan dış politikadaki yanlışlarının üstünü kapatmak değildir.Siz her yanlışınızda arkanızda duran yandaşlarınızın sayesinde kandırılabilirsiniz, kanabilirsiniz. Ama bu ülkede şehide “Birkaç tane.” dediğinizde alkışlamayacak, değersiz ve ruhsuz tavrınızı kutsamayacak gerçek gazeteciler de var ve bu gazetecilerin de iftira atmamak kaydıyla yazdığı haberlerin, kişisel verilerinin, düşüncelerinin güvencesini sağlamak görevi de sizindir.""İBRET OLSUN DİYE ELBET BİR GÜN…""Eğer bir haber ülke güvenliğini tehdit ediyorsa yapılacak işlem bellidir: Yasal süreç işler, dava açarsınız, yayın yasağı koyarsınız, habere erişim yasağı getirirsiniz. Basın Kanunu ve Türk Ceza Kanunu bu konuda size fazlasıyla yetki veriyor. Ancak, Libya’da yaptığınız yanlışın sonuçlarına şehit analarının gizlice katlanmasını istemenizi haber yapmak, ülke güvenliğini tehdit etmek değildir. Sizin yaptığınız yanlışlar sonucu şehit olan askerlerimiz, sizin üstünü kapatmak sorunda olduğunuz, hesap veremeyeceğiniz sırrınız olabilir ama bu ne şehit anasının sırrıdır ne de Türkiye Cumhuriyeti’nin.Gazetecilerin yaptığı olsa olsa hırsınızın vatana verdiği ve vereceği zararlar konusunda vatandaşı uyarmaktır. Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır. “Muhalefetin söylemleri beni ilgilendirmiyor. Beni muhalefet mi yargılayacak?” diyorsunuz ya, sakladığınız, korktuğunuz her şey bir gün ortaya çıkacak, işte o zaman sizi milletin kendisi sandıkta yargılayacak. Tarihçilerimiz, Ak Parti’si hükûmetlerinin yanlışlarla dolu dış politikasını ibret olsun diye elbet bir gün yazacaktır." Kaynak Yeniçağ: Yeniçağ yazarlarına e-operasyon Meclis gündeminde
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı