Gayret bizden yardım Allah’tan

13 Şubat 2019 Çarşamba

Sosyal medyada gördüğüm bir mesaj çok hoşuma gitti ve sizlerle de paylaşmak istedim. “Nefsimize hâkim kılmadığımız İslam’ı yeryüzüne hâkim kılmaya çalışıyoruz, o yüzden olmuyor.”

Doğru değil mi?

Müslümanları 21. yüzyılın zencileri veya lanetlileri yerine koyarak dünyada fitneyi harlı tutan Emperyalist Haçlı/Siyonist ortaklığı, barış ve demokrasi getireceğiz vaadi ile tüm dünyaya şiddet ve zulüm ihraç edenler, eskiden adalet dağıttığımız coğrafyalarda hedeflerini gerçekleştiriyor. Hedefe varmak için cephe savaşı yanında kültür yoluyla asimile etme operasyonu da başlattılar.

Bu şebekenin beyin takımının bir ucu İsrail’de bir ucu New York’tadır. Paralel çalışan bu şebeke yalan-dolan, kan-barut, para-ahlaksızlık, fitne-fesat ile küresel fesat düzenini inşa etmeye çalışıyor. 

Sovyet bloğu dağılıncaya kadar, Doğu-Batı veya NATO-Varşova çatışması etrafında şekillendirilen insanlık düşüncesi, bu defa yeni bir suni düşman üretilerek, dil ve kültür farklılığı üzerinden bir medeniyetler çatışması hazırladı.

İslam dünyası, Hıristiyanlık öğeleriyle kuşatılıp esir alınmaya çalışılıyor. Her tarafımızdan sinsice kuşatılmış bir vaziyetteyiz.

Çember gittikçe daralıyor. Bırakın etrafımızı, önümüzü görmekten aciz bir hale geldik.

Etrafımız yanıyor. Ateş İslam âlemini yakıyor. Tarafsızlıktan ilgisizliğe doğru sürüklenerek gerçekte olup bitenleri görmezden geldiğimizden dolayı müşterek sağduyumuz, beşeri vicdanımız duyarsızlaştı.   

Cehalet tamahla, hırs hülyayla, öldürme içgüdüsü ince hesapla yarış halinde. Nice masumun ırzı, malı, canı payümâl edildi. Hassasiyetlerimizi unuttuk. 

Yüzyıllardır aynı coğrafi sınırlar içerisinde yaşamış, aynı kaderi paylaşmış, pek çok ortak özelliğe sahip olan halklar arasında, milliyetleri, dinleri kullanarak ortak bir cephenin, kardeşliğin kurulmasının önüne geçtiler.

Yaşanan erozyon ve yapılan tahribatı, hissizleştirme operasyonu olarak değerlendirebiliriz. Düzlem kaygan, toplum bilinçsiz, hava puslu, insan yapısı dirençsiz olunca Müslümanların ne yazık ki, İslam’a hizmeti değil dünyaya bağlılığı artıyor.

Nefretin nefreti emzirdiği bu mıntıkada Müslümanların fıtratlarına dönmekten başka halâs çareleri yoktur.

Biz zamane Müslümanları kendi heva ve heveslerimize, isteklerimize, kaprislerimize, fantezilerimize göre bir İslam’ı gündem yapmışız.

Adalet ve adil paylaşımın olmadığı, hak ile batılın menfaate göre şekillendirilip, renklendirildiği dünyada, manevi tahribatı yüksek, inanç sefaleti yaşayan, materyalist zihniyetle hemhal olmuş, manevi kalkınmasını başaramamış, ferdi çıkarlarını milli menfaatler üzerinde gören, helal-haram gerçeğinden uzak duran, yaratılış amacını mide ile uçkurdan ibaret sanan Müslümanlar haline geldik.

Müslümanların derdiyle dertlenmiyor, duyarlı olamıyor, çıkarlarımıza yönelik yaşıyoruz. İnandığımız gibi yaşayamadığımız için bu kez yaşadığımız gibi inanmaya başladık.

Herkes kendisinin hangi çizgide olduğunu kontrol etmeli. Kâbil’in ve taraftarlarının, şeytanın ve yandaşlarının arasında olmamaya özen göstermeliyiz. Allah taraftarı olmak, mesele budur.

Avrupa Ortaçağ’ın karanlığında iken, dünyaya bilimi, akılcılığı, tıbbı, sanatı, temizliği ve diğer pek çok hasleti Müslümanlar öğretmiştir. Kur’an’ın nurundan ve hikmetinden kaynaklanan bu İslami yükselişi tekrar başlatmak için, geçmişte olduğu gibi bugün de Müslümanların Kur’an ahlakını ve Peygamber Efendimizin sünnetini temel alan bir yol göstericiliğe ihtiyaçları vardır.  

İman ve küfür çizgisi, Hak ve batıl mücadelesi… Bu iki çizgi üzerindekiler arasındaki mücadele Hâbil ile Kâbil’den günümüze kadar geldi. Hz. Musa’nın Firavun ile mücadelesi. Hz. İbrahim’in Nemrud ile kavgası. Hz. Muhammed’in ve Ebû Cehil’in kesişen yolları. 

Güzel ile çirkinin mücadelesi kıyamete kadar devam edecek. Bize düşen, kuvvetin değil hakkın, zalimin değil mazlumun, kötünün değil iyinin, yanlışın değil doğrunun, çirkinin değil güzelin, menfaatin değil faziletin, heva ve hevesin değil Hüda’nın yanında ve yolunda olmaktır.  

Yalan-dolan, kan-barut, para-ahlaksızlık, fitne-fesat ile inşa etmeye çalıştıkları küresel fesat düzeni dünyada kendi düzenlerinin yeniden tesisi için batıda İslam düşmanlığını, doğuda ise mezhep kavgasını ateşlemenin gayretindeler.

Doğu’nun kaynaklarını sömürerek ürettiğinden fazlasını tüketmeye alışmış batı toplumlarının sancıları doğunun uyanışı, dirilişi ve kaynaklarına sahip çıkma arzusudur.  

İslam kuşağındaki öfkenin sebebi zorbalık, Avrupa’daki öfkenin sebebi refah kaybı, Asya’dakinin sebebi ise refah arayışıdır.

İslam’ı önce nefsimize hâkim kılacak sonra yeryüzüne hâkim kılmaya çalışacağız

Bediüzzaman Hazretleri, en büyük üç düşmanımızı cehalet, fakirlik ve ihtilaf olarak tespit eder ve bunlara karşı, eğitim, sanayileşme ve ittifak silahlarıyla mücadele etmemiz gerektiğini söyleyerek önümüze takip edilecek yolu çiziyor.

Gayret bizden yardım Allah’tan…

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • halisdemirhalisdemir5 ay önce
    ne alaka ya :) barut fitne fesat hersey ortadoğuda, abd ab de yok kı böyle şeyler, tam tersi islam coğrafyası buralara kacıyor malesef arabistana pakistana gideceklerine hristiyanlara sığınıyorlar
  • MustafaMustafa5 ay önce
    Allah subhanehu ve teâlâ kışın vermediği sebzeyi babalarımız yemediler bizde yemezsek ölmeyiz . Lüksümüzden israfimızdan kısalım bir yoksul doğurabiliriz.
  • MustafaMustafa5 ay önce
    İşin içinde bu yaptığım danAllah razımı düşüncesi yok. Hangi gayret , çarşı pazar kadın erkek yapışık ten ve parfüm kokuları birbirine karışmış. Şimdide uçuz sebze başında.

Günün Özeti