• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI
17 Temmuz 2019

Enerji ve kan sarmalı

Enerji ve uluslararası siyaset, birbirinden ayrılmaz hatta birbirini tamamlayan, biri olmazsa diğerinin varlığı tartışılan iki önemli başlık. 

Dünya bir yandan, sebepsiz iç savaşlar, gereksiz bölgesel çatışmalar ve güç denemelerine odaklanırken, yenidünya düzeninin aktörleri, “enerji kaynaklarına hâkim olan, dünyayı kontrol eder” anlayışıyla, aldıkları kararlarla insanlığın geleceğini şekillendirmeye devam ediyorlar. 

Petrol, pek çok kanlı savaşın sebebidir. Bu yüzden, kanla beslenen enerji endüstrisinin ardında yatan çarpık ilişkileri iyi anlamak ve bu doğrultuda tedbirler almak elzemdir.

Bugün Orta Doğu’da yıllardır süren soğuk ve sıcak savaşların temeline, uluslararası siyasi krizlerin perde arkasına baktığımızda da enerji faktörü karşımıza çıkmaktadır. Hem başta petrol ve doğalgaz olmak üzere enerji kaynakları, hem de onların ulaşım güzergâhını kontrol için yapılan bir savaştır yaşananlar.

Bugün enerji uğruna Orta Doğu’da yaşananlara bakıp, yarın Hazar, Orta Asya coğrafyalarının, yeni rengârenk demokrasi soslu devrimlere, darbelere, liberal veya kanlı dönüşümlere gebe olduğunu görebiliriz.

Enerji sorununun çözümü iktisadi anlamda güçlü bir devlet olmanın ön şartıdır. Enerji sorunun yoksa iktisaden güçlüsündür, iktisaden güçlüysen dünya siyasetine yön veren ülkeler arasına girebilirsin demektir. 

Bugün enerji, modern dünyaya can veren kan değerindedir. Enerji kaynaklarına hükmettiği için küresel güç olan ABD bu kanın çıkarları doğrultusunda akışını sağlamak için her şeyi yapmaktadır. 

Bu bağlamda Irak’ın, sonrasında Suriye’nin şimdi de Doğu Akdeniz’in hedef olması enerji rezervlerinin çok olmasındandır.

Orta Doğu petrollerinin kontrolü demek, Avrupa’nın enerjisinin kontrolü, Akdeniz’in ve uzak doğunun kontrolü demektir. 

Türkiye enerji zengini Hazar, Orta Asya, Orta Doğu ülkeleri ile Avrupa’daki tüketici pazarları arasında bir “enerji koridoru” konumundadır.

Hazar, Kıbrıs ve Irak üçgeninin merkezinde yer alan Türkiye, Doğu Akdeniz’de hak arayınca ilgili ilgisiz birçok ses yükselmeye başladı.  

Enerji konusunda, Türkiye’ye biçilen rol verilenle yetindir. Türkiye ise kendisine biçilen bu kabuğu delip ekonomik düzlüğe çıkmak, enerji üssü olmak için çaba başlattı. 

Enerji hatlarında oluşan bu kaotik ortamı fırsata çevirmek isteyen Türkiye bölgede inisiyatif almak, İslam alemi ve geri kalmış ülkelere de rol model olmaya başladı.

Fakat kendisini dünyanın sahibi sanan vahşi batı, bölgede kargaşa ihdas ederek zengin doğalgaz rezervlerinin üstüne konup Türkiye’yi by-pass etmek istemektedir.  

Binlerce km uzaklardan gelerek Akdeniz’e çöreklenen “demokrasi sevdalısı!” ülkelerin ortak amacı enerji paylaşımından pay kapmaktır. İsrail, ABD ve AB ülkeleri bir tarafta, İsrail, Yunanistan öteki tarafta paylaşım peşindeler. 

Artan enerji ihtiyacıyla Avrupa ülkeleri ve ABD Ortadoğu’ya, demokrasi adı altında müdahale ederken kendi halkının yaşam standardını korumayı amaçlamakta, attığı her adımda Batı dünyası geçmişten beri sahip olduğu sömürgeci anlayışla hareket etmektedir. 

Madalyonun diğer yüzünde ise geleceği ve ekonomisi doğalgaz ve petrol ihracatı üzerine kurulu olan Rusya’nın enerji tekelini kırmak, Çin’in enerji üzerinden kontrolü hedeflenmektedir.

Ortadoğu petrollerinin İran ve Rusya kontrolüne geçmesi veya kargaşa ortamında petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi AB ülkeleri dâhil Avrupa’nın çöküşü demektir.

Enerji piyasasının Rusya’nın eline geçmesi demek dünya dengelerinin yeniden şekillenmesi demektir. Bu da ekonomik bunalım içerisindeki Avrupa’nın iflası ve ABD’nin tökezlenmesi demektir.  

Tersinden bakacak olursak Ortadoğu petrollerinin, Doğu Akdeniz doğalgazının ABD kontrolünde olması demek gelirlerinin yüzde yetmişini doğalgaz ve petrolden elde eden Rusya ve İran’ın iflasları demektir.

ABD’nin ve AB’nin yaptırımlarıyla ekonomisi pamuk ipliğine bağlı olan Rusya’nın ve kuzeyinde Azeri Türklerinin rahatsızlıklarını her geçen gün daha yüksek sesle seslendirdikleri İran’ın Suriye’den yenik ayrılması demek bölünmesi ve parçalanması demektir.

Bunun için hem Rusya için hem de İran için Suriye’de “kaos” çareydi. Bunun için Rusya Suriye’ye girerek kaosu artırmalıydı. Öyle de oldu.

Irak petrolünün Avrupa’ya, Türkiye üzerinden nakli ve para transferlerinin Halkbank üzerinden yapılması “dost!” ABD’yi rahatsız etti. Menfaatlerinin zarar göreceğini hisseden ABD dostça da olsa münafıklık enstrümanlarını devreye sokmaya başladı.  

Önce Gezi olayları ile Türk hükümetine ayar vermeye çalıştı. Sonra Pensilvanya papazını devreye sokup hükümet-cemaat çatışmasını çıkartarak, hükümeti sarsmak suretiyle aklını başına getiririm hayaline kapıldı.

Sonra terör ve diğerleri…

Şimdi Doğu Akdeniz’de benzeri oyunlar sahnelenmek isteniyor. Fakat unuttukları şey milletin artık bu oyunlara gülüp geçtiği gerçeğidir…

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23