• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI
20 Mayıs 2020

DON KİŞOTLAR yel değirmenlerine karşı…

Son birkaç haftadır toplumsal tansiyon artırılmaya, kargaşa ve karışıklık yaygınlaştırılarak ülkenin her köşesine yayılmaya çalışılmakta. 

Sivil siyaseti yerle bir ederek toplumda çaresizlik bunalımını yükseltip “çarenin” namlunun ucunda olduğunu söyleyen yıkım ve bölünme taşeronlarının nefret ve şiddet kuryeleri heveslerini yüksek sesle dile getirmeye başladı.

Ülkenin “kontrollü kaos” sürecine girmesini ve demokrasi dışı güçlerin seslerinin giderek yüksek çıkmasını talep eden iç ve dış mihraklar tahrik kampanyalarını tehlikeli boyutlara taşır oldu.

Bir kuşatmayla karşı karşıyayız... Algı operasyonları üzerinden toplum hareketsiz kılınmaya, söylenen her şeye inanmaya ve hareketsiz kalmaya zorlanıyor.

Kandan geçinenler, terörden rant devşirenler, ölümden kayıptan gelecek umanlar, siyasal parti gibi değil Kandil’in siyasi gerillası olarak kendini konumlandırıp, siyasi infaz timleri gibi çalışanlar beyinlerindeki cerahati, yüreklerindeki kini boşaltmak için fırsat kollar oldular.    

Siyaseti kanla kirletip, dilini kana bulayan, Kandil dağının haydutları ve onların “siyasi kuklası” HDP’liler ve siyasi ortakları “ortaklık” yüzünden birbirine düştü. 

Demokratik siyaseti katleden, siyasi ahlakı reddedip yaşanan anafordan istifadeye çalışan ahlaksızlar “vekil pazarı” kurarak sandıkta elde edemediklerini pazarda elde etmeye çalışıyor.

Teröristlerle, darbecilerle, cuntacılarla savaşan “demokrasi şövalyesi” olmak yerine, yel değirmenlerine savaş açan ucuz bir kahramanlığın içinde çılgın olmayı yeğleyen “siyasi gariban” Kılıçdaroğlu ve “siyasi bilmece” Akşener kendi hayalinde, kendi ürettiği sanal düşmanlarla danışıklı dövüş yapmaya devam ediyor.  

Ülkede hiç sorumluluk almadan muhalefet forsunu kullanan “sözde!” muhalefet liderleri hezeyanlar ve hayaller içinde memleketin gerçek hallerine temas edemeden Don Kişot misali hayalleriyle savaşıyorlar bu arenada.

Muhalefet, Türkiye’nin çıkarı için muhalefet yapıyorsa “milli” olmak zorundadır. 

Başkanlık sisteminin çözüm odaklı getirisini çok net biçimde hissettiğimiz bugünlerde, iktidar olmak gibi bir kaygısı ve herhangi bir programı olmayan muhalefet yel değirmenleriyle savaşmayı sürdürüyor. 

Gelinen noktada aynen romandaki Don Kişot misali bir arpa boyu yol gidemediği aşikâr olan, yıllardır tiyatrosunu izleyen kişilerden yaptığı bazı hareketler karşılığında alkışlar alan Don Kişotlar son günlerde sürekli sert yapmakta ve rüzgâra savaş açmakta. 

Aykırı düşünüp makulü bulamayan, kendiyle kavgalı olan, halkın sesi vicdanı olmak yerine kendi egolarının peşinde koşan, haksızlığın karşısında olmak yerine haksızca saldıran, kendini sürekli muarız olmak zorunda hisseden, alternatif üretmeden eleştiren... Sürekli kavgacı, hep karşıt, paranoyak bir ruh haline bürünen Kılıçdaroğlu ve ekibi yine erken seçimi ağzına doladı.

CHP iktidar olmak için mi erken seçim istiyor. Kocaman bir HAYIR…

Olamayacağını çok iyi biliyor. Peki, memleket için veya partisi yararına bir hamlede mi bulunuyor? HAYIR… 

“İlkesel tutum” ya da siyasi bir duruşu mu sergilemeye çalışıyor? Olmayan bir şeyi nasıl başaracak. HAYIR… 

CHP, fırsatı ganimete çevirmeye mi çalışıyor. Hayır, kamuoyunda AK Parti iktidarının ciddi bir yükselişi var.

İktidara talip olmayan, alternatif çözüm önerileri ortaya koyamayan ve bir işe yaramayıp, çok tehlikeli bir oyun oynayan Kılıçdaroğlu ne yapmak istiyor, neyi amaçlıyor?  

Dünya virüs belasıyla boğuşurken yük taşımak, sorumluluk üstlenmek, fikir ve çözüm üretmek yerine evin yaşını aldıkça huysuzlaşan dedesi gibi hep itiraz halinde, hep boş konuşuyor. 

Muhalefet, niye “devlet adamı” duruşu sergileyemiyor? Ülke menfaatine olan durumlarda devreye girme hassasiyetini gösteremiyor?

Elinde köleliğin akreplerinden başka bir şey olmayan ve bu millete kölelikten başka bir şey sunamayan muhalefet niye “sağduyu”lu olamıyor? 

İdam sehpalarının hatırlatıldığı, kefenlerin çağrıştırıldığı, demokrasi dışı yöntemlerin ima edildiği bu ortamda aziz milletimizin cephelere bölünmesi ve taraflar arasında saf tutmaya davet edenlerin hangi odaklarının taşeronluğunu yaptıkları düşünülmeye değer. 

Küçük hesapları altüst eden Corona’yla başarılı bir şekilde mücadele eden AK Parti iktidarı çevresel meseleleri de akılla, mantıkla, stratejik düşünerek, hamlelerini doğru yaparak atıyor.

Prangalarından kurtulan Türkiye, sadece milletimiz için değil, dünya için de yeni bir umut oldu. 

Duygularımızdan, algılarımızdan arınarak ve aklımızı egemen kılarak Türkiye’nin temel sorunlarının çözümü noktasında bir araya gelmek ve siyasetle çözüm üretmek elzemdir.

Siyasi çözüm”, içinde bulunduğumuz gizil girdaptan çıkmamıza yardım edecek en ehil yol olduğundan şüphem yoktur.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Musettin

Sayın yazar HDP ye oy vermiş 6milyon oy akp gitse sorun yok diğer partilere gidince neden adı hemen pkk oluyor ben bir MHP olarak merak ediyorum bu parti teröre bulaşmış sa neden devlet kapatmıyor Kürtler hdp oy verince pkk li AKP oy verince müslüman kardeşim öylemi oluyor artık bu söylemleri kimse yutmuyor bence aklını kendine sakla lazım olur
  • Yanıtla

SÜTÇÜ İMAM

MERAL DE keMAL DE PROJE. HALA ANLAMADI MI BAZILARI!
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı