• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI
14 Nisan 2021

Def-i lazım bir bela

 

İsmet İnönü ve arkadaşlarının imzasıyla Nisan 1928’de Resmî Gazete’de yayımlanan kararla anayasada geçen “Devletin dini İslam’dır” ibaresi kaldırılarak yerine “laiklik” getirilmişti. 

Gafil avlanıp bu kutsal kavramın kabul yıldönümünü es geçtim. Fakat var olsunlar hatırlayanlar olmuş.

AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, “Laiklik ihdasının 93. Yıldönümü” notuyla sosyal medya hesabından bir paylaşım yapmış.

Çamlı, “Din ve vicdan hürriyeti kostümü ile takdim edilmiş fakat İslam’ı red, gâvurluğu cebr edici, inanca zulüm aracı olarak uygulanışlarına da gani bir şekilde şahit olduğumuz, kılık kıyafete hatta kıla tüye bile burnu sokucu hale bürünebilen, “laiklik” anlayışı yönetici aklın inisiyatifine terk edilemez. Hiçbir ön kabul olmaksızın masaya yatırılması, gözden geçirilmesi gereken, mühim anayasal bir madde ve problemdir. Eşine benzer bir uygulamasına rastlanılmayan, uygulamasıyla Türkiye tarihi gayet açık ve ortadadır” açıklamasını yapmış.

Aklına, yüreğine, bedenine sağlık ne güzel de gerçekleri sıralamış. Bu mübarek! Kavramla ilgili ben de düşüncelerimi paylaşmak istiyorum sizlerle.

Milletimin inançlarına karşı ideolojik saplantıları olanların sürdürdükleri husumet ve meydan okuyuşun adı oldu laiklik bu ülkede. 

Kendileri gibi düşünmeyen ve inanmayanlara yaşama hakkı vermek istemeyen mutlu azınlığın toplumu sindirme aracı, güçle topluma uygulanan ölçüsüz şiddetin adı oldu laiklik.

Ülkede inanan insanları terbiye etmenin helvadan put olarak simgesi oldu laiklik. 

Tartışılamayan, kritik zamanlarda sopa olarak kullanılan bir pranga oldu laiklik. 

Kendilerini hep sureti haktan gösterip “ülke elden gidiyor, biz kurtarıcıyız” diyerek, ihtilaller yapanlar için bir maske oldu laiklik.

Yusuf Kaplan’ın tabiriyle “Laiklik, zihnimize giydirilmiş bir deli gömleği, hayatımıza vurulmuş bir pranga oldu.” 

Türkiye’de laiklik dendiğinde, her şeyin, ama her şeyin kurban edileceği kutsal(!) bir tabu anlaşılıyor. Bütün yolların kapandığı bir kuşatma hali...   

Türk milletinin tarihsel ve toplumsal ilkelerinden habersiz, milletin hayalinden kopuk bir siyasal aklı temsil ederek devlet gücünü elinde bulunduranlar, resmî ideoloji adı altında laikliğin de içinde olduğu birçok düzenlemeyi, uyulması zorunlu kurallar bütünü olarak, halka dayatmış, halkı ya durağanlığa ya da geri kalmışlığa mahkûm etmiştir.

Laiklik ile din törpülenerek yeni bir din tanımı ihdas edildi. Laiklikle bezenen sahte din “ideolojik kutsal devlet” anlayışının bir dayatması olarak yaşatıldı millete.  

Bin küsur yıllık İslami değerler ve ruh kurutularak, kültürel miras törpülenerek topluma zorla hâkim kılındı laiklik.

Gerek askeri gerekse siyasi kanallarla dinin anlam atlası yok edildi. Laiklik topluma köksüz, ruhsuz, anlamsız, temelsiz ve zorla dayatıldı.

Laiklik bir kimlik, bir din yorumu gibi sunularak insanların din, vicdan özgürlüğünü kısıtlayan ve dinin her türlü tezahürünü kamu hayatı dışına çıkaracak bir baskı unsuru haline dönüştürüldü. 

Laiklik malum bildiriye imza atan tekaüt amirallerin de sığındığı liman oldu. Laiklik müdafaa hattı oluşturulup bir bardak suda fırtınalar koparmak istediler akıllarınca. 

Bunlar devletin bünyesine gizliden gizliye yerleşen, palazlanan ve palazlandıkça da yeri ve zamanı gelince aldıkları talimatlar doğrultusunda harekete geçen siyasal aklın emir erleridir. 

Bunlar bukalemunları kıskandıracak bir ustalıkla kendilerini kamufle eden, bir gün mutlaka fırsat yakalayacakları umutlarını diri tutan ve bu umut ile yaşayan, yasakçı zihniyetin burunları halkalı bireyleridir.

Bunlar hurafelerle hakikatlerin sarmaş dolaş olduğu ülkemde laiklik anlayışı ile demokrasi ilişkisini irdelemekten özellikle kaçınan, en sert nefs esareti altında yaşayan ruhları kurumuş, beyinleri çöp tenekesi tiplerdir. Zira tartışmanın bu yönleri o zihniyet için bir “çıkmaz sokak”tır. 

Laikliği koruma içgüdüsü” ile hareket edip laikliği korumaya kendilerini memur eden, batıyı her türlü hak ve özgürlüklerin merkezi olarak algılayan, batı hayranı yasakçı zihniyet sahibi çıkartma kâğıdı kahramanlarının sergiledikleri, laiklik adına tuhaflıklardır.

Önce, bütün devlet ve kurumları laikleştirildi, İslam’dan temizlendi, sonra da toplum. Tarihimiz, kültürümüz, milli değerlerimiz laiklik adına paramparça edildi. Laikliğin dinsizlik olarak uygulandığı Türkiye’de toplum, “irtica tehdidi” diye diye laiklik adına dayak yedi, sindirildi.

Yeni anayasa tartışmalarının devam ettiği bu günlerde yapılacak sivil anayasada “değiştirilemez” denilen laiklik şartının kaldırılarak “Devletin dini İslam’dır” ibaresinin yeniden anayasaya konulması elzemdir. 

Devletimiz kuruluş ayarlarına geri döndürülerek yeniden İslam’la barıştırılmalıdır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mehmet

aynen katılıyorum
  • Yanıtla

KONCA

Sorun 93 yıllık çözüm günlük. anayasaya Devletin dini İslamdır ibaresi kesin ve tek çözüm. Allah cc. kaleminize güç versin.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23