• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI
30 Ekim 2019

Çünkü biz Türk’üz

ABD Başkanı Trump, “Türkler öğle yemeğine çıkar gibi savaşa çıkıyor” PKK’nın hiç sansı yok demiş. Sarı kelle bile Türklerin korkuyu yenen bir millet olduğunu anlamışsa düşman sayımız artmış, yalnızlığımız onaylanmıştır.

Türk’ün olduğu yerde psikolojik ve sosyolojik birçok kavramın çaresiz kalıp, anlamını yitirdiğinin örnekleri sayılamayacak kadar çoktur.

15 Temmuz’da yaşadığımız, hain darbe girişiminde milletimizin göstermiş olduğu insanüstü cesaret dünyevi ölçülerle açıklanamıyor. Gözünü kırpmadan yürüyen bir tankın altına yatan, sonrasında ben şehit olmadım yaşıyorum deyip tekrar kendini tankın altına atan bir insanın ruh halini açıklayacak kelimeleri ihtiva eden bir lügat henüz yazılamadı.

Şehit olacağını bile bile gözünü kırpmadan hainlerin komutanını yok etmek için silahlı bir grup hainin arasına dalıp işini bitiren kahraman Ömer Halis Demir’in ruh halini başka bir Türk’ten başka kimse anlamaz. 

Suriye’de kendilerini dünyanın en iyisi zanneden bir sürü zavallı Amerikan askerinin denetimindeki çapulcuların yuvalarını dağıtmaya giden Mehmetçiklerin “düğüne gidiyoruz” derken yüreklerinde taşıdıkları coşkuyu, manevi tadın getirisini hiçbir akademik unvan yahut makale bizlere izah edemez. 

Düğüne gidip de al bayrağı kendisine elbise edinip, Resulullah’a komşu olma mertebesine erişen, yüzündeki tebessüm, gülümseme hiç solmayan bir Türk evladının ölürken niye sevindiğini, yüzünün güldüğünü bilmediği için Türkler savaşa öğlen yemeğine çıkar gibi savaşa gidiyorlar der ve hayretlerini açıklarlar. 

Çünkü biz Müslümanız, Türk’üz…

Küffar ordusuna galebe çalan bir ecdadın torunlarıyız…

Bedr’in aslanları gibi cihad edenlerin nesliyiz…

Çünkü mazlumların hamisiyiz, biz Türk’üz…

Siyonist haçlı konsorsiyumu Türk’ün muzaffer olma sebebinin Kur’an’a olan sarsılmaz bağlılığı olduğunu bildikleri içindir ki elimizden Kur’an’ı almak için oyunun her türlüsünü sahneye sürüyorlar.

Şehadet gibi manevi bir zırha bürünen Türklerin genlerinde var olan kahramanlık kisvesine büründüğü zaman dünya tarihini değiştireceğinin örnekleri tarihte çok olduğu için Türk düşmanlığında hep ittifak halindeler.  

Türkleri savaş meydanlarında hiçbir zaman yenemeyeceklerini bildikleri için böl, parçala ve yönet politikası ile zafer aramaktalar. 

Batıda son günlerde gittikçe artan Türk karşıtlığı, yeni bir hareket değil, asırlar öncesinden gelen Türk korkusunun ve Türk antipatisinin yeniden ortaya çıkması ve açıkça telâffuz edilmesidir.

Türklerin yeniden dirilişini, başkaldırıp meydan okumasını yaklaşan kıyametin habercisi olarak gören Batı hâlâ içindeki Türk korkusunu atabilmiş değildir.

Osmanlıyı, Tanrı’nın kırbacı olarak görürlerdi. “Türklere karşı savaşmak Tanrı’yla savaşmaktır” anlayışı halen hâkimdir. 

Alman devrimci Martin Luter, “Türkler Savaş tarihinin yenilmez milletidir” der.

Alman Salomon Schweigger, “Tanrı Türk’ü koruyor ve Türk durmadan zaferler kazanıyor, her şeye Kadir olan Ulu Tanrı savaşlarda Hıristiyanları cezalandırmak ve ıslah etmek için Türkleri vasıta olarak kullanmakta, onlara bu zaferleri bahşetmektedir” diyor.  

16. yüzyılda Türk ilerleyişinin bir türlü durdurulamaması ve savaşlarda ardı ardına başarısız olunması Avrupa’da “Türklerin yenilmez” olduğu anlayışını doğurmuştur. 

Papazlar Türklerin, işlenilen günahlar sebebiyle Allah tarafından gönderilmiş bir ceza, Tanrı’nın gazabı veya Tanrı’nın laneti olduğunu söylüyorlardı. 

Dünyanın Türklerin, ahiretin ise Hristiyanların olduğu söylentisi vahşi Batının teselli bestesiydi.

Osmanlıları durduramadıkları için acizliklerini örtmek, kendi toplumlarına moral vermek için kuyruklu yıldızdan depreme, tuhaf doğumlardan çekirge felaketi haberine kadar her şeyi Türklere bağlıyorlardı. 

Türk ismi Avrupalılar için şeytan, dinsiz ve barbar manasına gelmekteydi. 

Orta Asya’dan Ortadoğu’ya, Mekke’den Avrupa’ya, Kuzey Afrika’dan Kırım’a kadar uzanan binlerce yıllık bir geçmişte Türk’e hep yenilen milletlerin mağlubiyetin ardından günümüze kadar bu şekilde devam etmiş, teknolojik olarak ilerlemelerine rağmen Batının bu refleksleri ve korkuları hiçbir zaman bitmemiştir.

Altmış yıldır sırf Müslüman ve Türk olduğumuz için kapılarında beklettikleri Avrupa Birliği bir haçlı ortaklığı olduğu için haçlı hissiyatıyla hareket etmektedir. Sovyetlerin yıkılmasından sonra Hristiyan âleminin ortak kararı yeni düşmanın İslam olduğu deklare edilmiştir. 

İşte bu kimliğin ve tarihin sorumluluğunu taşıdığının idrakinde olmalı ve ona göre iç ve dış politika geliştirmeliyiz. Yani Türklerin yenilmezlik algısını zirvede tutarak düşmanlarımızı korkularıyla, kaygılarıyla baş başa bırakmalıyız. 

Ortadoğu’daki stratejik konumumuz ve Türk’ün tarihi ihtişamının üzerimize yüklediği sorumlulukların bilinciyle insanlığın umudu olduğumuzu unutmamalıyız.  

Biz Türklerin korkuyu korkusuzca yendiği algısının üzeri ısrarla çizilmeli

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ali

Evet galiba yazar Allah’ı türklerin hizmetçisi sanıyor haşa
  • Yanıtla

Faruk D.

Bediüzzaman hazretleri " Sena-Kurani'yeye ve sena- Peygamberine Mazhar mübarek Türk milleti" diyor.fakat bir Türk'e şerefini veren İslamiyettir.ustunluk irkda değil takvadadir.bu yazı biraz ırkçılık fikrini akla getiriyor.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23