Bu kadar da olmaz

13 Mart 2019 Çarşamba

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu bu kadar da olmaz denilen açıklamalara imza atmaya devam ediyor. 

Karamollaoğlu, başörtüsü hakkında “İslamın kendisi değil, sadece bir simge” diyerek FETÖ elebaşı Gülen’in yaptığı skandal açıklamaların benzerini yaparak adeta başörtüsü olmasa da olur mesajı verdi.

Millete, milli ve manevi değerlerine, örfüne, âdetine kısaca milli olan her şeye düşman olan; vatan, bayrak, mukaddesat düşmanlarıyla aynı safta yer alması yetmedi şimdi de dini değerlerin önemini farklı şekilde aktarmaya başladı.

Saadet Partisi’nin zillet ittifakı ile yaptığı “dirsek teması” kurbanın celladına âşık olma hali gibi bir sendroma dönüştü.

Var oluş sebebiyle, geçmişiyle, ilkeleriyle, inandıklarıyla, savunduklarıyla ters düşmek pahasına özne olmayı bırakıp nesne olmaya çoktan razı olmuş bir parti konumuna düştü Saadet Partisi.

Karamollaoğlu, ilkelere, davaya, teşkilata, amaç ve hedeflere bağlılık yerine kişisel hırs ve düşmanlık doğrultusunda eyleme, yani “siyasal hastalığa” yakalanmış.

Karamollaoğlu’nun dünyasında “kardeşlik” diye bir mefhum kalmamış. Onun kardeşliği menfaatlerin kesiştiği noktada son bulmuş.

Karamollaoğlu’nun gülistanını çirkinlikler; çıkar hesapları, hırs ve kinler zincirlemiş ellerini, ayaklarını. 

AK Parti’yi karalamak, kendilerinin ak olduğunu göstermek için hamasetle, duygu patlamalarıyla, öfkeyle yanlış üstüne yanlış yapıyorlar.

Örnek mi?

Daha önce Erbakan Ödülleri programında 28 Şubat darbe sürecinde başörtüsü ve İmam Hatip düşmanlığının baş aktörü olan ve yıllarca Müslümanlara kin kusan, darbecilerle işbirliği yapan Uğur Dündar ve Ruşen Çakır’ı törene çağırarak AK Parti karşıtlığı üzerinden siyaset yaparak Erbakan hocanın kemikleri sızlatıp, rencide ettiler. 

Türkiye karşıtı güç odaklarının safına savrulup, yerli piyonların rotasında yol almaya başlayan Karamollaoğlu, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı’na ilişkin ABD ve İsrail’den yapılan açıklamalara karşı üç maymunu oynamıştı.

Karamollaoğlu, İsrail’de ağlama duvarı önünde dua ederken Yahudi dindaşlarıyla hatıra fotoğrafı çeken ilk ve tek Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a sahip çıkmıştı. 

Sivas’ta yapımı devam eden hızlı trenin hizmet olmadığını, göçü hızlandıracağını söyleyerek komik olmaya çalışmıştı Karamollaoğlu.

Karamollaoğlu’nun, “IMF’ten para alsaydık daha iyi olurduk” sözleri siyasi saçmalıklar literatüründeki yerini almıştı.

Karamollaoğlu, AK Partiye ittifak kapısını kapatırken, CHP ile kol kola, omuz omuza aynı safta buluşup, ortak bir strateji izliyor, FETÖ ile aynı dili kullanıyor, İP ve HDP ile flörte tam gaz devam ediyor.

Karamollaoğlu’nun yıllarca başörtüsü yasağının, imam hatip okullarının önündeki engellerin ve İslami camiaya yapılan zulümlerin arkasında saf tutan CHP ile ittifak yapma (24 Haziran’da) kararı kendini inkârdır, siyasal ufkun kaybolması demektir.

Kendi siyasal varlığına düşman olan, 28 Şubat zihniyetini parti politikası olarak benimseyen ve yer yer devam ettiren bir parti ile ittifak yapılması, post-modern darbe sürecinde İslami kesime reva görülen zulmün siyasi aktörü konumundaki aktörlerle birlikte hareket edilmesi yerli ve milli olma vasfının kaybolması demektir.

Erbakan’ın vefatı ile liderini kaybeden Saadet önce pusulasını kaybetti sonra da rotasını şaşırdı.

Tayyip Erdoğan karşıtlığı, nefreti yüzünden benim ezanım okunurken uluyan namertlerle aynı safta bulunmayı zillet kabul etmeyen…

Benim oyum kürdistana diyen CHP’li bunaklarla kol kola girmeyi ar saymayan…

15 Temmuz şehitlerine değil, FETÖ’cü alçaklara sahip çıkarak var oluş sebebini inkâr eden Karamollaoğlu akıl tutulması yaşamaktadır.  

Karamollaoğlu’nun ayarlarını, Erdoğan nefreti bozdu.

Erdoğan ve millet karşıtı bir söylem ile kendi rüştünü ispat etmeye çalışıyor. Salt nefret ve kine odaklanmış, kendine ve kimliğine yabancı bu gidiş Karamollaoğlu açısından hayra alamet değil. 

FOX TV ana haber spikeri Fatih Portakal, Saadet Partisi ile Karamollaoğlu’nun propagandasını yapıyor ise bu işte bir yanlışlık var demektir.

Düne kadar Saadet Partisinin ismini ağzına almayan sahibinin sesi kamuoyu araştırma şirketleri şimdi Saadet Partisini, Karamollaoğlu’nu öve öve bitiremiyorlarsa bu işte bir bit yeniği var demektir.

Şimdi aynı anket firmaları neden Saadet Partisi, Karamollaoğlu aşkıyla yanıp tutuşuyorlar?

Saadet Partililer... Zillet İttifakı adı altında birleşen “dört benzemez” ile niçin kol kolasınız, niçin aynı saftasınız düşünün bakalım.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Yusuf canYusuf can3 ay önce
    İna degil gercegi gormeden din dusmankari ile usbirligi yaoankara saadete oyverenler,su mubarek gunde efeceginuz hic bir dua kabul olmaz insalkah yapilan beddualari izda size teper insalkah cakma muslumanlar,ba,i seyler affedilir vatsn hainligi vefe isburlik ileri oy ucin pkklilarin onune yatankarda affedilmiyecek
  • DedeDede4 ay önce
    Bir arkadaş güzel yazmış tebrik ediyorum uyanık müslüman.
  • avbavb4 ay önce
    kişi sevdiğiyledir.bu temelsiz karacahiloğlu'da din düşmanlarını sevdi.ALLAH CC. Islah etsin
  • SelamSelam4 ay önce
    Tayyip Erdoğan karşıtlığı, nefreti yüzünden benim ezanım okunurken uluyan namertlerle aynı safta bulunmayı zillet kabul etmeyen…Ezan da sizin tekelinizde öylemigünah Temel Bey en doğru söyleyen siyasetçi olarak gözüküyor durmak yok izlemeye devam
  • CUMHUROĞLUCUMHUROĞLU4 ay önce
    Bazı düşüncesizler hala Erdoğan’da Fazilet Partisinden ayrılmıştı diyorlar. Fazilet partisi kapatılınca yeni kurulan Saadet partisine geçmedi.Erdoğan’ıAK PARTİ nin kuruluşuna gönderen bizzat Rahmetli Erbakan’dır.Muhafazakarların Abdullah Gül tarafından İngilizlerin kucağına düşürülmemesi için. Bunu açıklayan merhumMahir Kaynak’tır. Vefat etmeden önce 2014 ün son aylarında Star Gazetesindeki son makalelerinden birinde yazmıştı. Mahir Kaynak emekliMİT mensubu ve bölüm başkanlığı yapmış birisidir. Ayrıca İktisat Profesörüdür. Unutulmamalıdır ki dünyada hiçbir istihbarat örgütünde gerçekte emeklilik yoktur. Emeklilik prosedürdür. Yani bu bilgi ciddidir. 3) Bazılarının aklına Erbakan’ın, Erdoğan’ıserteleştirmesi gelebilir. Siyaset SATRANÇTIR. Yani hep Batılılar mı satrançtan anlar sanıyorsunuz. Satrancın anavatanı Doğudur biliyorsunuz. Yavuz Sultan Selim’in, Şah İsmail’i MAT etmesinde cesareti kadar, aynı zamanda iyi bir satranç ustası olması sayesindedir. Yani SAADET PARTİLİ arkadaşlar artık uyansınlar. Rahmetli Erbakan’ın has adamı hep Erdoğan olmuştur. Erdoğan da rüştünü ispatladı. Hem İngilizcileri, hem Almancıları, hem de Amerikancıları bir birtasviye edip devleti de ülkeyi de yavaş yavaş Milli Çizgiye getirmeyi başardı. Daha alınacak çok yol var ama 22 yıl önce 28 Şubat badiresini yaşamış bir ülkenin bu kadar yol alması küçümsenemez. İşte görüyorsunuz Dış Dünyada da milli çizgide yol almak isteyen liderlerin başına tüm Batı leş kargaları gibi üşüşüyor. Politikacılık Kolay iş değil. Erdoğan’ın iktidarının ilk yıllarında bazı konularda esneklik sergilemesive Erbakan’ın görünüşteki muhalif sözlerini, dillerine dolayanlar var. Siyaset düz mantıkla yapılamaz. Mahalle Bakkalı işletmiyorsunuz.Devletin içinde binlerce size karşı olan memur ve bürokrat var. Kimisi açıktan sizi sabote ediyor, kimi dolaylı. En önemlisi ise 2001 Krizini çıkaran Ecevit hükümetinin ithal ettiği Kemal Derviş’in IMF ile yaptığı anlaşmalardı. Eliniz kolunuz bağlanmış o yüzden Erdoğan önce ekonomide toparlanma ve 2008 de IMF anlaşmasının bitmesini takiben gaza basmaya başladı. Hayal denilen şeyler başarıldı. Bir Örnek: Basit bir hak talebi olan başörtüsü hakkını elde etmek bile Kaf Dağının arkasındaymış gibi uzak görülüyordu. Şimdi çözüldü. Ama kolay olmadı süreç. Ak Partinin kapatılma iddianamesindekiileri sürülen sebeplerden biri Başörtüsüne serbestlik sağlayan kanunu çıkarmasıydı (411 el kaosa kalktı Manşetini unutacak mıyız?).Şimdiki gençler bize geçmişi anlatmayın diyorlar. Geçmişi bilmezsen gene tekrarlanır. Gene aynı tuzaklara düşürülürsün. Tecrübe en değerli hazinedir. Bugün CHP’nin söylemine bakın, hep İdeolojik Rövanş arayışında olduklarını görürsünüz. Restorasyon diyorlar yani her şey yanlıştı geri çevireceğiz diyorlar. Tıpkı ÖZAL’ın 1980’ler de ekonomik ve sosyal alanda yaptıklarını; 1990’lar da teker teker yıkmaları ve en son 28 Şubat darbesiyle perişan etmelerinde kigibi. Aslında 1950’de başladılar, rahmetli Menderes’e Karşı Devrimci diye yaftalayıp suçlama yaptılar.İktidarı kaybetmeyi hiçbir zaman sindiremediler. 1960’da da Darbe yaptılar biliyorsunuz. Mehmet Akif ‘’Tarih tekerrürdür diyorlar, insanlar ibret alsaydı hiç tekerrür eder miydi’’ diyor. Yıkmanın kolay yapmanın ise ne kadar zor olduğunu anlatmak için ise ‘’ Süleymaniye Camiini yıkmak için birkaç amele yeter amma lakin gel tekrar yapalım desen bir Kanuni Sultan Süleyman ile bir de Mimar Sinan gereklidir’’ demiştir. Bir tökezlemeye gör, iç ve dıştaki bütün Çakallar üzerine üşüşür. Örnek: Sultan 2.Abdülhamid’in 33 yılda toparladığı ülkeyiİttihatçılar 1909-1918 arası sadece 9 yılda yıktılar ve Milleti bir lokma ekmeğe muhtaç ettiler. Öyle ki nerdeyse Anadolu’yu bile kaybedecektik. Erdoğan’da bugünlere kolay gelmedi. 2003 de bazı darbe senaryoları ve homurdanmaları;2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi Krizi; 2008 Kapatma davası;2012 Mit Krizi; 2013 Haziran Gezi olayları; 2013 17/25 Aralık yargı darbesi ve 2016’da 15 Temmuz darbe girişimi gibi badirelerden geçilip gelindi. Her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Ama başarı ne kadar zor şartlarda mücadele ettiğine göre değerlendirilir. Burası İsviçre coğrafyası değil, Dünyanın en zor 2-3 coğrafyasından biri. Söylediğimizin ispatı şudur. Madem yönetmek kolaydı Erdoğan’dan öncekiler niye bunu beceremediler. Onların iyi dedikleri, Türkiye’nin teslimiyet içinde olması ve sayıları 200-300 bin kadar kendinielit zanneden kompradorun Batıya hizmetleri karşılığı Komisyonlarını almalarıdır. Bu komisyonda diğer ülkelerde de burada da % 5’dir. % 95’i Batı sömürür. Afrika’da, Asya’da ve Güney Amerika’da da altın kural budur. Yani Batılı sömürgecilerin attığı %5’lik kırıntıya tav olan vicdansızlar var. O yüzden kendileri komisyonlarını aldıktan sonra, Halk hiçbir zaman umurlarında olmamıştır. O halde,Peygamberimizin dediği gibi Müslüman ferasetli ve basiretli olmak zorundadır vesselam.

Günün Özeti