--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bir yiğit aranıyordu

Akif Bedir
Akif Bedir
3

Bir yiğit aranıyordu…

Batılın, Haçlı zihniyetinin İslâm’a karşı yüzyıllardır sürdürdüğü kinin mücessem bir sembolü niteliğindeki Ayasofya’yı Fatih’in lanetine rağmen kapatan köhne düşünceye dur deyip milletin ve memleketin ruhuna vurulan prangaları parçalayarak Ayasofya’yı yeniden ibadete açacak… 

Habil ile Kabil’den beri Hilal’in haça ve ötekilerin yekûnuna karşı verdiği mücadelede haktan yana olup, maddesiyle fethedildikten sonra manasıyla iflas ettirilmiş Ayasofya’yı yeniden tekbir seslerine kavuşturacak… 

Allah’a beş vakit secde yapılan her camiye, bulunduğu yerden imrenerek, sessiz çığlıklar atıp, saray burnuna gözyaşlarını döken Ayasofya’yı eski ihtişamına kavuşturacak, beş vakit ezanıyla, namazın tekbirleriyle, duvarlarını yeniden çınlatacak bir yiğit aranıyordu.

Bir yiğit aranıyordu…

Kendi çocukları tarafından ruhuna kilit vurularak ihaneti görmüş olan Ayasofya’nın kilidini kıracak ve Fatih’in lanetini üzerimizden çekecek…

İngiliz işgalinde bile cami olarak açık kalan, 581 yıl cami olarak ibadet edilen, İslâm’ın şeref sembolü olan Ayasofya’nın sahte imzayla, sinsi oyunlarla müze yapılmasından beri mahzun duruşunu dert edinip fethi içine sindiremeyen ve yüzyıllardır gözlerini İstanbul’dan bir an olsun çevirmeyen, Konstantinapolis rüyasını hâlâ yaşayan ve yaşatmaya çalışanlara meydan okuyacak…

Fatih’in fetih hâtırası ve bütün Osmanlı padişahlarının, sultanlarının, büyük ilgi gösterip, imar ve hizmetini şeref bildikleri, İstanbul’un kalbi Ayasofya’yı yeniden ibadete açarak Sultan Fatih’in şahsi manevisinin ve semadaki meleklerin bizlere duasına sebep olacak bir yiğit aranıyordu.

Bir yiğit aranıyordu…

Aziz bir hatıra, ata yadigârı, mübarek bir müjdenin ve büyük bir özenin adı ve müminlerin hakkı olan, adı fetihle ve İstanbul’la özdeşleşmiş olan Ayasofya’yı turizmin değil, fethin sembolü, biletle değil, abdestle girilen bir camiye çevirecek…  

Fatih’in mezarında kemiklerini sızlatmamak ve vasiyetindeki bedduasına muhatap olmamak için bu mabedi ezana, namaza, müezzin ve imama, cemaatine, Kur’an’a, dualara ve semaya açılan ellere kavuşturacak Ayasofya’yı cami olarak ibadete açacak…

Ona kendi ruhunu veren Müslümanları yüreğinden yaralayan, Anayasa’ya, yasalara, hukuka, hak ve hürriyetlere aykırı olarak hâlâ ibadete kapatılmanın derin hüznü içinde olan Ayasofya’yı müzahrefattan temizleyip ibadet mahalli yapacak, beş yüz sene devam eden kutsi vaziyetine çevirerek ibadete açarak tarihe, ecdada ve millete karşı bir vicdan borcunu ödeyecek bir yiğit aranıyordu.

Ayasofya üzerinden, bir millet mağdur, bir tarih mahkûm edilmişti.

Ayasofya’ya kelepçe vuran zincirleri kıracak bir yiğit aranıyordu…

Ayasofya’nın açılması, millete karşı bir vicdan borcuydu. Millet, Fatih’in manevi şahsiyetini, fetih ruhunu rencide eden bu gereksiz, yersiz, haksız ve hukuksuz emr-i vakiden bir an evvel dönülmesini istiyordu.

Bir yiğit aranıyordu…

Papa ve onun ruhani evlatlarına en güzel cevabı bu millet, bu medeniyet, bu tarih için sembolik değeri çok yüksek bir İslam mabedi olan Ayasofya’yı açarak verecek… 

Cami kimliği askıya alınmış, arafta müphem bir bekleyişte olan Ayasofya’yı mahzun kaderinden kurtarılarak ibadete açacak…

Ayasofya’nın camiden çıkarılmasıyla fetih hakkı/kılıç hakkını askıya alan, gelirlerini gasp eden, Fatih’e, fethe ve milletin hukukuna saygısızlık şenaati işleyenlere karşı dik durup Ayasofya’yı yeniden ibadete kazandıracak bir yiğit aranıyordu.

Evet, Ayasofya yiğidini arıyordu.

Ayasofya açılmalıydı. Hem de öylesine açılmalıydı ki, halkın özlemleri, hasretleri ve beklentileri, kaybedilen bütün manalar, zincire vurulmuş masumlar gibi onun içinden fırlamalıydı.

Ayasofya’nın açılması, ışığa susamış şerefelerinin hakikatin aydınlığına ve sesine kavuşturulması, umudun uzayan gün ışığı altın mahyalarla donatılması bir zaruret haline gelmişti.

Ayasofya’da secdeye varacak her alın, İstanbul’un yeniden fethine tanıklık edecekti. Bu, milletimizin yeniden dirilişi olacak, bin yıllık tarih yeniden ayağa kalkacaktı.

Salibin ağırlığından kurtarılıp hilâlin kanatlarıyla kendisine gök kubbe yolu açılan Ayasofya, Resulullah’ın müjdesinin mührüydü. Ayasofya`dan yükselecek Allah-u Ekber nidaları İslam düşmanlarının kalbine saplanacak bir hançer, İslam dünyasının gönlünde açacak bir gül olacaktı.

Ayasofya, Müslüman kimliğimizin vurgusu, dış dünyaya, Hıristiyan âlemine karşı, mevcut düzene karşı bir “bayrak”tı.

Ayasofya camiydi, bizimdi, İslâm’ındı… 

Ayasofya bir kilitti, mutlaka açılmalıydı. Açılan bu kapının millete vereceği moral, ümmete katacağı heyecan, ölçüsüzdü. Ayasofya’nın tekrar camiye dönüşmesi, bağımsızlık fermanımızdı, yeniden inkişafımızdı, dirilişimizdi.

Ayasofya’nın ibadete açılması, İstanbul’un tapusunun gerçek manada yeniden geri kazanılması, esaret kırıntılarının temizlemiş olmasıydı.

Şükür Ayasofya yiğidini buldu, zincirlerinden kurtardı.  

 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Turgut

15 Temmuz 2020 16:33

Ayasofya'yı ibadete açmakla 'Erdoğan yenı bir çağ açtı.' deseydiniz tam yerinde olurdu. Hatta yasayla ikinci Fatih unvanı almalı. Nasıl olsa böyle haberler bu milletin vaz geçilmez gıdasıdır, her zorluğa göğüs gerer, keyf bağışlayıcı habersiz yaşayamaz. Bu yüzden sizin gibi çok yazara ihtiyaç var ülkede!

Şahika

15 Temmuz 2020 11:16

Ayasofya'yı kapatanlar için yaşasın cehennem,Ayasofya'yı açanlar için ise yaşasın cennet.Tarih bir daha ebediyyete kadar tekerrür etmesin İnşaallah....

ATABEY

15 Temmuz 2020 04:09

REİS AYASOFYA'YI SADECE CAMİİ YAPMAKLA KALMADI, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ TAM BAĞIMSIZLIĞINA KAVUŞTURDU. REİS HEM DEVLET BAŞKANI HEM DE İSLAM HALİFESİDİR, EMİR-ÜL MÜMİNİN'DİR. ONA BİAT FARZDIR. 15 TEMMUZ ŞEHİTLERİMİZE ALLAH'TAN RAHMET DİLERİM. MEKANLARI CENNET OLSUN. AZİZ RUHLARI İÇİN EL-FATİHA.

Akif Bedir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle