Bir varmış bir yokmuş

27 Şubat 2019 Çarşamba

Bin yıl süreceği iddia edilen fakat onuncu yılında gerçek niyet ve yüzlerin gün ışığına çıktığı lanetli süreç28 Şubat’ın sene-i devriyesindeyiz. 

Darbeleriyle, baskılarıyla, sürgünleriyle, gözaltı ve işkenceleriyle milleti sindirmeyi inançsız, kimliksiz, itaatkâr bir toplum yetiştirmeyi amaçlayan zihniyet 28 Şubat’ta yeniden hortlamıştı.

Oynanan oyunlar, çevrilen fırıldaklar, kurulan tezgâhlar, kullanılan piyon ve figüranlar, kısacası o dönemde uygulanan psikolojik savaş dönemin beyaz Türkleri tarafından servise sunuluyor, sevk ve idare ediliyordu. 

28 Şubat, milli iradeye, milletin inanç ve değerlerine indirilmiş kalleşçe bir darbeydi.

28 Şubat’ta iktidarlar, istikballer, itibarlar ve psikolojiler idam edildi. Bu faşist darbe, milleti milli ve manevi değerlerinden uzaklaştırma projesiydi. Camiye de, cemaate de, muhafazakâra da savaş açılmıştı. Entrikanın, zulmün, hakaretin her çeşidi yaşandı. 

28 Şubat, baskıcı, zorba, hatta daha da öteye gidilerek demokrasiyi kötürümleştirmiş birdönemin adıdır. Milletin verdiği yetkiyi millete hizmet zemininde kullanması gerekenlerin susturulduğu bir dönemin adıdır. 

Bu süreç anayasal bir müdahaleden çok, darbe özlemi duyanların iğreti ruhlarını tatmin etme çabasının dışavurumuydu. 

28 Şubat, kendi içlerinden çıktıkları milleti beğenmeyen onları öcü, yobaz, gerici, çağdışı görme çirkefliğine bulanmış karanlık ruhlu insanların kendilerini dev aynasında görmeye başladıkları berbat bir dönemin adıdır. 

28 Şubat, ülkenin üzerine çöken bir kara bulut, milletin yaşadığı en korkunç kâbus, kebapçı ve kokoreççilerin bile fişlenip kara listeye alındığı karanlık bir dönemdi.

28 Şubat, menfaatleri zedelenen bir avuç gözü doymaz zenginin, Refah-Yol tarafından kısılan hortumlama musluklarını geri açma operasyonuydu. Yani, kifayetsizlerin ihtiras öyküsüdür.

28 Şubat, irtica bahanesi kullanılarak millet iradesi üzerine ambargo konma taktiğiydi.

28 Şubat, bütün sakallıları potansiyel birer Ali Kalkancı, bütün başörtülüleri de potansiyel birer Fadime Şahin olarak gören Türkiye’yi biçimlendirme planıdır. 

28 Şubat, basit bir askeri darbe değil, diğer kurumsal güçlerin de mobilize edildiği, ama doğrudan demokratik kurumları ve kuralları askıya almayı veya durdurmayı hedef alan “sivil-asker” ortaklığı ile gerçekleşmiş bir müdahaledir.

Travesti kraliçesi Sisi’nin, laikliği rakıyla koruma ve kollama gayreti gösterenlerin, İçişleri Bakanlığı önünde yağlı kazık ticareti yapanların, Kırmızı Kitap ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesinin hazırlanmasında kalem oynatan, Defne Locası Üstadı mason biraderin, patronlarının soygunlarıkorumak isteyen kalemşorların, Post Modern Darbe ismine babalık davası peşinde koşanların başrol oynadığı bu süreç kaos dönemiydi.

28 Şubat, medyanın bir ispiyon makinesine dönüştürüldüğü ve kendi mensupları dâhil herkesi kapsama alanı içine alan, iş adamları, sivil toplum örgütlerinin karalama ve suçlama kampanyalarına iştirak ettikleri, dönemin Cumhurbaşkanı Demirel’in sürece hız vermek adına Mozart dinleyip “işte çağdaş Türkiye” diye nara attığı, hangi köfteciye gitmemiz gerektiğine bile karar verilen bir süreçti. 

28 Şubat, devlet içindeki bazı güçlerin ağızlarına pelesenk ettikleri ve kutsal bir nas gibi sahiplendikleri demokrasi kurallarına hiç de uygun olmayarak insanlık dışı baskı ve tavırlarından oluşan psikolojik bir savaştı.

Millete ve milletin inançlarına karşı topyekûn savaşların açıldığı, bir veba, bir tufan gibi Türkiye’nin yakasına yapışan bu “lanetli süreç”, bir avuç para babası hariç herkesi perişan etti. 

28 Şubat, ardında çökmüş bir demokrasi, yerlerde sürünen bir hukuk, onurunu yitirmiş meclisler bırakarak geldi geçti bu ülkenin üstünden. 

Bu müdahaleden sonra inançlı insanlarımız çok hırpalandı. Dini eğitim müesseseleri dağıtıldı. Ekonomik hayatları yok edilmeye çalışıldı. Devletin en tepesini işgal edenler, değerlerini hiç tanımadı. Milletimiz, bütün bunlara bir gün geçer düşüncesi ile sabretti.

Müslümanlığımızın sınandığı, imanda sebatımızın, bağlılıkta kararlılığımızın test edildiği bu süreç bu ülke için ve bu ülkenin mütedeyyin kesimleri için tam anlamıyla “öğretici” oldu.

28 Şubat’ta tasfiye edilen siyasi hareketin içerisinden gelen isimler, 18 senedir iktidarda. Buna karşılık, 28 Şubat’ta demokrasinin karşısında yer alarak irtica yaygaracılığı yapan lâikçi jakoben isimler ise birer birer silinip gitti. 

Kâbus bitti, kriz çekip gitti. Ama ardında yaralı bir demokrasi ve ezik bir insan yığını bırakarak…

28 Şubat’ın sene-i devriyesini idrak ederken yakın tarihimizle de yüzleşmenin keyfini yaşıyoruz. Bu keyif içinde bu kâbusu yaşatanları lanetlemeyi de unutmuyoruz…

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Keriman Keriman 4 ay önce
    TC tarihinde 17 yıllık iktidar hiç bir lidere nasip olmamıştır. Diğer liderler gibi, bir gün Tayyip bey bu makamdan ayrılacaktır.Şimdiden kendi Halef’ini belirleyip AK partinin başına getirmelidir. Kim parti kurarsa kursun, reis ileriye bakarak. hareket etmelidir.
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent4 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız;Malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. Oysa 25-30 yıl boyunca Üniversitelerimizde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanmış Yaşlı Doçentler olarak, koskoca 5 yılı boşu boşuna tüketip biyolojik ve psikolojik olarak ezilme sürecine girmemek adına; yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından, EMEKLİLİK HAKKINI ELDE ETMİŞ Yaşlı Doçentleri kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.
  • Refigùl BaltaciRefigùl Baltaci4 ay önce
    Sayin yazarimiz yazinizdan dolayi teßekkùr ediyoruz.Inanin bu lanet olasi 28 şubat i hep gùndemde tutmalisinic.Cùnkù icerde yillardir yatan kardeşlerimiz var.Ve onlar af edilmeyi deģil tekrar yargilanmak istiyorlar.Benim orada yakinim yok ama orada ki kişiler bizlerin yakinlari.Lùtfen sizler kòşenizde devamli bu konuyu ìßleyiniz.Ve bu kardeßlerimiz icin birßeyler yapilsin artik.Bu zùlùm bitene kadar.Selam ve dua ile .
  • receprecep4 ay önce
    28 şubat faşist dikdatör bozuntularının şirket yöneticisi vede bankaların başına geçerek kendi ve gelecek nesillerinin karunları olması idi 30 senelik genarel ne anlar banka işlerinden biriside dünyanın en zengin paşası olduğu ortaya çıktı ALLAH ONLARIN VEDE ONLAR GİBİ OLMAK İSTEYENLERİN BELASINI VERSİN
  • OrhanOrhan4 ay önce
    Yanılıyorsunuz 28 Şubat daha şiddetli sürüyor...Beyaz elitler,jakoben askerlerin yapamadığı Müslüman -Türk milletini bozma,bürokrasiye yerleşen Anadolu insanını kıyma işini siyasal islamcı bir iktidar yapıyor...hem de ne yapma.Hapishaneler çol çocuk demeden doldurarak,onlara su bile yok diyerek...
  • QwertQwert4 ay önce
    Şu iranda muta nikahi yapanlar isim vermek gereksiz
  • ErtyuiopErtyuiop4 ay önce
    1983 ten beri iktarda olanlar var.Sag sol farketmez hukumetler gelir geçer bizse devletiz diyenler var.Tabi Turk devketi degil.2001 20012001.ayni teknik anlayan anlar...

Günün Özeti