Bir saltanat ki
Dostluğu, sevgiyi ve geleceği... Aşımızı, ekmeğimizi, soframızı... Hüznümüzü, acımızı, yalnızlığımızı paylaştığımız; birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz mübarek Kurban Bayramınızı tebrik ederim.
Yazımı yazmak için bilgisayarın başına oturduğumda televizyonda geçen haberler canımı sıktı. Rekabetin, kinin, düşmanlığın unutulması gereken bu mübarek günde kardeşçe kucaklaşmak varken benim siyasilerim yine kavga ediyordu.
İyiyi ve güzeli düşünmek sevgi mesajları vermek yerine kin kusuyorlardı.
Oysa vicdanların sorgulandığı, kemalâtın ve paylaşımların fışkırdığı, her türlü korku, kaygı, tasa, tehlikeden uzak, barış ve güvenlik içinde olma günleriydi bayramlar.
Hiç değilse, bu kutsal günlerde affın ve mağfiretin, sulhun, sükûnun, huzurun tadına varmak, keyfini çıkarmak için durulurdu insan.
Hiç değilse, Allah’a yönelişin yoğunlaştığı, rikkatin, merhametin, şefkatin doruklarda gezindiği anların yoğunluğuyla dünyevi kaygılara gönlünü kapardı insan.
Hiç değilse, bu özel günlerde birkaç günlüğüne de olsa kötülüklerden, çirkinliklerden, düşmanlıklardan uzaklaşırdı insan.
Hiç değilse, bu mübarek günlerde nefis sorgulamasıyla karamsarlığın perdelerini kapatılır, iyimserliğin huzur dolu kucağına atardı kendini insan.
Hiç değilse, yaşanan bunca güzel duyguyla duaların kabul edildiği bu mübarek günlerde hem kendi nefsinin hem de dünya Müslümanlarının kurtuluşu için düşmanlık yerine kardeşlik duygularını yoğurur duaya yönelirdi insan.
Niye bu haldeyiz diye düşünürken aklıma gelen kıssa yaşananları anlatır gibiydi.
Birilerinin ders çıkarması ümidiyle...
Bugün İstanbul’da oturup da bu şehrin Laleli diye bir semti bulunduğunu bilmeyen yoktur. Burada yine bu isimle anılan bir de tarihi cami vardır. Bu semt ve cami hakkında ilginç bir hikâye anlatılmaktadır:
Laleli Camiini Sultan III. Mustafa (1757-1774) yaptırmıştır. Sultan Mustafa bu camii yaptırırken çevrede Laleli Baba namında bir din büyüğünün yaşadığını, gerçek bir mürşit olduğunu, hikmetli sözler söylediğini öğrendi. İçinde bu zatla görüşmek, söz ve sohbetinden yararlanmak arzusu doğdu.
Cami inşaatını denetlemeye geldiği bir gün Laleli Baba ile görüşmek istediğini bildirdi. Laleli Baba’ya hemen padişahın kendisini ziyaret etmek istediği haberi ulaştırıldı, o da buyur etti.
Padişah, Laleli Baba’nın sohbetinden gerçekten memnun kaldı. İçinde Laleli Baba ile daha sık görüşme arzusu uyandı. Ayrılacağı sırada bu din ulusuna bir soru sordu:
- Efendi Hazretleri, bu dünyada en güzel şey nedir acaba? Laleli Baba cevap verdi:
- Bu dünyada en değerli şey yiyip içtikten sonra sıkıntısız biçimde def-i hacet (büyük abdest)ini yapabilmektir.
Hükümdar bu cevaptan pek hoşnut olmadı. Başından beri büyüleyici konuşmalarıyla herkesi etkileyen bir zata bu cevabı pek yakıştıramadı. Hatta bu cevabı biraz kaba bile buldu.
Bundan sonra bir şey konuşulmadı, hükümdar maiyetiyle beraber saraya döndü.
Fakat bu ziyaretin ertesi günü şiddetli bir kabızlığa yakalandı. Bir türlü içini boşaltamıyordu. Sarayın bütün ilgilileri ve hekimbaşı seferber oldular, bilinen bütün ilaç ve yöntemleri uyguladılar, fayda etmedi.
Padişah kıvranıyordu. Nihayet birinin aklına geldi. Laleli Baba’ya haber verilse, onun himmetiyle hükümdar bu dertten kurtulamaz mıydı?
Zaten başka denenmedik yol kalmamıştı.
Padişaha danışıldı. O da “ne gerekiyorsa yapılsın” dedi. Hemen Laleli Baba’ya gidildi ve saraya getirildi. Hükümdar doğum sancısı çekiyor gibi kıvranıyordu.
Laleli Baba’ya yalvardı: “Aman bana yardım et!” Laleli Baba, “O kadar kolay değil, karşılık olarak ne vereceksiniz?” dedi. “Senin bölgende yaptırdığım o camii sana hibe edeceğim.” “Yetmez” dedi Laleli Baba.
Sultan Mustafa daha birçok şeyler ekledi. Laleli Hazretleri bir türlü tamam, yeter, demiyordu. En sonunda ağzındaki baklayı çıkardı: “Ben senin için dua ederim, Allah dilerse bu dertten kurtulursun ama karşılığında saltanatı isterim.”
Padişah kem küm etti ama çaresi yoktu. “Tamam” dedi “o da senin olsun.”
Laleli Baba dua etti, sırtını sıvazladı: “Haydi git Allah’ın izniyle kurtulacaksın” dedi ve gerçekten kurtuldu. Kurtuldu ama saltanat da elden gitmişti. Şifa bulmanın sevincini, saltanatın elden çıkmış olmasının üzüntüsü gölgeliyordu.
Laleli Baba sultanın haline baktı baktı ve dedi ki: “Bir saltanat ki bir defi hacete değişiliyor, öylesine ucuz bir saltanat bize gerek değil, al yine senin olsun”.
Anlayana sivrisinek…







