Bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete

01 Mayıs 2019 Çarşamba

Müslümanları 21. yüzyılın zencileri veya lanetlileri yerine koyarak dünyada fitneyi harlı tutan Emperyalist Haçlı, Siyonist ortaklığı, barış ve demokrasi getireceğiz vaadi ile tüm dünyaya şiddet ve zulüm ihraç ederek eskiden adalet dağıttığımız coğrafyalarda yeni hedeflerini gerçekleştiriyor.

Hedefe varmak için cephe savaşı yanında kültür yoluyla asimile etme operasyonu da başlatılmıştır.

Müslüman halkın mukaddesatı çiğnenirken, farmason locaları, ferih fahur toplanıp, bu topraklarda İslamiyet’in kökünü kazımak için mefsedet ve mel’anet planlar kuruyorlar.

Müslüman toplumlar Hıristiyanlık öğeleriyle kuşatıldı, bir anlamda esir alındı. Çember gittikçe daralıyor.

Şirk ve küfür çanları kasd-ı mahsusa ile buğz-u nefret, gayz, kin ile çalmaya devam ediyor.

Bırakın etrafımızı önümüzü görmekten aciz bir hale geldik. Uyanmalı ve üzerimize düşeni yapmalıyız. Etrafımız yanıyor. Ateş etrafımızı sarmışken bizler hâlâ oyunda oynaşta, birbirimizi yemekle meşgulüz.

Tarafsızlıktan ilgisizliğe doğru sürüklenerek gerçekte olup bitenleri görmezden gelmek, müşterek sağduyunun, beşeri vicdanın duyarsızlaşması en feci cinayetten daha vahim bir şey olsa gerek.  

 Cehalet tamahla, hırs hülyayla, benlik içgüdüsü ince hesaplarla yarış halinde. Nice masumun ırzı, malı, canı payümâl edildi. Hassasiyetlerimizi unutuyoruz. Her tarafımızdan sinsice kuşatılmış bir vaziyetteyiz.

Yaşanan erozyon ve yapılan tahribatı hissizleştirme operasyonunu olarak değerlendirebiliriz. Kaygan bir düzlem, bilinçsiz bir toplum, puslu bir hava, dirençsiz Müslüman ve sonuç toplumsal hüsran. Nefretin nefreti emzirdiği bu mıntıkada Müslümanların “fıtrat”larına dönmekten başka halâs çareleri yok.

Biz zamane Müslümanları kendi heva ve heveslerimize, isteklerimize, kaprislerimize, fantezilerimize göre bir İslam’ı gündem yapmışız, sözde yaşıyoruz.

Manevi tahribatı yüksek, inanç sefaleti yaşayan, materyalist zihniyetle hemhal olmuş, manevi kalkınmasını başaramamış, ferdi çıkarlarını milli menfaatler üzerinde gören, helal-haram gerçeğinden uzak duran, yaratılış amacını mide ile uçkurdan ibaret sananların çoğunlukta olduğu garabet Müslümanlar haline geldik, getirildik.

Adalet ve adil paylaşımın olmadığı, hak ile batılın menfaate göre şekillendirilip, renklendirildiği garip bir İslam dünyası oluşturuldu.

Müslümanların derdiyle dertlenme, duyarlı olma, hak ile batıl arasında zalim, mazlum tefrikinde bulunabilme değil bizlerinki.

Bizler olaylara yüzeysel bir biçimde yaklaşıyor, daha da açıkçası seyirci kalıyoruz. İnandığımız gibi değil de çıkarlarımıza göre yaşadığımız için bu kez yaşadığımız gibi inanmaya başladık.

Nur damlaları bu konunun adeta bam teline basıyor: “Yeis en dehşetli bir hastalık ki, Âlem-i İslam’ın kalbine girmiş durumda. O yeistir ki, yüksek ahlakımızı öldürmüş, menfaat-i umumiyeyi bırakıp menfaat-i şahsiyeye nazarımızı hasrettirmiştirHem o yeistir ki, kuvvet-i maneviyemizi kırmıştır. Yeis milletlerin en dehşetli hastalığıdır. Korkak, aşağı ve acizlerin şenidir, bahaneleridir… “

Dünyaya ışık tutacak, hem Müslümanlara hem gayrimüslimlere güzellik sunacak, yeryüzüne adalet ve barış getirecek o büyük İslam medeniyetinin yeniden yeşermesi tüm Müslümanların gayreti ve duası olmalıdır.

Bu ümmetin ruhunda var olan “diriliş ruhu” ve bilinci, büyük bir medeniyet birikimi ve düşüncesi, kendilerini yeniden ortaya çıkaracak büyük bir güç olarak duruyor.

Herkes kendisinin hangi çizgide olduğunu kontrol etmeli. Kâbil’in ve taraftarlarının, şeytanın ve yandaşlarının arasında olmamaya özen göstermelidir. Allah taraftarı olmak, mesele budur.

İstikbalin kıtalarında hakiki ve manevi hâkim olacak ve beşeri dünyevi ve uhrevi saadete sevk edecek yalnız İslamiyet›tir.

Avrupa Ortaçağ’ın karanlığında iken, dünyaya bilimi, akılcılığı, tıbbı, sanatı, temizliği ve diğer pek çok hasleti Müslümanlar öğretmiştir.

Kur’an’ın nurundan ve hikmetinden kaynaklanan bu İslami yükselişi tekrar başlatmak için, geçmişte olduğu gibi bugün de Müslümanların Kuran ahlakını ve Resulullah’ın sünnetini temel alan bir yol göstericiliğe ihtiyaçları vardır. 

İman ve küfür çizgisi, Hak ve batıl mücadelesidir mesele…

Bu iki çizgi üzerindekiler arasındaki mücadele Hâbil ile Kâbil’den günümüze kadar geldi. Hz. Musa’nın Firavun ile mücadelesi, Hz. İbrahim’in Nemrut ile kavgası, Hz. Muhammed’in ve Ebu Cehil’in kesişen yolları. Güzel ile çirkinin mücadelesi kıyamete kadar devam edecek.

Bize düşen, kuvvetin değil hakkın, zalimin değil mazlumun, kötünün değil iyinin, yanlışın değil doğrunun, çirkinin değil güzelin, menfaatin değil faziletin, hava ve hevesin değil Hüda’nın yanında ve yolunda olmaktır. 

Nokta…

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • AliAli2 ay önce
    Son paragrafınızı, yeniakit'in yazarlarına ve habercilerine okutmanız, anlamalarını ummamız dileğiyle.
  • Allah GörüyorAllah Görüyor2 ay önce
    Gerçekleri yazmışsın sayın hocam. Müslüman Müslümana örnek olacağına hainler yerine zulüm yapıyor. Haini besliyor, asılacakları asmayıp hiçbir şeyden haberi olmayanları iftiralarla karalayıp hain ve terörist yapıyor. Fetö bahane edilerek asıl fetöcüler fetöcü olmayanları fetöcü yapıp mazluma ve masuma zulüm yapıyor. Arkasından bilmiyormuş ayakları yapıyoruz.Böyle bir ortamda diriliş olabilir mi? İslamı kendimize uydurarak diriliş olabilir mi? Hiçbir vebalim ve katkım olmamasına rağmen KHK ile ihraç olup sorgusuz sualsiz ihraç oldum. Suçluysam asın. Ama hiçbir suçum ve bağlantım olmamasına rağmen neredeyse 3 yıl olacak adaletin yerini bulmasını bekliyorum. Kul hakkına giren ve vesile olan herkesten adalet yerini bulmazsa mahşerde davacı olacağım. Haklarımı helal etmiyorum. Mahkeme kovuşturmaya yer yok diyor, OHAL KOMİSYONU ise incelemeye devam ediyormuş. Neredeyse 3 yıl olacak, adalet zulüm olarak gerçekleşiyor. Adalet istemek suç mu? Bu durum sizlerin başına gelseydi, adalet bu kadar uzar mıydı? Empati yapmanızı istiyorum. Adaletin uygulanmasını bekliyorum. Adalet isteyerek çok şey mi istiyorum? Daha önce de başörtü zulmü görmüştüm. Şimdi de adalet ve kalkınma partisi döneminde adaletsizlikle zulüm görüyorum. Hemde hiçbir suçum ve katkım olmamasına rağmen. Sendikacılık bile ölmüş. Sağlık sen sendikam bile üyesine yardımcı dahi olamıyorsa sendikacılık bile lafta kalıyor. Yaşın yanında kuru yakılıyor. At izi it izine karıştırılıyor. Güneş balçıkla sıvanıyor. Kısacası herkes üç maymunu oynuyor. Dediğiniz gibi "Bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete". Bakalım mahşerde helalleşebilecek miyiz? Yoksa sayın Yıldırımın dediği gibi yanın bizim için biraz da siz mi diyeceğiz? Sağ ve sol yanımızda her şey yazılıyor ve deAllah görüyor.
  • Ragıp KİRAZRagıp KİRAZ2 ay önce
    Yazmış olduğunuz yazının ana başlıklarına yani Doğruluğu,Dürüstlüğe Adaleti , Adil paylaşımı bulmak çooooook zor çoooooook bu kan emiçi vanhirler doymak bilmedikleri müddetce onlar ağızlarından burunlarından gelene kadar emsinler rabbimde azıçık inananlara nasip etmesin inşallah selam ve dua ile.
  • MuratMurat2 ay önce
    Bir yapıyı en iyi onu iktidara getirip ona güç verirsen bozar ve yozlaştırırsın
  • Mesut SarpMesut Sarp2 ay önce
    Balık baştan kokar derler. Siyasilerin STK başkanlarının, gazete yazarlarının söylediklerine, yazdıklarına bi göz atın cehennem zebanileri dahi yanlarında çok masum. Böyle davranmayanlarıda pek adam yerine koymuyoruz. Hasılı asabi, kavgacı ve zorba bi toplum gürühu oluştu. Allahin Dünyasinda Barış ve sükunet batıyor vesselam.
  • engineerengineer2 ay önce
    Müslümanları 21. yüzyılın zencileri veya lanetlileri yerine koyarak dünyada fitneyi harlı tutan Emperyalist Haçlı, Siyonist ortaklığı, barış ve demokrasi getireceğiz vaadi ile tüm dünyaya şiddet ve zulüm ihraç ederek eskiden adalet dağıttığımız coğrafyalarda yeni hedeflerini gerçekleştiriyor, stratejik derinlik(sığlık?) kitabının yazarı da Cuma namazını Emeviye Camiinde kılmaya kalkarak emperyalistlerin değirmenine su taşıyor, SüleymanŞah türbesini alıp kaçıyor, milyonlarca masum Suriyeliyi per perişan yüzbinlecesini ise ölümüne sebep oluyor,yani ne yazıkki Türkiye'yi tıpkı sömürgeciler gibi bir rotaya oturtuyor, Türkiye emperyalisler safına katılıyor, hatta pariste çarlihebdo yürüyüşüne katılıyor, nereye bu gidiş? fe eyne tezhebun?
  • Necati KAYAHANNecati KAYAHAN2 ay önce
    Muhteşem bir yazı herkes okusun isterim ben Müslümanım herkes okusun ve payına düşeni alsın
  • Mustafa Mustafa 2 ay önce
    AKP İKTİDARININ 16 YILDA YAPTIĞINI İNKÂR EDEN AKLINI İNKAR EDER . AKP lükse israfa engel olsun 16 yılda yaptığının 2 (iki) katı yapılırdı.
  • GerçekGerçek2 ay önce
    Allah bizi doğru yoluna intikal ettirsin.

Günün Özeti