Benim sadık yârim kara topraktır

18 Eylül 2019 Çarşamba

Erdoğan, Dolmabahçe’deki Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi’nde Reuters’a değerlendirmelerde bulundu. “Rusya mı, ABD mi, hangisi en iyi müttefikiniz?” sorusuna Erdoğan, “Tabii şimdi bu çok çok zor bir soru. Şimdi bizim de işimiz her soruyu aynı şekilde cevaplamamak. Çünkü derdimiz bizim dünyada dostların sayısını artırmak, düşmanların sayısını da azaltmak. Buna gayret ediyoruz ve bunu temin edeceğiz” diye cevapladı.

ABD, Rusya bizim neyimiz olur? Dostumuz mu, idealimiz mi, medeniyet projemiz mi, stratejik müttefikimiz mi, düşmanımız mı?

Devletlerin “dostluğu”, “müttefikliği” ya da “hasımlığı” uyuşan veya çatışan çıkarları orantısında şekillenir, güncellenir, hayat bulur. Yani “işlem bazlı ilişki” söz konusudur.

ABD ve Rusya kimseyle dost olmaz, kimseyi sevmez, kimseye bağlanmaz, basitçe çıkarlarının peşinde koşarlar. Çıkar icabı dost, müttefik olduğu birileri, o çıkara uygun davranmadığında da başka ittifaklar, başka yollar ararlar.

Amerika, İsrail’den başka kimseye gerçek dost olmaz. Dolayısıyla Amerika bizim ne dostumuz ne de müttefikimiz. Sadece resmiyette görüntüde dost ve müttefikiz. Gerçekte menfaatleri gereği yüz yıldır kullandığı ileri uç beyliğinden başka bir şey değiliz Amerika için.  

Gücün hukuku”nu oluşturmaya ve bunu milletlere dayatmaya uğraşan Amerikan yönetimi tüm dünyada Amerika’nın ekonomik çıkarlarına yönelik hareket eden, yapılanma oluşturan ve halkının yaşam tarzını korumak için eyleme geçen son “yüzyılın eşkıya devleti”dir.

Sözde demokrasi için girdiği her ülkede kan ve gözyaşı döktüren “büyük şeytan” Amerika dostumuz ve müttefikimiz ise neden etrafımızı kuşatma çabasında? Neden Trakya’ya, Ege adalarına, Akdeniz’e, Karadeniz’e, Suriye’ye, Irak’a, Basra Körfezi’ne asker ve silah yığıyor?

DEAŞ’la mücadele adı altında Türkiye’nin terörist olarak kabul ettiği PKK’nın isim değiştirmiş haline silah veriyor, onları eğitip, donatıyor. 

FETÖ’yle sürdürdükleri ortaklıklarını 15 Temmuz ile birlikte taçlandırdılar. 

ABD’nin 15 Temmuz’daki rolü, İncirlik’e kurduğu komuta üssü, FETÖ’yü sevk, idare ve işbirliğiyle yürüttükleri operasyon tarihimize kara gün olarak geçen bir vakıa. 

Dostumuz değil bizi devamlı aldatıyor, bize verdiği sözlerin hiçbirini tutmuyor, imzaladığı anlaşmalara uymuyor. 

Bölgesel çıkarları ile birebir örtüşen bir politika izliyor ve menfaatleri peşinde milletleri yok ediyor, ülkeleri sömürüyor.  

Bizi düşman ilan edemiyor, çünkü Rusya’yı, Çin’i, İran’ı tehdit ederken Türkiye gibi bir ülkeyi kaybetmek istemiyor. Yaptığı planda Türkiye’ye ihtiyacı var, Türkiye’yi karşısına alarak bu işi yapamaz.

Rusya’nın Türkiye’yle ilişkisi stratejik değil, günün gereğidir. Çünkü Rusya ile Türkiye bölgesel konularda aynı görüşte değil ve olması da uzak bir ihtimal.

Türkiye Rusların sıcak denizlere inme hedefi önündeki tek engeldir. Rusların Akdeniz hülyası erişilmesi elzem bir hedeftir. Şanlı tarihimiz de bize Ruslara karşı hep dikkatli olunması gerektiği öğüdünü tembihlemiştir. 

Rusya, ABD ve AB’nin hedef tahtasındayken Türkiye ile çatışmak istemez. 

Rusya bizim desteklediğimiz Özgür Suriye Ordusu’nu, Türkmen Dağı’nı, İdlib’i bombalıyor. Bizim katil dediğimiz Esed’e destek veriyor. 

Madalyonun diğer tarafından bakarsak, Amerika’ya rağmen bize silah satıyor, destek veriyor, birlikte uçak yapabileceğimizden bahsediyoruz.

Doğu Akdeniz’de doğalgaz ve petrol araması yaparken sana ortak olabilirim diyor.

Türkiye, ulusal çıkarlarının gereği AB ve NATO’dan vazgeçmeden doğuya kayan kalkınma ve gelişmelerden de faydalanmak için Çin, Hindistan ve Rusya eksenli ilişkilerini yoğunlaştırıyor. Tıpkı diğerlerinin dediği gibi ulusal çıkarları gereği doğulu da batılı da olabiliyor. 

Türkiye’nin Çin, Hindistan, Rusya gibi ülkelerle olan siyasi yakınlaşması bir eksen kayması değil, menfaat yakınlaşmasıdır. Tek kutuplu olmak yerine çıkar kutuplu olmayı yeğliyor, Batı ise bu duruşu yadırgıyor.

Türkiye’nin yönetiminin ilişkilerini çeşitlendirmesi Batılı sözde müttefiklerimize batıyor. Türkiye’nin sadece coğrafi olarak değil ekonomik ve enerji açısından da bir geçiş rotası olması bu çeşitliliği kolaylaştırırken, yeniden diriliş, silkiniş Batı’yı ürkütüyor.

Türkiye’nin kendine yetme çabası karşısındaki saldırganlığın temelinde Müslüman milletler ve Türk halklarını harekete geçirebilme kabiliyetine sahip olması yatıyor.

Aslında sorulması gereken en doğru soru bizim yönümüz neresi olmalı, dostumuz kardeşimiz kim olmalı sorusudur. Yüzümüzü sömürgeci Batı’ya mı çevirmeliyiz yoksa sömürülen İslam dünyasına mı ya da kendisine yön ve lider arayan Türk dünyasına mı diye sormalı ve düşünmeliyiz. 

Bir başka acı gerçek de bizim bizden başka dostumuzun olmadığı gerçeğidir. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Müminun Sûresi. 84 Onlara de ki, «Eğer biliyorsanız,söyleyiniz, yeryüzü ve üzerindeki tüm varlıklar kimindir?»85 Sana «Allah'ındır» diyecekler. De ki; «Siz kafanızı çalıştırmayacak mısınız?»86 Onlara de ki; «Yedi göğün ve yüce Arş'ın Rabb'i kimdir?87 Sana «Bunlar Allah'ındır» diyecekler. De ki; «Siz hiç O'ndan korkmaz mısınız?88 Onlara de ki; «Eğer biliyorsanız, söyleyiniz; tüm varlıkların egemenliği, elinde olan, her şeyi koruyup gözeten, Fakat koruyanı ve işine karışanı olmayan kimdir?»89 Sana «Bu yetki Allah'a aittir» diyecekler. De ki; «O halde nasıl oluyor da yanıltılıyorsunuz?»90 Aslında biz onlara gerçeği sunduk, fakat onlar yalan söylüyorlar

Günün Özeti