--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Artık çok mu oluyoruz?

Akif Bedir
Akif Bedir
8

Yerkürede baş döndüren gelişmeler yaşanıyor.

Sömürünün ismini Medeniyet, vahşetin ismini demokrasi diye değiştiren Batı yüzlerce yıllık hesapla Türk/İslam düşmanlığını yeniden sahneye koyup ona göre pozisyon almaya başladı.

Ne zamanki, İslam topraklarında bir direniş, bir diriliş, bir uyanış baş gösterse, karşısına emperyalist Batının senaryoları, organizatör, destekleyici gizil güç, üst aklın kontrol ve denetiminde barış turları, mekik diplomasisi, birbirini izleyen iktisadi, ticari, siyasi görüşmeler, tartışmalar başlıyor.

Adını taşıdığı dinin izzetine yakışmayan tabloların yaşandığı bir kan ve yoksulluk coğrafyası haline getirilen İslam coğrafyasının sustuğu, Türkiye’nin yerini aradığı bir dönemi yaşıyoruz.

Türkiye’nin kendilerine bağımlı olmasını/kalmasını isteyen Batı, Türkiye’nin ekonomisiyle, askeri gücüyle dünyada söz sahibi haline gelmesine kuduruyor. Büyüyen, güçlenen Türkiye’yi sınırlamak, dizginlemek, kontrol altına almak gibi meselesi var artık Batı’nın.

Türkiye’yi oyun kurucu değil de yönetilebilir taşeron ülke gibi görmeye alışmış Batı tersini görünce vicdanıyla değil de çıkarları doğrultusunda hareket edip, strateji belirliyor. Türkiye’yi durdurmak en büyük hedefleri haline geldi.

Türkiye’yi yeniden kontrol altına almaya, küçültmeye, sınırlandırmaya, yönetilebilir alana çekmeye dönük çabalar sadece Türkiye değil, bütün coğrafya üzerinde derin izler bırakacak gibi görünüyor. Her türlü hinliği, örtülü operasyonu, fitneyi kullanıyorlar.

Sermaye baskılarıyla, fonladıkları STK’larla, oluşturmaya çalıştıkları siyasi dalgalarla Türkiye ile aralarına kalın duvarlar örmeye çalışıyorlar.

Hastalıklı ruh halinde bile birbirlerine hasım görünenler, kara kin besleyenler konu ülkemiz olunca, nasıl da hısım haline geliyorlar, can ciğer kuzu sarmasına dönüşüyorlar. Yani küfür tek millet oluyor.

Bizim tarih sahnesine yeniden hafızamızla, tarihi derinliğimizle, siyasi hesaplarımızla dönmemizden korkuyorlar, ürküyorlar. Osmanlı’nın yeniden dirilişi düşüncesi uykularını kaçırıyor.

Dünyaya hâkim olan bencil medeniyet, materyalist kültür, kurallar koymaya kalkan, küreselleşme adı altında tüm dünyayı egemenliği altına almak ve sömürmek için bahaneler arayan sömürgeci/kapitalist güçler insanlığı paylaşmaya değil, bencilliğe sürüklemekte.

Yeryüzündeki bütün kaynakları ele geçirme ve sonuna kadar sömürme hakkını kendinde gören sömürgeci kapitalist batı için yeryüzünde kendilerinden başka insanların yaşaması, hem de insanca yaşama hakları sadece teferruat.

İkiyüzlü davranan vahşi Batı İslamifobiayı körüklüyor, Türkfobiayı kışkırtıyor, Müslümanlara “çifte standart” uyguluyor, mülteci deyince sinir uçları geriliyor.

Sahnelenen her çirkin oyun, şahit olduğumuz her türlü şer ittifakı, derin siyasi hesaplar birliğimizi, dirliğimizi perçinliyor, dirilişimizi hızlandırıyor.

Milletimiz için, ümmetimiz için, dinimiz için, yaşadığımız coğrafyada artık yüzlerin gülmesi, gönüllerin coşması için yeniden diriliyoruz inşallah.

Batı’nın karnı niye ağrıyor?

Orta Asya’daki kargaşaya rağmen iradeli duruş sergileyen, Afrika kıtasındaki iç savaşlardan Doğu Akdeniz’deki şer ittifaklarına karşı aktif bir pozisyon almaya çalışan Tayyip Erdoğan tüm şer odaklarının hedefindeki tek isim.

Yedikleri tokatla sersemleyen Yahudiler: Bu Tayyip çok oluyor diyor.

Kirli planları deşifre olan ABD: Bu adamın önünü kesin diyor.

Sinsi düşünceleriyle dünyayı kaynatan İngilizler: Şu Osmanlı torunlarını durdurun diyor.

Korkularıyla tanışan barbar Almanlar: Osmanlı’nın ayak sesleri geliyor diyor.

Türkiye’nin mutlaka engellenmesi, planlarının önlenmesini, harekât alanının sınırlandırılması isteniyor.

Niye?

Erdoğan “Dünya beşten büyüktür” diyerek sömürü düzeninin hayalleriyle oynuyor.

BM’de beş daimi üye dünyanın kaderini belirlemekte. Kıtaların dengesizce şekillendiği bir yapı dünyada adalet dağıtamaz. Bir dönüşümlü daimi üyeliği BM Güvenlik Konseyi’ne yerleştirmek gerekir” diyerek adaletli bir kaderden bahsediyor.

Türkiye’nin emin adımlarla bölgede büyük güç olduğunu ve hep böyle kalacağını herkese ilan ediyor.

Zor bir bölgede, bütün kirli ittifakların karşısında “ben de varım” diyor. Bu meydan okuma karşı blokları tedirgin ediyor.

Artık çok mu oluyoruz?

Hayır… Bir asır öncesinden beri kaybettiklerimizi yeniden kazanabileceğimiz, bizimle birlikte bütün İslam dünyasının da kazanacağına inandığımız “Büyük Türkiye” sürecinde artık kaybetmeye tahammülümüz yoktur.

Özümüze döndükçe, ellerimiz ve gönüllerimiz kenetlendikçe Batının güç aparatlarını devre dışı bırakıyor ve büyüyoruz.

La ilahe illallah” sedasının yükseldiği her toprakta kan, gözyaşı ve barut kokusu var. İşgalle, sömürüyle, katliamla hayat bulan, adaletsizlikle, huzursuzlukla, vahşetle dünyanın dengesini bozan Batıya dur diyor ve dualarla anılıyoruz.

Haçlı Siyonist ortaklığının bütün hileleri, kurnazlıkları ve ikiyüzlü politikaları deşifre oldu artık. Titreyip kendimize döndüğümüzde “zafer” bizimdir. İslam’a, Kur’an’a sarıldıkça “ebed” bizimdir. 

 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hakkı

4 Aralık 2019 12:35

Bütün müslümanların mazlumlarin hakkını korumak için, Buyuk Türkiyenin insasi için Tayyip Erdogan Reisimizin liderliginde ve önderliğinde yola devam inşallah. Allahın yardımı bizimle inşallah. Önümüz aydınlık ve gelecek elbet Turkiyemizindir.

Kocayusuf

4 Aralık 2019 10:40

Siyasetçilerimizin/Devletimizi yönetmeye talip olan kişi ve kurumlarımızın; ülkemizi savunma ve yüceltme idealinde samimi iseler, kişisel ve kurumsal farklılıkları kenara koyup; Haçlı-Dünyasına karşı, yekvücut-savunma-gardı'nı almaları lazım!.. Çünki, "Domuzdan post; gavurdan/kafirden dost olmaz"...

orhan inan

4 Aralık 2019 09:22

DÜNYANIN GELDİĞİ NOKTAYI VE ÜLKEMİZİN MEVCUT DURUŞUNU ÇOK İYİ ANLATMIŞSINIZ.İSTİKBAL ALLAH(CC)'A KULLUK VAZİFESİNİ YERİNE GETİREN MÜSLÜMANLARIN OLACAK,İNŞALLAH.MÜSLÜMANLARIN UYANIŞ SÜRECİ BAŞLADI VE BATI BUNUN ,BİZDEN DAHA ÇOK FARKINDA..TELAŞ İLE TEDBİRLER ALMAKTA VE GİTTİKÇE DAHA DA HIRÇINLAŞMAKTA..ÇÜNKÜ,ÇARESİZLİĞİNİ GÖRÜYOR VE NE YAPACAĞINI BİLMEZ HALDE..TABİİ,BATILI KAFAYA SAHİP LİDERLER DE AYNI TELAŞ VE PANİK İÇERİSİNDE..BUNU TÜRKİYE DE Kİ MALUM SİYASİLERDE DE AÇIKÇA GÖRMEK MÜMKÜN..ELLERİNİZE SAĞLIK.

Burak

4 Aralık 2019 08:53

CERN’E TAM ÜYE OLMAMIZ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR.Daha önce Sayın Abdullah Gül Cumhurbaşkanı, Sayın Recep Tayyip Erdoğan Başbakan, Sayın Hilmi Güler Enerji bakanı iken, canla başla tam üyeliğimizi arzu ederlerken araya giren bazı üst düzey bürokratlar yüzünden entrikaya kurban gitti, tam üye olamadık.Şimdi vatansever yazarlara bu konuyu canla başla savunmak ,anlatmak , kamuoyu oluşturma görevi düşüyor.Ayrıca bu konuda çalışan bilim adamlarına destek olarak ,yalnız CERN için uçak bileti ve günlük yemek içme masrafı ödeniyor.Bazı kişilere 2-3 maaş ödenirken ki bunların helalliği şüphelidir, bu bilim adamlarına 10 maaş ödense yeridir, çünkü çok büyük işler başarıyorlar.

Mustafa

4 Aralık 2019 08:22

2. İnsanlar (dünyada Allah’a ibadet ve itaat etmeden, çeşitli çile ve güçlüklerle, bazen de verilen bol mal ve refah ile) imtihan edilmeden (sadece) “inandık” demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?3 Kul için ilk derece, onun müslüman olmasıdır. Çünkü bunun altında küfür dereceleri bulunur. Bir kimse İslâm’a girmekle güzel bir başlangıç yapmıştır; artık pay almaya başlar. Bir kısmı gayret eder, imanı kalbine işler ve hareketlerine yansır. Allah’a kulluk görevlerini tam olarak yerine getirir, infak ve cihad ederek cennette yüksek dereceler kazanır. Bir kısmı da küfre girmez, ama görevlerini yerine getirmeyerek, nefsine düşkün olarak günahkârlar ve âsîler derecesine düşer.4 Ankebût Sûresi / 2.Ayet

Mustafa

4 Aralık 2019 08:22

16. (Ey mü’minler!) Yoksa siz, içinizden cihad edenleri ve Allah’tan, Resûlü’nden ve mü’minlerden başkasını sırdaş edinmeyenleri Allah ortaya çıkarmadıkça (kendi halinize) bırakılacağınızı mı sandınız? Allah, yaptığınız şeylerden tümüyle haberdardır.1 Hz. Peygamber’in amcası Abbas, Bedir gazvesinde esir düştüğünde şöyle demişti: “Eğer siz, İslâm, hicret ve cihad ile bizleri geçmişseniz, biz de Mescid-i Haram’ı tamir etmekte, hacılara su vermekte ve esirleri kurtarmaktayız.” Bunun üzerine aşağıdaki âyetler indi. Tevbe (Berâe) Sûresi / 16.Ayet

Mustafa

4 Aralık 2019 08:21

14-15. Onlarla harbedin ki Allah, sizin ellerinizle onlara azap etsin, onları rezil (ve perişan) etsin, onlara karşı size zafer versin, mü’minler toplumunun gönüllerine de şifa (ferahlık) versin ve kalplerinin öfkesini gidersin. Allah, dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Tevbe (Berâe) Sûresi / 14-15.Ayet

Mustafa

4 Aralık 2019 08:13

Fâtir Sûresi / 16-17.Eğer O dilerse sizi giderir (yerinize) yeni bir halk getirir. Bu da Allah’a (göre) güç değildir.

Akif Bedir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle