--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Allah devletimize zeval vermesin

Akif Bedir
Akif Bedir
7

Lise ve üniversite arkadaşlıkları saf, temiz, berrak ve karşılık beklenmeyen arkadaşlıklardır. Maddenin nüfus edemediği, safi sevginin paylaşıldığı ve hiçbir sebebin bozamadığı dostlukların oluştuğu, duru ve gerçek vefanın zirve yaptığı gönüldaşlıklardır.

Aynı duygu sarmallarını doyasıya yaşadığımız üniversiteden arkadaşlarla her beş senede bir güzel ülkemin değişik mekânlarında buluşup eskimeyen kardeşliklerimizin, yıpranmayan dostluklarımızın, solmayan gönüllerimizin coşkusunu yeniden paylaşarak yaşıyor ve yeniden diriliş iksirini bu birlikteliklerden alıyoruz.

Bu sene grupta herkesin heyecanı, neşesi ve sevinci eksikti. Kimse gülemiyor, herkesin canı fena halde sıkkındı. Yaşanan sel felaketi haliyle herkesin gündemindeydi. İnsanlar ağlarken bizim kayıtsızlığımız söz konusu olamazdı.

Gönül insanı gönlü, sofrası, kapısı ve alnı açık olandır. İnsanların acılarını ve sancılarını, sevinçlerini ve sürurlarını paylaşan, iyi günde de kötü günde de yanlarında olandır. İnsanlara ulaşmanın yolunun problemlerini çözmekten, dertlerine deva olmaktan geçtiğini bilendir. 

Gün gönül insanı olma günüydü. Gönül adamı olabilmek için mağdurların yanında olmak, ellerinden tutmak lazımdı.

Teslimiyet fıtratımızda olmayan bir acziyetti. O halde bu badireleri birlikte aşmak, zorlu etapları geçebilmek, belaları yenebilmek için güç birliği etmemiz şarttı ve bizim de felaket bölgesinde olmamız ve elimizden geldiğince yardım elini uzatmamız elzemdi.

Karar verildi. Acıları ve sevinçleriyle bize sunulmuş bu hayatı dostluklarıyla anlamlandıranlar, bu sene felaketzedelere destek verebilmek, milletin yaralarının sarılmasında güç birliği yapabilmek için Bozkurt’a gidilecekti. 

Selin en yoğun yaşandığı Bozkurt’taydık. Gördüklerimiz, duyduklarımız karşısında şoktaydık.

Devlet tüm ekipleriyle birlikte burada seferber olmuştu. Aç ve açıkta kimse yoktu. Devletin şefkatli eli her yere, herkese ulaşmıştı. Gezdiğimiz yerlerde milletten en çok duyduğumuz söz: “Allah, devlete zeval vermesin, hükümetimiz sağ olsun, Allah devletimize güç kuvvet versin” idi.

Yollar kamyonlar, TIR’larla doluydu. Hepsi ülkenin bir köşesinden, bir belediyesinden. Yardım malzemesi yağıyordu, giyecekler, yiyecekler. Aklınıza ne gelirse.

Devletimiz… Bakanlar, Milletvekilleri, Vali, Kaymakam, AFAD, Kızılay, Belediyeler, Jandarma ve TSK... Yaralar sarılıyordu.

Kızılay selzedelere sıcak yemek hizmeti veriyor, Jandarma ilçede temizlik çalışmalarına destek veriyordu. TSK yıkılan köprüler yerine hazır köprüler kuruyor, hayatın normale dönmesi için yoğun çaba sarf ediliyor, felaketin izleri siliniyordu.

Milletimiz adını duymadığı, yüzünü görmediği insanlara yardım için yarışıyordu. Gerçekten de “yürekler” kenetlenmişti. İhtiyaç duyulan elbirliği, iş birliği burada sağlanmıştı.

İnsanımız büyük bir kardeşlik ve dayanışma örneği sergiliyordu. Bu aziz milletin bir ferdi olmaktan gurur duyuyor, gösterilen hassasiyetten dolayı yüreklerimiz kabarıyordu.

Bütün gün dolaşmıştık... Dışarıdan gelenler tedbiren içerilere sokulmuyor, devlet biz yeteriz diye adeta haykırıyordu. Yöre halkı çalışanlara çay servisi yapıyor, biz de ikram edilen çaylardan yudumlarken yaşanılan hikâyeleri dinliyor, Rabb’im’in azameti karşısında küçüldükçe küçülüyorduk. 

Devletimin şefkat elinin tüm bölgeyi kuşatması gönül yaralarının sarılmasına yetiyordu. 

Bir taraftan ilçe halkıyla kaynaşan gönüllerimizin hoşluğunu yaşarken diğer taraftan işe yarmamanın verdiği hüzün ile akşam etmiştik.  

 Konakladığımız otelde çaylar yudumlanırken arkadaşlarla bölgede bütün bu yapılanlar karşısında var güçleriyle felaket tellallığı yapmaya çalışan gölgesi cüssesinden haşmetli görünen muhalefetin, özellikle de milliyetçi! Meral Akşener’in milletin milli hassasiyetleri karşısındaki çıkarcı tavrı konuşuluyordu.

Ortamımız nezihti ve sakindi. Yan masada yalnız oturan ve önündeki defterine bir şeyler karlayan biri vardı. Vakit ilerliyor, sohbet kızışıyordu. 

Bir ara yandaki yabancı ben de size katılabilir miyim diye sordu ve sandalyesini yanımıza çekti. Artık sohbette bir kişi artmıştık.  

Kimliği meçhul zat güzel konuşuyor, bazen unuttuğumuz ya da gözden kaçırdığımız siyasi notları aktarıyor, kendisini dinletiyordu. Hele Akşener’le ilgili öyle detaylı bilgiler aktardı ki bütün arkadaşlarımla dinleyici konumuna geçmiştik.  

“Köklü siyasal geleneği, bürokraside tecrübesi, gençlik dinamizmiyle Türkiye’nin beka garantisi olan MHP var oldukça Akşener ve müttefikleri bu aziz milletin başına bela olamayacaktır” beyanı son sözü oldu.       

Çalan telefonu ayrılık habercisi gibiydi. Bedenen ve zihnen yorgunluğun zirvesini yaşadığımız için herkes kabuğuna çekilmişti.  

Ertesi güne erken başlamış, sahaya inmiştik. Akşam sohbetimize katılan zatın bölge insanının dertlerini dinleyip, yaralarının sarılması için notlar alıp ilgililerle temaslara geçtiğini görünce şaşırmıştık.

Akşam bize kendisini dinleten, doluluğu gönlümüzü okşayan zatın MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz olduğunu öğrendiğimizde tebessümümüz manalıydı. 

Şükür devletimiz cumhuruyla cumhurunun yanındaydı…

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

mümin

22 Eylül 2021 13:07

ALLAH cc, Devletimize zeval vermesin. kafirlere uşaklık, eden, münafık, İslam düşmanı, chp, hdpkkip, deva, gelecek partili embesiller e helede hiç fırsat vermesin vatanhainleri

Salihce

25 Ağustos 2021 22:33

Allah cc. ADiL olan devlete zeval vermesin. Adil degilse batsin yerin dibine!

şükrü Onuk

25 Ağustos 2021 15:04

Türk milleti olarak İslamdan aldığımız güçle dinine sirke batmaz sarsılmaz bir inancımız .Hz.Peygamber ne diyor.Müslümanlar bir vücudun uzuvları gibidirler nasılki vücudun bir uzvu rahatsız olduğunda diğer organlar hareket eder uzaktaki müslüman kardeşlerimizde vücudun bir parçası gibidirler acıları paylaşmak inancımızın bir parçası dinimizin bir emri.

Dün ve bugün

25 Ağustos 2021 12:19

Vay be devletin kutsandığı günlere kaldık.yarın bu devlet komünist olursa yine Allah zeval vermesin mı diyeceğiz. İslamcılar bir zamanlar tağut devlet derdi. Şimdi iktidara gelince kutsal devlet oldu. Velhasıl siyasal İslam'ın gerçek İslam'dan ne kadar uzak olduğu ortaya çıkmış oldu..

ABDULLAH

25 Ağustos 2021 10:11

Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm. Elhamdulillahi rabbil âlemin vesselatu vesselâmu âlâ Rasuline Muhammed in ve ala alihi ve sahbihi ecmain. es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtuhû İki cihan saadetine kavuşmak, ancak ve yalnız Allah (Celle Celâlühû) ‘ nün rahmet olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e tâbi olmaya bağlıdır.

099

25 Ağustos 2021 09:26

Amin Rabbimiz devl. zeval vermesin. 99 depreminde deprem zedelere dünya çapında toplanan muazzam yardımların % de 10 u bile harcamadı.

metin palamut

25 Ağustos 2021 08:55

Allah milletimize ve ordumuza zeval vermesin.DOğrusu budur.Kerhane işleten rakı satan bir devlete dua edilmez.Allah ıslah etsin denilir ve bunun için çalışılır.Müslümanlar Türkiye tarihinide devlete ve millete karşı bir tane taş ve molotof atmamıştır.Yani kaos ve anarşist gibi mücadele değil,ıslah ve iyilik hareketi ile bu devleti değiştireceğiz inşaaallah.

Akif Bedir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle