15 Temmuz’u anarken

10 Temmuz 2019 Çarşamba

Hak ile batılın, iman ile küfrün, doğru ile yanlışın, mü’min ile haininin, zalim ile mazlumun, ahlaklı ile arivistin, terörist ile vatanseverin, işgalci ile masumun, cani ile şehidin mücadelesi olan 15 Temmuz’un üçüncü seneyi devriyesini yine aynı coşkun yürekle yaşıyor ve kutluyoruz.

15 Temmuz, “örgütcell” bir yapılanmanın, “derin bir çete”nin “dost-modern” darbe girişimiydi. 

15 Temmuz, bir vatan hainliğiydi, bir ihanetti, bir alçaklıktı.

15 Temmuz, Türkiye’nin zincirlerini kırıp inkişafın heyecanını yaşamaması, dirilmemesi uşaklığa, sömürülmeye, boyun bükmeye devamını sağlamak için yapılan alçakça bir kalkışmanın adıydı.

15 Temmuz, İsrail’in varlık ve güvenliğine karşı bir tehdit oluşturmayacak, Hristiyan dünyası ile teolojik ve siyasi bir çatışmaya girmeyecek, batı uygarlığına karşı bir tehdit ve batıya karşı ekonomik, siyasi, kültürel anlamda rakip olmayacak bir Türkiye isteyen satılmışların oyunuydu. 

15 Temmuz, Türkiye’nin milli çıkarlarını zedelemek ve Türkiye’yi dünyada zor durumda bırakmak için dış güçlerin emrinde “ajanlık” faaliyeti yürüten millet düşmanlarının darbe girişimiydi.

15 Temmuz, devletin en hassas güvenlik konularının izlenerek görüşmelerin kamuoyuna servis edilmesi, Türkiye’nin ulusal güvenliğine yönelik alçakça bir saldırıydı, vatana ihanetti. 

15 Temmuz, Türkiye’nin geleceğiyle, istikbaliyle, istiklaliyle ve aziz milletimizin huzuruyla oynamaya yeltenenlerin alçaklığıydı.

15 Temmuz, egemenliğimize ve bütünlüğümüze yönelen ciddi saldırılara karşı Çanakkale ruhu ile devlete, millete ve onun bekasına sahip çıkıldığı gündü. 15 Temmuz, devletin varlık mücadelesiydi.

15 Temmuz, bin yıldır bu topraklarda yaşayan farklı dil, din ve kültür özelliklerine sahip insanların muazzez bir medeniyet kurmasını sağlayan sahih İslâm anlayışının omurgasını, özünü ve ruhunu yok sayan nevzuhur oluşuma karşı yapılan bir mücadeleydi.

Tarihi irdelerken bize düşen de yalnızca kronolojik bilgileri hafızalarımızda zapt etmek değil tarihin izdüşümlerinde mihenk taşı olan abide şahsiyetleri de bihakkın tanımaktır.

Tarihte iz bırakan olayları ve kahramanlarını irdelerken günümüz meseleleriyle ve şahsiyetleriyle mukayese etme hem geçmişi daha iyi anlama hem de bugüne daha iyi sahip olma imkânını bize sunar. 

Milletin hükümete verdiği “yönetim” yetkisini gasp etmeye çalışan paralel yapı denilen habis şebeke aklı, vicdanı, insafı yok sayarak, her türlü hukuksuzluğu mubah görerek ele geçirdiği yargı-emniyet gücüyle Türkiye’yi yeni baştan dizayn etmek istiyordu. 

Yıllardır hoşgörü, sevgi, dostluk, kardeşlik, barış balonu şişirenler, kendileri gibi düşünmeyen kim varsa “Selam terör örgütü” başlığı altında fişleyip takibe almışlardı. Pensilvanya’nın kulakları bir ahtapot gibi sarmıştı ülkemizi.

Gönül dili diyerek incitmekten, kırmaktan, hassasiyetten dem vuranlar Mavi Marmara katliamı, İsrail’le ilişkiler, MİT krizi, Mısır’daki darbe, çözüm süreci ve Gezi kalkışmasında, yavaş yavaş işledikleri muhalif duruşu, 15 Temmuz’da açık açık iktidarla savaşa dönüştürdüler.

Tüm sistemi ve ülkeyi takip altına alarak, tehdit edip fişleyerek ve arşivleyerek kendince çok sofistike bir vesayet rejimi kurma hayaliyle planlar yaparak insanlık onuruna, demokrasiye, milli iradeye ihanet ediyorlardı. 

O kadar gözü dönmüş, o kadar şehvete kapılmış, o kadar kin ve nefretle kendisinden geçmiş bir ruh halleri vardı ki, bırakın hakikatin uçup gitmesini, büyük bir zulüm ve haksızlıkla yıllardır yol arkadaşlığı yaptıkları, üzerlerinde emeği olan insanlara “vefa” duygusunu yok sayarak meydan okuyorlardı.

Suçlamaların içinde vicdan da vefa duygusu da yoktu. Ticaret, hizmet, maneviyat ve maddiyat birbirine girmişti.

İlgili ilgisiz onlarca insanı dinleyen, kayıt tutan ve bunları nasıl kullandığını bilmediğimiz kendini devletin yerine koymaya çalışan terör örgütü, neovesayetçi paralel yapı devletin içinde bir ur gibi çoğalmaya gayret ederek, şantajlarla, komplolarla milletin iktidarına karşı intihar çırpınışlarına girişiyorlardı.

Ülkeyi kirli bir oyunda tutarak siyaseti yeniden şekillendirmek amacıyla tam anlamı ile bir “şantaj çetesi” gibi kitlelere yönelik bir zihin kontrolü ve sosyal disiplin tekniği uygulayarak siyaset, finans, medya, istihbarat hatta yardım kuruluşları dâhil, birçok alanda binlerce kişiyi dinlemişlerdi. 

İnsanların hayatlarıyla oynayan, havuzda topladıkları tapelerle insanları tehdit eden, anahtar teslim devleti almak isteyen illegal paralel yapılanma eskiden silahla, tankla yapılan darbeyi 15 Temmuz öncesi dinleme ve şantajla yapmak istiyordu. 

Türk milleti bütün bu oyunlara ve kuklalara 15 Temmuz’da dur dedi. Bunun hesabını hem bu dünyada verdiler, veriyorlar vebalini öteki dünyada çekeceklerdir.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Allah GörüyorAllah Görüyor2 ay önce
    Aynen katılıyorum. Çokta güzel bir yazı olmuş. Eksikte kalmış.Ama bunu bahane edip hiç alakasızları yakmak Müslümanlığa sığar mı? Bende darbeye karşıyım. Ama gel gör ki sorgusuz sualsiz ihraç edildim. Daha sonra hakkımda soruşturma açılmış. İfademi verdim. Mahkeme neden atıldığımı sorduğunda bilmediğimi söyledim. Çünkü mahkemenin kendisi de neden atıldığımı bilmiyor ve bana kurumundan şikayet olmamış, araştırmalarına bakarak, sen neden ihraç oldun diye bana soruyor. Allah aşkına anlattıklarınızın hepsine aynen katılıyorum da bana yapılan bu lekelemeye ne diyeceksiniz? Benim darbeye hiçbir katkım olmamasına rağmen iftira ile atılmama ne diyeceksiniz? Doğruları çok güzel özetlemişsiniz ya yanlışları ne zaman göreceksiniz? Vatandaşa bu yargısız infazı söylediğimizde "Bir şey olmasa atmazlardı" diyerek cevap veriyor. “Yanlış hesap varsa mutlaka düzelir”, diyor. İnanın inancım olmasa idi çoktan intihar etmiştim. İntihar etmeyi çok kez düşündüm. Hiçbir suçun olmayacak gelip alnına vatan hainliği çamuru atılacak. Yanlışlık varsa yıllar sonra adalet yerini bulacak. Tabi hastalanıp ölmezsek, intihar etmezsek, delirmezsek. Hatta bu durumlarda olup ölenlerin daha sonra yanlışlıkları düzeltilmiş ve iadeleri verilmişti. Yani adam intihar etmiş, hastalanıp ölmüş, yanlışlık öldükten sonra düzeltilmiş iadesi sağlanmış. Buna adalet mi diyorsunuz? Gerçekten suçluysam asılmaya razıyım. Devlet benimle çalışmak istemiyor olabilir. O zaman çamur atmadan istifamı istesin. Seve seve veririm. Neden olmadığım halde çamurlanayım. CHP zamanında da başörtüsü mücadelesinde istifamız istendi. Baktık olmadı. İstifamızı verdik. Ama bu yapılan zulüm CHP nin yaptığından daha beter. Hem de adı Müslümanım diyen kardeşim dediğimiz yapıyor. Sui zannı tavan yapıyor. İftirayı önce kendi yapıştırıyor ve vatandaşa da devam etmesini istiyor. Sadece çamurlanmakla kalsaydık. Yakınlarımdan üzülüp kalp krizi geçirerek ölenler oldu. Yine yakınlarımdan beni çekemeyenler sevinip her türlü hakareti yaptı. Çocuklarım yapılanları görünce din bu ise olmaz olsun diyerek dinden soğudu. Namazlarını kılmaz oldu. Hatta cumaya bile gitmez oldular. Din bu yanlışları yapmıyor, insanlar yanlış yapıyor desem bile inandıramadım. Onlarında psikolojileri bozuldu. Can ciğer dost sandığım insancıklar bile beni bilmelerine rağmen korkularından uzaklaşıp görülmez oldular. Sui zanna hareket etmelerine devam ettiler. Allah aşkına “İslam dini”ni böyle mi anlatacağız, böyle örneklerle mi yayacağız, yaşayacağız. Halen mahkeme KYOK vererek soruşturmamı bir yıl önce bitirmesine rağmen ohalkomisyonu 3 yıl oldu karar veremiyor. Hem de sıramı atlayarak diğer KHKlılara karar vererek, karar veremiyor. Hani sıraya riayet edilecekti. Hani yanlışlık varsa hemen düzeltilecekti. Bir çok kriterlilere, kritersizlere iade verilirken bana hiçbir kriterim olmamasına rağmen sıra gelmiyor, karar verilemiyor. Bir çok sayılan kriterler bir çok insanda hem de fazlasıyla varken hiçbiri ihraç olmuyor, önemli bir çok makamlarda görev yapmaya devam ediyor. Ama adı çıkan, çamurlanan saf vatandaşlarımız ise yok sms atmış, yok kitapçıdan kitap almış, yok sohbette görülmüş, yok yasal olan sendikaya üye olmuş, yok yasal olan dershanelerine gitmiş okullarında okumuş, … vb. gibi bahaneler üretilerek lekelenmeye çalışılıyor. Buna da adalet diyoruz. Bu bahaneler herkese uygulansın bakalım suçlanmayan kimse kalır mı? O zaman kim adaletten şikayet edebilir? Şeriatın kestiği parmak acımaz. Ama adalet hem gecikiyor hem de adamı olana değil olmayana iftira ile gerçekleşiyor görünümü yayılıyor. Yani adalet kendimize göre uygulanıyor. Bu durumda güveni yok ediyor. Şüpheleri artırıyor. Adalet geciktirilerek, masumlar cezalandırılarak acaba ne hesaplanıyor? Zorla milleti küstürmeye mi çalışılıyor? Yoksa girdiğimiz veballer az olduğu için daha çok veballere girelim mi diye mi çabalama yapılıyor? Hani sui zan kötü idi. Hani iftira çirkindi. Hani kul hakkına girmekten çekiniyorduk. Hani Allah'tan korkuyorduk. Allah'tan korkan bu yanlışları yapabilir mi? Demek ki çok büyük şüpheler doğuyor. İmanımızda çok büyük yanlışlar var. İslamın adı var. Uygulaması yok. Müslümanın adı var, yaşayışı yok. Adımız gibi dosdoğru olmayacak mıydık? Bana darbeci diyen, iftira atan hiçbir şey olmasa bile kriptodur diyen herkese haklarımı helal etmiyorum. Buna yol açanların, vesile olanların asıl kendileri fetöcüdür. İthamlarını kendilerine iade ediyorum. Tekrar söylüyorum. DARBECİNİN, SORU ÇALANIN, YARGIYA, POLİSE FESAT KARIŞTIRANIN CANI CEHENNEME! Darbe yapmak isteyen şer odaklara karşı direnirken canını feda eden 15 Temmuz Şehitlerimize ve diğer tüm şehitlerimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Bir an önce it izi at izine karıştırmaktan vazgeçilmeli. Güneş balçıkla sıvanmaya çalışılmamalı. Üç maymunu oynamaktan vazgeçilmeli. Adalet partimizin adında kalmamalı ve uygulanmalıdır. Adalet geciktirilmemeli, herkese eşit uygulanmalı. İslami sözler çokta uygulama olmadıktan sonra din sanki kullanılır hale gelmiş gibi görünüyor. Dürüstlüğün cezalandırıldığı bir ortamdayız. Allah yar ve yardımcımız olsun. Sözleri mi Fatih Sultan Mehmet’in sözleriyle bitirmek istiyorum. Fatih Sultan Mehmet Han der ki: “Aklı öldürürsen ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadı’yı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün Devlet de ölür.”
  • Şehit ve ŞahitŞehit ve Şahit2 ay önce
    Zaten Milli Bayramları israf ve gösteriş içinde kutlamaktayız. 15 Temmuz bayramını da bu şekilde kutlamaya başlayacağız. Millet işsiz güçsüz lütfen israf yapmadan kutlansa.
  • İbrahim Cayanİbrahim Cayan2 ay önce
    15 temmuz birlikte yürüdüklerinizin size ihaneti iti. Bunu yapmamalıydılar. Onlara o kadar iyilip yapmış, her istediklerini vermiştiniz. Yazıklar olsun onlara.

Günün Özeti