• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI
10 Temmuz 2019

15 Temmuz’u anarken

Hak ile batılın, iman ile küfrün, doğru ile yanlışın, mü’min ile haininin, zalim ile mazlumun, ahlaklı ile arivistin, terörist ile vatanseverin, işgalci ile masumun, cani ile şehidin mücadelesi olan 15 Temmuz’un üçüncü seneyi devriyesini yine aynı coşkun yürekle yaşıyor ve kutluyoruz.

15 Temmuz, “örgütcell” bir yapılanmanın, “derin bir çete”nin “dost-modern” darbe girişimiydi. 

15 Temmuz, bir vatan hainliğiydi, bir ihanetti, bir alçaklıktı.

15 Temmuz, Türkiye’nin zincirlerini kırıp inkişafın heyecanını yaşamaması, dirilmemesi uşaklığa, sömürülmeye, boyun bükmeye devamını sağlamak için yapılan alçakça bir kalkışmanın adıydı.

15 Temmuz, İsrail’in varlık ve güvenliğine karşı bir tehdit oluşturmayacak, Hristiyan dünyası ile teolojik ve siyasi bir çatışmaya girmeyecek, batı uygarlığına karşı bir tehdit ve batıya karşı ekonomik, siyasi, kültürel anlamda rakip olmayacak bir Türkiye isteyen satılmışların oyunuydu. 

15 Temmuz, Türkiye’nin milli çıkarlarını zedelemek ve Türkiye’yi dünyada zor durumda bırakmak için dış güçlerin emrinde “ajanlık” faaliyeti yürüten millet düşmanlarının darbe girişimiydi.

15 Temmuz, devletin en hassas güvenlik konularının izlenerek görüşmelerin kamuoyuna servis edilmesi, Türkiye’nin ulusal güvenliğine yönelik alçakça bir saldırıydı, vatana ihanetti. 

15 Temmuz, Türkiye’nin geleceğiyle, istikbaliyle, istiklaliyle ve aziz milletimizin huzuruyla oynamaya yeltenenlerin alçaklığıydı.

15 Temmuz, egemenliğimize ve bütünlüğümüze yönelen ciddi saldırılara karşı Çanakkale ruhu ile devlete, millete ve onun bekasına sahip çıkıldığı gündü. 15 Temmuz, devletin varlık mücadelesiydi.

15 Temmuz, bin yıldır bu topraklarda yaşayan farklı dil, din ve kültür özelliklerine sahip insanların muazzez bir medeniyet kurmasını sağlayan sahih İslâm anlayışının omurgasını, özünü ve ruhunu yok sayan nevzuhur oluşuma karşı yapılan bir mücadeleydi.

Tarihi irdelerken bize düşen de yalnızca kronolojik bilgileri hafızalarımızda zapt etmek değil tarihin izdüşümlerinde mihenk taşı olan abide şahsiyetleri de bihakkın tanımaktır.

Tarihte iz bırakan olayları ve kahramanlarını irdelerken günümüz meseleleriyle ve şahsiyetleriyle mukayese etme hem geçmişi daha iyi anlama hem de bugüne daha iyi sahip olma imkânını bize sunar. 

Milletin hükümete verdiği “yönetim” yetkisini gasp etmeye çalışan paralel yapı denilen habis şebeke aklı, vicdanı, insafı yok sayarak, her türlü hukuksuzluğu mubah görerek ele geçirdiği yargı-emniyet gücüyle Türkiye’yi yeni baştan dizayn etmek istiyordu. 

Yıllardır hoşgörü, sevgi, dostluk, kardeşlik, barış balonu şişirenler, kendileri gibi düşünmeyen kim varsa “Selam terör örgütü” başlığı altında fişleyip takibe almışlardı. Pensilvanya’nın kulakları bir ahtapot gibi sarmıştı ülkemizi.

Gönül dili diyerek incitmekten, kırmaktan, hassasiyetten dem vuranlar Mavi Marmara katliamı, İsrail’le ilişkiler, MİT krizi, Mısır’daki darbe, çözüm süreci ve Gezi kalkışmasında, yavaş yavaş işledikleri muhalif duruşu, 15 Temmuz’da açık açık iktidarla savaşa dönüştürdüler.

Tüm sistemi ve ülkeyi takip altına alarak, tehdit edip fişleyerek ve arşivleyerek kendince çok sofistike bir vesayet rejimi kurma hayaliyle planlar yaparak insanlık onuruna, demokrasiye, milli iradeye ihanet ediyorlardı. 

O kadar gözü dönmüş, o kadar şehvete kapılmış, o kadar kin ve nefretle kendisinden geçmiş bir ruh halleri vardı ki, bırakın hakikatin uçup gitmesini, büyük bir zulüm ve haksızlıkla yıllardır yol arkadaşlığı yaptıkları, üzerlerinde emeği olan insanlara “vefa” duygusunu yok sayarak meydan okuyorlardı.

Suçlamaların içinde vicdan da vefa duygusu da yoktu. Ticaret, hizmet, maneviyat ve maddiyat birbirine girmişti.

İlgili ilgisiz onlarca insanı dinleyen, kayıt tutan ve bunları nasıl kullandığını bilmediğimiz kendini devletin yerine koymaya çalışan terör örgütü, neovesayetçi paralel yapı devletin içinde bir ur gibi çoğalmaya gayret ederek, şantajlarla, komplolarla milletin iktidarına karşı intihar çırpınışlarına girişiyorlardı.

Ülkeyi kirli bir oyunda tutarak siyaseti yeniden şekillendirmek amacıyla tam anlamı ile bir “şantaj çetesi” gibi kitlelere yönelik bir zihin kontrolü ve sosyal disiplin tekniği uygulayarak siyaset, finans, medya, istihbarat hatta yardım kuruluşları dâhil, birçok alanda binlerce kişiyi dinlemişlerdi. 

İnsanların hayatlarıyla oynayan, havuzda topladıkları tapelerle insanları tehdit eden, anahtar teslim devleti almak isteyen illegal paralel yapılanma eskiden silahla, tankla yapılan darbeyi 15 Temmuz öncesi dinleme ve şantajla yapmak istiyordu. 

Türk milleti bütün bu oyunlara ve kuklalara 15 Temmuz’da dur dedi. Bunun hesabını hem bu dünyada verdiler, veriyorlar vebalini öteki dünyada çekeceklerdir.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı