Yeniden Küresel Sumud Filosu
Yeniden Küresel Sumud Filosu
AHMET VAROL
Siyonist işgal rejiminin ABD’yi arkasına alarak gerçekleştirdiği İran’a yönelik saldırıdan istediğini elde edememesi üzerine başlatılan ateşkes sürecinde pazarlıklar devam ediyor ve Trump, savaşın çok yakında nihai olarak bitebileceği yönünde açıklamalarda bulunuyor. Önceden saldırı ve tehdit üzerinden prim yapmaya çalışan Trump’ın şimdi de savaşı nihai olarak bitirme ve kesin anlaşma vaatleriyle prim yapmaya çalışması ise oldukça ilginç.
Bu arada işgal rejiminin Lübnan’ı ateşkese dahil etmediğini ilan ederek gerçekleştirdiği korkunç katliam, tehcir ve yıkımın ardından orada da şimdilik bir ateşkes sağlandığı söyleniyor. İşgal rejimi, Lübnan hükümetinden Lübnan’daki direniş güçlerinin silahlarını toplamasını istiyor. Eğer Lübnan hükümeti işgal rejiminin bu talebini kabul ederse bu onun, ülkesini siyonist tehdit karşısında, bir evi soyup soğana çevirmeyi planladığı kesin bir şekilde bilinen eşkıyalar karşısında elleri kolları hatta ayakları bile bağlanmış bir ev sahibine dönüştürmesi anlamına gelir. Bu durum siyonist katilleri daha da cesaretlendirecek ve hiçbir anlaşmasına uymadığı tecrübeyle sabit ve zaten Lübnan topraklarında gözü olan siyonist katillerin önlerini açacaktır. Bu konuyu inşallah müstakil bir yazımızda ayrıca değerlendiririz.
İşte bu gelişmelerin sürdüğü bir dönemde büyük ölçüde geri planda kalmış olan ve işgalci siyonistlerin ateşkes anlaşmasına uymaması sebebiyle hâlâ sıkı bir abluka altında tutulan Gazze’nin çağrılarına ses vermek, dünyanın dikkatini biraz da bu yöne çekmek ve ablukayı kırmak için yeni bir girişimde bulunan Küresel Sumud Filosu, Barselona’dan harekete geçti.
Küresel Sumud Filosu çağımızın bir hilfu’l-fudulu niteliğindedir. Siyonist işgalcilerin ateşkes anlaşmasının birinci aşamasıyla ilgili şartlarına riayet etmemeleri sebebiyle hâlâ büyük sıkıntılar ve zorluklar yaşayan Gazze halkı üzerindeki vahşi ablukanın kaldırılması için kapıları zorlamaya çalışması açısından bugünlerde daha bir anlam ve önem kazanmıştır.
Bu gerçeği, Küresel Sumud Filosu’nun Gazze’ye doğru yelken açtığı sıralarda ateşkesin ilk altı ayını değerlendirmek amacıyla bir rapor yayınlayan Hükümet Medya Ofisi’nin verdiği bilgiler de çok net ve açık bir şekilde gözler önüne sermektedir.
Rapora göre işgal rejimi, ilk altı aylık süre içinde ateşkesi 2400 kere ihlal etti. Bunların 921’ini doğrudan ateş açma, 1109’unu belli bir bölgeyi bombalama veya hedef alma amaçlı saldırılar, 97’sini yerleşim mahallerinin içine doğru işgal askerlerinin ilerlemesi, 273’ünü de yıkım operasyonu oluşturdu.
Bu ihlaller sonucu, yani fiili olarak ateşkesin başlamasının ardından gerçekleştirilen saldırılarda şehit edilenlerin sayısı 754 oldu. Bunların da 312’sini çocuklar, kadınlar ve yaşlılar oluşturuyor. Genelde sivillerin oranı ise %99.
İhlal saldırılarında ayrıca 2100 kişi yaralandı. Bunların da yarıdan çoğu yine savaşlarda hiçbir şekilde hedef alınmamaları gereken kesimlere mensup olanlardan, yani çocuklar, kadınlar ve yaşlılardan oluşuyor. Yaralıların arasında da genel olarak sivillerin oranı %99. Yaralanmaların tümü, yerleşim bölgelerinin içinde veya ateşkes anlaşmasına göre işgalci askerlerin aşmaması gereken sarı hattın ilerisinde vuku buldu.
Ateşkes anlaşmasına göre bölgeye günlük asgari 600 yardım tırının girmesi gerekiyordu. Buna göre bu süre içinde toplam sayının en az 110 bin 400’e ulaşmış olması gerekiyordu. Ama giren tır sayısı 41 bin 714’te kaldı. Buna göre olması gerekenin sadece %37’sine ulaşıldı. Günlük ortalama da sadece 227 civarında oldu. Oysa 600 tırlık insani yardım, bölgede evleri yıkılmış, her türlü iş ve gelir imkânından mahrum bırakılmış topluluğun zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması için gereken asgari miktardı.
Refah Sınır Kapısı ise çok kısıtlı bir şekilde açıldığından ve sıkı kontroller uygulandığından geçebilen yolcu sayısı sadece 2703’ten ibaret kaldı. Geçmesi gereken kişi sayısı ise 36 bin 800 idi. Yani taahhüt edilenin sadece %7’sinin geçmesine imkân tanındı.