Yeni bir askeri kuşatma hattı
Yeni bir askeri kuşatma hattı
AHMET VAROL
Doğu Akdeniz’de son bir yıldır sessizce örülen İsrail–Yunanistan–Kıbrıs Rum Yönetimi hattı, artık kâğıt üzerindeki niyet beyanı olmaktan çıkmış durumda. Bu yönetimlerin Aralık 2025’te Güney Lefkoşa’da bir araya gelen askerî yetkilileri, üçlü çalışma planının yanı sıra İsrail ordusuyla Yunan ve Rum orduları arasında 2026 yılına dönük ikili çalışma planlarını da imzaladı. Planlar ortak tatbikatları, eğitimleri, çalışma gruplarını ve stratejik askerî diyaloğu kapsıyordu.
Bu görüşmelerde oluşturulan zeminin üzerine 31 Ağustos 2026’da Tel Aviv’de imzalanan bir anlaşma oturtuldu. Anlaşmaya göre yaklaşık 3 milyar avro değerindeki “Aşil Kalkanı” anlaşması kapsamında İsrail, Yunanistan’da David’s Sling sistemleri ve IAI’nin Barak MX sistemi dahil olmak üzere çok katmanlı bir hava savunma ağı kuracak. Ayrıca stratejik tesislerin insansız hava araçlarına karşı korunması için Rafael’in Drone Dome sistemlerine ilişkin 26 milyon avroluk ek bir anlaşma da imzalandı. Paket, Rafael’in Spyder sistemlerini ve IAI’nin çok görevli MMR radarlarını da içeriyor. Siyonist işgal rejiminin Savaş Bakanlığı anlaşmayı kendi tarihinin en büyük savunma ihracatlarından biri olarak tanımladı. Görünüşte anlaşma Yunanistan için savunma sistemleri kurulması anlamına geliyorsa da soykırımcı işgal rejimine de yeni katliamlar yapması ve kazıklarını sağlamlaştırması için önemli bir finansman sağlanması demektir.
Bununla birlikte Atina’da bazı siyasi çevreler anlaşmadan memnun kalmadı. Eski Maliye Bakanı Yanis Varufakis anlaşmayı “utanç verici” olarak nitelerken, muhalefetteki SYRIZA ve Yunanistan Komünist Partisi de şiddetle eleştirdi. To Pontiki gazetesi, anlaşmanın Yunanistan’ı uzun vadede İsrail savunma sistemlerine bağımlı kılabileceğine dikkat çekti. Hükümet cephesi ise projeyi bir modernleşme hamlesi olarak savundu. Savunma Bakanı Nikos Dendias, programın ülkenin “Gündem 2030” savunma reformunun önemli bir parçası olduğunu ve Yunanistan’ın bu nitelikte bir sistemi hayata geçiren ilk AB ülkesi olduğunu söyledi.
Siyonist işgal rejiminin öncülüğünde oluşturulan kuşatma hattının doğu ucunda Hindistan var. Modi’nin Şubat 2026 ziyaretinde varılan mutabakat çerçevesinde, bugüne dek Hindistan’a kapalı bazı İsrail sistemlerinin açılması, lazer tabanlı hava savunma mimarisine Hindistan’ın entegre edilmesi ve bazı İsrail silahlarının üretimi için lisans verilmesi planlanıyor. Netanyahu, ziyaret öncesinde Hindistan’dan Yunanistan’a uzanan geniş bir coğrafyada “altıgen” bir güvenlik işbirliğine işaret etmişti.
Siyonist işgal rejimi-Hindistan-Yunanistan ekseninde oluşturulan bu işbirliği; Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan arasında Mekke’de imzalanan Savunma İşbirliği Anlaşması’nın etki gücünü zayıflatma amaçlı bir ittifak görünümü vermektedir. İsrail-Yunanistan-Hindistan arasındaki işbirliği üçlü bir anlaşma tarzında olmasa da siyonist işgal rejiminin kendini merkeze oturtarak her ikisine birden kollarını uzatması ve durumu kontrol eden konumda görünmesi daha tehlikeli bir manzara oluşturmaktadır.
İsrail›in kurduğu eksenin ortak paydası dikkat çekicidir. Eksenin batı ucunda Türkiye’yle doğu ucunda ise Pakistan’la sorunlu ülke yer almaktadır. Pakistan Savunma Bakanı Asıf, İsrail ile Hindistan’ın Pakistan’a karşı uzun yıllardır askerî ortaklık yürüttüğünü belirterek her iki ülkeyi de İslamabad’ın kalıcı düşmanı olarak tanımladı. Aynı mantık Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Yunanistan-Kıbrıs Rum Yönetimi gerilimi üzerinden işliyor. Yani işgal rejimi “düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığıyla, mevcut birtakım sorunları ve anlaşmazlıkları kendi konumunu sağlamlaştırmak için değerlendirmiştir.
İşgal rejiminin bu politikası aslında İslam coğrafyasına yönelik tehditlerin başında yer aldığını göstermesi açısından dikkat çekicidir. Siyonistlerin sadece Filistin üzerindeki egemenliklerini sağlama almak amacıyla savaştıklarını düşünenler büyük bir yanılgı içindedir. Onlar küresel emperyalizmin İslam dünyasına yönelik vekalet savaşını yürütmektedir.