• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Şükür, devletim var ama…

27 Eylül 2021


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun internet sitesinde “sosyal güvenlik”in tarihçesi şu iki paragrafla başlıyor: 

İnsanlar yaşamları boyunca kendi iradeleriyle ya da iradeleri dışında açığa çıkan çeşitli mesleki, fizyolojik ve sosyo-ekonomik risklere maruz kalmaktadır. Bu risklerin ortadan kaldırılması, bireyler üzerindeki etkilerinin azaltılması veya sonuçlarının onarılması gerekmektedir. Ayrıca, insanların artan güvenlik ihtiyaçlarına cevap verecek ve onlara insan onuruna yaraşır huzurlu ve mutlu bir yaşam sunacak bir yapıya ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu ihtiyaçtan doğan “Sosyal Güvenlik” toplumun bütün bireylerinin hiçbir ayrım ve ayrıcalık gözetilmeksizin hem ekonomik hem de sosyal bakımdan bugünlerinin ve yarınlarının güvence altına alınmasını amaçlayan; birbirleri arasında sıkı bir birlik ve uyum kurulmuş olan bir sistemler bütünü olarak tanımlanmaktadır. 

(http://www.sgk.gov.tr/wps/portal/sgk/tr/kurumsal/kurumumuz/tarihce)

Metin, sosyal güvenlik çalışmalarının gâyesini şu iki cümle ile ifâde ediyor kanaatimce:

1- İnsanların artan güvenlik ihtiyaçlarına cevap vermek ve onlara insan onuruna yaraşır huzurlu ve mutlu bir yaşam sunmak.

2- Toplumun bütün bireylerinin hiçbir ayrım ve ayrıcalık gözetilmeksizin hem ekonomik hem de sosyal bakımdan bugünlerini ve yarınlarını güvence altına almak. 

Ne kadar mâkûl, insâflı, vicdânlı bir gâye… “Şu sönen, gölgelenen dünyâda” başlıklı yazımda bir devleti olmanın, o devletin vatandaşı olmanın ve günün birisinde devletinin kanatları altında “emekli” olabilmenin ne büyük bir saâdet olduğundan bahsetmiştim. Öyledir. Bunun kıymetini vatansız, devletsiz; cebinde geçerli bir kimlik kartı bile taşıyamayan insanlara sormak lâzım. Bu bakımdan şükretmemiz gerekir. 

Bir devleti olmak ve onun himâyesi altında emekli olabilmek bir nîmettir ama mesele elbette bundan ibâret değildir. Devletin, “insanların artan güvenlik ihtiyaçlarına ne kadar cevap verebildiği ve onlara insan onuruna yaraşır huzurlu ve mutlu bir yaşamı ne kadar sunabildiği”, “toplumun bütün bireylerinin hiçbir ayrım ve ayrıcalık gözetilmeksizin hem ekonomik hem de sosyal bakımdan bugünlerini ve yarınlarını güvence altına alma”da ne derece muvaffak olabildiği de mühimdir ve konuşulmalıdır. 

Bu zâviyeden bakılınca vaziyetin güllük gülistanlık olmadığı ortadadır. Emekliler maalesef birçok maddî-mânevî sıkıntılarla yaşama mücâdelesi vermektedirler. Devletimizin bizzat belirlediği gâye ve hedefler istikâmetinde alması gereken çok büyük mesâfeler ve atması gereken adımlar vardır. Çiçeği burnunda bir emekli olarak birkaç tavsiyede bulunmak isterim. İktisâtçı değilim; tavsiyelerimin kaynağı memleketin bir ferdi olarak yaşadığım tecrübelerdir.

Emekli problemlerini mevzû alan bir belgeselde Gökçen Çatlı Hanım’ın şu sözleri dikkatimi çekmişti: “Emeklinin mutlu yaşaması için üç şey lâzım: Para, meşgûliyet, sağlık.” (İnşaallah doğru hatırlamışımdır) Meşgûliyetin emekli için ehemmiyetinden daha önceki yazılarımda bahsetmiştim. Emekli olunca yaşadığım sıkıntıda önümde meşgûliyetsiz, âtıl, bir işe yaramayacağım yıllar görmem kadar maâşımın birdenbire büyük nispette düşmesinin de rolü olduğunu inkâr edemem. Ömür boyu dünyâya para gözlükleriyle bakan bir insan olmadığımı zannediyorum. Ama işte, gerçek ortadaydı ve emeklilik maâşım geçimime yetmeyecek görünüyordu. Zâten tek maâşlı bir âile reisi olarak emekli değilken de hiçbir zaman refâh içinde yaşamaya yetmemişti gelirim. Bu arada şunu belirtmeden geçemeyeceğim: Türkiye’de -belki dünyâda da- derin bir plân gereği olarak maâşların, tek maâşın bir âileyi geçindiremeyecek şekilde ayarlandığını görmemek için kör olmak gerekir. Sistem, maîşet motorunu yürütebilmek için kadın-erkek herkesi iyi kötü bir iş bularak sokaklara dökülmeye zorlamaktadır. Hem ihtiyaçlar köpürtülmekte hem de para kısılmaktadır. Bunun netîcesi baba, anne hattâ bâzen çocuklar da sokaklara sürülmektedir. Geçenlerde Lütfi Bergen Hoca bir tweetinde on bin lira maâşı olan birisinin bugün fakîrlik hudutları içinde yaşayacağını söylemişti de şaşırmıştım. Ben çalışırken bile en son bunun yarısı kadar bir gelirim vardı. Gerisini hesâp ediniz. Birçok araştırma şirketlerinin, hattâ devletin kendi kurumlarının yaptığı araştırma netîcelerine göre gelirimin yoksulluk hudutları içinde olduğunu görür, nasıl geçindiğime ben de hayret ederdim. Emekli olunca işte bu -zâten kıt kanâat yeter gibi olan- maâşın da büyük ölçüde düşmesi ister istemez bir gelecek kaygısını getirip yüreğinin ortasına bırakıyor. Mânevî değerlere ehemmiyet veren bir hükûmetin ne yapıp edip tek maâşın da rahat bir geçime yetmesini sağlaması elzemdir. Çocukların maddî-mânevî sağlıklı yetişmesi için bu mesele çok mühimdir. Çift maâş isteyenler yine çalışsın; ama tek maâş da yetmeli. Bir zamanlar Hasan Celal Güzel merhûmun ev hanımlarına -sembolik de olsa- maâş bağlaması (çalışanın maâşına çalışmayan ev hanımı için eklenen miktar) gibi usûllerle bu sağlanabilir. Ev hanımları işsizler yığını değil, en ağır işleri yapan bir gruptur aslında. Âilenin ağır işçisidir ev hanımları. Ve yaptıkları iş netîce olarak milletin bekâsı ile doğrudan ilgilidir. Bu yüzden küçük de olsa bir maâş analarının ak sütü gibi helâldir. Bu küçük maâş üzerinden emekli de edilirse eşinin emekli olunca düşen maâşı düşmemiş gibi olacak ve âile bütçesi kısmen rahatlayacaktır. 

Emekliye para, meşgûliyet ve sağlık lâzım. Aslında son ikisi de paraya bağlı. Emekli olunca para ihtiyâcı azalmıyor, artıyor bile. Devletimiz, devlet aklını harekete geçirip emeklinin maâşını artıramıyorsa düşürmemenin yollarını aramalı ve bulmalıdır. “İnsanların artan güvenlik ihtiyaçlarına cevap vermek ve onlara insan onuruna yaraşır huzûrlu ve mutlu bir yaşam sunmak” için bu ehemm ve elzemdir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Osman ahi

Ahmet beyin görüşlerine katılıyorum,. Hele son zamlar dan sonra emeklinin zaten bükük beli daha da büküldü. Devlet Baba geleneği bizim millet olarak imdadımıza yetişmeli... Kanamayan tencere çoook hükümetler yıktı...
  • Yanıtla

Fazilet

Kalemimize sağlık hocam.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23