• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Şu mülâkât meselesi

25 Eylül 2023
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Öğretmen seçiminde mülâkât yapılmasını hep müdâfaa ettim. Bu husûsta 7 yıl önce TYB sitesinde birçok yazı yazmışım. Bunların başlıklarını vereyim:

-Eğitimde Zihniyet İnkılâbı İstiyoruz

-Biraz ümitlendim… Öğretmenler mülâkâtla alınacakmış

-Öğretmen Atamalarının Mülâkâtla Yapılmasını Destekliyoruz

-Öğretmenlerin Mülâkâtla Atanması Bir Yaşama Hamlesidir

“Dışarıdan gazel okuma” çıkışmasına muhâtap olmamak için hemen ifâde edeyim ki bu yazıları emekli olmadan evvel yazmıştım. Hoş, bu ülkede yaşayan herkes bu görüşleri dile getirse dışarıdan gazel okumuş olmaz ya… 

Mülâkatı niçin istiyor ve müdâfaa ediyorum? Ben eğitimin temelinin öğretmen olduğuna inanıyorum. Eğitimin bir milletin bekâ meselesi olduğuna îtirâz eden yok. Eğitimin temel unsûru öğretmen olduğuna göre öğretmenin seçimi de milletimizin bekâ meselesidir. Öğretmen yeni nesilleri yoğuracak kişidir. Bilgisi ve ders verme becerisi mühimdir ama daha da mühimi milletimizin îmân ve ahlâk değerlerini olabilecek en mükemmel şekilde şahsında temsîl edebilme keyfiyetidir. Öğretmen, milletimizin millî ve mânevî değerlerini öğrenmiş, hazmetmiş ve aynı zamanda şuûr ve heyecânla yaşayan bir kişi olmalıdır. Devletimiz yeni nesillerin karşısına böyle rol modeller çıkarmak zorundadır. Bu oyun değil, yaşama, var olma şartıdır. Bugüne kadar mâlûm “Türkiye gerçekleri” sebebiyle bunu yapamadık. Eğitim dünyâmızda materyalist, âhiretsiz, mâneviyâtsız, millî değerlere düşman, solcu, kemalist zihniyet hâkimdir ve bu vaziyet değiştiril/e/memiştir. Bu yüzden şunca yıldan beri eğitim çarkı -bütün iyi niyetli çabalara rağmen- ateist, deist, milletine ve dînine aidiyet duygularını kaybetmiş, solcu, kemalist üretmeye devâm etmektedir. Sonra da şaşkınlık içinde “Niçin böyle?” diyoruz. Şaşırmaya hakkımız yok. Bütün mesele sistem içindeki solcu, ateist, materyalist öğretmen kadrosudur. Ve mâlûm “Türkiye gerçekleri” sebebiyle onlar sistemin başat oyuncuları. Millî-mânevî değerlerine bağlı öğretmenler bu “gerçekler” karşısında korkak, sinik ve silik kalmaktadır. Bu atmosferin tersine çevrilmesi şarttır. Bu da ancak öğretmen kadrosunun tepeden tırnağa millîleştirilmesi ile mümkündür. Bunun da sâdece KPSS sınavı netîceleri ile yapılamayacağı ortadadır. KPSS sınavı kişinin millî-mânevî değerler karşısındaki vaziyetini göstermez. Bunu ancak yüz yüze görüşmelerle anlayabilirsiniz. Buna da mülâkât diyoruz işte. 

Ama îtirâf edeyim ki ben o yazıları saf bir niyetle yazdığımda mülâkât tatbîkâtının bu kadar saptırılabileceğini, adâletsizliklere ve kayırmalara sebep olabileceğini tahmîn edememişim. Bize göre herkes iyi ve işini temiz niyetle yapar ya… Maalesef insanla yaptığımız işlerde sapma payı tahmîn ettiğimizden fazla oluyor. Bir de millî-mânevî-ahlâkî duygulardan, adâlet endîşesinden uzak yetişmiş insanlarla iş tutuyorsanız makas daha da açılıyor. Evet, benim çok bel bağladığım “mülâkât”, liyâkatsiz ellerde adâletsizliğe ve can acıtmaya sebep oldu maalesef. Oysa sırf millî-mânevî-ahlâkî kaygılarla ve bekâ düşüncesiyle hareket eden liyâkatli ellerde öğretmenin millî-mânevî-ahlâkî değerlere bağlı olanını seçme vâsıtası olabilirdi. Ve bence maksat da sâdece bu olmalıydı. Maalesef tatbîkât -kendilerinin birçoğu bile millî-mânevî-ahlâkî değerlere bağlılık bakımından problemli olan- il müdür/lük/lerine havâle edildi. Sonunda en mühim bekâ meselelerimizden birinin çözümü olabilecek bir tatbîkât hoyrat ellerde hebâ edildi, haksızlığa zemin yapıldı, gözden düşürüldü ve ülke çapında şikâyet mevzûu hâline getirildi. 

Eksiklerden biri de şu oldu: Mülâkât uygulaması, Fetöcü süzgeci olarak kurgulandı. Amaç sâdece sisteme Fetöcü geçirtmemek zannedildi. Peki, Fetöcü geçmesin de ateist geçsin miydi? Fetöcü geçmesin de deist geçsin miydi? Fetöcü geçmesin de PKK sempatizanı geçsin miydi? Fetöcü geçmesin de millî-mânevî değerlere düşman solcu-kemalist geçsin miydi? Fetöcü geçmesin de ağzı bozuk küfürbaz geçsin miydi? Fetöcü geçmesin de çocuklarımızı cinsî sapık hâline getirecek LGBT’ci geçsin miydi? Fetöcü geçmesin de her tarafı meydanda dekolte kıyâfetlerle derse girecek ahlâk yoksunları geçsin miydi? Suâller uzar. Şu anda çocuklarımızın millî-mânevî-ahlâkî değerlere uzaklığından, bunları severek içine sindirmemesinden, millî-dînî-vatanî âidiyet duygularının sıfırlandığından şikâyet ediyorsak, bundan dolayı varlığımızı tehlikede görüyorsak, yüreğimiz yerinden fırlıyorsa bunların hepsi yıllardan beri geçmiş de geçmiş, geçmiş de geçmiş demek ki. Peki bunun çâresi nedir? KPSS’den alınan puanları sıralayarak öğretmen almak mı? Güldürmeyin adamı! Aynı şeyleri yaparak farklı netîce bekleyene ahmak denir. 

Peki ne yapalım, nasıl yapalım?

Mülâkât tatbîkâtının geçmişine bakarak nerede hatâ yaptığımızı tespît etmeliyiz. Bu hatâları tekrarlamamak için sıkı tedbîrler almalıyız. Mülâkât tatbîkâtı bir torpil ve kayırma vâsıtası olmaktan mutlakâ çıkarılmalı, sâdece kişinin test sınavı ile görülemeyen millî-mânevî-ahlâkî yönü tespit edilmeye çalışılmalı, kalanı test sınavı netîcelerine bırakılmalı. Eğitim işi nasıl rastgelene teslim edilemezse mülâkât işi de rastgelene teslîm edilmemeli, bunu uygulayacak kişiler kılı kırk yararak tespît edilmeli. 

Söyleyeceklerimin bir kısmını bundan sonraki yazıya bırakırken son olarak şunu belirteyim:

Yıllarca “Sâdece test sınavı ile öğretmen seçilmez, öğretmenin kişiliği de bilinmeli” dedik. Öğretmenlik bilgiden ibâret bir meslek değildir. Hattâ daha fazlasıyla şahsiyet mühimdir. Bu yüzden öğretmen seçiminde şahsiyet husûsiyetlerini de görebileceğimiz bir mekanizma lâzımdır. Bu şu anda “mülâkât” olarak görülüyor. Ama bunu da bir torpil, haksızlık ve zulüm vâsıtası hâline getirmemelidir. Sonun sonu: Öğretmenlikten başka memûriyetlerde mülâkât kaldırılabilir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Zozo

BU FETTOŞLARI tanımamak mümkün değil. Tanıtıyorlar kendilerin.

Sefer toprak

Devletin dini adaletten geçer, demişler. Yaşım 50 yı geçti sınıftaki öğrencilerimi her yönüyle tanıdığımı zannediyorum. İtiraf etmek gerekir se matematik dersi gibi ölçümü rakamlarla olan bir derste bile çoğukez mülakatı beceremedik ya biz becersiz idik yada mülakat nedir bilmiyoruz... şunu ifade edeyim değerli hocam." Hiçbir zaman sözlü notlarım, sınavlar kadar gerçekçi ve ölçülü olmadı. ..." Talib hoca en iyisi sen Allah'ın vadettiklerine Talib ol, aklınızı birileri evet birileri kendileri için çelmişse de bence sen hak deyip batılı talep etme. Bugün 18000 alemi barıdıranı keşif kabiliyetine sahip bir ölçü ve teraziniz yok bunu bilmenizi istedim.mülakatı beceremeyiz böyle objektif bir sistemimiz yok. Nerden biliyorum farklı okullardaki diploma notu ile LGS ye yerleşen öğrencilerden bir kısmı gittikleri okulda barajı bile aşamıyorlar. Oysa sınavla yerleşen öğrenciler lê aynı kitaplar. Fark Uhud Dağı ile çakıl taşı arasında ki mesafe... Evet farklı kişilerin ve komisyonların farklı notları beraberinde çoğukez başarı değil, zulüm getiriyor.örnekleri çok sıralayabiliriz.... Değerli Hocam Kabir çok renkli olacak, ve sanırım kabrde vereceğimiz hesab çok çetin olacaktır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23