• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Şiddet ve hakâret!

29 Ağustos 2022
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

 

İslâm düşmanları kendilerini kıstırılmış, özgürlükleri yok edilmiş görse de gerçekte olup biteni en iyi Gaffar Yakınca söyledi: “Türkiye’de muhâfazakârlar sistematik olarak şiddete mârûz kalıyor!”

Evet, yüz yıldır bu ülkede olup biten budur. Dînine bağlı, kendini bu millete âit hisseden, bu toprağın çocuğu, bu topraktan başka dünyâda gideceği bir yer bulunmayan, mâzîsiyle tersleşmeyen, vatanın aslî unsûru diyebileceğimiz kitle yüz yıldır sistematik bir şiddete mârûz bırakılıyor. Bu şiddet zaman zaman yumuşar gibi olsa da aslen hiçbir zaman üzerimizden kalkmadı. Bu şiddet sudan bahânelerle, yargılamadan veya uyduruk yargılamalarla nice kelleler bile aldı. Türkiye’deki bütün darbeler bu kitleye karşı yapılmıştır. Güçlenmesinler, zulümle Batı’ya çevirdikleri yüzlerini yeniden özlerine çeviremesinler diye… Bellerini hiçbir zaman doğrultamasınlar diye… Memleketin aslî unsûru olduklarını hatırlamasınlar, hatırlayıp gereğini yapamasınlar diye… 

Şiddetin fâilleri kendilerini bu milletin üstünde gören, doğuştan imtiyâzlı, milletle hiçbir ortak mânevî değerde birleşmeyen, pasaportları ceplerinde, her an başka memleketlere kaçıp sığınabilecek kadar âidiyet duyguları sıfırlanmış, İslâm’a değer veren insanların idâresinde yaşamaktansa başka bir devletin işgâli altında yaşamaya dünden râzı tipler. Eskiden beri medyaya bunlar hâkimdir. Şimdi sosyal medya bunların elinde. Bunların elinde, çünkü dünyâ çapında İslâm düşmanlarıyla bunların inanç ve fikirleri aynı. Dolayısıyla tabiî olarak birbirlerini destekliyorlar. Sahneler, mikrofonlar, kanallar, sosyal medya platformları… onların. Her hareketleri, her sözleri bütün ülkede yankılanır ve dolayısıyla bilhassa gençlik olmak üzere herkesi yönlendirirler. Bütün ülke onların konuştuğunu, yapıp ettiğini konuşur. Sanki başka mevzû yokmuş gibi… Cemiyet onların elinde sürüdür âdetâ. Onların şeytanlıklarına ters bir hareket ve söz ânında boğulur, sâhibi linç edilir.

Yine bu memleketin saf, temiz bir kitlesine iğrenç bir şekilde hakâret ettiler. Ardından özür dileyecek yerde “Özgürüz, istediğimizi söyleriz” dediler. Ama mütedeyyin şahsiyetlerin bir hakîkati tespît mânâsındaki sözlerinden dolayı hapse girmesine en küçük tepki vermediler. Hattâ en ağır şekilde cezâlandırılması için sosyal medya hücûmları düzenlediler. Başta dediğimiz gibi bunlar kendilerini doğuştan üstün, imtiyâzlı ve “biraz daha eşit” görürler. Bu duyguların ardından seslenirler. Sövmek, onlara özgürlük; başkalarına hakîkati söylemek yasak. Şeyh Sâdî’nin Bostan ve Gülistan’da dediği gibi: “Bu nasıl köy? Bütün taşları bağlamışlar, bütün köpekleri salıvermişler.” (Birileri “Bize köpek dedin.” demez inşâallah.)Necip Fazıl da güzel söylemiş:

Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç

İstiyorlar ki her türlü şeytânî ve nefsânî söz ve fiil serbest olsun, her türlü İslâmî, ahlâkî, kök değerlerimize uygun olanlar ise susturulsun, en şiddetli şekilde ezilsin. 

Necip Fazıl’ın yıllar evvel yazdığı Destan şiirinden vaziyetin vahâmetini pek güzel resmeden bir seçme yapmak istiyorum:

DESTAN

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,
Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!
Durum diye bir lâf var, buyrunuz size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum!
Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey,
Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey;
Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.
Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
Evde cinayet, tramvay arabasında zina!
Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!
Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu;
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!
Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!
Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!

...

Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.
Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?
Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılâp.

Allah bu millete acısın ve tez zamanda bu şeytânî güçlerin nefesini kessin, milletimizi kendi değerleriyle yaşama hürriyetine ve huzûruna kavuştursun. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vatandaş

Hani herkes kendi penceresinden bakar ya, ben de İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı yasa ve sair mevzuat ile baktım yazıya. Demek ki kim gelirse gelsin başta masum ve iyiler olmak üzere birileri zulme uğrayacak, mazlumlaşacak. 3 milyon erkek evinden kovuldu bu ülkede, hem de tüm kadim hukuk ilkeleri alaşağı edilerek. Kim yaptı bu zulmü? Kim kadını tanrılaştırdı

KANI BOZUKLARA ARAMIZDA YER YOK

ŞANLIURFA’DA IMAMDAN PEDOFILI SAVUNMASI ŞANLIURFA MEVLANA HALID CAMII İMAMI MEHMET ŞÜKRÜ DÖRTBUDAK’IN SÜBYANCILIKLA ILGILI SÖZLERI TEPKI ÇEKTI: “ÇOCUĞUN KOLU, GÖĞSÜ, HER TARAFI AÇIK. ONDAN SONRA PEDOFILI SUÇTUR. PEDOFILIYI SEN KÖRÜKLÜYORSUN.”
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23