• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Niçin önce öğretmen reformu?

16 Kasım 2020
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Osmanlı’nın tasfiyesinden sonra eğitim sistemimize hâkim kılınmış temel zihniyete dokunamayan bir reform, topyekûn ve köklü bir eğitim reformu denilmeyi hak edemez. O temel zihniyet de Batıcı, seküler, materyalist-pozitivist, âhiret kaygısı olmayan, İslâm’a girdiğimiz günden bu tarafa inşâ ettiğimiz şahsiyet ve hamûlemize husûsiyetle muhâlif bir zihniyettir. 

Esasen düşmanları Osmanlı’nın zâhirî varlığını bitirdikten sonra asıl ve mânevî varlığını bitirme misyonunu bu eğitim sistemine yüklemişlerdir. Eğitim hayâtımızın temeline çakılan mezkûr zihniyet (paradigma desek de olur) bu toprakları ikinci bir Endülüs yapmaya ayarlıdır. Topla tüfekle halledemedikleri Şark Meselesi’ni bitirmeyi bir de böyle deneyeceklerdir. Bu yüzden Türkiye’nin eğitim sisteminin müdâhili çoktur ve bizi bize bırakmamaktadırlar. En sonunda anladık ki bütün vesâyet kaleleri düşse bile bu meş’ûm gâyenin dış ve dışın emrindeki iç tâkipçileri inşâ ettikleri eğitim kalesini teslim etmemektedirler. Demek ki en mühim müdâfaa hattı eğitim sistemi, sistemin temeline koydukları gayr-i millî zihniyetmiş. Her şeye dokunabiliyorsunuz da bu zihniyetin hassas noktalarına dokunamıyorsunuz. Bir anda bir düğmeye basılmışçasına ayağa fırlıyorlar ve dokunma ihtimâl ve teşebbüsünü süklüm püklüm geri püskürtüyorlar. Hem de bu dokunma teşebbüsünden daha geri bir noktaya çekilmek zorunda bırakıyorlar sizi. Nasıl oluyorsa bu güçleri var. Medyada çok güçlüyüz sanıyorsunuz ama bir bakıyorsunuz elinizdeki medya dahi bu zihniyetin borusunu öttürüyor. Cumhurbaşkanımızın “Eğitim, kültür ve fikirde iktidâr olamadık” sözü bu hazîn vaziyetin ifâdesi olsa gerek. 

Türkiye için bu son vesâyet hattını da aşmak bir hayât-memât meselesidir. Bunun tek yolu da hiçbir “hayasızca akın”dan çekinmeden, cesâretle girişilecek “topyekûn ve kökten bir eğitim reformu”dur. Bu yeni reformu “topyekûn ve kökten” kılacak olan, temel zihniyetini çöpe atabilmesi olacaktır. Batıcı, seküler, materyalist, âhiretsiz, millî şahsiyet ve birikimimize düşman zihniyete son verip kendi köklerimiz üstünde yükselen çaplı bir eğitim (maârif) sistemi inşâ etmek zorundayız. İstikâmetini köklerinden ve mâneviyâtından alıp dünyâya açılan bir zihniyet olacaktır bu. Bütün insanlığa hem veren ve hem de bütün insanlık âleminden faydalı bulduklarını alabilen bir sistem… Ama alırken de verirken de şahsiyetini kaybetmeyen bir maârif zihniyeti… Mevlânâ’nın pergeli meşhûrdur: Sâbit uç öz değerlerimizde, hareketli uçla âlemi dolaşmak… 

Bütün bunları ihtivâ eden bir zihniyet inkılâbının olmazsa olmazı öğretmen/muallimdir. Bu yüzden topyekûn reformun ilk merhalesi köklü ve çaplı bir öğretmen reformudur diyoruz. Gidecek olanın yerine getireceğiniz zihniyetin adamı öğretmen/muallimden mahrûm bir reformun kadük kalacağı muhakkaktır. Kâğıt üstündeki bütün plânlar onu sâhaya indirecek, hayâta taşıyacak insana muhtaçtır. Eğitim sistemini de sâhaya/hayâta taşıyan temel vâsıta öğretmen/muallimdir. Yapacağımız büyük reformla gelmesini hayâl ettiğimiz yeni zihniyeti bir kor gibi yüreğinde taşıyan bir öğretmen kadromuz yoksa bu yeni teşebbüs de kâğıt üstünde kalacak, yani ortada reform diye bir şey kalmayacaktır. Bu yeni çırpınış da sayısını unuttuğumuz teşebbüsler arasında yerini alacak ve eğitim, bildiği şekilde yoluna devâm edecektir. Yeni bir reformla gerçek bir zihniyet inkılâbı göze alınıyorsa -ki bu şarttır- önce bu zihniyetin adamını yetiştirmenin reformu yapılmalıdır. Bütün eğitim reformlarını gerçek bir reform hâline getirecek olan ona inanmış ve onu benimsemiş muallim kadrosudur. En iyi reformlar, o reformu benimsememiş kadrolar elinde bir çöp yığını hâline gelir. Türkiye’nin büyük problemi budur: Millî şahsiyetimize düşman, muhâlif veya lâkayt kadrolarla iş yapmaya çalışılması. Bize lâzım olan muallim, bastığı yeri bilen ve seven, millî ideallerimize aşk ile bağlı, ahlâk ve hareket adamıdır. Bütün dost ve düşman kutuplarda millet ve ümmetin yanında yer almalıdır. Kısaca “medeniyet tasavvurumuz”un tam adamı olmalı; bir aşk adamı değilse bile hiç olmazsa muhâlif olmamalıdır. Öğretmen/muallim reformu böyle bir kadroyu çıkarmanın reformu olmalıdır. Elbette iş bununla bitmeyecektir; daha alınacak uzun bir mesâfe olduğu ortadadır ama büyük inşânın temeli bu olmak zorundadır. Bu olmadan yolun bundan sonrasında muvaffakiyet boş hayâldir. Gerçek bir eğitim reformu isteniyorsa büyük ve köklü bir muallim reformu yapma cesâret ve gözükaralığını göstermek mecbûriyetindeyiz. 

Hz. Peygamber de “Ben ancak bir muallim olarak gönderildim” buyuruyor. Yeni bir din de ancak muallimleri (peygamberleri) ile insanlara ulaşıyor ve yaşanır hale gelebiliyor. Asırlar sonrasına da yine muallimler vâsıtası ile aktarılıyor. (Âlimler peygamberlerin vârisleridir.)

Tekrâr edelim: Topyekûn ve köklü bir eğitim reformunun ilk adımı büyük ve köklü bir muallim reformu olmalıdır. Bu reform eğitimdeki yerleşik zihniyete dokunabilecek bir reform olmalıdır. Aksi takdirde reform, yolcuğunda sâhipsiz kalacak, hattâ örtülü bir şekilde mâni olunacak ve yeni bir hayâl kırıklığı olarak eskilerin üzerine eklenecektir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

S. H. Gürses

Muallim reformunun muvaffakiyeti de ancak " Memur Reformu " ile mümkündür Mer'î memur mevzuatı ile neredeyse emekliliğe kadar memuriyetten atılma korkusu olmadan memur zihniyetli öğretmenler ile arzu edilen manada bir reform mümkün değil kanaatindeyim. (İstisna miktarınca var olan çok az sayıdaki gayretli ve çilekeş öğretmenlerimizi / muallimlerimizi tenzih ederim!)

Mustafa Biçer

Gerçekten eğitim sistemimiz beş para etmez. Hele ki %75'i yalan tarihle dolu olan şeytanı melek, meleği şeytan olarak öğreten bir eğitim sistemi ile ileride de öz benliğimiz ve değerlerimizi kaybediyoruz ve kaybedeceğiz. Bu yüzden bir an önce bu şerefsizliği düzeltmemiz şarttır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23