• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Müslüman aydın ihtiyâcı ve aydınlarımızın mes’ûliyeti

10 Ocak 2022
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

 

Bir dâvânın muvaffak olabilmesi aydın kadrosunu yetiştirebilmesine bağlıdır. Aydın kadrosunu yetiştirememiş, yabancı ideolojilerle yetişmiş aydınların karşısında şaşkın bir insan varlığının kitleleri etkileyip yönlendirebilmesi mümkün değildir. Bu büyük meselemizi birisi yakınlarda, öbürü de otuz küsur yıl evvel Hakk’a yürümüş iki büyük dâvâ adamının penceresinden görelim:

Çağımızda her ideolojik hareket bir aydınlar kadrosu yetiştirdikten sonra büyük kitle hareketlerine girişmektedir. Bunun aksi, yani kitle hareketinden hareket edilerek büyüye büyüye aydınlar kadrosunu kurmak da mümkündür ama bu nadir görülen bir gelişmedir. Çünkü aydınlar kitleyi eğitebilirler ama kitlenin aydını değiştirmesi daha güçtür.

İslâm’ın çağımızda yeniden canlanışında da ilkin aydın bir kadronun doğuşuna çalışılmıştır. (...) Aydın bir nesil yetişmesini küçümsemek bin bir emekle sesini duyurmaya başlamış ülkünün yeniden külle örtülmesi demektir.

İslâm şuur ve aydınlığı daima hakikata dönük bir araştırmayı, düşünmeyi öğütlemiştir. Çağın bütün hareketleri de düşünce eserlerine, sanat ve edebiyata değer vermektedir. Şüphesiz ilme sanat ve edebiyata düşünmeye en büyük değeri veren ülkü İslâmdır. Bu bakımdan aydın bir kadro yetiştirme İslam’ın yeniden canlanışının başlıca hedeflerindendir. Gerek geçmiş zamanın büyük ve engin kültürünü canlı bir şekilde şimdiki zamana getirmek için gerekse çağın düşünce sanat ve aksiyon hamlelerini değerlendirmek ve kritik edebilmek ve en çok da bugün yaşayan canlı bir İslâm düşünce, sanat ve aksiyon hayatı kurabilmek için bir aydın kadronun doğurulması işi gözden kaçırılmamalı ve kitleler içindeki geçici ve aldatıcı başarılar dikkati dağıtmamalıdır.  

Aydın kadrosunu kurmayan bir dünya görüşü birdenbire büyük halk kalabalıklarının içine bırakılırsa dağılıp eriyebilir, kaybolabilir. Ancak merkez enerji kaynağı ödevini gören bir aydınlar kadrosu kurulmuşsa ondan sonra halkın içine doğru yöneltilen inanç, düşünce akışı dağılır dağılmaz daha kaybolmadan arkadan o merkez ve enerji kaynağından beslenebilir. Böylece kitle tam doyuncaya kadar aydınlar kadrosu aşırı bir verim ve fedakârlıkla çalışır. Öncülerin hiç unutulmaması da bu olağanüstü verim ve çalışmalarından ötürüdür. 

Aydınsız, esersiz, tahlilsiz ve sentezsiz, edebiyatsız İslâm’ın yeniden canlanacağını ummak serap peşinde koşmaktır. Aydın kadro yetiştirilmeden başarının ilk işaretlerini bile görmek mümkün değildir. 

Bütün dikkatler aydın bir kadronun yetişmesi noktası etrafında toplanmalıdır. Bunu yapamazsak ilerideki nesiller bizi ihanetle suçlayacaklardır. Bu suçlayışta da yerden göğe kadar haklı olurlar. 

Kur’an-ı Kerim’in aydınlık caddesi içinde çağın parmakla gösterilen aydın müslümanları yürümedikçe İslâm’ın ruhuna eremez insanlık. 

İnsanlığı peşinden sürükleyecek olan aydın müslümanlardır.

(...)

İslam›da zihin ve ruh tembelliğine yer yoktur. 

Şahıslara taparlık, kitlelerin esasta nefisten gelen arzularına uyarlık İslam’la bağdaşmaz. Halka zorbalıkta bulunmak ve baskı yapmak İslâm töresi ile uyuşmayacağı gibi İslâm aydınlarının yetişmemesi, İslâm düşüncesinin gelişmemesi bahasına halk arzularının okşanması da müslüman idealistine yaraşmaz. (Sezai Karakoç, Günlük Yazılar II Sütun, Diriliş Yayınları, 1989, s. 396-398, “İslam Aydını”)

Ancak sevinerek belirtelim ki, 20. asrın ikinci yarısından beri, İslâm Dünyası’nda bir “yeniden uyanış ve diriliş” hareketinin işaretlerini de alabilmekteyiz. Şimdi, bütün dünyada -aydınlar arasında- İslâm’a alâka artmış bulunmaktadır. Yani, dünya aydınlarının gündeminde artık İslâm da var. İslâm Dünyası’nda bilhassa genç nesiller, İslâm’ı yeni baştan tetkik ihtiyacı ile harekete geçmiş bulunmaktadırlar. Eğer, iç ve dış düşman çevreler, bu uyanış ve diriliş hamlesini, şu veya bu şekilde saptırmaz ve şaşırtmazlarsa, öyle ümid edilebilir ki, herhalde yakın bir zamanda, yepyeni genç kadrolar İslâm’ın sesini daha gür bir biçimde duyurabileceklerdir.

Bu konudaki tavsiyelerimizi şöylece özetleyelim:

1. Müslüman aydınlar, bütün gelişmeleri, İslâm’ın ışığında incelemelidirler. Yani, meselâ, “20. asrın ışığında İslâmiyet” dememeli, “İslâm’ın ışığında 20. asır” diyebilmelidirler. Bu iki hüküm arasındaki zihniyet farkını idrak edebilmelidirler. Reformculuk ve moderncilik adı altında İslâm’ın tahrip edilmesine izin vermemelidirler.

2. Müslüman aydınlar, içtimaî değişmelere göre İslâm’ın değil, müessese ve kadroların yenilenmesi gerektiğini bilmeli, dünyadaki ve ülkelerindeki içtimaî değişmeleri ve müesseseleri İslâm’ın ışığında değerlendirmelidirler.

3. Müslüman aydınlar, İslâm’ı kurtarmak gibi bir donkişotluğa kalkışma yerine, İslâm’ı kurtuluşun tâ kendisi olarak bilmeli, İslâm’ın “ana caddesini” takip etmeli, yan yollara ve “sapık kollara” kaymamalıdırlar. Ehl-i Sünnet Vel Cemaat çizgisini kaybetmemelidirler.

4. Müslüman aydınlar, kültür ve medeniyet yarışında çağdaş metod, vasıta ve teknikleri, en az hasımları seviyesinde bizzat geliştirebilmeli ve kullanabilmelidirler. (S. Ahmet Arvasi, Devletin Dini Olur mu?, Burak Yayınevi, 1999, s. 179-180, “Reaksiyoner, Mukallit ve Aksiyon Adamı”)

Her ikisine de rahmet diliyorum. Allah, yolumuzu aydınlatan böyle ilim, fikir ve sanat adamlarını hayâtımızdan eksik etmesin. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

YAHU KARDEŞİM İSLAMDAN VE DİNDEN BAHSEDİYORSUNUZ ,, SİZLER ÖNCE BU ÜLKEDE NE KADAR GERÇEK MÜSLÜMAN VAR BUNUN BİR ANKETİNİ NASILÖĞRENİRİM,, SİZLER BİZ AKIL VERECEĞİNE ÖNCE SİZİN HERGÜN BİR GAVUR İLAHİYAÇİ BUĞÜNDE BİR GAVUR DAHA ÇIKIYOR YOK RAMAZANDA SU SEBEST OLSUN DİYOR,, BUNLARA GEREKEN HADLERİNİ NİYE BİLDİRMİYORSUNUZ YOKSA HİÇ BİR ŞEYDEN HABERİNİZ YOK DEMEK VEYA Bna ne,, ben yazarım paramı alım düşüncedesiniz,, bu gavurların hadlerini bildirin ,,

KARANLIK

SAFSATAYA İNANAN AYDIN OLURMU...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23