• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Büyük Türkçe için okul ve medya

26 Haziran 2023
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Bundan önceki iki yazımızda dilin millet varlığı için ehemmiyetini ifâde etmeye çalışmış, Türkçenin başına indirilen tasfiyecilik balyozuna temâs etmiş, bu balyozun dağıttığı Türkçemizi nasıl toparlarız diye düşünmüş ve bir teklifte bulunmuştuk. Hülâsa edersek:

Bir millet bir dil demektir. Millet, diliyle; dil de milletiyle ayakta durabilir. Dilini kaybeden millet artık varlığını da kaybetmiş demektir. Dil, binlerce yıllık bir mâzînin ve birikimin eseridir. Bu birikimin her unsûru kıymetlidir ve hiçbir kısmı sun’î müdâhalelerle çöpe atılamaz. Ama böyle bir fâciayı Türkçe yaşamıştır. Bilhassa 1935’te başlatılan bir tasfiyecilik hareketi Türkçeyi zengin mâzîsinden ve binlerce yıllık birikiminden koparmıştır. Türk milletini İslâmî geçmişinden koparmak maksatlı bu zihniyet başka birçok alanda da devrimler yapmış, bu gâyenin Türkçeye yansıyan tarafı da tasfiyecilik olmuştur. Tasfiyecilik, Türkçeyi özleştirmek görünümlü Türkçeyi (ve dolayısıyla Türk milletini) İslâmsızlaştırmak hareketidir. Türkçenin, Türkler Müslüman olduktan sonraki birikimini çöpe atıp yerine millette hiçbir karşılığı olmayan kelimeler uydurma ameliyesidir. Bu yüzden Türkçeye bilhâssa Arapça ve Farsçadan girmiş ve Nihat Sami Banarlı merhûmun ifâdesiyle “fethedilmiş kelimeler” kıyıma uğramış, unutturulmak istenmiştir. Hedef, bu kelimelerle birlikte İslâmî mâzîmiz ve hâtıralarımızın unutturulmasıdır. Nitekim ecnebî kelimeler her neden ve nasılsa bu özleştirmecilik amacından pek nasiplendirilmemiştir. Demek ki gâye özleştirmecilik değildi. 

“İnsan düştüğü yerden kalkar” atasözü fehvâsınca Türkçenin eski zenginlik, hâtıra, mûsikî ve ifâde gücüne kavuşabilmesi için kaybettiklerini geri kazanması şarttır. Bunun için bugüne kadar çâre olarak gösterilen “Çok kitap okuyun!” tavsiyesi bir türlü istenen verimi sağlamamıştır. Daha sağlam, net ve netîcesi ölçülebilir bir çâre bulmamız gerekmektedir. Bu cümleden olmak üzere biz Mehmet Âkif Ersoy’un Safahât adlı eserinin bütün kelimelerinin lise bitinceye kadar talebelere kazandırılması şeklinde bir proje teklîf ettik. Bunun detaylarını önceki yazılarımızda görebilirsiniz. 

Gel gelelim, dil meselesi -mühim bir ayağı olmakla birlikte- sâdece okullarda okutulmakla halledilmiyor. Bundan 40-50 yıl evvel olsa mekteplerin tesîri daha fazla olabilirdi. O zamanlar bile dergi ve gazetelerin dilinin de halk üzerindeki tesîri ihmâl edilecek gibi değildi. Günümüzde ise internet ve sosyal medya bütün hayâtı abluka altına almış vaziyettedir. Artık sosyal medyayı hesâba katmadan hiçbir eğitim plânlaması yapılamaz. Sosyal medya yaygınlığı, resim ve video kullanabilmek husûsiyeti sâyesindeki şeytânî câzibesi ve kolaylığı ile insanların ve bilhâssa gençliğin hayâtını sımsıkı avucuna alarak okulun tesîrini oldukça geriletmiştir. Bu yüzden zengin, hâtıralı, mûsikîli ve güçlü Türkçe hedefine yürürken sosyal medyayı ihmâl edemeyiz. Öyle bir şey yapmalı ki sosyal medyaya da bu güzel Türkçemiz sirâyet etsin. Gerçi hâlâ anlaşmak için dili-kelimeyi kullanıyoruz ve insan bildiği kelimelerle fikir ve duygularını ifâde ediyor. Okulda sıkı bir eğitim-öğretimle öğrendiği kelimeleri insanlar ister istemez günlük hayâtında da kullanacaktır. Bilinen kelime bir yerden hayâta girer. Dolayısıyla sosyal medyaya da bir şekilde girecektir. Bugün o zengin Türkçenin hayâtımızdan çekilmesinin sebebi yeni nesillerin bilmemesinden ibârettir. Kelime ifâde rahatlığıdır ve bilen kullanır. Temel mesele kelimeleri kazandırmaktır. Ama sosyal medyayı sâdece buna ümit bağlayarak başı boş bırakmak da yanlıştır. Bilhassa devletimizin alacağı tedbîrler mühimdir. Buna, millî kültür ve dilimizin ehemmiyetini bilen halkımızın desteği de katılmalıdır. 

Televizyonlar eski tesîrini kaybetse de halkın büyük bir ekseriyeti televizyon seyrediyor. Başta TRT kanallarının bahsettiğimiz zengin Türkçe hassasiyeti ile yayın yapması sağlanmalıdır. TRT yayınları bu dil şuûruna sâhip bir heyet tarafından sürekli olarak denetlenmelidir. Tasfiyecilik ürünü kelimeler mümkün mertebe tedâvülden çekilirken sağlam ve zengin Türkçemizin kelimeleri -hâlâ hatırlanabilenlerden başlanarak- ileri çıkarılmalı, kullanıma sokulmalıdır. Mehmed Âkif, Yahyâ Kemâl, Samiha Ayverdi, Necip Fazıl, Cemil Meriç, Kemal Tahir, Ömer Seyfettin, Arif Nihat Asya, Sabahattin Ali, Yavuz Bülent Bakiler… Türkçesi yayınlarda esâs alınmalıdır. (Türkçesi çok güzel olup burada ismini anmadığımız yazarlarımız da var elbette)

Televizyon kanallarından başka diğer bütün sosyal medya platformlarına da büyük ve zengin Türkçemizi sokmanın yollarını araştırmalı ve bulmalıyız. Öncelikle bu zengin Türkçemizi bilen ve hassâsiyetini duyan nesiller yetiştirmeliyiz. Bilen ve hassasiyet taşıyan neslin kullandığı sosyal medya da bu kelimelerin harman olduğu bir platform hâline gelecektir. 

Tebrîk: Bütün Müslüman kardeşlerimizin kurban bayramını tebrîk ederim.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bahattin Yeşiloğlu

Sevgili hocam mustarip olduğunuz mevzuuda sizinle aynı görüşteyim... yaklaşıkp on yıldır bununla ilgili görüşlerimi dostlarla paylaşıyorum... şu varki iki şahsın meşhurluğu nisbetinde eserleri sonuna kadar okunmaz. . islamcı kesim Safahatı.. kemalistler ise Nutuk'u... Sizinle aynı görüşte olmakla beraber çözüm teklifim daha farklı. İnşallah başbaşa görüşüp fikirlerimizi paylaşabilriz. Yazı hayatınızda başarılar.

İbrahim sarı

Dilimize ,kültürümüze, güzel Türkçemizi sahiplenelim
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23