• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Bana kimi seçtiğini söyle…

01 Mayıs 2023
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

 

Seçimlerimizden ibâretiz. 

“Bana arkadaşını söyle senin kim olduğunu söyleyeyim.” derler ya, “Bana kimi seçtiğini söyle…” desek de aynı netîceyi verir. 

Anne-baba, milletimiz ve vatanımızı seçemiyoruz sâdece. Dolayısıyla irsiyetimize, vatanımıza, milletimize ve târîhimize angajeyiz. Kimliğimizin temelleri bizim irâdemiz dışında atılıyor yâni. Cemil Meriç’in dediği gibi: “İnsan, târîhe angajedir.”

Hz. Peygamber de buyuruyor: “Her insan İslâm fıtratı ile doğar. Sonra onu anne-babası Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, putperest ve ateşperest yapar.” Anne-babanın kişiliğimiz üzerindeki tesîri bu kadar büyük. Buna sosyal çevremizi de eklememiz gerekir elbette. İçine doğduğumuz ve içinde gözümüzü açtığımız dil, gelenek-görenekten müstakil bir kişilik geliştirmek imkânsız âdetâ. 

Şu da bir gerçek ki milletimiz, dînimiz, dilimiz, gelenek-göreneğimiz aynı olan bir sosyal çevrede yaşasak da her birimiz farklıyız. Her insan başka bir dünyâ… Hem bir milletten olmayı, bir dînin kardeşlik duygularını taşımayı hem de bölge, kaza, köy, âile ve ferdiyetimize kadar farklı olmayı seviyoruz. Bu farklılık bizim kişiliğimiz oluyor işte. Allah içimize bu fıtrî yönelişi koymuş. Hem ümmet ve millet denizi içinde yüzmek hem de kendi adamızda farklılığımızı yaşamak istiyoruz. Hem asgarî müştereklerde bir olup hem de husûsî dünyâmızda farklı olmak bir tutku. Cemiyet içinde sürünün bir uzvu olmak girân geliyor, farklı bir meziyetimizle var olmak yolunu tutuyoruz. Rûhiyâtçılar buna “kendini gerçekleştirmek” diyor. Kendini gerçekleştirmek insanın en temel ve en güçlü ihtiyâçlarından biri. Kendini gerçekleştirememenin sonu boşluğa düşmeye, hattâ intihâra kadar varabiliyor. Kendini gerçekleştirmenin meşrû ve güzel yolları da var, gayr-i meşrû ve çirkin yolları da… İslâm’da meşrû ve güzel yolları açıktır bunun. İyiyi de kötüyü de seçmek kişinin kendine kalmış. 

Hayat seçimdir. Yukarıda bahsettiğimiz angajelik vaziyetler dışında şahsiyetimizi seçimlerimizle inşâ ediyoruz. 

Ebûcehil karanlığı karşısında Hz. Muhammed (sav) aydınlığını seçene sahâbe diyoruz. Tek vakit namaz kılamadan sırf bu tercîhi ile harbe katılıp şehîd olan ve cennete koşan sahâbe var. Bir seçim ve cennet… Cennet bir seçimin meyvesidir. 

Hz. Muhammed (sav) aydınlığını gördüğü hâlde Ebûcehil’in kuyruğundan ayrılamayan bedbahtlarınki de bir seçimdir. Atalarının, kabîle büyüklerinin gölgesinden çıkamayıp küfrün askeri olmak… Bu da seçimdir ve sonu cehennemdir. Cehennem de bir seçimin zakkum meyvesidir. 

İslâm’ı bizzat seçmekle veya anne-babamızdan tâlîm-terbiye yoluyla almakla iş bitmiyor elbette. Bundan sonraki seçimlerimiz nasıl bir Müslüman, nasıl bir şahsiyet olduğumuzu belirleyecektir. 

Zulüm yerine adâleti seçenin Allah katında da kul nazarında da bir farkı olmaz mı? Adâlet, İslâm’ın bütün insanlığa vaadidir. İslâm’ın sevilmesinin ve yayılmasının en büyük sebeplerinden biridir adâlet. Zâlimlerin elinde hiçbir inanç ve ideoloji gönüllere giremez. 

Ahlâksızlık karşısında ahlâk, olmazsa olmaz seçimlerimizden olmalıdır. Değil mi ki Hz. Peygamber “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” buyuruyor, öyleyse bir Müslümanın ayrılmaz vasfı ahlâk olmak mecbûriyetindedir. Ahlâksız bir Müslümanlık bir damga Müslümanlığıdır ve kişinin ne kendisine ne insanlığa bir faydası vardır. Ahlâk da adâletle birlikte İslâm’ın insanlığa vaadidir. Ahlâksızlığı seçen birisi İslâm’ın bu vaadini ayaklar altına almış bir iç hastalığıdır. 

Yalan ve riyâ, semtine uğramayacağımız şenâatlerdir. “Bir kalpte yalan ile îmân bir araya gelemez.” Zarârımıza görünse dahi hakîkati söylemek şiârımız olacaktır. “Bir Müslüman hatâen her günahı işleyebilir ama yalan söyleyemez.” Yalan ve hakîkat karşı karşıya geldiğinde seçimimiz mutlakâ hakîkat olacaktır. 

Kalp kırmayı değil kalp onarmayı seçeceğiz dâimâ. Sertlik ve kabalık yerine yumuşaklığı ve tatlı dili tercih edeceğiz. “Allah’ın rahmeti sâyesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi.” (Âl-i İmrân, 159) ilâhî îkâzını hiç unutmayacağız. Bizim işimiz dağıtmak değil gönülleri toplamaktır. 

İslâm, cemiyet hâlinde yaşanan bir din. Berâber olacağımız arkadaşlarımızı seçerken de dikkatli olmalıyız. Kur’ân ve sünnete en sâdık olan, aklı iptâl etmeyen, sorgulamayı yasaklamayan, keşif ve kerâmetin değil ilmin ve doğru ölçünün önde tutulduğu, yanlışların söylenebildiği bir cemiyet seçmeliyiz. İçinde bulunduğumuz grubun yanlışlarına “Baş üstüne!” dememeli, Kur’ân ve sünnet ölçüsüne ters tâlîmâtlar karşısında seçimimiz elbette sağlam kriterler olmalıdır. Îkâzlarımızın bir faydası olmadığını görürsek seçimimizi hak, hakîkat ve istikâmetten yana yapmalı, yanlıştan ayrılma cesâretini gösterebilmeliyiz. 

Böylece seçimlerimizin toplamı ile bir şahsiyet inşâ ediyoruz; kendimizi inşâ ediyoruz. “Kendimizi gerçekleştirme”nin sonu cennet de olabilir cehennem de. Hakkı, doğruyu, güzeli tercih etmenin de yanlışı, kötüyü, çirkini tercih etmenin de zerre zerre karşılığını göreceğiz. 

İnsan hatâ yapar. Bir tarafta hatâları olan Müslüman, öbür tarafta İslâm düşmanı bir gürûh varsa Müslümanın seçimi bellidir. Hatâ ve küfür… Her şey ortada.

Ayasofya’nın ezâna, ibâdete, îmân kokularına açılmasını seçmek varken birilerinin ortalığı soğan kokusuna boğmasına aldanmayacağım elbette. 

O soğan kellesinin arkasında İslâm’a karşı ne kinlerin, ne hırsların, ne çılgın öfkelerin gizlendiğini görmek için de insanın kendisini îmânla, ahlâkla, hak ve hakîkatle inşâ etmiş olması gerektiği de çok açık görülmektedir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Adam

Benim tercihim sn kılıçdaroğlu

İ Tuncer

Allah razı olsun. Rabbim bu topraklardan Hakkı ve hakikatları söyleyebilenleri eksik etmesin.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23