• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Ağız

21 Haziran 2021
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Ağız, en mühim, en hayâtî uzuvlarımızdan biridir. 

Yaşayabilmemiz için gerekli bütün gıdâların geçiş yolu ve ilk işleme noktasıdır. Ağız olmasa hayat olmazdı desek yeridir. Bilim adamları bir insanın 70 yılda 50 ton gıdâ tükettiğini söylüyorlar. “Can boğazdan girer” sözü boşuna söylenmemiştir. 

Hayat söndüren birçok zararlı yiyecek-içeceğin yolu da mecbûren ağız olduğundan canın boğazdan çıktığı da bir hakîkattir aslında. Nitekim “Can hulkumda” sözü can boğazda demektir ve canın çıkmak üzere olduğunu ifâde eder. 

Ağız, nezle-grip gibi hastalıklarda burun vazîfesini yapmakta zorlanınca derhâl işe müdâhil olup vücûdun oksijen almasını da sağlar. Allah kullarına rahmetiyle böyle bir yedek oksijen yolu yaratmıştır. Eğer burun bu mevzûda tek olsaydı birçok insan havâsızlıktan ölebilirdi. Allah’ın merhameti…

Ağız, faydalısı-zararlısı ile sâdece gıdâların geçiş yolu değildir. Dilin ağızsız bir işe yaramayacağını düşündüğümüzde dil ile alâkalı bütün hassâsiyetlerin ağız için de geçerli olduğu anlaşılır. Dil, işini ağız ile birlikte icrâ edebilir ancak. Şu hâlde îmân da ağız ile ikrâr edilir. Ağız, kalpteki îmânın âleme ilan edildiği bir ses cihâzıdır. Kişi bu îlândan sonra Müslüman muâmelesine hak kazanır. 

Öbür taraftan ağız, aynı zamanda sâhibinin irâdesine tabi olarak küfrün de îlân merkezi olabilir. 

Hz. Peygamber’in gül kokulu ağzı vahyin aydınlıklarını yayarken Ebu Cehil’in ağzı inkârın ve zulmün karanlıklarını yayar. 

Âlimler ilimlerini ağız yoluyla muhâtaplarına iletirler. Câhiller de cehâletlerini ağızlarından belli ederler. “Üslûb u beyân aynıyla insân”dır. İnsanlar kıyafetleri ile karşılanır, sözleri ile uğurlanır. 

Hz. Peygamber, “Ağız, Kur’an yoludur; temiz tutunuz” buyurmuştur. (Hz. Ali’ye de nispet edilir) Kur’an’ı güzel okuyanlara “fem-i muhsin” (güzel ağız) denilmiştir. 

İnsanların bir îmân, ilim, kültür vâsıtası olarak kullandıkları ağız, hayvanlarda korkunç bir silâh hâline gelir. Hayvanların en büyük saldırı ve müdâfaa âleti ağızlarıdır. Dişleri de bu maksat için dizayn edilmiştir âdetâ. Hayvanların insanlar gibi elleri olmadığından ağız aynı zamanda tek taşıma ve îmâlât vâsıtalarıdır. Bir kedi veya aslan, yavrusunu bir yerden bir yere taşırken ağızlarını kullanmak zorundadır. Ceylanların boynunu deşerek öldüren o dişler yavruları için müşfik bir koruyucu oluverir. Yuva yapan bir kuş görmedinizse ağzın ne kadar hârika bir îmâlât âleti olduğunu da görmemişsiniz demektir. Bazı kuşlar çer-çöpten, bazıları çamurdan o küçücük gagaları ile mühendislik hârikaları meydâna getirirler.

Ağız, bâzen insanların elinde de en vurucu silâhlardan biri oluverir. Ondan çıkan sözler kurşundan tesîrlidir. İnsanoğlu ağızdan çektiğini başka bir uzvundan çekmemiştir herhâlde. 

İnsanın aklını başından alan sevgi sözleri de, ölmekten beter eden kin, garaz, fitne sözleri de ağızdan çıkar.  

Maddî ve mânevî olarak ağza girip çıkana âzamî dikkat edebilsek iki cihanda da mutlu oluruz. Haram lokma ve kul hakkı sokmasak, haram söz söylemesek imtihânın büyük kısmını geçmiş sayılırız. 

Hayâtımızdaki ehemmiyetiyle mütenâsip olarak Türkçemizde “ağız”la yapılmış deyimler çok fazladır. 

Müslümanlar olarak en büyük derdimiz kendi aramızda “ağız dalaşı”nı bırakıp İslâm düşmanları karşısında “ağız birliği edememek” değil midir?

Dün şöyle söylerken küçük bir menfaat için “ağız değiştirerek” bugün başka türlü konuşanlarla sık sık muhatap olmuyor muyuz?

Filistin, Doğu Türkistan, Myanmar, Arakan ve diğer sancılı ümmet coğrafyası hakkında “ağız dil vermeyip” en iyi kardeşlik taslayan bizde değil mi?

Bir mevzûu şöyle doğru dürüst tartışamayıp en ciddî meselelerimizi “ağız kalabalığına getirip” “ağız dolusu” küfürlerde boğulan biziz. Bir miktar aklı ve edebi olanın bu küfür ağzı karşısında “ağzı dili tutulma”ması mümkün mü? Ağzı küfürle dolu olanların “ağzı kurusun”.

“Ağız eskitmek”, boş boş konuşmak bizim işimiz değil. Konuştuk mu bir şeyler değişmeli. 

Artık dış mihrakların ve onların “ağızlarına bakan”ların “ağız kokusunu çekmekten kurtulup kendi yolumuza yürümeliyiz. 

Siyâsetten ince söz ve zekîce espriler gitti, küfürlü ifâdeleri “ağız pelesengi” etmiş figürler ortalığa yayıldı. “Ağzı bozuk” tipler günümüz insanının ve gelecek nesillerin tâlihsizliğidir. “Ağzı düzgün” bir nesil yetiştirmek olmazsa olmazlarımız arasına girmek zorundadır. 

İslâm düşmanları Müslümanı hep “ağzına vur lokmasını al” tipinde gördü. Müslüman, dünyâyı “ağzı açık, bön bön seyretmemeli, uyanık ve ön alıcı şekilde hareket etmelidir. “Ağzı var dili yok” devri değil. Müslümanın haksızlık ve zulüm karşısında ağzı da olmalıdır dili de… Kendilerine “Öf!” bile demeyeceklerimiz hariç… 

Aradığımız “ağzı kalabalık politikacılar değil milletin derdiyle dertlenen devlet adamlarıdır. 

Dünyâda ve Türkiye’de Müslümanın başına gelen belâlardan dolayı kimlerin “ağzı kulaklarına varıyor”, dikkat etmek lâzım. 

“Ağzına bir parmak bal çaldılar” diye düşman tokmağına davul olanlara da yazıklar olsun! 

“Ağız tadıyla yaşamak” istiyorsak sosyal, kültürel ve iktisâdî bakımdan kendi köklerimiz üzerinde durmalı, eğitimde mutlakâ yabancı zihniyetten kurtulmalıyız. 

Allah “ağzı duâlı” insanları aramızdan eksik eylemesin. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

perihan

Amin Amin Amiiiiiin

Bülent sahin

ağzınıza saglik
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23