• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Âcil ihtiyaç: Mânevî çelik kubbe savunma sistemi

18 Mayıs 2026
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Âcil ihtiyaç: Mânevî çelik kubbe savunma sistemi

AHMET TALİB ÇELEN

Türkiye’nin savunma sanâyiindeki başarıları göğsümüzü kabartıyor. Gün geçmiyor ki yeni bir silâh, yeni bir ürün haberi duymayalım. 

Türkiye ASELSAN, ROKETSAN, BAYKAR ve TUSAŞ önderliğinde Bayraktar TB2/TB3/Akıncı SİHA’lar, KAAN Milli Muharip Uçak, Hürjet, Hürkuş, T129 Atak helikopteri, Altay tankı, MİLGEM gemileri ve Çelik Kubbe hava savunma sistemi gibi yerli/millî İHA/SİHA, hava, kara ve deniz platformları ile radar/elektronik harp sistemlerinde küresel bir güç hâline geldi. En son 6 bin kilometre menzilli Yıldırımhan füzesi mutluluğunu yaşadık.

Ülkemizin savunma sanâyiindeki büyük başarısı bize ne kadar ümit ve sevinç veriyorsa düşmana da daha fazlasıyla endîşe ve korku veriyor. İsrâil ve Yunanistan hop oturup hop kalkıyor, AB Amerika’nın güven vermez duruşundan dolayı bir arayışa girmiş, Türkiye’nin şemsiyesi altına girmeyi bile düşünmeye başlamış, bâzı savunma sanâyii ürünlerimize bâzı Avrupa ülkeleri tâlip olmuş… Ne güzel!

Bütün bunlar iyi de, iyi gitmeyen işler de var. 

Bütün iyi niyetli çabalara rağmen eğitim alanında işler pek iyi gitmiyor. Eğitimin tabîatı gereği çok hızlı netîce alınamadığını biliyoruz ama bu kadar yavaşlık da moral bozuyor. Kemalizmin ve dolayısıyla CHP zihniyetinin hâkimiyeti bir türlü kırılamıyor. Küçücük millîleşme adımlarını bile kemalistleri ürkütmemeye çalışarak atmaya çalışıyorsunuz. Bu da millîleşme gayretini âdetâ görünmez hâle getiriyor. Orta Asya yerine Türkistan, Ege Denizi yerine Adalar Denizi, Haçlı Seferleri yerine Haçlı saldırıları… yazabilmek büyük iş ama problemin büyüklüğü karşısında o kadar küçük kalıyor ki… Bu kadar küçük unsurlarla bir değişimin olduğu hissini bile duyuramıyorsunuz. Eğitimde daha büyük ve silkeleyici devrimler gerekir; mâlum endîşeler sebebiyle bir türlü gerçekleştirilemiyor. Geçen gün Ak Parti’nin eski bir millî eğitim bakanı “İktidara kim gelirse gelsin, eğitimin temeli kemalizmdir.” dedi. Çok tenkid edildi ama yapmak istediği bir tespitti zannediyorum. Haksız da değil adam. Bu millet çok partili hayâta geçtikten sonra CHP’ye iktidar yüzü göstermedi ama eğitimde CHP iktidârı hep devâm etti. Kemalizm bir dip akıntısı olarak varlığını ve belirleyiciliğini sürdürdü. Yaşadığımız mânevî ve ahlâkî çöküşün temel sebebi de budur: Mâneviyâtsız, ahlâksız, materyalist, dünyâperest, yeni nesilleri sâdece maddî başarılara kilitleyen, zevkinden başka ideal bıraktırmayan eğitim zihniyeti… 



Eğitimin bu fecî hâli hayâtın bütün alanlarına kirini yayıyor. Eğitim kötü olunca bir alanda iyi olma ihtimâli neredeyse ortadan kalkıyor. Çöküş ve çürüme her alanda görülüyor. 

Âile bitme noktasına gelmiş. Gündüz kuşağı programlarını seyredenler Türkiye’de ahlâk ve âile diye bir şeyin kalmadığını düşünür. Bu programlar devâm ettikçe zâten dibe vurmuş ahlâksızlığı daha da yayıyor, normalleştiriyor. Bâzı kadın dernek ve vakıfları bizden görünüp bize vuruyor. Bunların verdiği zarar düşmanınkinden daha tesirli oluyor. 6284 sayılı -güyâ kadını koruma amaçlı- kânun bir kısım şuursuz kadın tarafından kocasını evden kovma yasası hâline getirilmiş. Hukuk “Kadının beyânı esastır.” deyince erkekler resmen negatif ayrımcılığa tâbî tutulmuş. Süresiz nafaka erkekleri âile kurduğuna kuracağına pişman etmiş. Gençler hem ekonomik sıkıntılar sebebiyle hem de yukarıda bahsettiğimiz sebeplerle evlenmekten kaçar olmuş. Evlilik yaşı 40’lara yaklaşmış. Bu yaştan sonra çocuk sâhibi olmaktan da kaçınmışlar. Hem yaş geçmiş hem çocuk mesûliyeti taşıyacak inanç olmadığından. Nüfus artış hızı, nüfûsun yerinde saymasını bile sağlayamayacak kadar aşağılara düşmüş. Hükûmet kötü gidişâtı fark ederek önümüzdeki 10 yılı “Âile 10 Yılı” îlân etmiş. Ama âile bakanımızın konuşmalarına baktığınızda insanı ürpertecek kadar meselenin aslından haberi olmadığını görüyor, kahroluyorsunuz. Bir taraftan kadınlarımız doğurmuyor, bu gidişle 2050’yi göremeyiz diye feryat edeceksiniz, öbür taraftan kadınları çılgınca iş hayâtına iteceksiniz. En belirgin gösterge olarak da “TIR şoförü kadın” peşinde koşturuyorsunuz. TIR şoförü kadının aynı zamanda nüfus artıracak bir figür olamayacağını hiç düşünemiyor musunuz?

Haberlerin ana mevzûu belediye başkanlarının gayr-ı ahlâkî ilişkileri olmuş. Hırsızlık, millet malını gaspetme, rüşvet.. almış başını gidiyor. Muhalefet de bir alternatif değil. Türkiye’de bu muhâlefet dâima millete muhâliftir zâten. Bütün bunlar da ahlâkî çürüme manzarasını kesifleştiriyor. Millet çürüyor. 

Çıplaklık ideolojik bir duruş hâlini almış; sokaklar teşhir meydânı gibi. Kendisi tesettürlü olmayan bazı ünlüler bile “Bu açıklık değil, düpedüz çıplaklık” diyerek vaziyete isyân ediyor.



Ahlâkî çöküşün tek ilâcı İslâm iken İslâm düşmanlığı da almış başını gidiyor. Bir kadın öğretmenin videosu çok çarpıcıydı. “Ben Atatürkçüyüm” diyen bu hanımın çıldırmış gibi “Ben din istemiyorum!” deyişini gören “Ne olmuş bu millete?” demekten kendini alamaz. Sosyal medya İslâm düşmanı fenomenlerle ağzına kadar dolu. 

Dijital dünyâ üzerinden kumar-bahis hastalığı bütün halkı sarmış. Hiç umulmadık ünlüler bile bu sarmalın içinde debeleniyor. Her gün bir “sürü” içeri alınıyor bunlardan. 

Bu manzara karşısında düşmanın SİHA, dron, uçak ve füzelerinden koruyacak “Çelik Kubbe”nin bize yetmeyeceği ortaya çıkıyor. Bu sâhada elde edilen başarılara sevinelim ama bizi düşmanın, şeytanın ve nefsin saldırılarından koruyacak bir Çelik Kubbe yapamazsak hâlimiz duman. Maddî silahlar mânevî bir varlık olan milleti korumak için yapılır; ortada milletin mânevîliği kalmazsa maddî silâhlar da mânâsını kaybeder. Neyi koruyacak Çelik Kubbe? Dînini, dilini, kültürünü, ahlâkını, millî varlığını kaybetmiş, sâdece posası kalmış bir yığını mı?

Bize, düşmanın maddî saldırılarından koruyacak Çelik Kubbe ile eş zamanlı ve eş değerli, hattâ daha ehem olarak dînî-mânevî-ahlâkî saldırılardan koruyacak çökmez ve delinmez bir Çelik Kubbe Savunma Sistemi lâzım. Bu Çelik Kubbe’nin inşâ alanından ahlâksız TV dizileri, dijital oyun ve film platformları, gündüz kuşağı programları temizlenmelidir. Bundan sonra da tam millî ve İslâmî bir eğitim sistemi ile Mânevî Çelik Kubbe kurulmalıdır. Bu bir bekâ meselesidir. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23