Kainatın düzeni bozulursa; içindekilerin de düzeni bozulur..!
Kainatın düzeni bozulursa; içindekilerin de düzeni bozulur..!
AHMET MARANKİ
Geçen yazımızda tarım, toprak ve gıda egemenliği ve doğa katliamı üzerine yazdığım yazı okuyucularımızı şaşırtmış; hükümet muhaliflerini memnun etmiş ki bayağı ilgi topladı!!!
Allah cc’nin muhalefetine yapacağınız her hususta; Allah, yani Sekülerist mantıkta kainat sizden bunun hesabını sorar!
Kısaca su yolunu bulur diyerek; köprüden önce son çıkış diyerek; doğa katliamı ile ilgili son çıkarılan başta benim de büyük emekler harcayarak hazırladığım fakat yanlış uygulamalarla doğayı tahribata dönüşen tarımı ve hayvancılığı yok etme noktasına getiren büyükşehir yasaları ve diğer maden yasaları gibi yasaların revize edilerek düzenlenmesi noktasında yol göstermiştik!
Bizim vazifemiz irademiz noktasında bildiğimiz konularda Allah’ın rızası adına hakkın hatırını bütün hatırlardan üstün tutarak yetkililere yol göstermek ve uyarmaktır!!!
Çünkü bu Anadolu gemisinde yaşamak zorundayız ve vatansızlar gibi bizim gidecek başka bir vatanımız yoktur!!!
Atalarımızın şehit kanları ile bize emanet bıraktığı bu vatana her halükarda sahip çıkacağız!!!
Cuma tefekkürü:
“Yedi gökle yer ve içindeki her şey O’nu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki, O’nu övüp tesbih etmesin; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Şüphesiz ki O, Halîm’dir (ceza vermekte acele etmez); Gafur’dur (günahları çokça bağışlayandır)” İsrâ Sûresi, 17:44.
“Üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki onu nasıl bina etmiş ve nasıl süslemişiz?” Kâf Sûresi, 50:6.
“Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır.” el-acluni,keşfü’l-hafa:1-310..
Gelin bu cuma günü biz de tefekkür ederek Allah’ın yarattığı kainata havaya, suya, toprağa, gökyüzüne müdahale yerine; münazara ederek tefekküri bir yaklaşımla bakalım!!!
Zira gökler;
- bir irade ile hareket ettirilip musahhar olan,
- bir meşietle döndürülüp tedbir ve idare edilen,
- mükemmel bir düzen ve hikmetle görevlendirilip tanzim edilen,
- gayet ince bir muhafaza ve ölçü ile istihdam edilip yandırılan yıldızlar, güneşler, aylar ve gezegenleri gibi kelimeleriyle şehadet ederek; O’nun haşmetli saltanatındaki kudretinin büyüklüğüne ve vahdeti içindeki vücûb-u vücuduna delâlet eder.
Evet, gökkubbedeki bütün ulvî ve parlak yıldızlar, şehadetleri pek zahir olmaları sebebiyle O›nun ulûhiyet ve azametine delâlet eden mücessem nurlu burhanlardır.
Şimdi yukarıdaki âyete kulak ver!
Sonra gökyüzüne bak! Yaratılışındaki intizam ve san’atındaki denge ile beraber, nasıl sükûnet içinde bir sessizlik, hikmet içinde bir hareket, haşmet içinde bir parlaklık, ziynet içinde bir tebessümün var olduğunu görürsün!
Ve görürsün ki, göğün bir lâmbası olan güneşin parlaması; mevsimleri değiştirmek, hem bitki ve hayvan satırlarını yazmak maksadıyla mevsim sayfalarını kudret kaleminin sayfaları hâline getirmek içindir.
Kandili olan ay’ın hilâlleşmesi de; menzilleri tenvir etmek, vakitleri bildirmek ve yılları tayin etmek içindir.
Yıldızların ışıl ışıl parıldaması ise; kâinatı aydınlatmak âlemleri süsleyip yaldızlamak içindir.
Hepsi de; akıl ve şuur sahiplerine, bu âlemi tedbir ve idare etmek için bir saltanat-ı rubûbiyetin var olduğunu ilân ederler.
Atmosfere bir bak; muhtelif canlı türlerine ve insanlara Rahmân’ın hediyelerini ulaştırmak, latîf maddeleri nakletmek için görevlendirilen, sevk ve idare edilen musahhar bulutlar, rüzgârlar, gök gürültüleri, şimşekler ve yağmurlar gibi kelimelerinin şehadetiyle, O’nun vahdeti içindeki vücûb-u vücûduna ve süratle iş gören kudreti içindeki rahmetinin sonsuz genişliğine delâlet eder.
Bütün element ve unsurlara madenlere bir bak;
- maden, bitki ve hayvan gibi bir meşietle yapılan san’atlı meyveleri,
- bir irade eseri olan düzenli neticeleri,
- bir hikmetle gördürülen mükemmel hizmetleri,
- bir maksatla yaptırılan muntazam vazifelerinin kelimeleriyle,
- toprağı ve demiri, suyu ve havası ile cansızlığı, cehaleti, birbirine karışmış ve birbirine zıt unsurların bulunması, birbirinin benzeri ve emsali olmaları ve kayıtsız olarak her tarafı istilâ etme istidadında olmalarıyla beraber; mükemmel bir şuur, bir boyun eğme, bir itaat ve disiplinle, mükemmel bir ölçü ve ahenk içinde bulunmaları gibi kelimelerinin şehadeti ile; O’nun vahdeti içindeki vücûb-u vücûduna ve her şeyi kuşatan hâkimiyetine, hikmet ve iradesine delâlet eder.
Yeryüzünü şöyle bir temaşa et;
- yaratılanların ihtiyaçları için hikmetle depolanmış dağların ve altındaki madenlerinin belli bir mizan ve nizam ve intizam içinde hayata yerleştirilmiş halleriyle;
“Dağları sizler için direk yaptık” ifadesi, Nebe -7. ayetinde geçen dağların ve altındaki madenlerin kökleri sayesinde yer kabuğunun dengesini sağladığı, sarsıntıları hafifletmeye yardımcı olduğu veya yerkürenin sabitlenmesine katkı sağladığı noktasında insanlığa ve bunlara müdahale edenlere bir tefekküri uyarıdır!!!
Bu ifade dağların sadece yer şekli değil, yeryüzü yaşamı için kritik birer yapısal destek (kazık/direk) olduğunu vurgulayan Kur’anî ve tefekküri bir boyut ve tasvirdir...!
Devam edecek!
Vesselam!
Cumamız cem olmamıza vesile olsun. Âmin.
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 0 530 200 00 96