1500’lü yıllarda İngiltere, Avrupa ve Osman-ı Ali ..! (1)
1500’lü yıllarda İngiltere, Avrupa ve Osman-ı Ali ..! (1)
AHMET MARANKİ
1453 yılında secereli büyük ata baba dedemiz Fatih Sultan Mehmet Han’ın peygamber muştusu ile İstanbul’un feth edeceği, fetheden askerin en büyük asker, kumandanın ne büyük kumandan, milletin ne büyük millet olduğu övgüsü sonunda fethedilen Konstantinopolis; İstanbul olarak tescillenmiş ve İstanbul’un sembolü ve Hristiyanlığın merkezi sayılan Ayasofya camiye çevrilerek fetih tamamlanmış Osmanlı’nın adaleti yaklaşık 500 sene Avrupa’ya yapılan seferlerle de Viyana kapılarına kadar gidilmiş ve oralara hem Islam’ın adaleti hem de medeniyet getirme vazifesini Türkler yerine getirmiştir!!!
İNGİLİZLERİN İHANETİ ..
Dünyaya 1000 yıl adalet, medeniyet, temizlik ve insanlık öğretisi ile hükmeden atalarımız her ne olduysa, nerede hata yaptıysak son yüzyılda o büyük Osman-ı Ali içimizdeki yıllarca bütün haklarını, inançlarını, örf adetlerini, yaşamalarına müsaade ettiğimiz Yahudi, Ermeni, Rum ve diğer azınlıkların İngilizlerin içimize soktuğu ajanları ihanetleri ve yine içimizde satın aldıklarıyla yıkılma sürecine sokulmuş ve genç ve gürbüz 1. Cumhuriyeti yine bizim dedelerimiz başta İngiliz’in organize ettiği ihanet şebekeleri ile beraber ninelerimiz yedi düvele karşı verdikleri mücadele ve 100 binlerce şehit vererek yeniden kurmuşlardır!
1500 YILLARDA AVRUPA’NIN HALİ!
Fatih Sultan Mehmet Han’ın bir çağ açıp çağ kapattığı Roma’nın ve Avrupa’nın hükümdarı unvanıyla İstanbul’u fethi ile taçlandırıp medeniyetin beşiği haline getirdiği günlerde;
1500’lerde İngiltere’de insanların çoğu Haziran’da evleniyordu, senelik banyolarını da Mayıs’da yapıyorlar, Haziran’da çok kötü kokmuyorlardı..
GELİNLERİN ELİNE NEDEN
ÇİÇEK VERİLİR!
Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu..!
Çünkü kötü kokuyla sevgi ve aşk ilişkisi mümkün olmuyordu giydikleri Victoria gelinliğinin de altının açık olması hava alarak kokunun yok olması ve çiçekler ve bir nebze pis kokular bastırılıp banyo sularına konuluyordu!
HERKES AYNI SUDA YIKANMAK
ZORUNDA!
Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu.!.
Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti.. sonra kadın ve çocuklar o kirli suda yıkanmak zorunda kalıyorlardı..!
SICAK YEMEK, SOĞUK YEMEK..
KÜLTÜRÜ..!
Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük bir kazanın içinde yapılıyordu..
Her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu.. Çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu.. Akşam yahni yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu.. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu.. ‘Bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz günlük’ (Peas Porridge hot, Peas Porridge cold, Peas Porridge in the Pot nine Days old) tekerlemesinin menşei budur..!
DOMUZ YEMEK ZENGİNLİK ALAMETİ!
Bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok seviniyorlardı.. Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı..! Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi.!
Bu etten küçük bir parça keserek, misafirleriyle oturup, yemeleri şan ve şeref göstergesiydi!
İNGİLİZLER NEDEN 400 YIL
DOMATESTEN UZAK DURDU!
Yemek yapımında parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu.!
Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açabiliyordu!. Domatesler buna sık sık sebep olduğu için bundan sonraki yaklaşık 400 yıl domateslerin zehirli olduğu düşünülmüş, İngilizler domatesten ve yemekten uzaktırlar!
ORTAÇAĞDA AVRUPA’DA KRALİÇELER
50 YILDA BİR YIKANIRDI!!!
Ortaçağda Avrupa’daki rahibelerin yüz ve ellerinden başka yerlerini yıkamaları kesin olarak yasaklanmıştı..! Kastilya Kraliçesi İsabella bile 50 yıldan fazla süren hayatı boyunca iki kez banyo yapmıştı..!
AVRUPA’DA İNSAN DIŞKILARI
SOKAKLARA DÖKÜLÜRDÜ!
Onun için yolların kenar ve ortalarında o pis suların akması için yollar yapılır, kadınlar da üzerlerine pislik bulaşmasın diye yüksek topuklu ayakkabılar giyerdi!! Tuvaletle henüz tanışmayan Avrupa’da lazımlıkları sokaklara boşaltma adeti 17. yüzyıla kadar sürdü..! Fransa krallarından 14. Louis, gününün belli bir zamanını lazımlığında oturarak geçirir, devlet işlerini de buradan yürütürdü..!
OSMANLI AVRUPALI BÜYÜKELÇİLERİ
İSTANBUL DIŞINDA İKAMET ETTİRİRDİ!
1600’lerde İstanbul’a gelen İngiliz büyükelçiler, lazımlık kullanma ve bunu da pencereden boşaltma adetleri yüzünden şehirden uzak olan Tarabya’yaki bir konağa gönderilmişti.. 19. yy’da kesin ve yazılı olarak tuvalet kullanma (yani tuvaletlerini lazımlığa yapmayıp, camdan sokaklara dökmeyeceğiz) sözü vermeleri üzerine Sefaretlere ancak o zaman Taksim’e taşınmalarına izin verilmiştir..!
Bugün İngiltere medeniyet beşiği denirken!
Bugün bu hale nasıl geldik! Daha doğrusu getirildik!
Bunlar içimize yerleştirdikleri devşirmelerle ve satın aldıkları köleleri ile o günlerin intikamını alıyorlar!
Taklidi bir İslam’dan acilen tahkiki İslam’a dönüp bunu hayatımıza tekrar 1000 yıllık şanlı şerefli tarihimizde olduğu müjdeli Oğuz neslinin liyakatli ve ehliyetli kullanılmamış yöneticileriyle ve bu ruha inanmış liderlerle Türkiye 100 yılını kurmalıyız!
Kuracağız da inşallah..!
Az kaldı; yarın olmasa da yakın..!
Hatta çok yakın..!
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 0 530 200 00 96