Trabzonspor’un futbol mafyasıyla mücadelesi
UEFA, Trabzonspor’u Avrupa Kupalarından men cezası veriyor! Haksız karara itiraz süreci, sporun yüksek mahkemesi CAS yolunda. Bu tür cezaları ne ilk (müdale edilmediği takdirde) ne de son olacağa benziyor! UEFA’nın bu tutumunun yanlı olduğunu, geçmiş dönemlerde kulüplerimizin aldığı cezalardan anlıyoruz. Anadolu Ajansı haberlerine göre, Trabzonspor, Galatasaray ile Beşiktaş’ın da içerisinde yer aldığı, UEFA’nın Avrupa Kupalarından men cezası verdiği 10’uncu Türk takımı. Bordo-mavili kulübe verilen cezanın kaynağı, 2016 yılında yapılan finansal fair play anlaşmasına kapsamında kulübün mali denetim altına alınmasının bir sürece dayandırılıyor. Aradan geçen dört yılın ardından, Karadeniz ekibinde mali süreç, uygulanan akıllı transfer politikaları, cezayi işlem gerektirmeyen ve Finansal Kontrol Kurulu kararlarını uyumlu olduğu taşımasına rağmen, son dakika olarak UEFA’nın ceza açıklaması, iyi niyet taşımadığı izlenimi veriyor. Bunun en önemli nedeni, cezayı veren kurumun sahip olduğu anlayış! Nasıl yani? Devam edelim…
UEFA’nın ceza uygulamasına hukuk açısından değerlendirmek önem taşımakta. Bu hususu uzmanının yorumlarına bırakmak gerekiyor! Gazemiz köşe yazarlarından, sporu da yakinen takip eden Avukat Sayın Yaşar Baş, ‘Futbol mafyası çıplak’ başlığı altında UEFA ile ilgili görüşlerini yazıya almış. Aslında başlıkta yer alan mafya kelimesi, konunun ehemmiyetini o kadar net özetliyor ki. Ne diyor Baş, ‘Fair Play kavramını ağzına en son alması gereken kuruluştur UEFA. Hatta sadece UEFA da değil, aynen UEFA gibi bir korsan dernek olan FIFA da, fairplay kavramı ile yan yana getirilemeyecek bir kuruluştur...’ Futbolu hukuk açısından değerlendiren Sayın Baş, Trabzonspor yönetimine de uyarıda buluyor;‘Ben gidip hukuk, kriter, hesap falan anlatacağım da, CAS denilen korsan kuruluş da benim lehime karar verecek diye aklına getiriyorlarsa, hiç kendilerini kandırmasınlar…’ Değerli Yazarımız Avukat Sayın Yaşar Baş önemli bir ayrıntıya daha dikkat çekiyor; ‘Defalarca yazdım. Uluslararası spor kuruluşlarının neredeyse tamamı korsan. Bu korsanlığın tarihsel olarak Siyonist kongre ile ciddi bağları var. Küresel spor organizasyonları, Siyonist kongrenin hemen akabinde, Siyonist kongrenin toplandığı yerden yani İsviçre’den tüm dünyayı sardılar. Bu mafya düzenine IOC (International Oliympic Comitee) denilen korsan bir dernek öncülük ediyor. Bu korsan derneğin nasıl bir yüz kızartıcı sicili olduğunu biliyorsunuz. On yıllardır olimpiyat adaylığı için ayaklarına paspas olduğumuz halde, her seferinde hiçbir açıklama yapmadan bizi sahanın dışına attılar…’
2032 OLİMPİYATLARINA ADAYLIK MI!
Gazetemizin köşe yazarı, Değerli Büyüğümüz Yaşar Baş, Mafya düzenine International Oliympic Comitee’yi (IOC) dahil ettiği yazısının iki gün sonrasında,Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Başkan Yardımcısı Hasan Arat’ın ‘İstanbul 2032 Olimpiyat Oyunları’na aday olmalı’ açıklaması dikkatimizi çekiyor. Tüm bunlar tesadüf/tevafuk olabilir mi? diye, kendi kendimize sormadan edemiyoruz. 2020 adaylık sürecinde ülkemize yaşatılan sıkntıları nasıl unutabiliriz! Bu demek oluyor ki, bir yeni bir maceraya zemin hazılanmak isteniyor. Geçmiş örneklerine bakılarak, adaylık sürecinin ne kadar anlamsız ve gereksiz olduğunu gönül rahatığıyla söyleyebiliriz. Hükümet tarafından yapılan Hastanenin yolunu dahi yapmaktan aciz-iyi niyet taşımayan mevcut İBB Yönetimini de göz önüne de alırsanız, ne demek istediğimizi daha iyi anlamış olursunuz, sanırım.