Topla tüfekle yapamadıklarını, ‘sporla’ nasıl yapabiliyorlar?
Topla tüfekle yapamadıklarını, ‘sporla’ nasıl yapabiliyorlar?
AHMET GÜLÜMSEYEN
Batılı, haçlı ve siyonist emperyalist güçler, kendi kurallarıyla boyut kazandırıp şekillendirdikleri ‘performans sporu’ aracılığıyla, toplumumuzun dini inanç ve kültürünü olumsuz yönde etkilemeyi sürdürüyor. Bu durum, sporla ‘Aile yapısı ve toplumumuzun milli ve manevi, ortak değerlerinin nasıl olumsuz etkilenebileceği?’ sorusunun da karşılığı oluyor. Daha vahim ve düşündürücü olan, toplumumuzun önemli bir kesimin bu felaketin etkisi altında kalması. Spor faaliyetleri-organizasyonları adı altında bayanların (onların ifadesiyle kadınların) spor arenasında sergilenen oyun, toplumun dini inanç, kültür ve geleneğinin nasıl yıpratıldığı-yok edildiğine, sadece bir örnek. Bayanlar-kadınlar kategorisinde ulaşılan, dinden-imandan habersiz modern batının dayatması olan voleybol-futbol-güreş-yüzme-jimnastik aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Hal böyle olunca da, taviz tavizi tetiklediği için kişi ‘İnandığı gibi yaşamıyorsa yaşadığı gibi inanmaya’ sözüne muhatap oluyor. Hal böyle olunca da kişinin dini inançları zayıflamaya, kendi ‘putunu kendi yapıyor’ sözü-örneğinde olduğu gibi, felakete doğru sürüklenmeye başlıyor…
Spor adı altında bayanlara giydirilen (mayo-şort) gibi kıyafetlerle sokakta yürüyen bir bayan-kadın gözükse, İslami inanışa ters düştüğü için yadırganır. Bugün spor adı altında bu kıyafetler spor salonları-spor alanlarında giydiriliyor. Spor sahalarındaki o görüntüler televizyon ekranlarında, dahası sosyal medyada sergileniyor. Hal böyle olunca da, kişinin yaşantısına bağlı bu durum, ‘inancı’ zedelemekle kalmayıp, yok olma noktasına kadar taşıyabilmektedir. Kadınlar kategorisinde voleybol, futbol, basketbol ve hentbol gibi takım sporlarında şampiyonlukların açık seçik fotoğrafları servis ediliyor. Bu durum, çocuk ve gençler başta olmak üzere, rol model-örnek olma adına, nüfusun önemli bir kesimini olumsuz yönde etkiliyor…
Yaşanmışlıkların doğuracağı pişmanlıkları, spor bahanesiyle gerçekleştirilen projeler aracılıyla çok rahat bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Bunun son örneği İslami Dayanışma Oyunları. Sporcunun giydiği kıyafetten vücuduna yaptırdığı dövmesine, antrenör ve bayan-erkek karışık kamp yapması, organizasyonun yapılış şekli, kural ve kaidelerine kadar. Bu oyunları İslam’ı gölgeleme, Müslüman kimlikten, uzaklaştırma oyunları, diye tanımlamaktayız. Katil sürüsü İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü katliama-soykırıma seyirci kalan İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan (İİT) Konya’ya 2026 Gençlik Başkenti unvanı, haberi gözümüze ilişiyor. Aynı teşkilat (İTT) İslami Dayanışma oyunlarının 2025 yılında Konya’da yapılmasına onay verip, sporumuzu yönetenlerin bu oyuna tamam diyerek, spor aracığıyla toplumun gençlerinin nasıl felakete sürüklenebileceği süreç yaşanmadı mı!..
YA YENİ HAL YA İZMİHLAL (*)
“Her yanımız ayrı cephe; her cephede, her gün binlerce kayıp veriyor, Müslümanlar. Kimi canını, kimi imanını. Kimi de Allah’a olan itimadını kaybediyor… Nedir bu “Güzellik”. Bir kadını meşhur yapan, podyumlara çıkaran, ajans sahiplerini peşinden koşturan; onu, parası olanların sahip olup, sonra da kenara attığı bir oyuncak bebek haline getiren boyu mudur? Ya da erkekleri tahrik eden yönü müdür güzellik?! Yoksa kadını onurlandıran, onu her dönemde farklı kılan; anne, nine yapan samimiyet midir güzellik?.. Biri ayağa kalksın. “Ya yeni hâl, ya izmihlâl desin” ve haykırsın: “Bundan böyle talim ve terbiye sisteminde, ‘Ali yat, yat uyu’ gibi cümleler kullanılmayacak; yerine, Ali uyan, eğer sen uyanırsan millet de uyanacak. Kudüs, Bağdat, Şam, Kahire hür olacak. Lakin sen, Selahaddin olursan bu olacak. Unutma Ali! İnsan pazularla değil, iman ve yürekle Selahaddin olur. Selahaddin’in kim olduğunu bilir. Selahaddin gibi olursan Kudüs’ten iyi haberler gelecek…” (*Tefekkür ve Tesettürde İslam Diyen Kızlar-İhsan Şenocak-Hüküm Kitap-s.62-)
Bu vesileyle, Cuma gününün hikmet ve bereketi üzerimize olsun inşallah..