‘Çalışan Gazeteciler Günü’ niçin İsrail’in Filistin soykırımını hatırlattı?.?
‘Çalışan Gazeteciler Günü’ niçin İsrail’in Filistin soykırımını hatırlattı?.?
Ahmet Gülümseyen
Günlerin akıp gittiği, takvim yapraklarının dalından bir bir koparıldığı süreçte, hayatımıza giren özel gün ve geceler vardır. Böyle günler için “Yılda sadece bir kez ‘hatırlama-hatırlanma’ özelliğiyle sınırlandığı için yeterli değil” diye düşünsek de gündemin bize neleri yaşattığı-hatırlattığını, paylaşmak istiyoruz. Dün 10 Ocak, yani ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ydü. Hayatımızın tamamı demesek de, 34 yıl gibi önemli bir kısmını geçirdiğimiz spor gazetecilik alanında, bir çok olaya şahit olduk. Düşüncelerimizi yazarak kamuoyuyla paylaşma gayretinde olduk. Temenni ve Duamız o ki, şahsımızdan daha çok, Hakk’ın rızasını kazanma, insanlık için yararlı işler yapmışızdır. İnşallah, halis niyetle bu yolculuğuna devam etmeyi sürdürürüz…
SİYONİST KURŞUN VE BOMBALARLA ÖLDÜRÜLEN YÜZLERCE GAZETECİ
Çalışan gazeteciler günü denildiği vakit, ilk akla İsrail’in Filistin vahşeti geliyor. Siyonist silahlarıyla hayatını kaybeden çocuk, kadın, yaşlı 70 binin üzerinde masum insan ve yaralanan 170 binin üzerinde mazlum kardeşimiz. Hayatını kaybedenler arasında çoğu foto muhabiri, 250’den fala gazeteci de var. Amerika’nın bölgedeki temsilcisi İsrail’in açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden gazetecilerin bir tek amacı vardı. O da İsrail zulmünü tüm dünyaya duyurmak. Mesleklerini yaparken siyonist kurşunlarıyla hayattan koparıldı, ya da sakat bırakıldılar. İsrail’in Gazze Şeridi’ne yaptığı saldırıda hayatını kaybeden “Al Jazeera Mubasher” kanalında muhabirlik yapan Filistinli gazeteci Husam Şebat’ın ölümünden önce paylaştığı “Gazze hakkında konuşmayı bırakma” çağrısı önem taşıyor;“Eğer bunu okuyorsanız, bu İsrail güçleri tarafından benim öldürüldüğüm anlamına gelir. Bunlar başladığında, ben herkes gibi hayalleri olan 21 yaşında bir üniversite öğrencisiydim… Gazze’deki korkuyu dakika dakika belgeledim. Görmek istedikleri gerçeği dünyaya göstermeye çalıştım… Gazeteci olarak görevimi yaptım. Gerçeği aktarmak için her şeyi riske attım ve sonunda 18 aydır bilmediğim huzura kavuştum…” Doğru, tarafsız ve hakikati tüm dünyaya duyurmak için büyük emek sarf eden, insanlığın ve vicdanın sesi olan Husam Şebat ve hayatını kaybeden tüm gazetecileri rahmetle anıyoruz. Mekânları cennet, makamları âli olsun inşallah…
BOMBALANAN VE AÇLIKTAN AĞLAYAN ÇOCUKLAR…
İsrail’in Filistin’deki yaşattığı vahşeti an be an haberleştirerek, soykırımının adeta ispatı-belgesi olan Anadolu Ajansındaki şu habere yoğunlaşıyoruz; Mesleğe North Media Network’te gönüllü olarak başlayan Şerif, daha sonra Al Jazeera Gazze muhabiri oldu. Olayların tam merkezinden haber yapan cesur saha haberciliğiyle tanındı. 2024’te, Gazze’nin kuzeyinde ablukanın ve açlığın en ağır döneminde, iletişimin kesildiği günlerde bile haberlerini iletmek için ev ve hastane çatılarına tırmanarak internet sinyali aradı. Şerif’in kamerası, açlıktan ağlayan çocukları, enkazda yiyecek arayan anneleri, soğuk ve hastalıkla boğuşan yüzlerce sivilin sığındığı okul çadırlarını dünyaya gösterirken, “En acı verici şey sadece bombalamalar değil, bir çocuğun bütün gün tek bir öğün bile yiyemeden ağladığını görmek.” demişti…
“SAHADA ÇEKİLEN HER KARE, TARİHE NOT DÜŞER”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yılın Basın Fotoğrafları Ödül Törenindeki konuşmasına dikkat kesiliyoruz; “Bugün geçmişe dair güçlü bir kamusal hafızadan söz edebiliyorsak, bunun arkasında bu anları doğru yerde ve zamanda, hakkını vererek kayda geçiren bir emek vardır. Bu emek, yaşananı göstermekle yetinmeyen, hakikatin görünür olmasını, toplumsal tartışmaların sağlam bir zeminde yürütülmesini ve toplumun kendi geçmişiyle yüzleşebilmesini mümkün kılan bir sorumluluk alanını da ifade etmektedir. Hafızası olmayan bireylerin ve toplumların, geleceğe dair sağlıklı bir yön tayin etmesi de mümkün değildir… Gazze’de 247 gazeteci, çoğu foto muhabiri olmak üzere bu yaşananları resmetmeye çalışırken hayatlarını kaybettiler, katledildiler…Mazlumun sesinin duyulmasını istemezler. Zalimler için en korkulu şey hakikattir, hakikatin dile getirilmesidir. Dolayısıyla gazetecileri ve hakikatleri tüm dünyaya aktarmaya çalışanları hedef almaları rastgele değil… Bu çaba, yaşananların doğru biçimde tüm dünyaya duyurulmasını mümkün kılan hayati bir tanıklık olduğu gibi uluslararası hukuk açısından da önemli belgeler, deliller oluşturan bir süreçtir…”
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ MESAJI
Bugün ‘madem’ çalışan gazeteciler günü, bu bağlamda hemen akla ‘Her gazete çalışanın, gazeteciler günü kutlanır mı?’ sorusu geliyor! Soru darbeci, magazinci, şantajcı, terör destekleyici, kısacası ‘gazeteci maskesiyle’ kendini saklayan kişileri getiriyor akla! Sahi, kutlanır mı? Bu sorunun cevabını, gazetecilik hayatımızda önemli yeri olan Rahmetli Hasan Karaya hocamızın (Allah rahmet eylesin) 11 Ocak 2015 tarihli yazısında yer aldığını görüyoruz. Mekânın cennet olsun kıymetli hocam. “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün; 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir mesaj yayınlamış ve demiş ki; “Yakın tarihimizde demokrasimizin kesintiye uğradığı, vesayetin somut bir şekilde kendini hissettirdiği dönemlerde ciddi baskılara ve mağduriyetlere maruz kalmış olan medya çalışanlarımızın, geçmişten çıkardıkları dersler ışığında, millet iradesini hiçe sayan vesayetçi anlayışlara artık itibar etmeyeceklerine inanıyorum. O zorlu dönemlerin geride kalmasının akabinde, özellikle son yıllarda gazetecilerimizin çalışma koşullarının iyileştirilmesi yönünde atılan adımlar ulusal ve yerel medyamızın gelişimi açısından da önemli bir rol oynamıştır. Demokratik kültürün ayrılmaz bir parçası olan medyamızın halkımızı doğru bilgilendirmenin yanı sıra birlik ve beraberliğimizin korunması, meselelerimizin suhuletle çözülmesine katkı sağlaması noktasında yapıcı bir rol üstlenmesi elbette mümkündür. Bu açıdan medya çalışanlarımızın, mesleklerini icra ederken toplumumuzun hassasiyetlerini göz önünde bulundurmaya özen göstermeleri, karanlık odakların algı operasyonlarına alet olmamaları da büyük önem arz etmektedir. Bu düşüncelerle, medya mensuplarımızın Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, kendilerine başarılar diliyorum.” Teşekkürler Sayın Cumhurbaşkanım... Bazı gazeteciler “Türkiye’ye ihanet peşinde koşsa” da, biz “Türkiye’nin istikbali” için “çalışıyoruz.”.
MEDIVIA SAĞLIK GRUBU ÇALIŞANLARI UNUTMADI
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla, MEDIVIA Sağlık Grubu’nun düzenlediği etkinliğe iştirak ettik. MEDIVIA Hastanesi Yönetim Kurulu Üyesi Değerli Büyüğüm Ali Erilli Beyefendi ve ekibi tarafından bu özel günde hatırlanmak, biz ve meslektaşlarımızı oldukça memnun etti. Ali Erilli hocamızın günün anlamıyla ilgili düşünceleri, bu anlamda önem taşıyordu; “Basının, toplumun doğru ve sağlıklı bilgilendirilmesinde ne kadar önemli bir görev üstlendiğini farkındayız. İşte bu yüzden sizler adına böyle özel bir günün varlığını çok kıymetli buluyoruz. Sizler nasıl ki gece gündüz demeden, zaman zaman büyük riskler alarak kamuoyunu bilgilendirmek için fedakârca çalışmalar yapıyorsunuz, sağlık çalışanları da aynı şekilde insanların sağlığına kavuşabilmesi ve hayata tutunabilmesi için en zor şartlarda dahi görevlerinin başında oluyorlar. Bu ortak fedakârlık ve sorumluluk duygusu bizleri birbirimize daha yakınlaştırıyor. Sizlerin değerli destekleriyle 14 yıldır çalışma hayatını sürdüren MEDIVIA Sağlık Grubu, bundan sonrada daha ileri gidecektir…” Ali Erilli hocamızın önemine dikkat çektiği gibi, Basın ve Sağlık çalışanlarının önemli bir parçası olan MEDIVIA Sağlık Grubu ailesi-çalışanlarının ortak özelliği, halka sunulan hizmetin ortak paydaları olmalarıydı. Medya mensupları halkın doğru bilgiye ulaşma çabasında olurken, sağlık çalışanlarının ise vatandaşın sağlıklı kalma çabası içerisinde. Halka, insanlığın yararını gösterme çabası içerisinde olan medya mensuplarını bizler de tebrik ederken, Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikten dolayı MEDIVIA Sağlık Grubu çalışanlarına, şahsım ve gazeteci meslektaşlarım adına, bir kez daha çok teşekkür ederiz.