Atılan ‘gol’ veya ‘bombalar’, gerçekleşen ‘suikastlar’ kimin için ne hüküm taşır?
Atılan ‘gol’ veya ‘bombalar’, gerçekleşen ‘suikastlar’ kimin için ne hüküm taşır?
AHMET GÜLÜMSEYEN
Süper Lig’de şampiyonluk yolunda ‘Galatasaray mı, Fenerbahçe mi avantajlı?’ sorusuna 24. haftasında da cevap arandı. Tribün ve ekran başındaki milyonlar, her hafta olduğu gibi, bu haftada ‘oyalanmaya’ devam edildi. Azınlığın çoğunluğa hükmü niteliğindeki futbol aracılığıyla boşa geçen ‘vakit’, kum saati gibi işlemeye/işletilmeye devam ediliyor. Çok değil 3-4 gün sonra Beşiktaş-Galatasaray karşılaşmasının sonucu şimdiden merak konusuysa, bu ‘şoklamanın’ yediden yetmişe, toplumun büyük bir kesimini etkisi altına nasıl aldığı gerçeğini görmek güç değil! Atılan her bir ‘golün’, kimin için ne değer kazanıp kazanmadığını, derinden düşünmek ve karşılığını bulmak, emin adımlar atmak gerekiyor…
DURSUN ÖZBEK’İN CEZASI, BAHİS İDDİANAMESİNDEKİ AYRINTI…
Futbol serüveni, geçmişten bugüne, asırlardır devam eden bir süreç. Toplumun bu denli etkisi altına alan bir başka ‘oyuna’ şahit olmazsınız! Günümüz de ise zirve yaptığına şahit olmaktayız. Madem kitleri bu denli etkiliyor, elbette ki kontrol altında tutulması gerekiyor! Tüm bunlar tabii ki durduk yere aklımıza gelmiyor. Futbol takımlarını yönetenleri söylem ve eylemlerine dikkat etmeleri, tutarlı olmalı gerekiyor. Galatasaray, süper ligin 24. haftasına lider girerken, ‘Bu sezon da şampiyon olacağız’ iddiasında bulunan kulüp başkanı Dursun Özbek’in hanesine iki hafta hak mahrumiyeti cezası yazıldığını görüyoruz. Kulüpleri bir ölçüde ‘lideri’ konumundaki başkanların söylem veya hareketlerinden dolayı ‘cezalı’ duruma düşüyorsa, ligin centilmence geçmemesine zemin hazırlamış olursunuz. Türkiye Futbol Federasyonu başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun cesur ve kararlılıkla başlatmış olduğu ‘futbolda bahis’ soruşturma süreci devam ediyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre soruşturmalar kapsamında 34 şüpheli hakkında iddianame tamamlandı. İddianamede kulüp yönetici ve profesyonel futbolcu isimleri yer alırken, adı geçen isimler ‘Misli’, ‘Nesine’ ve ‘Bilyonel’ isimli bahis siteleri üzerinden bahis oynadıkları gözüküyor. Sesli düşünüyoruz da bu bahis site isimleri takımlar ve federasyonlara sponsor olmuyor mu? Cevap evet ise, böyle bir ‘çarkın’ işleyişine nasıl dur denilebilecek? Yoksa, kumarın (pardon) bahis için helal-haram, yasal-yasal olmayan şeklinde yorumlanmaya devam mı edilecek. Peki, kumarın İslam’da yeri ne? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede, futbolun yanı sıra basketbol, voleybol, tenis, buz hokeyi ve motor sporları alanında bahis işlemleri bulunduğunun tespit edildiğine dikkat çekilmesi, önemli bir ayrıntı olarak ortaya çıkıyor. Böylesi ayrıtılar dikkatli olunması gerektiği, sporu kimlerin ‘kirli’ emellerine nasıl malzeme edildiği gözler önüne sermeye yetiyor…
FUTBOL, HAÇLI VE SİYONİST SALDIRILARI GÖLGELEMEMELİ!
Futbolun ‘toplum’ üzerine olumsuz etkisini konuşurken, görmemiz gereken gerçekleri de göz ardı etmemek gerek. Bir futbol müsabakasında atılan ‘goller’ milyonları sevinç ve coşkuya dönüştürürken, aynı anda komşumuz İran ve Filistin gerçeğini görmemezlikten gelme gafletine düşmemiz gerekmektedir. İçinde bulunduğumuz zaman diliminde İslam topraklarına ateş düşüren siyonist bir anlayışın yansıması var. Amerika ve İsrail şeytani birlikteliğinde gerçekleşen saldırılarda Filistin’de on binlerce masum insanın ölmesine neden olurken, İran’da ise 86 yaşındaki dini lideri Ayetullah Hamaney ailesiyle birlikte, çok sayıda İranlı komutan hayatını kaybetti. Aynı topraklarda şehit edilen Hamas lideri İsmail Haniye’yi unutmak mümkün değil! Dün Balkanlarda haçlı, bugün Orta Doğu’da yahudi soykırımı. Ardı, arkası kesilmeyen ölümler. Tüm bu gerçekleri asla ve asla ve asla görmemezlikten gelemeyeceğimiz gibi, futbol denen ‘oyunun’ bu gerçekleri gölgelemesine izin verilmemeli…