ABD’nin Dünya Kupası üzerinden ayrıştırıcı, yok edici gücü
ABD’nin Dünya Kupası üzerinden ayrıştırıcı, yok edici gücü
AHMET GÜLÜMSEYEN
Olimpiyatlar dünyanın en büyük spor organizasyonu. Her bir olimpiyat halkası sporun ‘evrenselliği’, diğer bir ifadeyle beş halka beş kıtayı (Avrupa-Asya-Afrika-Avustralya-Amerika) temsil ettiği (masalı). Hal böyle olunca da olimpiyatlar sınırları, dilleri ve kültürleri aşarak dünya çapında milyonlarca insanın ortak heyecanı oluyor(muş!). Kağıt üzerinde tanımlar böyle. Bir de sporun uygulanış şekli bize ‘İçki şişede durduğu gibi durmaz’ atasözünü hatırlatır, yanı var. İslam dini tarafından içilmesi haram-yasak olan içki tüketildiğinde, şişedeki o sakin halinden eser kalmayıp, insanın duygu ve davranışları değişiyorsa, günümüzdeki spor da batılı-emperyalist güçler tarafından ayrıştırıcı, yıkıcı, yok edici… gibi insanın yaratılış fıtratına aykırı hükümleri bünyesi-içeriğinde barındıracak hale dönüştürüyor. Sporun modernize ediliş şekliyle ülke insanının dini ve kültürel değerlerinin üzerinden bir ‘silindir’ gibi geçmekte, milli ve manevi değerlerin zarar görmesi, yıkımına neden olmaktadır. Bu durumun önüne geçilmesi için ciddi bir şekilde emek ve çaba gösterilmediği için, böylesi hassas konuyu tekrar tekrar hatırlatma gereği duyuyoruz. Peki, “Böylesi bir sürecin ABD, Meksika ve Kanada’da devam eden 2026 FIFA Dünya Kupası’yla ne alakası var?” şeklinde düşünülebilir! O kadar ilgisi var ki. Devam edelim…
İSLAMİ HASSASİYETLERE TERS SPOR ORGANİZASYONLARI
Olimpiyatlar, Dünya Kupası, Dünya Şampiyonası, Akdeniz Oyunları, Üniversiteler Arası Dünya Şampiyonları gibi diğer birçok spor organizasyonun kuralları, 1896 yılında Yunanistan’da bir tapınakta (her defasında sormuşumdur niçin cami-mescid değil de tapınak?) fitilin ateşlenmesi, giyim kuşamından yapılış şekli-ortamına kadar, batıl inançlara göre kurallara büründürerek organize edilmeye başlandı, o tarihten bugüne kadar da devam etmektedir. Siz eğer tamamına yakını çocuk ve gençlerden oluşan, performans (yarışmacı) gerektiren spor organizasyonlarına bireysel veya ülke olarak katılmak istiyorsanız, bu Müslüman kimliğine İslami kurallara ters düşen yaptırımlara uymak ve uygulamak durumundasınız. Hal böyle olunca dini ve kültürel değerlerin dikkate alınmayıp hiçe sayıldığı bir sürecin parçası olmaya doğru, bir eğilim göstermekle kalmayıp, çarkın bir parçası-dişlisi halini alıyorsunuz. Sonra deniliyor ki, toplumun değerleri neden ayaklar altında. Bu ezbere düşen yaygaralar bize, Allah’ın (cc) buyurduğu “Başınıza gelen bir musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir.” (Şûrâ Süresi-30) ayeti kerimesini akla getiriyor…
ÜLKE İNSANIMIZIN FUTBOLLA-SPORLA HEBA EDİLEN YILLARI
Bakın bugüne futbolun Dünya Kupası olarak tanımlanan organizasyonlarının yapıldığı ülkeler arasında yer alan Mexico City Stadı’nda gerçekleşen açılışta, sözde Dünya’nın müziğinin tanınmış ‘popçularının’ yer aldığı isimler sahne almış. Meksika ile Güney Afrika arasındaki açılış maçı öncesinde eğlence doruğa çıktığı anlar, spor-futbol adına nelerin yaşanabilecek-yaşatılabilecek ‘rezaletler’ çarkının-zincirinin bir işaret fişeği aslında. Temmuz ayını ikinci haftasına kadar, yaklaşık bir buçuk ay sürecek bu ‘oyun-eğlence’, statlarda-sokaklarda yaşanmakla kalmayacak, magazin dünyasının iştahına kabartacak açık-seçik görüntüler ekranlara taşınacak, ülke insanımızın da kıymetli zamanını heba edecek. Böylesi görüntülerin adı futbol-spor olunca ne hikmetse eleştiri boyutu belli bir kesimle sınırlı oluyor. Neden acaba?.?
DÜNYA KUPASI DA BİR OYUN EĞLENCE
2026 FIFA Dünya Kupası maçları, toplum olarak bizleri de çepeçevre sarmış durumda. Her yaş grubundan vatandaşımız bu sabah (14 Haziran 2026) oynanan Türkiye-Avusturalya maçına odaklanışına şahit olduk. Dün olduğu gibi bugünde aynı, değişenin aksine artarak devam eden bir süreç. Sözde bitmek bilmeyen bir heyecan-çekişme. ‘Ülke takımları kazanırken, vatandaşın bundan kazancı ne olacak? ‘sorusu, her defasında belleklerimizdeki yerini koruyor. Tüm bunları düşünürken, düzenli bir hayat için rehber edinmemiz gereken Kur’an-ı Kerim’den şu ayet geldi aklımıza. Allah (cc) buyuruyor ki “Dünya hayatı bir oyun eğlenceden başka bir şey değildir. Müttaki olanlar için şüphesiz ki ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? (En’âm Süresi-32). Diğer organizasyonlar-etkinliklerde bu oyunun bir parçası. Öyleyse bu ilgi ve alakanın sırrı nedir? En kıymetli vaktin heba edilmesi, etkinlik üzerinden toplumun ortak değerlerine saldırı mahiyetindeki ayrıntılar bizi biz yapan milli ve manevi değerlerin yok edilmesinin kapısını aralamaktadır. Cuma namazı kılmak için gittiğimiz camideki sohbette, hoca efendinin Milli Takımımız için başarılı olması için dua etmesi, sürecin hangi boyutlara geldiği-taşındığının bir özeti aslında. Karşılaşmanın meydanlara kurulan dev ekranların dışında, camilere kadar taşınma gayreti. O dua talebinden sonra aklımdan geçen, toplumları günahın içerisine sürükleyen bu ve benzeri oyun ve eğlencelerden kendimizi geri çekme becerisi-erdemliliğini hangi vakit göstereceğiz acaba?
MİLLİ TAKIMIN TOGG İLE UĞURLANMASI
Dünya Kupası tarihine baktığımızda, dikkat çekici ayrıntılara rastlıyoruz. Fransa’da yapılan 1938 Dünya Kupası’nın ardından 2. Dünya Savaşı patlak vermiş. Bir sonraki futbol organizasyonu ise 12 yıl aradan sonra Brezilya’da oynanmış. 13 ülkenin katılım gösterdiği organizasyona Türkiye’nin hak ettiği halde, ekonomik ve yolun uzaklığından dolayı katılamama nedenini, Anadolu Ajansı’na yansıyan haberden öğreniyoruz. Bugüne gelindiğinde kendi ürettiği ve Milli takımın ana sponsoru olan Togg araçlarıyla uğurlanıyor olması sıradan bir uğurlama olmadığının da bir yansıması. Ülke olarak teknoloji, savunma sanayii ve daha birçok alanda gelişmişliğin göstergesi. Bu takdir edici durumu, sporun birçok branşında yaşanan-yaşatılan ‘rezaletlerden’ çocuk ve gençleri koruma kalkanı olarak değerlendirsek, elbette ki büyük bir kazanım olacaktır. Ne gibi sorusuna verilecek en doğru-cevap, karşı mahalle olarak adlandırılan İslam’la şereflendirmeyenleri tarafımıza-yazılarımıza yaptığı seviyesizce saldırılara baktığınızda, ne demek istediğimizin anlaşılması-görülmesi zor olmayacaktır. Tabii, bakanın-anlamak isteyenin ‘gören kör’ gibi kalıcı bir hastalığı yoksa…
BİR YANDA DÜNYA KUPASI, DİĞER YANDA SEL OLUP AKAN GÖZYAŞI VE KAN
2026 FIFA Dünya Kupası başlamasından bu yana da, Amerika destekli İsrail saldırıları Filistin’de devam ediyor. Sadece Filistin’de değil. Bu soykırım ve katliam Lübnan’da da sürüyor. İsrail’in 2 Mart 2026 tarihinden bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılarda bugüne kadar 3 bin 666 kişi hayatını kaybederken, on binlerce yaralı var. İslam coğrafyasında bunlar yaşanırken, Dünya Kupası’nda atılan goller mazlum coğrafyasındaki acı gerçeklerin üzerine bir sis perdesi gibi çökecek. Bunun anlamı; ‘Bir yanda futbol-eğlence-sevinç diğer yanda gözyaşı-işkence-ölüm’. Futbol organizasyonu bittiği vakit, yine “Katil İsrail, işbirlikçi Amerika ve İsrail aleyhine sloganlarımıza kaldığımız yerden devam mı edeceğiz?” Ukrayna savaşından dolayı Rusya’nın olimpiyatlar başta olmak üzere, uluslararası spor organizasyonlarından men eden anlayış, dünyada sporunu yöneten Batıl (haçlı ve siyonist) anlayıştan başkası değil. Öyle olmasa, orta doğuyu kan gölüne çeviren katil İsrail’in suç ortağı Amerika’da Dünya Kupası oynanır mıydı? 30 Mart 2026 tarihli “Amerika-İsrail suç örgütünün ‘ölüm’ saçtığı bir süreçte hangi spor!.” ve 3 Nisan 2026 günü bu satırlarda paylaştığımız “2026 FIFA Dünya Kupası, İslam coğrafyasını kana bulayan Amerika’da!..” başlıklı yazımızda, bugün Amerika’nın da ev sahipliğinini yaptığı 2026 FIFA Dünya Kupası’nın sadece bir futbol organizasyonu olmadığı, ABD’nin dünyada uyguladığı soykırım, işgal ve katliamın, futbol aracılığıyla nasıl kamufle etmeye (unutturmaya) çalıştığı bir organizasyon olduğunun göstergesi. Büyük şeytanın bu oyununa ortak olarak, oyun ve eğlenceye kapılıp, asıl ve ebedi olan ahiret hayatı yerine geçici dünya hayatını (oyun-eğelence) tercih etmekte herekes serbest. Bu da oluyor imtihanın bir parçası-sahnesi. Allah (cc) bizleri gafletten uyanan, İslam’ın temeli olan Kur’an ve Sünnete göre amel eden, yaşayan kullarından eylesin, inşallah. Âmin.