• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Can Karahasanoğlu
Ahmet Can Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Ağca neden Papa’dan önce İznik’e gitti?

29 Kasım 2025
A


Ahmet Can Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Ağca neden Papa’dan önce İznik’e gitti?

AHMET CAN KARAHASANOĞLU

Anlaşılabilir tuhaflıklar ülkesindeyseniz hızlı yorumlayabilme kapasitesine sahip olmalısınız; aksi takdirde düş gücüne dair her şeyi berbat edebilirsiniz. Ağca’nın Papa’dan önce İznik’e gelmesi de bu türden bir tuhaflık. Anlaşılabilir tuhaflıklarda geçmişle buluşma takıntısı dikkat çeker. 

Papa 14. Leo, 1700 yıl sonra İznik Konsili’nin toplandığı yere geliyor. 44 yıl önce Vatikan’da Papa II. Jean Paul’e suikast yapan Mehmet Ali Ağca da henüz Papa gelmeden İznik’e gidiyor.

Tarihin benzer olaylarının benzer zamanlarda bir çekim gücü oluşturduğu söylenir. Şehir efsanesi mevkiindeki tanımlamalara asla katılmam, fakat bu defa sanki böyle bir durum yaşanıyor. 


İznik sokaklarında, yıllar önce öldürmek istediği makamın temsilcisiyle görüşmek istiyor Ağca: “Tarihî gün”, “büyük bir olay”, “görüşmek istiyorum” diyor.

Burada Ağca’nın sanki geçmişiyle kurduğu bir hesaplaşma da var. İfadeleri varoluşun her an değişebilir hâletini anlatıyor. İnsanın kendi hikâyesinin en karanlık yanıyla yüzleşmesi... Üstelik her babayiğidin cesaret edemeyeceği bir yüzleşme.


Geçmişiyle barışmak isteyen, içsel hesaplaşmalarıyla boğuşan bir adamın “ortak mekân”da kendisiyle yüzleşme gayreti bu. Yeni Papa’nın İznik ziyareti, Ağca’nın kapatmak istediği defterin tekrar açılması gibi de okunabilir. 

İznik’in sokaklarında gezinen bu iki insan önemli bir soruyu akla getiriyor:

“Geçmiş sahiden geçer mi?”


Suç, pişmanlık, vicdan hangisi bir düğüm gibi insanı geçmişe bağlar?


Papa’nın gelişi elbette çok konuşulacak; ama Ağca’nın ondan önce bölgeye gitmesi daha çok. Biri dininin en önemli noktasına, diğeri ise vicdanının en mahrem yüküne ulaşıyor aynı bölgede. “Dehanın alameti sınırlarının olmayışıdır.” derler ya, işte o kıvamda bir buluşma bu.

İki figürün aynı karede olması (temennimiz bu yöndedir) dünyaya önemli bir mesaj verir:

“Yara açıldığı yerden kapanır.”

Aslında Dostoyevskiyen bir trajedi parçalanması da diyebiliriz bahse konu olaya.


Tarih bazen sadece bireyleri değil, toplumları da aynı düğüm noktasında yüzleştirir. İznik’teki bu karşılaşmanın gölgesi bana yıllar önce dünyanın başka bir köşesinde yaşanan bir başka yüzleşmeyi hatırlatıyor.

1979’da IRA, İngiltere Kraliyet Ailesi’nden Lord Mountbatten’i bombalı bir saldırıyla öldürdü.


Tam 34 yıl sonra, Prens Charles ve IRA lideri Gerry Adams aynı mekânda buluştu.

Bu, iki tarafın yüzyıllık nefretini sembolik olarak kıran bir tabloydu.

Prens Charles’ın o buluşmada şöyle dediği söylenir:

“Tarih çok acıtır ama konuşmazsak hiç iyileşmez.”

Ağca tarihin geçmiş acısını yeni Papa’yla aynı karede buluşursa iyileştirecek mi bunu da zaman gösterecek. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23