--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yeni Proletarya’dan yeni Prekarya’ya

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
42

19.YY sonunda oluşan kavramlar ve kurumlarla 21.YY açıklanamaz diyoruz ya, artık yeni yeni kavramlarla karşılaşacağız. Prekarya da bunlardan biri. Dikkat, birileri tarafından siz de Prekarya ilan edilebilirsiniz. Kim bu Prekaryalar derseniz, onlar “tehlikeli umutsuzlar ve mutsuzlar”. Ve yeni düzenin mimarları tarafından onların yok edilmesi gerekiyor. Covid bunun ilk adımı olabilir. Onlar, bu kez, sömürge çağında Amerika’daki, Afrika’daki, Asya’daki, Avustralya’daki “insanlaşma aşamasını tamamlamamış yaratıklar” değil, “sosyal mutasyona uğrayarak insanlık özelliğini kaybetmiş, Norm’a uygun davranma yetisine sahip olmayan, yok edilmesi gereken bir sürü” olarak görülecekler.

Önce “chip”leyecek, sonra izleyecek ve “kriminal risk katsayısı”nın üzerine çıktığında önce “dijital köle” olmuyorsa, “dijital mahkûm” o da sizi durduramıyorsa, tek “tık”lık canınız var. “Dijital infaz”la işiniz bitirilecek ve “dijital dönüşüm” çöplüğünde bir organizmaya organik yedek paça da olamayacaksanız, çöp olacaksınız.

Gen haritası ellerinde ya, doğmadık çocukları bile daha ceninken ana rahminde tesbit ederlerse, doğmadan izole edilebilecek. 

Eğer dijital öngörü “cyber city”de sizin için bir rol biçmemişse siz hayatı belirsizliklerle dolu, geleceği öngörülemeyen, riskli yeni bir sınıfsınız! Yani kriminal risk taşıyor olmanız gerekli değil.  

Bakın, dünkü LBGT, önce “+” dediler, şimdi o “+”ya yarım düzine ek geldi. “X,Y,Z” kuşağı var.

Sağcı-solcu, bitti artık. Kadın-erkek olmak da bir anlam ifade etmiyor “yeni normal” dönemin egemenleri açısından, “Türk-Kürt” ya da “Alevi-Sünni” olmak da. Bunların da “gen”i ile oynandı aslında.

Prekarya İngiliz iktisadçı Guy Standing tarafından ortaya atılan bir kavram. Ama bu kavram modern sanayi toplumu, bilgi toplumu için geçerli idi. Bugün çok daha vahim bir durum ve tehlikeyle karşı karşıyayız. Standing’çilere göre Prekarya’da gelecek tasavvuru yoktur. Çalışsın ya da çalışmasın gelecekten kaygı duymaktadır. İşleri her gün bozulmakta, alacağını alamamakta, borcunu ödeyememektedir. Streslidir, öfkelidir. Her türlü provokasyonlara açıktırlar. Tek başlarına kendilerini yalnız ve çaresiz hissederken, kolektif hareketlerde daha fazla şiddet eğilimlisi olabilirler. Eleştirilerinde ve taleplerinde tatminsiz bir sınır tanımazlık içindedirler. Seküler ve pragmatiktirler. 

Şimdi bu durum “dijital dönüşüm”le birlikte yeni bir anlam ve derinlik kazandı. Ve yarın, ilk tasfiye edilecekler listesinde bunlar en baştadırlar.

Prekaryalist bugün Gelenekçiler, Göçmenler ve İlerlemeciler olarak üçe ayrılıyorlar.. Gelenekçiler, kavramları ve kurumları ile birlikte zeminlerini kaybettiler. Gelenekçi orta sınıf ne geri dönebilir ve ne de ileri gidebilir. Modern dünya ile din ve gelenek arasına sıkışmışlardır. Çalışma, eğitim ya da başka sebeplerle göç edenler için çok daha vahim bir durum sözkonusu. Dışlanıyorlar ve gelecek için bir tasavvurları yok. Geldikleri yer ve gittikleri yer arasında sürekli bir korku altındalar. İlerlemeciler, Üniversite mezunu işsizler kitlesi. Bir şeyler yapabileceklerini düşünseler de artık kimse onlara ihtiyaç duymuyor. Otomasyon sistemleri ve robotlar onlara iş bırakmıyor. Onlar ise beyaz yakalı olma hayali kuruyorlar. Eriyen bir umutları var. Ve gelecek günlerin bugünlerinden daha kötü olacağının endişesini taşıyorlar. Çok hızlı gelişmeler, bilgilerini çok çabuk eskitiyor ve her gün Üniversite mezunlarının sayısı artarken iş alanları daralıyor.

Bu insanlar “modern dijital köle”ler, “dijital kast düzeni”nin en alt kesimini oluşturuyorlar.

Bana kalırsa Prekarya ara dönemde bir anlam taşıyacak. “Digital toplum” gerçekleşirse (Allah korusun) daha farklı bir dünya kurulacak. Bugünün insanı ile yarınki insan aynı insan olmayacak. Bu “Bilgi toplumu”ndan farklı bir toplumdan söz ediyoruz. Avatarlar’ın, Humonoid’lerin, Genomic’lerin, Siborg’ların yaşadığı bir dünyadan söz ediyoruz. Sadece insanlar arasında bir bilgileşimden söz etmiyoruz. İnsan, makine, hayvan arasında çoklu, asimetrik bir bilgileşimden söz ediyoruz.

Bizim “Digital Dönüşüm Ofisi”nin öncelikle bu işin felsefesini, ahlakını ve fıkhını oluşturması gerek. Ve işin teknik olabilirliğinden önce ve sağlayacağı faydadan önce zarar ve riski yanında yan etkisi, muhtemel kötü kullanımın sebeb olacağı riskleri analiz etmesi gerek. Zira def-i mazarrat celb-i menafiden evladır.

Bu konuda iktidar ve muhalefet, akademi, STK ve Media’nın derin sessizliğini anlamakta zorluk çekiyorum. Bilmiyorlar mı yoksa korkuyorlar mı, onu da anlamış değilim. 

Birilerinin gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar. 

Ama insanlar bazı gerçeklerin farkına vardıklarında, o gün bir uyanış gerçekleşecek. Allah’ın yardımı bize ulaşacak ve erdemli insanlar bir araya gelecek, “Hılful Fudul” gerçekleşecek, o gün karanlıklar aydınlanacak. İnsanın aklı ile vijdanı barışacak. İnsan insanla, insan tabiatla barışacak. Bunun sonunda insan Allah’la barışacak ve o gün Darüsselam hayat bulacak. Adalet, barış, özgürlük olacak. Kula kulluk bitecek. İlahlık ve Rablik taslayan zulüm iktidarlarının putları yıkılacak, inşallah. O zamana ne kadar zaman var derseniz, kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın. Bu namuslu insanların ittifakı, cesareti ve aklı ile  sorumluluklarını yerine getirip getirmemeleri ile ilgili. Selâm ve dua ile..

 

Yorumlar

(42)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mustafa Akin

29 Temmuz 2020 22:59

Yazilarinizi entellektuel kaygilarla dolduruyorsunuz. Çıkın dünyayı dolasin.sirca sarayinizda yazmak yerine. Mustagrip olmayin..  

Timur

27 Temmuz 2020 12:16

Siz äcaba Yehova sakirti misiniz? OnLarin brosurlerinde ayni yorumlar var.

Tuba

27 Temmuz 2020 07:15

O kafirler bisey yapamaz.Allah bu pisliklere izin verir mi sanıyorsunuz. Hadi onlar haşa Allaha kafa tutuyorlar.Savaş açmışlar da siz niye hep yapacaklar edecekler duyorsunuz??? Yapamazlar edemezler. Çünkü buna güçleri yetmeyecek helak olacaklar inşaAllah...

Alper Irfan Bay

27 Temmuz 2020 04:47

HAKK ça, PAK pakça, gözü PEK çe tespitleri için kalemkeş ..çilekeş yazara şükranlarımiz var..Her tür melanet,maraz ve hin liğin mudavimlerinin mutemadiyen attığı iftiralara, yaptıkları KARA lama mesaisine rağmen KİR ve KİN tutmayan..SABR la HAKKa niyetle SAMİM niyetle DÜŞ leyen DÜŞünen FİKREDEN ..Yazan zat ı güzele ŞÜKRANlarımuz var..Ömrü BEDİİ, Belalar ömründen GERİ olsun

Ufuktan turguta

23 Temmuz 2020 23:02

Sayın turgut bey Tam anlamadık hangi kulvardasınız.Laikcimisiniz , gozü kapalı tarikatcımı yoksa Ak partilimisiniz.Açık konusun sozlesme taraftarımı yoksa

yorumcu tirşik teşekürler

23 Temmuz 2020 22:59

herkes senin gibi yazmiyor adam barmen ,erkek olunca tüm erkekleri suçluyorlar adam tam necis nasıl tüm erkeleri aynı kefeye korsun gerçekleri yazınki hak yerini bulsun.

istanbul sözleşmesi sanki kadını koruyormuş gibi algı oluşturup kabul ettirmek istenirken

23 Temmuz 2020 22:43

diger yandan,islamı akp suçlayıp hedef gösteriyorlar bu yasadan evvel kim koruyordu?

Tırşik

23 Temmuz 2020 21:32

Pınar GÜLTEKİ'Nİ canice öldüren, BARMEN sevgilisini, tek kişilik hücreye koymuşlar...Evli bir BARMEN ve genç SEVGİLİSİ...Bu tezatlık aslında olacakları önceden anlatmıyor mu?

benim tanıdıgım muglalı iyi usta terzi vardı,alkolik olunca terziligi devam ettiremedi

23 Temmuz 2020 19:20

söyledigi bbirşey vardı ,alkolden vazgeçemegi halde müslümanlıkdan,vaz geçmmem diyordu.7 sene tatalak yaşadı. ve öldü bazıları müstesna bu zamandamüslümdnların durumu ona benziyor islami konuşma imaj aksine nefsimiz aç.

turgut ertav

23 Temmuz 2020 19:08

İSTANBUL SÖZLEŞMENİN DEVLET DÜZEYİNDE TALEPLERİ Önleme - Kadınlara yönelik şiddetin kabullenilmesine neden olan tutumların, toplumsal cinsiyet rollerinin ve klişelerin değiştirilmesi; - Mağdurlar üzerinde çalışan profesyonel kadroların eğitilmesi; - Farklı şiddet türleri ve bunların travma yaratıcı özellikleri hakkında farkındalık yaratılması; - Eğitimin her kademesinde, eşitliği ele alan konuların ders müfredatına dahil edilmesi; - Halka ulaşabilmek için STK’larla, medyayla ve özel sektörle işbirliği yapılması. Koruma -Tüm tedbirler içinde, mağdurların ihtiyaçlarına ve güven içinde olmalarına en büyük önemin verilmesinin sağlanması.Saygılar.

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle