8 Mart’ta ne oldu?

08 Mart 2019 Cuma

Bugün, dünün devamı bir yazım vardı, ama araya 8 Mart girince, yayın akışını değiştirmek zorunda kaldım. O yazı yarın çıkacak inşallah!

Dün Cemaziyelahir’in son günü, yani Regaib kandili idi. 26 Recep, yani 2 Nisan İsra. 14 Şaban, yani 19 Nisan Beraat. 1 Ramazan 6 Mayıs. 26 Ramazan, yani 31 Mayıs Kadir gecesi.. 4 Haziran Bayram!.  Bu sene “Dünya kadınlar günü”, “3 aylar”ın başlangıcı olan Recep ayının ilk günü ile aynı zamana denk geldi.

8 Mart dolayısı ile 4 ayrı etkinlik vardı o gün. Bir yandan dünya kadınlar günü kutlanırken, öte yandan 3 ayların başlangıcı olması ile dindar birçok kişi oruçluydu. O gün günlerden Cuma idi. Ve o gün Sultanahmet’te iki ayrı etkinlik daha vardı. Suriye’deki savaşta vefat edenlerin sayısı 1 milyonu, muhacirlerin sayısı ise 12 milyonu geçmişti. 7 bin kız kardeşimiz de cezaevindeydi. “Vicdan Hareketi”ne destek vermek için, “Savaşların da bir hukuku olsun” diye, dostluğumuz belli olsun diye Allah’ın rızası o yöndedir diye, kadınlar ve çocuklar için, 8 Mart’ta Sultanahmet’teyiz inşallah!. vicdanhareketi.org da bu etkinlik çerçevesinde bir imza kampanyası başlattı.

Kuşkusuz bizim Suriye’ye bakışımız sadece bir vijdani bakış açısı değildir. Elbette vijdan önemlidir ve bu bir erdem hareketidir. Bu bizim için aynı zamanda imani bir sorumluluk ve ödenmesi gereken bir borçtur.

Suriye’nin, daha doğrusu “Bilad-ı Şam”ın bizim için imani, insani, ahlaki, tarihi, vijdani boyutları vardır. Babam doğduğunda biz tek devlettik. Orasının “Arz-ı Mev’ud coğrafyasını olduğunu bile bilmez, içimizdeki “bizden” görünen birileri. Ben K. Maraşlıyım. Bizim nüfus, tapu kayıtlarımız 100 yıl önce Halep nüfusuna kayıtlı idi. Şimdi Türkiye’yi yönetme iddiasında birileri çıktı. Onların burada ne işi var, bizim orada ne işimiz var diyor. Bu Sycos-Picot kafalılar, Balfour kafalılar ve onların peşinden gidenler, bugün aramıza yeni sınırlar çizme sevdasındalar.

Yine o gün #AdaletPlatformu #AilePlatformu #ÇocukHakları‏ @AdaletPlatformu tarafından desteklenen 24 şehir, dokuz ilde dokuz camide ‘aile yıkan yasalar kaldırılsın› etkinliği  vardı. 

İstanbul, Bursa, Diyarbekir, Ş. Urfa, Kayseri, Batman, Adana, İzmir, Malatya, Bolu, Manisa, Alanya, Gerede, Karabük, Gaziantep, Hatay, Mardin, Sakarya, Bolu, Antalya, Konya, Kocaeli, Denizli, Ankara’da insanlar camilerde toplanıp, aileyi tehdit eden yasalara karşı seslerini yükselttiler ve “Aileyi yıkan yasalar kaldırılsın” dediler. “İstanbul sözleşmesi iptal olsun, 6284 sayılı yasa kalksın” diyen insanlar “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve İstanbul Deklarasyonu”nun aileye karşı açılmış bir savaşa dönüştüğünü söylediler.

İstatistikler, gençlerin evlenmekten caydığını, evlilerin ise boşanmak için mahkemelik olduğunu söylüyor. Çocuk sayısı düşüyor. Devam eden evliliklerde ise mutluluk katsayısı çok düşük. Media, diziler, insanları eşcinselliğe özendirdiğine ilişkin ciddi bir endişe söz konusu. Aile kan kaybediyor!

8 Mart’ın hikayesi şöyle: Takvimler 8 Mart 1857’yi gösterirken ABD’de New York’ta dokuma fabrikasında çalışan, modern köleler, kadın işçiler ağır çalışma şartları ve düşük ücretler sebebi ile işçi kadınları greve zorladı. “Daha iyi şartlarda çalışmak, çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi, eşit işe, eşit ücret” istiyorlardı. Buna ek bir iddia daha var, 8 Mart 1857’de greve çıkmak isteyen kadınların engellenmesi için kadınlar fabrikaya kilitlenir. Çok sayıda kadın işçi hayatını kaybeder.  Bu da işin tuzu biberi olur. Sendikacılar 25 Mart 1911 tarihinde Asch binasında üretim yapan Triangle gömlek fabrikasındaki yangından da söz ederler. Bu yangında hayatını kaybeden 146 kişiden 129’u kadın, bunların 48’i sendika üyesiydi.

Sonuçta bu kadınlar günü, bugün bu işi kapitalistler benimsese de sosyalist, sendikalist bir gelenekten geliyor. 1910 yılında 2. Enternasyonal, Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplandı.  Alman Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak kabul edilmesini teklif etti. Teklif oy birliğiyle kabul edildi. Zaman içinde Feministler bu işi sahiplendi. Biliyorsunuz, sivil toplum fikri de bir sosyaliste ait. İtalyan Gramschi! Yani 8 Mart, sol, sosyalist, sosyal demokrat gelenekten gelen, işin içinde ABD, Almanya, Danimarka’nın da olduğu bir eylem. Bu karar sonrası Dünya Kadınlar Günü ilk kez 19 Mart 1911’de Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de anıldı ve gösterilere çok sayıda kadın katıldı. Kadınların yeni talepleri vardır: Oy verme, seçme-seçilme, meslek edinme ve mesleki eğitim görme hakkı isteniyordu. 1917’de de Rus işçi kadınlar “Ekmek ve gül istiyoruz” sloganlarıyla sokaklara çıktı. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde 8 Mart anmaları yasaklansa da 1960 sonrası ABD’de bu gösteriler yeniden başladı. BM 66 yıl sonra 8 Mart’ı ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak kabul ettiğinde artık üyeler, muhteva ve sloganlar çok değişmişti. Bizde 8 Mart ilk kez 1921’de komünist kadınlar tarafından Ankara’da bir bağ evinde düzenlenen toplantıyla gerçekleşti. Ancak bir sonraki buluşma için 54 yıl geçmesi gerekti. 1975’te Ankara ve İstanbul’da İlerici Kadınlar Derneğinin girişimiyle 8 Mart ilk kez kamuya açık olarak 400-500 kadının katılımıyla kutlandı.

Bizde 8 Mart 2016’da “Feminist Gece Yürüyüşü” ile önce feminist gösteriye, ardından gay ve lezbiyenlerin, fahişelerin sokaklara çıktıkları bir gösteriye döndü. “Dünya Emekçi Kadınlar” günü önce “Dünya Kadınlar Günü”ne döndü, ardından “Feminizm” üzerinden gay ve lezbiyen gösteriye döndü. Sloganları “Lilith’in Sürtükleriyiz” , “Dolapta zıkkımın kökü, sokakta isyan var”, “Tam iffetli olacam bi gülme geliyo”, “Zıvanadan çıkalım”, “…mişim kime ne!”, “Namusumu kirletmeden duramam” gibi daha buraya yazamayacağım bir sürü abukluklara döndü!

Bunların, Suriyeli, Filistinli, Mısırlı, Yemenli kadınlarla, kızlarla, annelerle bir ilgisi yok. Aile diye bir meseleleri yok. “İffet”le dalga geçiyorlar, fahişelikten yanalar. Bunu özgürlük olarak görüyorlar.

Kadın hakları” diyorlar da, artık kadın-erkek birbirine karıştı. “Cinsiyet eşitliği”nden vazgeçtiler, “cinsiyetsiz bir toplum” için çalışıyorlar. “Kadın” da “yok” onlar için, “aile” de. Biz “hanım”, “hatun” diyoruz. Önce “bay-bayan” dediler, olmadı “kadın-erkek” dediler. “beyefendi-hanımefendi” mi kaldı! “Efendi” demek yasayla yasaklandı ya! “Ana-anne, hala, teyze, nine” zaten yok. Kim ki onlar! Cinsiyet ayırımı da yok artık. Transseksüel, biseksüel tipler. Kadın gibi erkek, erkek gibi kadın. Şeytana köle olmanın adını “özgürlük” koydular. Artık “Dünya kadınlar günü” de cinsiyetçi, ayırımcı bir gün olduğu için artık birkaç sene sonra kaldırırlar herhalde!? “Cinsiyetsiz eğitim”in, “başarı”ya odaklanmış ve “gayeye giden her yolu meşru sayan”, “Lilith’in çocukları”nın, bizim, Osmanlı’yı “Lale devri”nden ibaret sanan “Tanzimat kafalı” “Lale devri çocukları”nın varacağı yer orası!

Neyse, işte durum bu. Bakalım bugün bizim siyasiler, bürokratlar, kadın dernekleri neler söyleyecekler.

 Suriye’den ve aileden söz edecekler mi? Birileri aileye savaş açtı. “Topyekûn bir savaş”.. Evlilik dışı beraberlik ve çocuksuz bir toplum için!. Allah şerlerinden emin eylesin.(Amin) Selâm ve dua ile..

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • KaptanKaptan7 ay önce
    Erkek hegoman toplumlarda bir derdi anlatmak konuşulmak muhattap alınmak talepleri iletmek için iyi seçilmiş bir hedef aslında.. aile kutsalını aşağılama fikri.. yoksa kim kale alırdı.(bende dahil). mesela siz bu canım köşeyi ve bu köşe için zamanı bu koruya ayırmışsınız.. bende gecenin bu vaktinde yazınızı okuyorum
  • SELAMETADALETSELAMETADALET7 ay önce
    Dilipak beyin hem yazılarınıokudum hemde gece yarılarına kadar o yazılara yapılan yazıları.Yazarda yorumcularda bir yerde havanda su dövüyorlar.Niyemi?Yarın deselerki:İsteyen istediği ülkeye gitsin serbest.Kaç kişi islam ülkesi olan ülkelere gider.İslam ülkelerindeki kaostan kaçanlar denizlerde boğulma pahasına hırıstiyan ülkelere kaçıyor.(Zalimin zülmünden gene zalimin kucağına) Peki sebeb ne:Herkes kendi cemaati menfaatine islamı yorumluyor.ADALET ŞERİAT hak getirede ondan.Kimse adil hareket etmiyor.Adalet yok partisi var kendisi yok.
  • Adem AdemoğluAdem Ademoğlu7 ay önce
    Sayın Dilipak; Bu yazınizın altina bende imzamı atarım ve diyorum ki; Bade harabel Basra.Yani basea harab olduktan sonra ah vah yapnanın hiç bir kıymet i harbiyesi yoktur. Zira 17 yıldır siyasete basamak yapılan dinin içi tamamen boşaltılmış durumda. Başörtüsü yasağı kalktı ama tesettür tamamem tarihe karıştı. Tek bir şahsı iktidarda tutma adına din ve dindarlık öylesine sulandırıldı ki bugün dindarlık adına zulüm yapılıyor ve dindar geçinenler bu zulümü alkışlamaktalar.zatı alinizinde içinde bulunduğu Akitçiler acaba 17 yıllık akp ijtidarının hangi yanlışına yanlış dediler. Ancak şimdilerde bıçak kemiğe dayandı ve yeni yeni uyanmaya başladınız. Zannederim çok geç kaldınız ve şimdiki çabalarınız açılan yaraları kapatmaya yetmiyecektur diye düşünmekteyim. Bakın şimdi öyle aklıselimle düşünen bir toplum yok. Tek bir adama odaklanmış ve o adama kilitlenmiş bir toplum var. O adamda iktidarı kaybetmemek için muşru ve gayrimeşu demeden her yolu mubah saymaktadır. Yani bu adam şimdilerde fetö dediği yapıyı devletin her kademesine yerleştirirken ve " ne istedilerde vermedik" derken siz deseydiniz ki kimin malını kime veriyorsun. Bu günki duruma düşülmeyecekti.Ama maalesef bunkar yaşandı ve zannederim ki böyle giderse bugünler iyi günlerimiz olacaktır.yani sizler hesap veremiyeceksiniz öyle bir jaç yazı ile kapanacak bir hesap değil diye düşünmekteyim. Alkah hepimizi affetsin. Selam ve dua ile.
  • ALI.FALI.F7 ay önce
    Allah razi olsun,
  • CemoCemo7 ay önce
    Yani 8 Mart, sol, sosyalist, sosyal demokrat gelenekten gelen, işin içinde ABD, Almanya, Danimarka’nın da olduğu bir eylem... sosyalist gelenek ve abd ayni kefede mi.
  • OzanOzan7 ay önce
    Özgürlük herkese lazım, farklı siyasi görüşlere sahip olsak da,medineyeti farklı yazarları okumakta buluyorum.bunlardan birisi sizsiniz, çünkü her zaman adaleti savunan kazanır..
  • Ferhat CavdarFerhat Cavdar7 ay önce
    New generation rumuzlu kardes: sen belliki liberal islam in isigi ile aydinlanmissin, zira burda yapilan elestiriler yerinde elestiriler. Bu elestirilersadece akp ye yönelik degil. Genel anlamda parti farki gözetmeksizin bizim mukaddesatimiza savas acan ve bizim milli degerlerimizi asagilayip Ab nin isigi ile milletimizin aydinlatmaya calisan her olusuma karsi.
  • Remzi hoca Remzi hoca 7 ay önce
    Hocam çok güzel bir yazı. Kalemine sağlık. Tuz koktu bilen biliyor. Doğru söyleyeni 9 köyden kovuyorlar...
  • Ö.ŞenkÖ.Şenk7 ay önce
    Sayın Dilipak,Sürekli Ak partiyi tenkit ediyorsunuz.Sizin Açıkça ne CHP yi ne SP yi ne HDP yi ne İP yi şöyle dörtbaşı mamur tenkit ettiğinizi görmüyoruz.Sanki bütün kötülükler ve kötüler AK partide ve bu millet de yirmi senedir.Bu” kötülerin”peşinde bu mudur? Sayın Dilipak,yapmayın her kul hatalıdır.Hatta siz bile.Lütfen sabah ezanını okuyan sabah namazını kıldıran başkanımıza her yazınızda dolaylı tenkitlerinizi birazda şu rabbiyesiri silinmişlere yöneltin lütfen.
  • KASVAAKASVAA7 ay önce
    Vay hocam vay...Ben bir öğretmenim ve yeni nesilin iç dünyasını keşfettikçe çekip gitmek istiyorum uzaklara...
  • Ömer farukÖmer faruk7 ay önce
    Hocam bu durumlar maalesef son 15 yılda daha da ayyuka çıktı. Onlardan birşeyler istedik. Verdiler. Onlarda bizden birşeyler istedi. Bizde verdik. Süreç bu. Sonuç ne olur. Bilinmez. Rabbim bilir.Yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum. Allah sizden razı olsun. Rabbim bizleri istikamet üzere eylesin. Doğruyu doğru bilip doğrularla beraber eylesin. Yanlışı da yanlış olarak bilip yanlışlardan uzak eylesin. Amiin. Allah a emanet.
  • ZubeydeZubeyde7 ay önce
    1.8.2014 te AB uyum islama uyumauzluk yasası 6251 sayılı LGBTLİ BİREYLER YASASINI AKP YAPTI
  • YaziyorumYaziyorum7 ay önce
    Tam isabet,ozgur olduklarini sanan zavalli dodagi yanagi alli,ozgurlukdeki maksat diledin gibi yasamak dikkat et hayvanlardan ileride olamazsin bugun tv uc bes kadin ben ozgurum kimse bana karisamaz fahiselikde,yarisaman,bunu bir hayvandan duyamazsin.cunku,kopek kedi evcil kus yine bir sahibi var bir insan pe.evekse ,ona enguzel soz soylesen mutlu olmaz ,pe.evek demedin.
  • Dilek TokgözDilek Tokgöz7 ay önce
    Ağzınıza sağlık
  • ..... ..... 7 ay önce
    Peki bugün çalışan kadınların hakkı alındı mı şimdi yapmayın ya! yazar bazı sloganların uçukluğuna yorum yapmış. Bu günler ve gösteriler de ötekileştirme. Anneler gününü face te kutlar normalde umurunda olmaz. Sevgililer gününde bir hediye alır iş tamam. Bunu gören diğer kadınlar da hediye ister oh kapitalist çark döner. Kadınlar diri diri yakılmış kimsenin umurunda değil yeter ki bu cart curt günleri noel gibi abartıyla kutlansın. Zaten ülkemizde abartmayın şu günleri dedikçe insanlar daha da çok abarttı. Ramazan ayında herkesin içinde yer içer hoşgörüüüü der ama kendileri kadınlar gününün ya da feminizmin gerçek yüzüyle ilgili bir yorum okusalar aynı hoşgörüyü göstermezler. Çoğu kadının dışarda canı çıkıyor tam zamanlı çalışmaktan. Hamileliğinin son gününe kadar çalışmak zorunda kalıyorlar. Ortada zulüm var ama anlayacak kafalar yok. Bir nesli de çocuk da yaparım kariyer de ile yediler.
  • Emekçi kadın sadece çalışan kadın mıEmekçi kadın sadece çalışan kadın mı7 ay önce
    Evini idare eden çocuğunu büyüten kadın çalışmıyor mu? Çalışmak için illa para kazanmak dışarda olmak mı gerekiyor. İşsiz kadınlar bu günde kendisini nasıl hissetmeli... Tıpkı anneler ya da babalar gününde annesi babası olmayan çocuklar gibi. Sevgiyi daha içtenlikle gösteremez miyiz? İlla gösteriş olmalı değil mi? Eskiden böyle günlerimiz yoktu ama biz birbirimize daha çok değer verirdik insanlar olarak....
  • YahyaYahya7 ay önce
    Sn. Dilipak, iyi hoş güzel yazmışsınız. Allah razı olsun. Ancak bir anekdot vardır bilir misiniz:Zamanında bir baba oğlunu müneccim olsun diye, okula yollar. gel git zaman geçer ve oğlu babasına gelir, baba ben oldum der.Babada peki oğlum der ve oğlunu test etmek için avcuna bir yüzük alır.Oğluna sorar, oğlum avucumda ne var der?Oğlan biraz düşündükten sonra: baba elinde yuvarlak bir şey var der...baba heyecanlanır eee oğlum der...Oğlan biraz daha düşündükten sonra: baba o elindekinin ortası delik der...baba dahada heyecanlanır, e oğlum söyleyi ver artık der...Oğlan, babacım o elinde sakladığın değirmen taşıdır der...Affınıza sığınırak, sizde aynı şekilde mevzunun etrafında dolaşıyorsunuz ancak mevzuya bir türlü gelemiyorsunuz!!! Yani bu işin müsebbibi kim?
  • ahmetahmet7 ay önce
    iktidar bu sureçte çok vebali var zinayi serbes birakanlar da malesefmüslüman geçinen ak idareciler
  • Rabia Rabia 7 ay önce
    Tam bu çirkin suçlamalara ve önyargılı karalamalara bir cevap yazayım diyorum......... Ay bana bi gülme geliyor
  • Eyüp UzunaliEyüp Uzunali7 ay önce
    Sayın Dilipak 8 mart dünya emekçi kadınlar günü idi.Çalışan kadınların haklarının alındığı günü fahişeliğe indirgemenizi yadırgıyorum.Bir müslüman olarak günah değil mi?Bu değerlendirmeyi ancak yaradan yapar senin benim hakkım değildir.
  • İLBEYHAN İLBEYHAN 7 ay önce
    Abdullah Gül hakkında bu ve benzer biyografilere ulaşmak mümkün olsa da sahne arkasındaki Abdullah Gül hakkındaki gerçekler pek de bilinmemektedir. Dikkat edilecek olursa biyografi de önemli bir ayrıntı hemen fark edilecektir. Gül’ün, koalisyon hükümetinde gölge bakan yani Erbakan’ın “ajanı” olarak görev yaptığı not edilmiştir. ABD / Gül ilişkilerinde Gül’e verilen görevlerin yerine getirmesi için motive edildiği, başarısız kaldığı durumlarda ise Gül’ün, ABD’den özür dilediği veya başka şekilde telafi etme girişimlerinde bulunduğu en dikkat çeken ayrıntılar arasında yer alıyor. Pearson, Gül’ün ABD zihniyeti ve dış politika konusunda mükemmel bir kavrayışa sahip olduğunu ileri sürerek ABD’nin bölge çıkarlarını koruyabileceğini ve bu konuda ABD stratejilerini, önerilerini kabul edebilecek bir ideolojiye sahip olduğu hatırlatmasında bulunuyor. Ayrıca yıllarca Refah ve Fazilet partisi içinde de-facto (fiilen) bir sözcü gibi hizmet verdiği, İslamcı muhatapları tarafından mantıklı, açık görüşlü olarak değerlendirildiği de not olarak düşülüyor.Pearson’un not olarak düştüğü bu önemli ayrıntılar, Abdullah Gül’ün içinde bulunduğu İslami, sözüm ona muhafazakâr harekete karşı bile sinsi bir politika izlediğine işaret etmektedir. ABD’nin yakın ilişkide olduğu kişilerin başında gelen Gül’ün, Türkiye’nin İslami başörtüsü takan kadınların, toplumun tam katılımcıları olarak kabul etmesi gerektiği konusundaki inancında samimi olduğuna dikkat çekilirken eşi Hayrünnisa’nın AİHM’e açtığı davaya da yer veriliyor. Gül’ün bakış açısıyla, sivil-asker ilişkilerinin de analiz edildiği kriptoda asker-sivil arasındaki dengesizliğin giderilebilmesi gerektiğine inancının da tam olduğunun altı çiziliyor. Kısacası ABD’nin, Türkiye’de uygulamaya koyduğu dönüşüm projesi için Abdullah Gül’ün uygun, güvenilir birisi olduğunu üzerinde ısrarla duruluyor. Abdullah Gül’ün, ABD’li diplomatla gerçekleştirdiği özel bir sohbette asker-sivil ilişkisine dair aktardığı bilgi, kriptoya şu şekilde yansıyor:(…)Gül bize dobraca dedi ki; bu tür demokratik reform için ısrarcı olmak eğer Kemalist müesses nizam tarafından “istikrarsızlaştırıcı” olarak algılanacaksa, varsın olsun.”Gül’ün reformdan kastı, ABD’nin çıkarları doğrultusunda Türkiye’nin dönüştürülmesiydi. Daha net ifadeyle, Türkiye’yi istikrarsızlaştırma projesinin üzerine Gül’ün de dediği gibi “reform” örtüsü atılarak uygulamaya konulmuştu. Bu kriptodan 6 gün sonra yani 22 Kasım 2002’de ikinci bir telgraf, Ankara Büyükelçisi siyasi müsteşar vekili Nicholas Kass tarafından kaleme alınıyor. Gül’den ziyade ailesi hakkında bilgiler içeren bu kriptoya ise “Yeni Türk Başbakanı Abdullah Gül’ün Ailesi” başlığı atılmış ve “KİŞİYE ÖZEL” ibaresi düşülmüş. Erdoğan’ın, İslam etkisindeki AK Partinin iki numaralı adamı Abdullah Gül’ün bir demokrat, siyasi reformcu, bununla birlikte İslam’ı ciddiye alan bir ailenin reisi olduğu ve ahlaki eğilimlerini dışa vurduğuna dikkat çekilen bu kriptodan, yalnızca Gül’ün değil, eşi Hayrünnisa’nın da ABD’li diplomatlarla görüştüğünü öğreniyoruz. Hayrünnisa Gül’ün Türkiye hakkında ABD’li diplomata neler söylediğini önce kriptodan okuyalım:(…) Gül’ün eşi Hayrünnisa ve üç çocuğu, başbakanın kuvvetli Müslüman inancını paylaşıyor ve dışa vuruyorlar. 40’lı yaşlardaki bayan Gül, İslami başörtüsü takıyor. Genç, 16 yaşında evlenen Hayrünnisa, birçok elit Türk tarafından tipik bir örtünen evli Müslüman kadın olarak algılanabilir. Ancak ağırbaşlı olmakla birlikte muhafazakâr ama şık kıyafetlerinin gösterişli fakat zevkli mücevheratının ve Kemalist adaba kafa tutma konusundaki çelik kararlılığın yansıttığı bizatihi dikkat çekici bir varlığı var.”(…)TEZKERE’NİN REDDİ GÜL’ÜN PLANINI BOZDUTezkerenin reddedildiği aynı gece gönderilen ilk telgraftan yalnızca 55 dakika sonra ikinci bir telgraf daha aynı adreslere ve yine Pearson imzasıyla gönderiliyor. Dışişleri müsteşarı Uğur Ziyal, tezkerenin reddedilmesinden dolayı öyle bir telaşa kapılıyor ki tam 55 dakika içinde hiç vakit kaybetmeden Pearson’u ziyaret ediyor. Ziyaretinin sebebini ise Pearson ile yaptığı görüşmenin içeriğinden anlıyoruz. Tezkerenin reddedilmesinden dolayı mahcubiyetini belirten ifadeler kullanan Uğur Ziyal, Türkiye ile ABD’nin stratejik ortaklığa bağlı olduğunu ama provakatif bir Türk tepkisini kontrol edebilmek için de ABD desteğine ihtiyaç duyduklarını söyleyerek ricada bulunuyor. Uğur Ziyal’ın, provakatif olarak nitelendirdiği her ne kadar açıkça belirtilmemiş olsa da bu kitlenin AKP tabanı veya seçmeni olduğu, kuşku bırakmayan bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü cumhuriyetçi, Atatürkçü tüm kitleler, Irak’ın işgaline başından beri karşı çıkmış ve kamuoyunu uyarmak için büyük bir mücadele içine girmişlerdi.Uğur Ziyal, tezkerenin reddedilmesinden dolayı öylesine suçluluk duygusuna kapılıyor ki, adeta af diler gibi Abdullah Gül ile birlikte tezkerenin geçmesi için parlamenterleri ikna etmeye çalıştıklarını ve hatta başbakan Gül’ün, istikbalini riske atacak kadar ateşli bir Amerika taraftarı olduğunu şu sözleriyle net bir şekilde ortaya koyuyor:“(…) Ziyal, başbakanın (Abdullah Gül’ü kastediyor), hükümetin, Amerikan dostluğundan yana çıkabilmek için istikballerini riske attıklarını söyledi. AK Parti’nin, sonucu değerlendirmek ve hükümetin bundan sonra ne yapacağına karar vermesi için pazar sabahı toplanacağını da belirtti.”Bildiğiniz Abdullah Gül kimliğine buradan okuduklarınızı da eklediğinizde, içeriye oynayan Gül ile dışarının emir kulu Gül olarak iki farklı kimlikle karşılaşıyorsunuz. Evet Gül’ün Amerikancı olduğuna, ABD çıkarlarını koruduğuna dair yaygın bir söylenti var ancak kriptolardaki bu gerçekler, Abdullah Gül’ün gerçek kimliğini tartışmasız bir şekilde ortaya koyması bakımından önemlidir. Yukarıdaki ifade de Ziyal, Gül’ün ABD için çalıştığını doğrudan söylemek yerine “Amerikan dostluğu” şeklinde ve kendince diplomatik bir dille ifade etmeyi tercih ediyor. Oysa Ziyal’ın bu itirafının okumasını yaptığımızda “Vermiş olduğunuz göreve çok çalıştık ama başaramadık, özür dileriz.” olduğu açıkça görülmektedir. Uğur Ziyal ile yapılan bu görüşmede, Pearson’ın asıl öğrenmek istediği ise tezkerenin yeniden meclise gelip gelmeyeceğidir. İşte o soru, kriptoda şu şekilde yerini buluyor: “(…) Tezkerenin ikinci defa parlamentoya getirip getirmeyeceğinizi ve bunun ne şekilde olabileceğini, mümkün olan en kısa zaman içinde bilmemiz gerekiyor.” Bu soru karşısında Uğur Ziyal, yönetim toplantısının ardından en kısa sürede kendisine fikir vereceğini, bilgilendireceğini söylüyor. Bu konuşmalardan, ABD’nin tezkerenin çıkacağına dair hala ümitli olduğu görülüyor ancak daha da önemlisi bu itiraflar, AKP’lilerin adeta ABD’nin memurları gibi çalıştıklarını, onlardan talimatlar aldıklarını ve ABD taleplerini karşılayamadıkları durumlarda ise suçluluk duygusuna kapılarak özür dileyecek kadar bağımlı olduklarını gösteriyor. Tezkerenin reddinden sonra Uğur Ziyal ile tezkereye ilişkin yapılan bire bir bu görüşme sonrasında “tezkerenin sonuçları, eleştirisi ve yorumları” şeklinde Pearson tarafından detaylandırılarak telgrafa not olarak düşülüyor.(…)Abdullah Gül, neredeyse Amerikan kriptolarının tamamında yer alıyor. AKP’nin kuruluşundan itibaren aldığı görevleri boyunca -ki özellikle de dışişleri bakanı olduğu dönemde, Dışişleri Bakanlığı’nı adeta ABD’nin, casus yuvasına dönüştürmüştür. Kendisine bağlı olan dışişleri yardımcısı Ali Tuygan, dışişlerinde görevli Oğuz Çelikkol, Dışişleri sözcüsü Namık Tan, dışişleri Ortadoğu başkanı Sedat Önal gibi isimlerden bir istihbarat ağı kurmuş ve Öcalan’ın teslim edilmesiyle bozulan Türkiye-Suriye ilişkilerinin yeninden kurulması için aktif olarak çaba gösteren Necdet Sezer’in bu konuda gerçekleştirdiği görüşme ve toplantılarını işte bu kişiler aracılığıyla ABD’nin Ankara büyükelçiliğine, ABD’li diplomatlara ve siyasi müsteşarlara sızdırarak sabote etmeye çalışmıştır. Başta, Barzani ile yaptığı PKK görüşmeleri de dahil olmak üzere ABD’nin isteği üzerine gerçekleştirdiği resmi-gayri resmi tüm görüşmelerini, yukarıda isimlerini verdiğimiz kişiler aracılığıyla ABD’li diplomatlara ulaştırmıştır. ABD’nin Ortadoğu planının olmazsa olmazı “Suriye’yi yalnızlaştırma” planında Gül, aktif rol almış ve hatta ABD’nin istihbarat elemanı gibi çalışmıştır. Gül’ün Suriye ziyaretini planlayan da ABD’dir. Bağdat’ta Celal Talabani ve Mesut Barzani ile buluşan Gül, Suriye’den dönüşte ABD’ye, PKK konusunda istihbarat bilgileriyle gelmiş ve bu bilgileri Bu kriptoda ayrıca Abdullah Gül’ün de dahil olduğu, ABD’nin bölge çıkarlarını destekleyen isimlerin listesi de yapılmıştır. İşte o liste:- Dönemin Başbakanı Abdullah Gül,- Genelkurmay 2. Başkanı Hilmi Özkök,- Kanal 7 Haber sunucusu Akif Beki,- Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Nüzhet Kandemir,- Tercüman Gazetesi yazarı Hasan Celal Güzel,- MHP’li eski devlet Bakanı Şevket Bülent Yahnici.
  • VatandaşVatandaş7 ay önce
    Valla cok haklısın dilipak hocam
  • Kadınlar üzerinden oynanan oyunKadınlar üzerinden oynanan oyun7 ay önce
    Irak'ta, Suriye'de ırzına geçilen feryat eden kadınlar ve çocuklar bir yana Doğu Türkistan'a yaşama hakkı bile vermeyen Çin, Arakan'daki Müslümanların göz yaşları, Gazze'de ölen minnacık bedenler. Dünya adaletsizlik ve zulumle doldu. Neden kimse ses çıkarmıyor. Ünlü kızın biri çıkmış reklama sokaklarda özgür dolaşacağız diyor. Daha ne istiyorsun kızım. Erkeklerin kadınları taciz etme hakkı olmadığı gibi kadınların da erkeklerin sabrını zorlamaya hakkı yok. Dekolte ve aşırı makyaj sadece erkeklerin değil kadınların bile dikkatini çekiyor. Babasına saygısız, kocasına minnet etmeyen böyle kızlar ve kadınlar mı istiyorsunuz?Dünya ikiyüzlü. Ortadoğu kan gölüne döndü hiç kimsenin umru değil. Biz Suriye olsaydık ve elalemin tek düşüncesi anı yaşamak, tatile çıkmak gibi hevesler olsa üzülmezmiydik. Kadınlar emanettir ve çok değerlidir ama bugünkü çoğu gösteri ve slogan oldukça yapay. Kocan sana karışamaz boşan diye akıl verenler o küçük çocukların psikolojilerini düşünmüyor. Çünkü aslında kadın falan umurlarında değil onlar kapitalizmin uşakları. Onlara göre bir kadına sevgi göstermek tek taştan geçiyor.
  • Kozmoz EvrenKozmoz Evren7 ay önce
    Abdurrahman Dilipak, fahişelik ve jigololuk olgularını besleyen etkenleri dile getirmeden yüzeysel ve tek yanlı olarak yalnızca fahişeleri eleştiriyor. Dilipak hem fahişeliğin hem de jigololuğun nasıl ortaya çıktıklarını ve onları besleyen kaynakları yansız bilimsel bir bakış açısıyla incelemeliydi. Bunu yapmadığı için bu yazı eksik ve topluma bu konuda doğru bilgi vermekten uzaktır.
  • NumanNuman7 ay önce
    Sayın Dilipak in kalemine sağlık. Gerçekleri çok güzel ifade etmiş.
  • şenay doğan şenay doğan 7 ay önce
    malkoç bilmiyoruz allah teala neye hükmedecek allah katında ya rabbi ben artık nefsimin saçmalıklarına dayanamıyorum gördüm ki hükmedenlerin en hayırlısıymışsın kapına geldim bana sahip çık demek gibi bir ihtimal de var allah katında allaha emanet ol
  • Ahmet YıldırımAhmet Yıldırım7 ay önce
    Abdurrahman bey yazılarınızı mümkün mertebe takip ediyorum, acaba AKP ve Başkanımızın (RTE) EYT hakkında dediklerini duydunuzmu, duymadığınızı sanmıyorum. Bu konu hakkında ne diyorsunuz? Lütfen bu konuyu yazarmısınız, kendi fikrinizide yazın.
  • çapanoğlu çapanoğlu 7 ay önce
    Vicdan Hareketi diye bir eylem vardi bugun istanbul da...Burada yorumlariyla ahkam kesen kadin erkek kaçımızın haberi vardi. Sadece merak ettim...
  • ugurugur7 ay önce
    İnsan olan önce kendi iffetine bakar, kendi gibi olmayan insanlara saygı gösterir. Fahişeye ettiğiniz laf kadar bunların müşterilerine laf etmezseniz niyetiniz halis olmaz. Fahişeliği fahişeleri ezerek değil, evde çocuğu beklerken fahişelere gidenleri ayıplayarak, dışlayarak bitirebilirsiniz. Fahişelik hizmeti alan bu ahlaksızlar siyasetin, ekonominin, ticaretin köşe başlarını tutmuş bu ülkenin asıl kaymağını yiyen kalbur üstü insanlarıdır ki bunlar hepimizin arasında yaşıyor. Ertesi günü maceralarını utanmadan da anlatıyorlardır. Kadınlarımızı lütfen rahat bırakın. Erkekler önce kendi evimizin önünü süpürmeliyiz
  • ali gercekali gercek7 ay önce
    zaman içersinde feministler sahiplendi der yazar. Kul hakkı yemekten kacınan müslüman iş adamlarımız sahiplenseydi keske dıyemez yazar. EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLARın kul hakkını ödeyin diye yazamaz yazar. Yazar ne yazar. kimin kayığındaysa onun için yazar. teşekkürler çakma yazar. ama senin hesaplarını bu dünyada olmasada ahirette Allah bozar.SELAM VE DUA İLE.
  • uzman analistuzman analist7 ay önce
    hocam piyasalar büyük çöküşte.**borsaya bi bakın nasıl yansıyo.yok böle çöküş...eksi eflasyon sistemi * masaya vurup dolar düşürmece * milyonlarca kişiye hemen iş **sistemi piyasalar inanmadı ..en kolay yansıma borsadan başlar..büyük çöküş..ve en trajikomiği kamular öncü**..muhalefete gerek kalmadı yeni ekonomi ve enerji bakanlığı akp yi bitirdi..sayın babacan ve gülün zirvesi yakın..seçime bu ekonomi mantığığla giren akp nin hiç şansı kalmadı..% 28 lerde deniyor..akp nin .akp ülke ekonomisiyle beraber kendinide çökertti...hemde içerden..çok sağlam giden herişey bi enerji zammıyla son buldu...hala farkında değiller..hala denge falan diyorlar düzelttik diyolar..borsada cevap veriyor en kestirme en kısa...çöküşşş..hocam güven çok önemli güven..son zamanlarda sudan şeyler yazıyorsunuz hocam ..hiç ekonomiye dokunmuyorsunuz ..çöken ...
  • Malkoç Malkoç 7 ay önce
    BAŞÖRTÜSÜNÜ KAZANDIK, TESETTÜRÜKAYBETTİK....Borsanovaçiftetellisigibibi şey oldu... Saçının teli yok ama gerikalan heryeriortada....Herşey lafta kaldı,en başta AHLAK.....HASAR BÜYÜK, KAYBETTİĞİNİZ ALLAHINIZ..... ŞİMDİ KİME GİDECEKSİNİZ...
  • MehemmetMehemmet7 ay önce
    Kafasız beyinsiz arkası önü sağı solu boyu eni hiçbir yanı belli olmayan anaların babalarının birdaha meydana getiremeyecegi doguramayacagi çaresiz kalıp bu nebicim mahlukmus, Allah'ım sana havale ediyorum detirten,bu neidugu belirsiz soysuzlar. Ulan siz bu Aziz milletten, Aziz vatanimizdan ne istiyorsun. Kafasizlar, midesizler topluluğu. Sizi Cenaballah a havale ediyorum. bu topluluk sol demiş, çağdaş cilar demiş, dernek, parti gibi kulübü adı altında yuvalanmış naletlerdir. Allah'ım sana sığınırım. AMİN AMİN AMİN.
  • AliAli7 ay önce
    2.Dünya savaşında çok erkek öldü ve çok kadın ve çocuk mağdur oldu. İslam bu durumlarda kadınların ortada kalmasını istemez. Ayrıca adaletli olmak açısından 1 tane eş alın der. Eğer Allah bir sürü yasak koysaydı gözlemlediğim kimse cennete giremezmiş Allah'ın korudukları dışında. O kadar mübah var gene de haram olana takılıp kalıyor insanoğlu. Lütfen artık İslam sadece 4 kadın almak ile sınırlandırmayın. İslamiyet mükemmel bir sistemdir. İnsanların birlik ve beraberlik içerisinde yaşamasını ister. Zekat örneğin zengin ile fakir arasında bağ kurar. Kurbanda garibanın boğazına et girer. Her öğün et yiyenler o günü vahşet olarak nitelendirdi. Oysa ki putperestler baal için insan kurban ederlerdi bilmezler. Evet ben de kabul ediyorum müslümanlara bakınca ortada iyi bir görüntü yok ama bu insanların suçu. Zaten Allah adeleti gereği çalışanlara kafir de olsa başarı veriyor bu dünyada. İslamı ön yargısız olarak araştırın ve o günün toplum yapısını da göz önünde bulundurun. Selamlar.
  • ZehraZehra7 ay önce
    Vücudumuz bize ait değil arkadaşlar ben ister biriyle birlikte olurum ister bu olaydan meydana gelen çocuğu aldırırım. Yani kulağa çok vahşi geliyor. O zaman dizilerdekiler doğru mu yapıyor aşık olduk aldattık. Yapmayın hepimiz kadına değer veriyoruz ama böyle düşmanca tavır içerisinde olursak daha çok kadın cinayetleri olur. Merhamet etmeyene merhamet edilmez. Annelik koşulsuz sevgi demektir ama kızlarımız bu anlayışla merhametsiz bencil bireyler olur çıkarlar. Televizyon hep kötülüğü aşılıyor. İstediğimiz gibi yaşar ve burnumuzun dikine gidersek evrende kaos olur.
  • MehmetMehmet7 ay önce
    Deccal çıkınca kadınlar arkasına katılacakmış anladım ben artık neden olduğunu.
  • AhmetAhmet7 ay önce
    İstediğiniz gibi yaşıyonuz daha ne istiyonuz
  • Hoşgörü diye tutturanlaraHoşgörü diye tutturanlara7 ay önce
    Bazıları bu ne hoşgörüsüzlük demiş. Hoşgörüsüzlük yok kardeşim bu ülkede. Herkes istediği gibi yaşıyor. Amerika oldu zaten sayemizde ülkemiz. Nikahsız birliktelikler vs. toplum artık karışmıyor. Yine de dindar insanların yorumlarına bile katlanamayan sizlersiniz. Birinin eşi yürüyüşe katılmış o yüzden yazar da bilmem ne çocuğuymuş. Biz sana karını mı sorduk. Ne diye üstüne alınıyorsun. Nerde burda hoşgörü. Kimse kusuruma bakmasın ama sürekli dar kafalısın diyen geniş kafalılar da aynı. Ellerine fırsat geçse bir kaşık suda boğacaklar. Tesettürü sevmeme sebepleri de İslam düşmanlığı. Maaş alabilmek için patronuna saygı gösteriyorsun ya asıl Allah'a saygı duymak zorundasın. Sen bir kulsun emirleri irdelemek hakkına sahip değilsin. İnanmıyorum diyorsanız da o zaman ben de hoşgörü diyorum...
  • M TM T7 ay önce
    Doğrular söylenince neden se bazıları yazı uzun diye okumadan sallamışlar. Yuvaları yıkan yasalar sonucu annesiz babasız kalan yavrulardan ne isterler anlayamadım.Bu yasaları çok isteyenlerin Allah başına bu yasaları musallat etsinde görsünler Hanyayı Konyayı inşallah
  • ObjektifObjektif7 ay önce
    Sayın Dilipak, "Avrupa Birliği istedi, zina yasağını kaldırdık" cümlesi ile ilgili de bir yazı bekliyoruz.
  • ZeynepZeynep7 ay önce
    Sloganlardaki kinayeyi anlamak zor tabi. Değer yargılarını baskı amaçlı kullanan kafa yapısı hep var ama bunu görmek belli ki size zor. Her konuda ahkam kesmeyin ve kim doğru yolda diye samimi düşünün Abdurrahman Bey. İyi gelir.
  • Çapanoğlu Çapanoğlu 7 ay önce
    Hakci hakyemez rumuzlu arkadaş...Öküz altinda buzagi aramayin sn Dilipak sizin akıl ve hafsalanizin almayacagi konularda yazi yazmaz. Oinsanlarin ve vatandasin anlayacağı sekilde vekonularda yazar. Tavsiyem Alper taşokuman... Birde arka ayaginla kulak kasimayi birak ta akıl ve cicdaninla oku bu yazisini sn Dilipakin ve mustefit ol...
  • BilalBilal7 ay önce
    Çocuk yapsak ne olacak sn. Dilipak? Bu seferde yapacağınız çocuk ABDnin ya ucuz askerleri olacak ya da vahşi kapitalizm AVM ve işyerlerinde müşteri çekmek için yarı çıplak duracak kızlarımız. Başka seçenek yok, okutsan bu dünya para lazım hadi okuttun yine iş yok. 3 kuruşa köle gibi çalıştırıyor her yer. Tüm Müslümanlar artık uyanmali ve ABDnin kulu kölesi kuklası olmuş yöneticilerimizi tekme tokat meclisten almalıyız. Ya İslam ya da aha da zillet.
  • Halil KorkmazHalil Korkmaz7 ay önce
    Çocukluğundan beri tüm vakit namazlarını camide kılan, tüm ibadetlerini yerine getiren biri olduğum ve böyle bir aileden geldiğim halde, mütedeyyin insanların zalimlikte, hırsızlık, yolsuzluk, kanun yasa tanımazlıkta Atatürkçülerden geri kalmadığına şahit olmamla artık Kemalistlere ne kadar uzaksam alnı secdeye değenlere de o kadar uzağım ve onların cehaletinden, şerrinden Allah’a sığınıyorum.
  • Sami ÖzSami Öz7 ay önce
    Faşizmin çizmelerinin altından, kadınlara dönük bir nefret yazısı, hem de kadınlar gününde. Dindarların beyni neden bu kadar kötü düşünceler üretiyor, neden hep küfür hakaret çıkıyor ağızlarından? Neden böyle bir günde kadınlar için fahişelik dışında bir niteleme üretemiyorlar? Namusun kadınlar üzerinde bir baskıya dönüşmesini eleştiren kadınları fahişelikle suçlamak nasıl kara bir zihniyetin ürünüdür. Büyük bir kalabalık içinde seks işçileri de pankart açmış olabilir. Neden bu hoşgörüsüzlük? Fahişelik konusuna gelince bedenini erkeklere satmak, kalemini iktidara satmaktan daha onurlu bir hareket gibi geliyor bana.
  • Tuncay Adıgüzel Tuncay Adıgüzel 7 ay önce
    Benim eşim de katılıyor bu yürüyüşe ama benim eşim iffeti ve fahişelikten yana değil ama sende böyle bir düşünce var ki fahişenin ürünü olduğunu düşünüyorum böyle arsızca saldırmanıda yobazlığına bağlıyorum ki ülkesini radikal yobazdan birisin sen...
  • HiraHira7 ay önce
    Cumhuriyet Gazetesi de Dilipak kadınlara saldırdı diye yazmış. Onlara göre gaylik, fahişelik normallik hatta özgürlük demek zaten. AKP din düşmanlarına gereken cevabı vermiyor. Gerek feminizmi destekleyerek, gerek laikliği savunarak zaten seçimde AKP kazansada işin özünde CHP kazanıyor. Solcular çok kızıyorlar ama gayet özgür yaşıyorlar ülkemizde. Üniversite yıllarımda bir hocam sürekli eşcinselliği savunur ve öğrencilerine empoze ederdi. Arkadaş gene müslümanlar garip bu ülkede. Allah'ın yarattığını bozmak için her şeyi yapıyorlar. Estetik mesela sağlıklı yaşam adı altında çıkıyor. Yahu dudak şişirtmenin ya da yüz germenin neresi sağlık. Arkadaşlar İslam düşmanları boş durmuyor. CHP seçim kazanmazsa da kafa yapısı topluma enjekte oluyor. Samimi inananların endişesi bu yönde olmalı. Allah koca bir kavmi helak etti eşcinsellik konusunda. Bu işler şaka değil yediklerinize dikkat edin. Din düşmanlarını da boş verin. Size gerici desinler boş verin. Şeytan ve kafirler dünya zenginini değil imanlı olan insanları kıskanır neden çünkü dünya dediğin bir andır ahirete göre...
  • Mehmet AliMehmet Ali7 ay önce
    Kadınlara anayasa ile hakları verilince Aileler yıkılıyorsa, zaten o aile en başından yanlış kurulmuş demektir.
  • osmanosman7 ay önce
    Ne hayvanat adamsın sen yahu??
  • İslam ve Kapitalizmİslam ve Kapitalizm7 ay önce
    Efendim: Madem kapitalizmin kadına bakış açısını yazmışsınız.İslam'da erkeğe dördü nikahlı olmak üzere, sınırsız cariye kadın hakkı verilmesini de yazsaydınız.
  • Hakk yolunda hakyemezHakk yolunda hakyemez7 ay önce
    Sayın DILIPAK, kapitalist sistemin adaletsizliğinden dem vururuz.... Koçlar, Sabancılar on yıllardır sanayi sektöründeler.. Ama, bu sene Türkiyeli milyarderler sıralamasında bunları geride bırakan yenileri ortaya çıktı.... Bir gazeteci olarak 'bunların bu kadar kısa sürede zenginleşmesinin sırrı nedir ?' Diye sorma ve irdeleme niye yok ?
  • Mazlumun Hak Hukuk Kavgası ve Fahişelik Mazlumun Hak Hukuk Kavgası ve Fahişelik 7 ay önce
    Sayın Dilipak: En düşük işçi emekli aylığı 2200 lira iken, 2008’de çıkarılan “SGK reformu”yla, nasıl 850 lira düşürüldüğünü yazacaksınız sanmıştım, yine tarafınızı belli etmiş ve mazlumun hak hukuk armasını “fahişelik” olarak yorumlamışsınız.
  • sahravansahravan7 ay önce
    Abdurrahman hocam durum tesbiti yapmış. Lilith'in sürtükleri denilen bu insansı gübrelere ahlak dersi vermek gibi bir gayesi yok. Sadece "kendi foseptik çukurunuzda dilediğiniz gibi yaşayın ama kendinizi sağa sola "SIÇ"ratmayın demek istemiş. El-Hak Doğru demiş.
  • Niyazi BalNiyazi Bal7 ay önce
    Harika bir yazı olmuş. Selamlar
  • n.trn.tr7 ay önce
    Mis gibi yazı olmuş. Nesine hiddet göstermişler anlamadım. Belli ki okumamışlar. İki satır ayıklayıp saldırmışlar.
  • OsmanlıOsmanlı7 ay önce
    doğrusun
  • MehmetMehmet7 ay önce
    Bugün ülkemizde uygulanan,faizci ratiyeci, soygun, ahlaksız düzen, aileyide,ekonomiyi de, sosyal barışı da planlı bir şekilde yok ediyor. Tesbitler doğru ancak yetersiz.
  • Mehmet ayMehmet ay7 ay önce
    Haci, suriye savasina ilk odunuatan turkiye oldu, Sam da namaz kilacaktik, öso ve digerlerini sinirimizda ayran lahmacunlar yedirerek gectiler. Orada ölen müslümanlarin ahi var bizde
  • İLBEYHAN İLBEYHAN 7 ay önce
    5 Nisan 1946'da Missouri Zırhlısı İstanbul'a geldi Türkiye Amerika oltasında balık oldu.Cami mahyalarına ‘Well Come Missouri' yazıldı.Türkiye'nin her yerinden Amerikan askerini mutlu edecek genelev kadınları getirildi.O gün bugün Washington bu ülkede istediği her şeyi yaptı. Türkiye 73 yıldır bu oltadan kurtulamıyor.... Gün bu gündür,VURUNTÜRKMİLLETİ , NAMUS GÜNÜDÜR.... 1 MARTTESKERESİNİNREDDİ ,AMERİKANINÇÖKÜŞÜNÜ 50YILÖNE ÇEKTİ..... CUMHURİYETİN, MİLLETİNMECLİSİ SENBİN YAŞA.... HAYDİ BİR DAHA.....
  • Kocasolak Kocasolak 7 ay önce
    Allzh razı olsun hocam. İşçi hakları bir de Zeytinburnu bodrumlarında çalışan işçilere gelse. 2019 yılında çalışma saatinin, standart ücretin, maaş bordrosunun OLMADIĞI bir kömürlük ve sığınak. Sağlık koşulları farelere dahi reva görülmeyen bir ortamda günde kaç saat? Devlet oy istiyor, beka sorunumuz var diyor. Bu insanların bekası yok, sen OLMAYAN bir şey için benden oy istiyorsun. Haaaaa!!!!Eveeet, sizin LÜKSÜNÜZÜN bekası için!!!!!
  • MaraşlıMaraşlı7 ay önce
    Ve sonuç Allah cc gazabını artırarak bela ve musibetlere düçar olmak. Allahım içimizdeki beyinsizler yüzünden bize acı ve keder verme. amin.
  • AhmedAhmed7 ay önce
    Allah razı olsun. Cesaretle birçok önemli konuya değinmişsiniz
  • HiraHira7 ay önce
    Size katılıyorum sayın yazar. Fabrikalarda diri diri yakılan kadınlar ne acı. 2. Dünya savaşından sonra erkeklerin ölmesiyle kadınlar mecburen çalışmak zorunda kalmışlar. Sonra kapitalistler kadının hem daha ucuza çalıştığını görmüş hem de daha sistemetik ve itaatkar olduğunu. Ama o zamanın kadını bile bunu geçici bir durum olarak görmüş çünkü evinden yuvasından ayrılmak istemiyormuş. Günümüz genç kızları elidor reklamına bakıp, mtv den Selena Gomez dinleyip hayatın toz pembe tarafını görüyor. Oysa çoğu ünlü bile ruhsal bunalımda uyuşturucu fuhuş batağında haberi yok. Televizyon maalesef gençlere görünen buz dağının ucunu gösteriyor. Kadın erkek bu zorlu hayat yolunda birbirine yardımcı iki arkadaş iken birbiriyle yarışan iki rakibe dönüştürüldü. Bunda çocukları sürekli sınavlarda sıralayan eğitim sisteminin katkısı büyük. Kadının çalışması normal gibi gözüksede hem evlilikler hem çocuklar heba oldu maalesef. Kadın yabancı erkeklerin yanında bakımlı, patronuna karşı itaatkar evde hırçın doğal olarak. Çünkü fiziksel olarak güçsüz ve dış şartlar ve stres çok değer verdiği güzelliği de elinden alıyor. Sonra kozmetik, alışveriş, bakıcı parası... Aslında çalışan kadının çoğunun maaşı gene heba oluyor. Oysa evinde yemek yapsa ekonomiye katkı, temizlik yapar katkı, çocuklarını büyütür katkı, annelerimiz gün yapardı para biriktirirdi, kadınlar sosyal olarak da toplumu bir arada tutar şimdi çalışan kadın eve misafir istemiyor. Gene isteyen çalışsın tabi ama çalışmayan annelerimizi ve kadınları asalak olarak gören insanlara acıyorum. Benim canım babaannemin elleri hep bir şeyler üretir. Ekmeğini yapar, salçasını, tarhanasını, makarnasını vs. yapar. Elbisesini yamar, çiçek yetiştirir. Benim gözünde o 10 numara kadındır. Eli ojeli iki yumurta kıramamakla övünenlerden değildir ama iddia ediyorum birgün eli üretken, kanaatkar, ağzı dualı eski kadınları özleyeceksiniz.
  • FerhatFerhat7 ay önce
    Abdurrahman hocam cuma niz mübarek olsun. Aile yapimizi ve gelecek nesillerimizi tehdit eden bu mevzulari sürekli gündeminizde tuttugunuz icin sizden Allah razi olsun, zira bu bahs etmis oldugunuz konular patlican ve biber den daha mühim. Malesef dünyamizi ve Türkiye mizi yöneten masonik derin gücler toplumun mukaddesi olan cekirdek aile yapisini avrupada hayata gecirmis olduklari plan ve projeler gibi tahrib etmek istiyorlar. Toplumun ahlaki yapisini ve inancini kirmak icinde kadin ve cocuklarimizi kullaniyorlar ve bundada malesef basarili oluyorlar. Avrupada bu iblisin veletlerinin projeleri yillar önce uygulamay konuldu ve büyük oranda basariya ulasildi. Kadinlar günü ile ilgili sunu belirtmek istiyorum. Kadinlar günü elbette cok mühim, fakat bu kadinlar günü masonik ve Allah düsmanlarinin organize ettigi gündemi olmali? Hayir bence kadinlarimizin ve analarimizin günü aksine Hz. Fatima ve Hz. Aisa validemizi referenscalarak kutlanmali, zira bizim bacilarimiz ve analarimiz ahlaki olarak bu zaatlari örnek almali ve hayatlarini bu idealler digrultusunda sekillendirmelilier. Aksi taktirde iblisin veletlerinin ideolojileri dogrultusunda organize edilen bir kadinlar ve anneler gününun ahlaksizlogin ve bencilligin benimsenmesi kacinilmaz ve bununda aile ve sisyal hayatimizda erozyon yaratmasi kacinilmaz olacaktir. Burda medya ve stk lara büyük görev düsmekte, zira bizim gibi düsünen mümin kardeslerimiz muhakkak stk semsiyesi altinda örgütlenip toplumumuzu yaradilis gayemiz dogrultusunda bilinclendirmemiz gerek. Hocam mesela siz ilk adimi atip Hz. Fatima anamizi referens alarak özel bir günü manevi duygular dogrultusunda kutlayabilirsiniz. Malesef maonik iblisin veletleri dünyamizi ve ülkemizi vesayeti altina almis ve bunlarin irade dogrultusunda yönetilmekteyiz, zira bütün alanlarda tanzimat döneminden günümüze kadar yavas yavas kusatilip degerlerimizin ve mukaddesatimizin ici bosaltilmakta. Günümüzdeki onaylanan Ab reformlari projeleride gecmiste yapilan tanzatlar ve inkilaplar gibi ayni masonik derin gücler tarafindan tertiplenmekte. Tanzimat döneminde osmanli bankasini kuran ve günümüzde bu bankanin devami olan meerkez bankasi hep ayni masonik siyonist güclerin vesayeti altinda bulunmakta. Bu iblisin veletleri Avruoada bu günlerde "uni sex" tuvaletleri gündemlerinde tutmaktalar, yani cinsiyetsiz bir tuvaletten bahs etmekteler, erkeklerin ve kadinlarin ayni lavoboyu kullanabilecegi ortam mesrulastirmak istiyorlar. AB yasalarina baglilik ve Avrupa konseyinin belirledigi temel haklarina baglilik avrupada ve türkiye de tek medeniyetten, tek kültürden, cinsiyetsiz bir toplumun, dinsiz bir toplumun, sinirlarin kaldirilarak tek merkezden yani iblisin veletlerinin belirledigi norm ve yasalar ile yönetilme gayesine dayanmakta.
  • İSMAİL AYDEMİRİSMAİL AYDEMİR7 ay önce
    MAŞAALLAH...
  • Biz Biz 7 ay önce
    S.Aleyküm. İslam kadına en büyük itibar sevgi ve saygıyı varmıştır.kadin ve işi birbirini tamamlayan çocuklarda neslin devamını sağlayan yani aile yüce bir kurumdur.ALLAH cç.bizi imtihan için yarattı bununkurallarını da Kur-an ı kerim ve sünnet yoluyla insanlara açıklanmıştır.S.ALEYKUM. Saygılarımla...
  • İ imatİ imat7 ay önce
    Allah razı olsun...Selam ve dua ile
  • KOCATEPEKOCATEPE7 ay önce
    "Ey iman edenler! Kadınlara zorla vâris olmanız size helâl değildir.Apaçık bir edepsizlik yapmadıkça, onlara verdiğinizin bir kısmını ele geçirmek için -evlenme ve boşanma konusunda- engel çıkarmayın.Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız, Allah’ın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış olabilirsiniz.(Nisa Suresi, âyet:19)" EY MÜSLÜMAN KADIN HER AN KADINLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN
  • Rumeysa Akkılıç Rumeysa Akkılıç 7 ay önce
    SUÇ/SUÇLU ARAMAK YERİNE EKSİKLERİMİZİ TESBİT EDEBİLMELİYİZ.!! Dejenere edilmiş gelenekler, cehalet, din-dar-lıktaki yozlaşma, ülkedeki sosyo-kültürel savrulma, sistemin eğitim ve ekonomide doğurduğu eşitsizlik, dünyanın/ülkenin değişen koşullarına karşı, insanların ihtiyacına cevap veremeyen/çözüm sunmayan ve üretmeyen koşullarda! köksüz/bozguncu akımlara uygun zemin ve gerekli malzemeyi verdiğimize dair tesbitlerden hiç bahsedilmiyor... Tek taraflı okumalar, şikayetler derde şifa olmuyor. (İnancın, Toplumun, Devletin verdiği/tanıdığı gücü zorbalık ve suistimal ederek zayıf/güçsüz olanın ezildiği dünya/düzende birilerine malzeme sağladığından sözedilmiyor..!!!
  • nadim hatipoğlunadim hatipoğlu7 ay önce
    ALLAHCC. İYİ BİR KUL OLMAZSAK EMİR VE YASAKLARINA UYMAZSAK ALLAHRESULÜNE İYİ BİR ÜMMET OLMAZSAK HELAL YEMEZSEK DOĞRU OLMAZSAK ÇOK ÇALIŞMAZSAK HER FERT OLARAK ADALETTEN UZAKLAŞIRSAK HER ŞEYDEN EVVEL NE OLDUĞUMUZA KARAR VERMEZSEK BUNDAN BAŞKA BİR DURUM ORTAYA ÇIKMAZ ELİN KAFİRİ GELİR İÇİNİDE KARIŞTIRIR SENİDE EZER BENİDE EZER ADAMLAR KARAR VERMİŞ DÜNYALIĞA ÇALIŞIYOR VE BAŞARILI OLUYOR ALLAHCC BİZLERE ÖYLE BÜYÜK BİR NİMET VERMİŞKİ İMAN NİMETİ AĞZIMIZA YÜZÜMÜZE BULAŞTIRIYORUZ. KABAHAT NEFSİMDE DEMEDİKÇE BİZLER MÜMKÜN DEĞİL BAŞARILI OLAMAYIZ VAY NEFSİM VAY.HAYIRLI CUMALAR.
  • Bülent ŞENBülent ŞEN7 ay önce
    Süper her cümlenin altına imzamı atarım
  • YakupYakup7 ay önce
    "Vicdan Hareketi”ne destek vermek için, “Savaşların da bir hukuku olsun” diye, dostluğumuz belli olsun diye Allah’ın rızası o yöndedir diye, kadınlar ve çocuklar için, 8 Mart’ta Sultanahmet’teyiz inşallah!. Eyvallah Abdurahman ağabey yalnız keşke aynı gün ve saatte İSKİ'nin İnsan kaynaklarının organize ettiği "Zeynep Başkan Konseri" organizesi nezaket gereği dahi olsa yapılmasaydı; başka bir gün yada saatte yapılsaydı, kurumda çalışan bayanlar Vicdan hareketinekatıla bilmeleri içindaha özgür bir ortam oluşturulsaydı; ben artık anlayamıyorum her meseledenereden nerelere savrulduk, çok yazık.... Kurumda çalgı çengi meydanda haykırışlar ve hesap, hak arayan güzel insanlar....
  • AkınAkın7 ay önce
    Dindar insanlara imrenirdim, örnek almaya çalışır çocuklarımı öyle yetiştirmeyi hayal ederdim, ama son 6-7 yıldır Allah'ın verdiği aklı kullanıp iyice bir analiz yapıyorum din temiz ama insanlar dini sadece çıkarları için kullandığını görüp dili ve şekli Allah diyenlerden uzaklaşmaya başladım, çıkar makam dünya nimetleri onları insanlıktan çıkarmış elindeki haksız elde ettiği dünyalıkları kaybetmemek için kardeşini bile hain terörist dinsiz yapabiliyor kendinden düşüncesinden farklı düşüneni acımasızca Allah'ın izin vermediği şekilde cezalandırabiliyor, yalan söyleyebiliyor iftira atabiliyor bir yıl önce söylediğinin tam tersini söyleyebiliyor Allah adına şirk koşup ortaçağ papazları gibi cennet vadediyor milyonlarca Müslüman bunu bildiği halde gık çıkaramıyor onun şirkine ortak olabiliyor , başörtüsü ve dini değerler bunlar için dünya nimetlerine ulaşmak için bir araç haline gelmiş malesef başkasını ülkesinde ki bir haksızlığa gür ses veren yığınlar kendi başörtülü evlatlarını terörist ilan edip onursuzlaştırıyor, müslümanım diyen milyonlar bir kişiye ikbalini dayamış adalet hukuk gibi insani değerleri askıya almış, kitabınız size demiyormu yaptığınızı görmeden can veremessiniz diye size şu üç günlük dünyada iyi keyifler ,dünyevi adalet hukuk ve en son ilahi adalet zilinize basıp müsaitmisiniz diye sormayacak bile zil sesi bile duymadan Bir bakmışınız karşınızda
  • ORHAN İNANORHAN İNAN7 ay önce
    BU GÜN YAZDIKLARINIZDAN DA ANLAŞILDIĞI GİBİ,MÜSLÜMAN KATILIMCI,MÜCADELECİ VE AZİMLİ OLACAK.YOKSA KÜFÜR DALGA DALGA ÜZERLERİNE ,BÜTÜN ZALİMLİĞİ İE ,GELECEK.ONLARA ŞİDDETLİ ZİLLETİ YAŞATACAK.MÜSLÜMAN İYİYİ KÖTÜDEN AYIRACAK VE HEP İYİNİN DOĞRUNUN YANINDA ,KORKMADAN ÜRKMEDEN DURACAK.TARAF OLACAK VE ONA SAHİP ÇIKACAK.BİR GÜN ÖYLE BİR GÜN BÖYLE KIYIDAN KÖŞEDEN FİKİR BEYAN ETMEYECEK. SÖZLERİ ANLAŞILIR VE UYARICI OLACAK.YANDAŞINA KAHIR İLE MUAMELE ETMEYECEK. UYARICI AMA KÜSTÜRÜCÜ ÜSLUP KULLANMAYACAK.DÜNKÜ YAZINIZ BİR FACİA İDİ..SANKİ BİR BAŞKA DİLİPAK ORTAYA ÇIKMIŞ,ÖFKE İLE KONUŞUYORDU.İNŞALLAH BİR DAHA BÖYLE BİR YAZI OKUMAYIZ.BİR DE YANLIŞ OLAN FİİL VARSA,O ÇOK AÇIK OLARAK VE MÜSEBBİPLERİ İLE BİRLİKTE YAZILMALI.TOPYEKÜN ,GÖZÜ KAPATIP HABİRE GENELLEME YAPILMAMALI.KAFİRİN ZULMÜNÜN ,BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN ÜZERİNE ,HİÇBİR AYRIM YAPMADAN KARABASAN GİBİ ÇÖKECEĞİNİ HİÇ HATIRDAN ÇIKARMAMALI.SİZLER MÜSLÜMANLARIN DİKKATLE TAKİP ETTİĞİ BİRİSİNİZ.BU SEBEPLE KIYMETLİSİNİZ VE BUNU O İNSANLARIN NEZDİNDE DEVAM ETTİRMEK MECBURİYETİNDESİNİZ.ELİNİZE SAĞLIK.YAZI GÜZEL OLMUŞ.
  • MeryemMeryem7 ay önce
    Bizim televizyon dizileri çok bozuk. Aile, evlilik, kadın-erkek ilişkieri bağlamında gençlere olumsuz örnek olmakta. Bu dizilere dur! deme vakti gelmedi mi?
  • şenay doğanşenay doğan7 ay önce
    dün misafirim vardı birşeylerden konu açıldı benim elimde malzeme çok iki çift laf de ben edeyim istedim konuşamadım dosya silinmiş geriye hiç bir hatıra kalmamış kendimi zorladım belki birşeyler bulurum diye nafile elimde bir tek malzeme kalmış acaba allah ve rasulu ve kuranı kerim bu olaya nasıl bakıyor ve nasıl bir tavır alacaklar gayba ait elimde olmayan bir veri sadece sustum ve dinledim allah muhammed sav furkan islam hiç bir mahlukun varlığının alamayacağı kuşatamayacağı bir mucize allaha emanet olun
  • ayşe gülayşe gül7 ay önce
    instagrama bakıyor musunuz bilmem? normal anadolu insanı diye tabir edeceğimiz kesimlerin aile yaşantıları meydan da. her şeyleri teşhir. tv. de gelin progrmını gördünüz mü? gerdeğe girdikleri yatak odası teşhire açılmış milyonlara. ben gelecek nesillerden umutsuzum. edep haya kalmamış, ben hep diyorum burada; ben açığım ama kalbim tesettürlü, edep herkese lazım. işin acı tarafı bu saydığım örneklerin en büyük destekçileri kadınların eşleri ve aile büyükleri.
  • şenay doğan şenay doğan 7 ay önce
    mazlumlara sahip çıkmak bir fazilettir elbette ama mzlumlar için kim ne yaparsa yapsın onların yarasını sarmaya kadir olamaz onlara muhakkak allahu tealanın habibullahın ve kitabullahın sahip çıkması lazım işkence gördüğüm dönemde allahım benim yaşadığımdan daha ağırını bir tek ebu garip yaşadı diyordum belki söylediğim doğruydu belki ben abartıyordum oarısını allah bilir elbette işkenceme her kesim bir bahane ile dahil de olmuştu
  • BirolBirol7 ay önce
    Sayın Erhan isimli yorumcu,6284 sayılı kanunu dedem mi çıkardı.Beka sorunu varsa,kim sebebi oldu.Ülkeyi CeHaPe mi yönetiyor.Elbette iktidarlar, elestirilerden nasibini alır.Dünyanın her yerinde bu böyledir.Asıl hainlik, hatalara göz yummak ve yozlaşmanın bir parçası olmaktır.Bu gün dünya yarın ahiret Allah hepimizden hesap soracak.Şüphesiz ki Allah'ın Adaleti mutlaktır.
  • yeneryener7 ay önce
    Arzı mevhud coğrafyası sykos picot ve balfur deklarasyonu kafalılardan hiç birinin pkk pyd deaş dhkpc yi kuran kurduran avrupada barındıran avrupada onlara gazete tv tahsis eden suriye ve ırakta tırlarla kargo uçakları ile silah mühimmat veren ülkelere tek bir yalandanda olsa bir tepki verdigini eleştirdigini protesto ettigini gören duyan varmı. Açıkçası temelden kemalden meralden bu konuda tık yok niye?.
  • ademoğluademoğlu7 ay önce
    Artık sevgilisi olamayan kızlara psikolojisi bozukmu gözüyle bakılır oldu. Yarışmalara eş ile katılmanın yanında 7-8 yıllık sevgilisi ile katılanlar oluyor. Belki bu aralar pek fazla degil ama çoğunluğu da modacı olan dar giyimli aşırı kibar konuşan boynunda ellerinde bol aksesuarı olan erkekler konusu
  • HaLiLHaLiL7 ay önce
    Bir yaraya dokundunuz Abdurrahman bey. Dedemin ve ninemin babaları da Osmanlı zamanında Halep'te mukimdiler. Dedem ve ninem ya da babaları dağılma esnasında, sanırım Türkiye'yi daha güvenli gördüklerinden, Türkiye'ye yerleşmişler. Bizim tapu kayıtlarımız da 100 yıl önce Suriye'de idi. Oradaki akrabalarımızı en iyi bilecek olan dedem ve ninem ve babaları bugün hayatta değiller ama ben Türkiye'de doğup büyüdüğüm halde içimde aynı zamanda kısmen de olsa Haleplilik veya Suriyelilik utkusu hep var oldu. Suriye'nin vatanın bir parçası olarak kalmaması ve getirildiği bugünkü durum bizleri de en çok üzer. Eminim güneydeki illerimizde çok yoğun, kökeni 100 yıl önceye giden Suriye asıllı vatandaşlarımız var ve belki bugün çoğu bundan haberdar bile değiller.
  • AdemAdem7 ay önce
    Allah uzun ömür versin...bu yasayı kim kaldıracaksa oyum ona...
  • ErhanErhan7 ay önce
    Ahlak,aile bozuluyor diyorsun.Yapay zekalar,bilişim teknolojileri insan geleceğini tehdit ediyor diyorsun.Yani hep bir beka sorunundan bahsediyorsun.Ama dün kü yazında da bahsettiğin gibi Akparti ve Erdoğana çakacağın zaman ne beka sorunu kardeşim Allah ne dilerse o olur,bize şer görünende hayır,hayır görünende şer vardır diyorsun.Kafana takma Allahın dediği olur.Şer görünende hayır vardır rahat ol.Hani hayır gibi görünen Erdoğanın şer olduğunu söylüyorsunya şer gibi görünen ibnrlik gaylık da hayırdır.
  • DERDE DEVADERDE DEVA7 ay önce
    Günümüz müslümanları ne kadar gafil, nekadar pasif, nekadar uyuşuk.Halbuki sosyal platformlar biriliktelikler gösteriler, yürüyüşler, müslümanlar için bulunmaz fırsat. asrımızın olmazsa olmazı, cihadın en kolay şekli. Sanırım, sadece ,kalabalık görünmek kavramında takılıp kalmış, hakikatı idrak edememişiz.Oysa, bireysel ibadetten , 27 derece daha değerli olan cemaat kavramının ta kendisi.Etkinliklerin kalabalık olması, veya görünmesi ayrı bir anlam, bir beklenti, ayrı bir neşe sebebi olabilir, ancak, müslümanlar, cemaat olmak kavramının hakiki getirisini bilmiyor veya unutmuş olmalılar.Cem olmak, her şeyden evvel imanın, fiilen isbat edilmesidir.Orada olmak, dahil olmak, biat etmek, hazır olmak, bir nevi CUMA, bir nevi ARAFAT ta olmak gibidir.İlahi rahmetin arttığı alanda bulunmak , manen yıkanmak demektir.Bu ortamlarda, duaların kabul hızı yüksektir.Bireysel kirler çabucak dökülür temizlenir.Oluşan rahmet gölünde, ortaya çıkan ilahi ikram , bireysel noksanlıklara bakılmadan, tamamen eşit dağıtılır.Bireysel olarak ulaşılması zor veya imkansız basamaklara, bu ortamlarda kolayca ulaşılır.Cumalar, kandiller, umreler, haclar hep aynı kavramdandır.İman erbabı , eğer bu ortamlarda elde ettikleri manevi kazancı, mümkün olsa ve gözleriyle görebilselerdi, her tür hallerini bırakıp, katılmakta yarış ederlerdi.Gözlerimizin perdeli olmasından dolayı çok kayıptayız ve bunun bedelini mutlaka ödüyoruzdur fakat fark edemiyoruzdur.Ey şikayetleri bitmeyen kardeşlerim, ümmetin sadece allah rızası için toplandığı yerlere çok rağbet edin.Aynen arafattaki gibi, haccın farzındaki gibi, Orada bir kısa dua edecek kadar durmanız , amin demeniz dahi sizi genel rahmete ortak yapar.Kurtulamadığınız nice dertlerden bu rahmetle kurtulur, kavuşamadığınız nice nimetlere bu rahmetle kısa sürede ulaşırsınız.Allah, şu regaip zamanları hürmetine gözlerinizi açsın, uyuşukluğunuzu gidersin.Birileri çırpınarak ortamları düzenliyor sizleri davet ediyor, ağır yükleri zaten ki götürüyor ve sizleri hazır manevi sofralara davet ediyor.Bu davetlere rağbet etmemek ise , kesinlikle size zarar verir.İzah edilemez ancak verir.Sonuçta samimiyet sınavıdır.Buralara rağbet etmeyenler, daha fazla feragat gerektiren cephelere katiyyen gidemezler.İsteseler de nasip olmaz.Allah hazinelerini ancak müdavim kullarına bahş eder.Hele ki, orada yapılan müşterek dualar amin demek, hele ki, oralarda boş durmayıp, ümmete salat selam ile meşgul olmak ...en büyük haznelerdendir. Bir nevi dünya müslümanlarının yanında olmuş , kıyama kalkanlarla kalkmış , onların dertlerini paylaşmışlar sınıfına girersiniz..Sanırım, sahip olduğumuz iman, islam ve ibadetlerin anlamlarını, hakikatlerini, değerlerini kavrayamıyoruz..Bu uzaktan takip ve gevşeklik ile razı olunacak kullar arasına girmemiz çok muhaldir.Gördüğünüz gibi, memleketin real durumu, bu terakkisiz durumu ispat ediyor.Eğer bilenlerimiz, gafletten silkinmiş olabilselerdi, daha güzel yerlere gelebilir, fetihler yapabilir, işte beceremediniz!dedirtmezdik.Belli ki samimiyet sınavını kazanamadık.İlahi fırsatı algılayamadık.Öncülerin bize öğrettiği, iyi örnek insanlar olamadık.Şİmdi diyrum ki, başkası için, devlet için, parti için, arkadaş için, değil, bizzat kendi nefsinizi temizlemek, rahmetten kana kana içmek, kalbinizi feyz ile takviye etmek için, sadece siz veya sevdiklerinizle gelin. Millete ümmete selam dileyin.Ki mahşer ve ebedi mekanda onların yanında olasınız..Dünyada bir şekil niyet ve fiilleriniz ile buna zahmet etmemiş iseniz, size şahit olacak anlarınız olamaz.Yalancılar ve sahtekarlar sınıfına ayrılırsınız.Ey gevşek uyuşuk tembel uyur gezer kibirli ukela çok konuşan ama faydalı amelleri kıt, gafil kardeşlerim..Uyanın ve uyandırın..bu kadar...

Günün Özeti